1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Çerkes Hasan Vakası

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 23 Temmuz 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Çerkes Hasan Vakası

    Sultan Abdülaziz devrinin son yılları, iç ve dışta bazı karışıklıklarla geçmiştir. Âli Paşa ve Fuad Paşa gibi devlet işlerinde büyük tecrübe sahibi Tanzimat ricâlinin vefatı ve onların yerlerine tayin olunanların aynı seviyede insanlar olmayışı bunun en büyük sebeplerindendir. Dış politikada denge Osmanlı aleyhine tehlikeli bir şekilde bozulmuştur. Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın işbirliği yapmaları yakın gelecekteki en ciddi tehditlerdendir. Ordu ve donanmanın ihtiyaçlarının karşılanması için büyük masraflara girişilmesi ve bazı israflar, hazinenin takatini kesmiştir. Böyle bir dönemde Serasker Hüseyin Avni Paşa, Mithat Paşa, Sadrazam Mütercim Rüşdü Paşa, Harbiye Mektebi Nâzırı Süleyman Paşa, Bahriye Nâzırı Kayserili Ahmet Paşa ve Şeyhülislâm Hayrullah Efendi birlikte hareket ederek, önce medrese öğrencilerine el altından paralar dağıtılarak nümayişler yaptırdılar. Daha sonra Abdülaziz'in üzerine titrediği ve büyük bir güç hâline getirdiği donanmanın zırhlıları, Çırağan Sarayı önüne getirilerek tehditlerin dozu artırıldı. Son olarak da harbiye nâzırı, üç yüz civarındaki harbiye öğrencisi ve kendilerinin padişahı korumak için getirildiklerini zanneden ve Türkçe bilmeyen Arap bölükleri ile Dolmabahçe Sarayı'nı kuşatarak padişahı tahttan indirdi.

    Sultan Abdülaziz'in tahttan indirilişinden on altı, öldürülmesinden on iki gün sonra İstanbul'da büyük bir hâdise yaşandı (15 Haziran 1876). Çerkes İsmail Bey'in oğlu 26 yaşındaki Kurmay Binbaşı Çerkes Hasan Bey, Mithat Paşa'nın Beyazıt'taki konağında toplantı hâlinde bulunan bakanlar kurulu toplantısını sağ elinde tabanca, sol elinde bıçakla bastı. Önce Serasker Hüseyin Avni Paşa'yı kurşunlayıp akabinde bıçakla öldürdü. Kendisine engel olmaya çalışan sadaret yâverini ve bir hizmetkârı öldürüp bahriye nâzırının da ellerini kesti. Bu arada Hâriciye Nâzırı Raşit Paşa da kendisine isabet eden bir kurşun sebebiyle öldü. Askerler tarafından yakalanan Çerkes Hasan, merdivenlerden indirilirken kendisine hakaret eden bahriye yüzbaşılarından birini daha öldürdü. Çerkes Hasan, hâdiseden bir gün sonra -16 Haziran'da- divan-ı harp kararıyla Beyazıt Meydanı'nda asıldı.

    Tarihe Çerkes Hasan Vak'ası olarak geçen bu hâdisenin sebepleri şöyle izah edilmektedir: Çerkes Hasan Bey'in ablası Neş'erek Kadınefendi, Sultan Abdülaziz'in zevcesiydi. Padişahın tahttan indirildiği gün, Dolmabahçe Sarayı'nda büyük bir yağma olmuş, haremdeki kadınların yanlarına herhangi bir mücevher veya kıymetli eşya almalarına müsaade edilmemiş; kadınlar, saraydan çıkarılırlarken üzerleri tekrar aranmıştır. Bu esnada, şal ve örtüsü padişahın gözleri önünde üzerinden alınan Neş'erek Kadınefendi hakarete uğramış ve sonra bir kayığa bindirilerek rüzgâr ve yağmur altında Boğaz'ın karşısına geçirilmiştir. Bu hâdise üzerine hastalanan Neş'erek Kadınefendi, padişahın dramatik bir şekilde vefatı üzerine, 11 Haziran'da ölmüştür.

    Padişahın tahttan indirilmesiyle yakınlarındaki bütün görevliler gibi, Hasan Bey'in de tayini İstanbul dışına –Bağdat- çıkarılmıştı. Ancak o, yaşananlardan sonra Bağdat'a gitmekten vazgeçip hem padişahın hem de hakarete uğrayarak vefat eden ablasının intikamını almak istemiştir. 2. Abdülhamid Han tahta çıktıktan sonra Çerkes Hasan Bey'in mezarını yaptırarak, taşına da "genç yaşında veliyyü'n-nimeti uğrunda fida-yı can etmiş" olduğunu yazdırmıştır. Yakın dönemde yaşadığımız bazı hâdiselerin, bu hâdiseyle benzerliği tarihin nasıl tekerrür ettiğinin bir misâli olarak karşımızda durmakta ve ibret almamızı beklemektedir
     

Sayfayı Paylaş