1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Cause and Effect

Konusu 'Pratik İngilizce - Practical English' forumundadır ve dderya tarafından 27 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.296
    Beğenileri:
    7.486
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    216 ÇTL
    a. Make

    Sebeb olmak anlamında iki türlü kullanımı vardır:


    1- make + nesne + sıfat

    - Birthdays parties make me happy. (Yaşgünü partileri mutlu olmamı sağlar.)

    That horror film made my little sister frightened. (Korku filmi küçük kardeşimi korkuttu.)


    2- make + nesne + fiil

    - Credits cards make people buy a lot of things. (Kredi kartı insanlara bir çok şey aldırır.)

    - Listen.This joke will make you laugh. (Dinle bak. Bu fıkra seni güldürecek.)


    Cümlenin öznesi bir kişi ise çoğunlukla zorlamak anlamında kullanılır.


    - My father made me clean the car yesterday. (Babam dün bana arabayı temizletti.)





    b. Diğer ifadeler ve kullanımları :

    1- bring about

    - Eating too much usually brings about fatness. (Çok fazla yemek genellikle şişmanlık getirir.)



    2- cause

    - Loud music can cause headache. (Yüksek sesli müzik başağrısına sebep olur.)

    - Having a credit card causes my father to spend more money. (Kredi kartları babama daha çok para harcattırır.)



    3- result in

    - Watching too much TV results in eye problems. (Çok fazla televizyon seyretmek göz problemlerine sebep olur.)



    4- lead to

    - Laziness leads to poverty. (Tembellik yoksulluğa sebep olur.)



    c. make, let and get



    1- make someone do something : Birisini birşeuy yapmak için zorlamak.

    - My father makes me wash his car sometimes. I hate it. (Babam bazen bana arabasını yıkatır. Bundan nefret ediyorum.)



    2- let someone do something: Birisine bir şey yapması için izin vermek.

    - My father lets me drive his car. Thanks Dad! (Babam arabasını kullanmama izin verir. Teşekkürler baba.)



    3- get someone to do something : Birisini bir şey yapması için ikna etmek.

    - My father got me to see the dentist. It was a good idea. (Babam dişçiye gitmemi sağladı.)
     

Sayfayı Paylaş