1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Cezayirli Din Bilgininin Atatürk Sevgisi

Konusu 'Hayatından Kesitler' forumundadır ve wien06 tarafından 17 Haziran 2008 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Cezayir”in fransız işgalinden kurtarılmasında ve bağımsızlığını kazanmasında büyük rol oynayan Cezayirli din bilginlerinden Abdulhamit Bin Badis”in..

    Mustafa Kemal Atatürk”ün 10 kasım 1938″de ölümü üzerine kaleme aldığı yazı Cezayir askeri ataşeliğinden alınmıştır.





    MERHUM MUSTAFA KEMAL

    Muhtelif dönemlerde gelip, tarihin akımını değiştiren, yeni bir oluşumu gerçekleştiren, doğunun en bariz zeki şahsiyetlerinden, çağdaş tarihte insanlığın tanıdığı en büyük insan,mübarek Ramazan ayının 17. günü hayata gözlerini yumdu.İşte bu lider,Türkiye”yi yok olmaktan kurtaran, adını, şanını, onurunu koruyan ve bugünkü durumuna kavuşturan,Çanakkale”de Gelibolu, Anadolu”da Sakarya Kahramanı Mustafa Kemal”dir.

    Dünyanın en büyük deniz filosuna sahip İngilizleri, büyük muharebede tarih boyunca tatmadıkları ezici yenilgiye uğratmasından dolayı, ona Gelibolu Kahramanı diyoruz.

    Devletin Başkentini işgal eden, kıyılarını ve bölgelerini bölüşen, İngiliz ve müttefikleri, Yunan, İtalyan ve Fransızları, Kurtuluş Savaşıyla birlikte Türkiye”den söküp atan bu Yüce Lider”e Sakarya Kahramanı diyoruz.

    O, sadece Türkiye”nin kurtarıcısı değil, aynı zamanda tüm doğunun kurtarıcısıydı, zîra doğuyu Türkiye”den soyutlamak olanaksızdır. Türkiye asırlar boyunca İslam Alemini kucaklamış ve içinde yer almıştır. Türkiye büyük muharebeden önce, batı saldırılarına karşı, doğu uyuşmazlık ve savaş cephesiydi. Hıristiyanlık taasupluğu içinde olan batı ülkelerinin çirkin sömürü emellerinin hedefiydi.

    Savaşın sona ermesiyle birlikte Türkiye”nin savaştan çözülmüş ve dağılmış olarak çıkmasıyla, batı ülkeleri yaldızlı sömürü isimleri altında, Müslüman doğu milletlerini paylaşmaya başladılar. Hilafetin payı tahtını ve Türkiye”yi işgal ettiler. Padişahı buyruk ve denetimleri altına aldılar. Mareşal Allenby, Kudüs”e girdiğinde şöyle demişti: Haçlı seferleri bugün bitmiştir. Allah”ü Teala”nın Kemal aracılığıyla ihsan ettiği mucizesi olmasaydı, Türkiye”de giderdi, onunla birlikte Şark”ta yok olurdu.İşte bu ortamda Kemal dağılmış olan mukavemet güçlerini topladı.Kahraman Türk evlatları ve kardeşleri onun etrafında birleştiler. Aziz ve Asil Türk Milleti”nin barınağı Anadolu topraklarına direniş ruhunu aşıladı.

    Tutsak padişah ve destekçi hükümetine ve içerdeki Deccal Din Adamlarına karşı mücadele etti. Başta İngiltere olmak üzere,batı ülkelerine, dış güçlere derslerini verdi. Saldırgan batıya haddini bildirdi. Kötü emellerine ve saldırganlıklarına gem vurdu. Kükredi, direndi, mücadele etti. Müslüman Şark”a yeniden ümit verdi. Fedakarlık ve mücadelenin en güzel örneğini sergiledi. İşte bundan dolayıdır ki Mustafa, yalnız Türkiye”nin değil, tüm doğunun kurtarıcısıdır. Tarihin seyrini değiştirdi ve doğu için yeni oluşum esaslarını belirledi. Gerçekten O, biraz önce de belirttiğimiz gibi, tarihin derinliklerinden bu yana insanlığın inancında ve yaşantısında etkileri olan doğunun en bariz şahsiyetlerindendi.

    (Türk”ün Ata”sı), Atatürk kişiliğine ilişkin araştırmanın, tüm yönlerine burada değinmemiz zaman ve zemin bakımlarından olanaksızdır. Ancak İslamiyet”le ilgili tutumu hakkında burada bir şeyler söylemeyi kendim için uygundan öte elzem görüyorum. Mustafa Atatürk”ün bu husustaki tutumu onun büyüklüğünün göstergelerinden biridir.

    Buna rağmen, Mustafa, her müslüman”ın kalbini kıran ve ona üzüntü veren haksız eleştirilere hedef olmuştur. Mustafa”ya bu yakıştırmayı yapan gerçek sorumluların bilinmesi gerekir. Bu sorumlular kimdir?

    Bunlar, İslamiyeti temsil edenler, İslamiyet adına konuşanlar, kendilerini başkalarından daha dindar, Müslüman addedenler ve dini nüfuzlarıyla insanların hayatlarına yön verenlerdir.

    Bunlar Müslümanların Halifesi, Müslümanların Şeyhul İslam”ı, din adamları ve tarikat şeyhleri, Müslümanlar, Osmanlı Sultanını kendilerinin halifeleri kabul ederlerdi. Müslümanların Halifesine (Padişah) gelince başkentini işgal eden İngilizlerin tahtı tasarrufu altında, sarayında sessizce oturmaktadır. Hayır!.Padişah sessizce oturmamıştır.Anadolu”daki direniş hareketini yok etmek için İngilizlerin elinde alet olmuştur. Müminlerin emirine karşı gelenlere, Mustafa Kemal ve beraberindekilere karşı Cihat ilan etmiştir.

    Şeyhul İslam ve din adamlarına gelince; bunlar padişaha kendi adına imzalaması ve izniyle insanlara dağıtılması için bildiri hazırlıyorlardı. Bildirilerde, Mustafa Kemal”in hain olduğuna ve öldürülmesinin helal olduğuna işaret ediliyor ve onu öldürene ödül vaat ediliyordu. Yunan uçakları, bu bildirileri padişahın izniyle taşra halkına atıyorlardı.

    Delalete düşmüş tarikat şeyhleri ve müritlerine gelince; bunlar İngilizlere ellerinde bulunan padişaha avenelik yapıyorlardı. Bildiriler dağıtıyorlar ve insanları mücahitlere karşı kışkırtıyorlardı.

    Osmanlı Padişahını kendilerinin halifesi olarak kabul eden Müslüman Toplumlara gelince; bunlardan bir kaçı hariç, diğerleri bağlılıklarından vazgeçerek, kendilerine ve padişaha düşman olanların saflarında yer almışlar. Diğer bazdan da kendilerini esir alanlarla birlikte Müslümanlara ve padişaha karşı silahlı mücadeleye katılmışlardır.

    İslamiyet nerede? Bu gruplar neredeler? Kendisine savaş açılan Devrimci Mücahit Mustafa ne yapsın? Nereye gitsin?

    Mustafa Kemal bütün bunlara dur diyecek devrimini başlattı. İslamiyet”e karşı hiçbir zaman cephe almadı. Onun hedefi sahte Müslümanlar idi. Kendi gitmiş adı kalmış, Hilafeti ilga etti. Alim”leri yönetimden uzaklaştırdı. Mecelleyi uygulamadan kaldırdı. Zakkum ağacı benzeri tarikatları köklerinden temizledi. Müslüman uluslara:” siz kendi haliniz, ben kendi halime, durumunuzu değiştiremediğiniz sürece sizinle temasta fayda görmüyorum. Kendinizi düzeltiniz, sonra geliniz, bağımsız özgür milletlerin anlaşıp yardımlaştıkları gibi, sizlerle anlaşalım işbirliği yapalım.” dedi.

    İslamiyet”le ilgili olarak, Türk Milleti”nin islamiyeti kendi diliyle ana kaynağından öğrenmesi için Kur anın Türkçe Mealini hazırlattı. Mescit ve camilerinde dîni vecibelerini ifâ etmelerini sağladı. Nitekim, İslâmi geleneklerin kutlanması her geçen yıl yaygınlık kazanmıştır. Bunun en bariz örneği Rahmetlinin cenaze merasimi ve defni sırasında sergilenen İslami görünümdür.

    Mecellenin uygulamadan kaldırılmasını savunacak konumda değiliz. Ancak, insanların şunu bilmelerinde fayda görüyoruz. Hanefi mezhebinin seçkin görüşleri esas alınarak hazırlanmış olan mecellenin asırlar boyu bir milletin hukuk gereksinimine cevap vermesi elbette düşünülemez. Evet, İslamiyet tüm mezhepleriyle birlikte insanlığın ihtiyacına cevap verebilecek bir dindir. Ancak, ortada küçüklüğünde mezhebinden öğrendiğine ve duyduğuna ilave sayılacak herhangi bir yeniliğe kapalı, yeni görüş oluşturacak birikimden mahkûm, donuk, tutucu bilginlerin olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca, insanların El-Ezher ülkesi Mısır”ı hatırlamaları gerekir. Aile hukuku dışında bu ülkede herhangi bir şeriat hükmü uygulanmamaktadır. Günümüze kadar uygulanan Napolyon kanunlarıdır. Yargı, Hanefi mezhebini esas alan aile hukukunu uygulamakta olup, ender sayılabilecek haller dışında diğer mezhepler terk edilmiş durumdadır.

    Evet, Atatürk şeriat hükümlerini yürürlükten kaldırmıştır. Bunun tek sorumlusu kendisi değildir. Zîra, Türk”ler ne zaman arzu ederlerse, istedikleri biçimde şeriat hükümlerini geri getirebilirler. Ancak, (iyi bilinmelidir ki) Atatürk, Türk”lere dünya milletleri arasında; özgürlüklerini, bağımsızlıklarını, egemenliklerini ve onurlarını kazandırmıştır. Bu kazanım olmadan, hiç bir şeyin geriye iade edilmesi olanaksızdır. Bu kazanımlar, onun ve vefakâr arkadaşlarının hedefleri ve güç kaynaklarıydı. Şeriat hükümlerini reddeden, onun yerine Napolyon kanunlarını ikame eden diğerleri, milletlerine ne kazandırdılar? Bilginleri ne dediler?

    Allah, Mustafa”ya Gani gani rahmet eylesin, iyilikleri terazide ağır gelsin. İyilik edenler zümresine ilhak etsin.

    Cezayir, Türk”lerin dönemini iyilikle yâd eder, Cezayir”liler, mescitlere ve dini eğitim yuvalarına baktıklarında oralarda Türk”lerin yansımalarını görürler. Onların arasında bizlerin torunları dayılarımız var. Aramızda din, tarih, kan ve komşuluk bağları bulunan kardeşimiz asil Türk Milletine ve aziz Türkiye”ye tüm Cezayir”in taziyelerini sunar, üzüntülerini paylaşır, evlatlarından Salih halef, şimdi ve gelecekte başarılarının devamını dileriz.

    Bu vesileyle, Türkiye”yi, Mustafa Kemal”in yoldaşı İnönü Muharebesi ve Lozan Kahramanı İsmet İnönü”nün yeni cumhurbaşkanı olarak seçilmesinden dolayı kutlarız. Yeni cumhurbaşkanının oybirliğiyle seçilmiş olması Türkiye”nin, yaşantısında gerçekleştirmiş olduğu olgunluğun göstergesidir. Allah”ın izniyle Türkiye, bu yolda mutluluğunu ve kalkınmasını, şanlı geçmişi, büyük şahsiyetin atılımları ve başarılarıyla dolu tarihine yakışacak biçimde gerçekleştirecektir.

    Abdülhamit bin Badis
     

Sayfayı Paylaş