1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Christophe Grangé Röportajı

Konusu 'Sanatçılarla Röportajlar' forumundadır ve Papatya tarafından 18 Aralık 2012 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.261
    Beğenileri:
    5.771
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    4.918 ÇTL


    Fransızların övündüğü yazarlarından o. Özellikle Kurtlar İmparatorluğu kitabı ile Türklerin beğenisini bi hayli kazandı.
    Son kitabınızda hikâye yine toplumdan dışlanmış kişiler etrafında geçiyor; akıl hastaları, evsizler…
    - Kitabımın konusu farklı kişilikler taşıyan bir adam. Bana uzun zamandır kafamda tasarladığım delilik ve evsizler gibi konuları ele alma şansı verdi. Onları toplumsal ya da politik talepler açısından ele almadım. Önemsediğim şey, insan ırkının en karanlık yönlerinden birini göstermekti. Karakterlerimin akıl hastalarının ya da evsizlerin arasındaki hayatları cehennem sınırları gibi görülebilir. Aynen Dante’nin ‘İlahi Komedya’sındaki gibi. Benim kitaplarım her zaman cehenneme yapılan bir yolculuk.

    Nasıl bir ön çalışma yaptınız?

    - Araştırmalar için Bordeaux’da bir akıl hastanesine ve Marsilya’da bir grup marjinal insanın arasına gittim. Her seferinde çok iyi karşılandım ama haftalar boyunca onların arasında da değildim. Nişanlımla birlikteydim ve bu bizim için daha çok bir balayı gibiydi.
    Kitapta “Kredi kartı veya fatura bilgisi bırakmadan yaşayan evsizler, modern toplumun son özgür insanları” diye bir cümle var.

    Sizce modern toplumda yaşayanlar özgür değil mi?

    - Teknolojik olanaklardaki patlama herkes hakkında inanılmaz bir bilgi toplanmasına sebep oldu. Bundan şikâyetçi olma veya geri dönme şansımız yok. Bu bir gerçek. Devletle ve tüketim toplumuyla hiçbir ilişkisi olmayan evsizler bu fişlenme sisteminden kurtuluyorlar. Ama onların özgür olduklarını da düşünmüyorum. Tam tersine, devletin gözünde var olmamaları gözden çıkarıldıklarına işaret ediyor; daha çok, bir sürgün cezası gibi.
    Kitabınızın karakteri bir sıkıntı sonrası kendinden kaçan ‘bagajsız bir yolcu’.

    Sizce sıkıntılardan arınmış bir bagajsız yolcu olmak mı daha iyi yoksa bagajıyla beraber yaşamak zorunda kalan biri mi?

    - George Clooney’nin ‘Aklı Havada’ filmindeki ana karakter bagajlardan kurtulmayı öğütleyen konferanslar verir. Ama filmin ana fikri böyle yaşarsak özgür değil boş olacağımızı anlatıyor. ‘Hayatın bagajları’ bizim sorumluluklarımız. Örneğin, ailemizle olmak. Üç çocuğum var ve onlar için yaşıyorum. Açıkçası, ülkeme karşı kendimi daha az sorumlu hissediyorum… Yazarlar, yalnız ve bağımsız varlıklar. Hayatı, her zaman yalnız sürdürülmesi gereken bir yol gibi düşündüm.

    Kitabınızı kime ithaf ettiniz?

    - Annem Michèle Roca-Phelippot’ya. Kitap kendisine ithaf edildiği için çok gurur duyuyor. Tam ona göre!

    BİLİNMEYENLERDE YAŞADIM

    Bir kitabınızın hikâyesini düşünmek, kurgulamak ve yazmak ne kadar sürüyor?

    - İlk başlarda her bölümü 10 kere yazıyordum. Kendimi sorguluyordum. Başarılarım kendime güvenmemi sağladı. Fikirlerime inanıyorum. 500 sayfalık bir romanı tasarlama ve planlama aşaması sadece birkaç gün sürüyor. İşin asıl emek isteyen kısmı yazmak. Bir yılımı alıyor, yani yılın tüm geri kalanını.

    Nelerden ilham alıyorsunuz?

    - 10 yıllık gazetecilik hayatım boyunca herkesten farklı, sınırlarda, bilenmeyende yaşadım. Arada anılarıma başvuruyor ya da bir zamanlar olduğu gibi araştırmalar yapıyorum. Ancak en büyük ilham kaynağımın insan ırkının deliliği olduğunu söyleyebilirim. Her zaman gerçek unsurlardan yola çıkıyorum.

    Gazeteciliği özlüyor musunuz?

    - Kitaplarım için yolculuk ve araştırma yapmaya devam ediyorum. Gazetecilik yaptığım yıllarda gördüğüm ülkeleri görmeleri için karım ve çocuklarımı da yanıma alıyorum. Röportaj yaptığım yıllardan asla pişman değilim. Onlar, beni zenginleştiren güzel hatıralar ama ilk çocuğum doğduğunda bu mesleğin benim için bittiğini biliyordum. Çocuklarınız olduğunda bir ay boyunca dünyanın öbür ucuna gitmek istemiyorsunuz.

     

Sayfayı Paylaş