1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Cemre Nedir?

Konusu 'Gerekli Bilgiler' forumundadır ve Suskun tarafından 2 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Cemre (Ateş halinde kömürler)

    Şubatın 20’sinde, 27’sinde ve Mart’ın 6’sında takvimlerin kaydettiği üç hava olayı vardır ve buna “cemre” denir. Birincisinin “Hava”ya, ikincisinin “Su”ya, üçüncüsünün de “Toprak”a düştüğü söylenir. Böylece, düştüğü yerleri ısıttığı kabul edilir.

    Cemrenin Tarihçesi

    Cemrenin kelime anlamı 'kor halindeki ateş'tir. İlkbahar başlamadan önce birer hafta aralıklarla havaya, suya ve toprağa düştüğüne ve onları ısıttığına inanılır. Eskiler 365 günlük yılı 'kasım' ve 'hızır' günleri olarak ikiye ayırırlarmış. Kasım(kış) 179, Hızır(yaz) ise 186 günmüş. Yılın kasım kısmı yani kış devresi 8 Kasım’ da başlar, 6 Mayıs’ a kadar sürermiş. 6 Mayıs’ ta da Hıdrellez ile birlikte yaz devresi yani Hızır günleri başlarmış. Kasım ayına kasım dememiz oldukça yenidir. 1945 yılında ilgili kanun yürürlüğe girene kadar, kasım ayma 'teşrinisani' denilirmiş. Kasım, Arapça’ da 'bölen' anlamına gelir. Yılı böldüğü için bu ad verilmiş olabilir.

    Kasımın kırk altısında, kırk gün anlamına gelen 'erbain', seksen altısında da elli gün anlamına gelen 'hamsin' başlar, böylece kışın en soğuk zamanları olan doksan günlük süre geçmiş olurmuş. Kasım günlerinin ortasını geçip yüz gün arkada kalınca halk arasında zorlu kış günlerini arkada bırakmanın bir ifadesi olarak 'Geldik yüze, çıktık düze' denilirmiş.

    Güneş'ten gelen ışınlar önce yeri ısıtırlar, yerden yansıyan ışınlar havayı ısıtırlar. Aksi olsaydı, yükseldikçe, dağların tepesine çıktıkça, Güneş'e yaklaşıldığı için hava gittikçe ısınırdı.

    Meteorolojik olarak ısınma sıralaması toprak - hava- su şeklindedir. Cemre her ne kadar folklorik bir inanış olsa da, cemreler arasındaki günlerde hava sıcaklığında az da olsa düşüşler bazen fırtınalar çıktığı ve kar yağdığı görülse de Marmara Bölgesi'ne ait istatistiklere göre, cemre tarihlerinde yüzde 80'e varan oranda ısınma meydana gelmektedir.


    Cemreler Türk dünyasının kültür ve edebiyatına da konu olmuşlardır. Örneğin, divan şairlerinin cemre zamanlan, baharın yaklaşması dolayısıyla önemli kişiler için yazdıkları övgü şiirlerine 'Cemreviye' denilirmiş.

    Divan Şairlerinden olmasa da Cahit Sıtkı Tarancı’nın Cemre konulu şiiri ise şöyle;
    İlk Cemre

    Kar eriyivermiş, buz kırılmış;
    Kuşlar gibi azadolmuş sular,
    Toprağa düşer düşmez ilk cemre.
    Arzın bağrında bin yol açılmış,
    Aktıkça akmış, şadolmuş sular;
    Dağ başlarından ta denizlere

    Cahit Sıtkı Tarancı
     

Sayfayı Paylaş