1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Cicek Asisi

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve Hazangülü tarafından 13 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    Bundan 30-40 sene evvel filinta gibi bir delikanlı olarak ilk tayin yerim olan Erikli Köyü Sağlık Ocağı’nı kurmak için gitmiştim. ''Hazır uğramışken.' deyip, Kaymakam Bey elime bir kağıt tutuşturmuştu. Çiçek aşısına dair bir emir vardı. Çantamı, ilaçlarımı, iğnelerimi yeniden gözden geçirdikten sonra atıma binerek Erikli Köyü'nün yolunu tuttum. İkibuçuk saat at sırtında yol aldıktan sonra Köye ulaştım. Köyde beni muhtar karşıladı.



    -Hoş geldin beg...
    -Hoş bulduk, dedim.
    -Hayırdır?
    -Asi yapacağım da..
    -Ne asisi?
    -Çiçek..
    -Çok eyi.. insanlara mi?
    -Tabii insanlara.
    -Zor begim!
    -Nedenmiş o?
    -Olmazlar da ondan begim..
    -Ama salgın var!
    -Buraya salgın neyin uğramaz beyim.
    -Sen köylüyü topla!



    Biraz sonra baktım, köyün korucusu hem düdüğünü öttürüyor hem de bağırıyor:



    - Ey ehali gasabadan pangacı geldi... Sizinnen gredi lafını konuşacak!
    - Yahu ben bankacı filan değilim, dedim.
    -Sen bilmen begim asi-masi dirsek bir tekini topliyamak, isin içine para lafini gatacan ki millet toplana...



    Biraz sonra köyün biricik, isli ve rutubetli kahvesi tiklim tiklim doluydu. Ayaga kalktim:



    - Köylü kardeslerim, dedim. Simdi sizlere, insanligi mahveden, girdigi yerde felaketler meydana getiren bir konudan bahsedecegim...



    Ön tarafta oturmakta olan pala biyikli biri :



    - Begim, ilkin girediden agnat, sonama hekayeni agnadin, dedi.



    Kizdim:



    - Ben buraya krediden bahsetmege gelmedim!



    Muhtar araya girdi:



    -Yahu, digneyin hele... Bakin, size memur bey çiçekden bahsedecek, dedi.
    -Ne çiçegi? diye köylüler sordular.
    -Hastalik çiçegi
    -Ganiser mi bu?
    -Yoo, dedim.
    -Olese niye diyniyek begim?
    -Ama, çiçek de öldürür ....



    Arka taraftan bir ihtiyar ayaga kalkarak:



    - Begim, dedi, camiye gidecam, ne diyeceksen çabik de!
    - Size çiçek asisi vurmaga geldim.



    Hepsi birden ayaga firladilar:



    - Ne asi mi? diye bagirdilar.



    Sonra muhtara dönerek:



    - Ula Iriza, bosuna ismini Dönek Iriza gomamislar, bizi gandirdin gene, dediler.
    - Yahu köylü kardeslerim, durun yahu, size çiçegin neler yaptigini anlatayim, ndan sonra gidin.
    - Yoh begim yoh. Biz biliyok. Çoh duyduk bu lflari. Bu hasdalik naaparmis, erkesi öldürürmüs.. Asi olmazsak, tüm ev halki givrana givrana ruhunu teslim idermis. Garnimiz tok beyim bu Iaflara, tok... Biz, inne minne vurdurmuyok.
    -Yahu, bu igne degil, çizik.
    -Cizik mizik. Anlamak biz öyle seyden.



    Kahve bir anda bosaldi. Muhtar:



    - Dimedim mi begim? dedi, bunlar furdurmazlar diye.
    -Neden?
    -Bilmem emme, furdurmazlar isde. ama gönlün galmasin, gel bana fur!



    Iyice canim sIkilmisti. Çantamdan, ilaci ve igneyi çikarirken muhtar:



    -Beyim, agridiyosa, az fur ha! dedi.
    -Yahu iki çizik atacagim.
    -At begim at, emme isden güçden galmayim da...



    Korka korka uzatti kolunu. Asisini yaptim:



    -Hani acidi mi? diye sordum.
    -Yoo, sinek issirir gibi oldu. Yok begim, su köylü milletinde akil denen sey yoh. ökümat bu kaddar mesarif etsin, asici göndersin, sen gel asi olma da gaç.



    Kalkti, kahvecinin kolundan yapisti:



    -Gel buraya, dedi.



    O koskoca adami görecektiniz, sanki ameliyat edecekmisizi gibi korkuyordu.



    -Giyma baa mikdar, giyma ba mikdar, diye yalvariyordu.
    -Gel buraya, alti üstü iki cizik.
    -Gurban miktar, su duvardaki senin ciziklarin hepsini silem, tek baa giyma!



    Sinirimden,deli gibi firlamisim adamin üzerine. Muhtar, o sirada kahveciyi yere yikmisti. Bana:



    -Bogazina bas, bogazina! diyordu.



    Sinirimden ne yaptigimi bilmiyordum. Adamin bogazina basmisim...



    -Fur simdi, memur efendi, golunu eyicene yakaladim, gaçamaz!



    Adam, bir debeleniyor, bir bagiriyor ki, demeyin gitsin:



    - Baa acimiyosunuz, bari çoluguma çocuguma aciyin....



    Asi yapmaga muvaffak oldum.
    Etti iki...



    -Var misin memur efendi?, dedi muhtar.
    -Neye?
    -Yakalayak su herifleri!



    Yeni mezun, ideal bir saglik memuru, baska ne düsünebilir ki:
    -Varim, dedim.
    Çiktik kahvenin önüne. Daha biz içerde kahveciyle cenklesirken, bir tek kimse kalmamis ortalikta, Sanki, pasif korunma varmis gibi, herkes evine kaçmis, kapisini sürgülemis...



    -Sööle bi dönek begim, belki bir iki denesini dutarik.



    Ayni bir avci gibi, sokaklardan adimlarimizin ucuna basa basa yürüyorduk. Çesmenin basinda ellilik bir adam su içiyordu... Muhtar:



    - Sen surdan dolan, ben burdan, kisdiralim, dedi.



    Çesmenin arkasindan dolandim. Adam bizi görünce basladi kaçmaya, hem de ayakkabilarini çesmenin basinda birakarak... Adam kaçar, biz kovalariz. Bir tarlayi boydan boya astik... Ne de olsa gençlik var , adami tarlanin öte basinda yakaladim. Adam, hem soluyor, hem de:



    -Beyim, ben seni öteki dünyada nerede bulam? diyor.
    -N'apacaksin beni öteki dünyada?
    -Gunahmis begim, gunah!...
    -Ne günahmis
    -Zorla is yaptirmak... Kul hakki...
    -Kim dedi bunu?
    -Köyün hocasi didi..
    -Isine geldigi gjbi anliyorsun da..



    Demeye kalmadan muhtar da yetismisti.
    Ikimiz iki yandan, adami karga tulumba yiktik yere ve asisini yaptim. O gün aksama kadar ancak bes kisinin asisini yapabildim... Ama köyü en az on kere turladiktan sonra. Muhtar:



    -Artik kimse disari çikmaz beyim, dedi.



    Yorgun argin kasabaya döndüm. Dogruca kaymakamin evine gittim:



    -Olmadi efendim, dedim.
    -Ne olmadi?
    -Asi. Köylüler asi olmuyorlar.
    -Baytari götürmedin mi?
    -Hayvan asisi degil bu kaymakam bey!



    Güldü:



    -Toysun daha, dedi. Bizim memlekette, köylere asi vurmaga gidecegin zaman baytari da yaninda götüreceksin!
    -Vallahi bir sey anlamadim efendim.
    -Anlamazsin, anlamazsin... Yarin giderken baytari da götür o bilir isini!..



    Ikinci gün, ayni köye baytarla gittik.
    Köylü nasil egiliyor baytarin önünde, nerdeyse yere kapanacaklar .Daha bizi kahveye oturmadan iki tepsi yemek gelmisti. Içinde sadece kus sütü eksIk... Biz, kahvelerimizi içtigimiz anda, köyün meydanligi, ineklerle, öküzlerle, buzagilarla dolmustu. Hatta, öne geçmek için bir birbirleriyle kavga ediyorlardi. Baytar:



    -Hazir misin? diye sordu.
    -Hazirim, dedim.



    Ayaga kalkti:



    -Köylüler, diye bagirdi, son günlerde, insanlarda olan ve insanlardan sigirlara bulasan bir hastalik, çevrenin tüm sigirlarini kasip kavurmaktadir .



    Köylüler:
    -Abooov, dime baytar efendi diye hayretle gözlerini açtilar.
    -Bu hastalik, geçen ay içerisinde, ilçemizden dörtyüz hayvanin ölümüne sebep oldu...
    -Aman baytar efendi, ocagina düstük!...
    -Simdi kollarinizi sivayin? Sizin asilarinizi, saglik memuru arkadas, sigirlarinizinkini de ben yapacagim!



    Sanki, altina hücum varmis gibi, köylü masama saldirdi. Dün, zorla asi yaptigimiz kahveci kolunu siyirmis:
    -Fur begim, diyordu
    -Sen dün oldun, dedim.
    -Fur begirn, fur, artik mal göz çikarmaz ya! Iki kere olursak daha eyi olur.
    -Dün neden zorluk çikariyordun?
    -Ne bilem ben begim. Sen heç heyvan lafi etmedin ki!
    -Sigirlar sizden kiymetli galiba?
    -Sen ne diyon begim? Köy yerinde, hazina ilazim... Nirde bizde bes kurus, Bi de sigir ölürse, o zaman bizde kriz baslar!...
     

Sayfayı Paylaş