1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

cinlerden korunma ayetleri ve genel bilgiler-1

Konusu 'İlginç Yazılar' forumundadır ve güldal tarafından 6 Mart 2014 başlatılmıştır.

  1. güldal

    güldal Üye

    Katılım:
    6 Mart 2014
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    30
    Banka:
    0 ÇTL
    CİNLER VE VAROLUŞ NEDENLERİ

    İblis maddeye bağlı madde ile var olan kuvvettir. Hayvanlar da da cinler vardır. Hayvanlar da günah işler ve zulmeder.

    Cinler inananlar ve inanmayanlar olarak ikiye ayrılırlar. İnanan cinler Öldükten sonrasına inanan, bu dünya saltanatına sırt çevirmiş, insanlara hiç yaklaşmayan iç dağlarda ve ıssız bölgelerde yaşayan iyi cinlerdir. Şeytani cinler ise iblisin yoluna uymuş ve bu dünya yaşamına aldanmış öldükten sonra dirilmeye inanmayan ve maddeden yapılı iki ayaklı hareket eden insana kötülük ve düşmanlık eden cinlerdir.

    Öyle inançlı cinler vardır ki ‘Evladım insanların yanına yaklaşma, onları görürsen uzaklaş ‘diye öğüt verir. İşte bunlar cennetliktir.

    Ey düşen iblis, kötücül cinlerin önderi, Ruhları ele geçirdin. İnançları yıktın. Karmaşa, hukuksuzluk, ölümler ve felaket getirdin. Ey inanan insanlar ve cinler Tanrıdan başkasından korkmayın. Tanrı var iken neden umutsuzluğa düşüyorsunuz.

    İblis zenginlik, güç ve seksten meydana gelen maddi dünyayı kontrol eder. Maddi arzuların ve hazların sahibidir. Ona ruhunuzu vermeyi söz verirseniz tüm bunları sağlayabilir. Yani Ahirete inanmayıp dünya için mücadele ederseniz şeytani cinlerin oyuncağı olursunuz.

    İnsan derisinin gözenekleri cinler için koca yarık gibi sanki mağara şeklindedir. Yoğunluğunu değiştirebilen ve her forma girebilen iblis bedene bu gözeneklerden girebilmektedir. Mana ve anlam şeklindeki cinler maddesel şekillere ve bedenlere girmeyi yaşamsal bir gereklilik olarak görürler. Onlar için madde bedene sahip olmak ve onun üzerinden beslenmek yaşamsal bir gerekliliktir. Öncelikle çıplak dolaşmak yanlıştır. Bedenin görünür bölgelerini de su ile yıkamak (abdest) gereklidir. Yıkamak düşünce kalıbını sıyırıp atmak demektir. Şöyle ki olumsuz bir enerji bedene bir elbise gibi yerleşir. İnsanın dış cephesi olan deriye yerleşir. Yani anlayacağınız insanın içine girer ve şeklini alır. Bu şekilden çıkarmanın en etkili ve tek yolu yıkamaktır. Su ile Yıkamak sıyırıp atmak, elbiseyi çıkarmak gibi cinlerden temizlenmeyi sağlamaktadır.

    Bir cinin insan hakkında bilgi alması birkaç dakika sürer. Bir saniyenin içinde insanın yaşadığı şehre gelir ve ikametgahında dolaşır . Kişinin şeytanlarıyla görüşür ve durumuna vakıf olur. Cincilerin cinleri yeryüzündeki herhangi bir yerdeki bir insanın durumunu tespit edebilir.

    Cinler ile beraber yaşarız. İç içeyiz. İnsan cinsiz boş bir tenekeye benzer. Cinler insanı yönlendirdikçe yanlışları yaşarız ve doğruları fark ederiz.

    Cinler sürekli insanları görürler. İnsanları izlerler. Şeytani cinler inanmayanların yöneticisi ve dostudur. İnananların ise düşmanıdır. İnancı sağlam olana güç yetiremez. İnancı sağlamlaştırmanın teknikleri vardır. Sadaka verecesin, kurban keseceksin ve Allah ile konuşacaksın onu anacaksın.(Dua,Namaz)

    Cinlerin türleri vardır. Ateşte yaşayanı, suda yaşayanı, havada yaşayanı, maddede (canlılarda) yaşayanları vardır.
    Duayı veya (namazı) güzel edemiyorsanız sizde cin var demektir. Bu çoğu zaman hayatımızda yaşadığımız doğal durumdur. Ne korkmanız gereken bir şeydir ne de panik gerektirir. Dua ederken kesinlikle tam olarak inanacaksınız. Allah’ı görüyormuşcasına dua edeceksiniz. Allah’ın karşınızda olduğunu düşünerek konsantre olmalısınız. Konsantre olamamak cinlerin sizde olduğuna işarettir ve cinler Allah ile konuşmanızı Allah’tan istemenizi engellemeye çalışır. Farkındalık kurmayı ve bilinçli olmayı sağlayınız. Allah’ı bedensel bir şekle değil de; gören, duyan ve gönlü olan bir ruha sahip olduğunu ve onun maddeden öte olduğunu ve karşınızda olduğunu düşünmeniz cinlerin kaçışmasına yetecektir. Allah’ı düşünerek karşınızda olduğuna inandığınız an cinler sizi terk eder. Tanrıyı karşınıza aldığınız anda ondan istemeye devam edin Allah size verecektir ve cinlerde size yaklaşmakta çok zorlanacaktır. Bazen Allaha dua ederken ve namaz kılarken çok zorlandığımı, konsantre olamadığımı, üzerimde ağırlık ve baskı olduğunu hissederim bu dönemlerde cinlerin baskıladığını bilirim. Her müslümanın hatta peygamberlerin bile doğal durumudur bu saydıklarım. Hiçbir insan sürekli meleklerle yaşamaz. İnsan hayatında çoğu zaman şeytanla olsa da doğruyu ve iyiyi tercih ediyorsa ve doğruyu ve iyiyi istiyorsa yolu Allah yoludur demektir. Şeytani cinler kötüyü gösterir ve ona çağırır. İnsan böylece iyiyi ve doğru olanı fark eder. Sonuç olarak bir tercih yapar işte bu tercih inancı gösterir. İnanan insan şeytani cinlerin günahlarını ilk döneminde işlese de günaha devam etmek istemez doğru olanı başarmayı isterse geçte olsa Allah mutlaka onu muvaffak kılar.

    Cinlerin üç güçlü kudreti vardır. Bu temel kuvvetler, insanı kontrol etmekte yeterlidir. İlki zenginlik için dünya hırsıdır. Kökeni inançsızlıktır. Dünya hayatı tercih edilir ahret ve inanç reddedilir. Kökeninde haz, rahatlık ve saltanat yatar. Diğer ikisi yemek ve cinselliktir. Bunlar temel ihtiyaçlardır. İnançlı insan bunları az dozda uygulamalıdır. Yetecek kadarın fazlası cinlerin esiri olmayı mutlak kılar. Tok iken yemek ve sürekli cinsellik hazzı istemek kesinlikle cinlerdendir. Cinlerin bu isteğinin yerine getirilmesi beden yönetiminin tamamen şeytani cinin egemenliğine geçmesine neden olur. İşte bu dönemde sinirli, saçma sözler, kontrolsüzlük, tezat davranışlar, saldırganlık, menfaatçilik, kötü niyet, kötülük, iyi düşünememe gibi daha sayısız olumsuz haller yaşanmaktadır. İnsanlar yemek yemenin ve cinselliğin ne kadar kötü olduğunu bilseydi bunları çok az yaşamakta ellerinden geleni yapardı. Adem’in cennetten çıkma nedenleri bu üç kudrettir. Adem yaşadığı cennet bahçesinin ve hayatının ebediyetini istemekle dünya hayatını tercih etti. Adem tok olduğu halde yasaklı meyveden yedi . Havva ile Adem birbirlerine avret yerlerini gösterdi ve ilk birliktelik saygısızca oldu. Şeytani cinlerin atası iblis, Adem ile Hava’yı cennetten çıkarmayı başardı. Ve tanrı bir afetle o cennet diyarını yok etti. Bu nedenle günahların kökeni cinlerin bu üç kudretinde yatmaktadır. Her insan bu üç günahı işlerdi. Yeter ki kötü olduğunu fark edip tövbe etsin ve akabinde doğru olanı seçsin. Adem’de aynen böyle yaptı. Boş ve bilgisiz Adem, kötüyü yaşayarak doğruyu gördü. Ve Allah’a dua edip affetmesini istedi ve doğruyu seçtiğini söyledi. Bu nedenle büyük babamız doğal bir süreç yaşadı. Olması gerekenleri en iyi haliyle yaşadı. Ölürken evlatları için dua etti. Ve şimdi altı milyar evlat yeryüzünü kapladı. Ve herkes bu üç köken günahla pençeleşmektedir.

    Kurban ibadeti çok önemlidir. İlahınızı belirlemek içindir. Bağlılığınız ve sadakatiniz için kurban ibadeti vardır. Eğer Allah’a kurban keserseniz ruhsal egemenliğiniz Allah’ın kontrolüne geçer. Eğer Allah’tan dilemez kendinize güvenirseniz, dünyayı ve hazzı seçerseniz şeytani cinlerin egemenliğine geçersiniz. Define için kurban kesmek şeytani cinlere yönelik kurbandır. Cincilere gitmek, cinlerden yardım alındığından cinlere ibadet hükmündedir.

    Kendiliğinden, elimde olmadan gelişen bir durumdu bu yaşadıklarım. Şehvet cininden kaynaklı olduğunu düşünüyordum. Vücudumda birtakım değişimler yaptığını yumurtalıklarımda ve cinsel organ ve çevresinde hazza yönelik değişimlerin olduğunu hissettim. Vücudum cinsellik adına müthiş bir çalışma sergiliyordu. Düşünsel dünyamda cinsellik ön plandaydı. Tam bu dönemde bir rüya gördüm. Rüyamda ‘Dişi bir cin bir metre yakınıma oturdu. Beni görmüyordu ama ben onu görüyordum. Minyon yüzlü beyaz tenliydi. Küçüktü boyu bir metreyi geçmiyordu, sanki bir maymunun insan yüzlüsüydü, rengi tüyleri sarıydı, saçları sarı ve insan saçıydı, saçları küte yakındı uzun değildi düzgün taranmıştı, göz beyazının çevrelerinde kırmızılıklar vardı. Bir maymun edasıyla yanıma oturdu, ayaklarını topladı ve bekliyordu. Bu rüyayı gördükten sonra ‘Şehvet cin’inin gelmiş olduğunu anlamıştım. Cinsellikte yüksek potansiyelli bu dönemim hoşuma gitse de cinlerden geldiğinden dolayı Allah’a dua ettim o’nu benden uzaklaştırmasını istedim. Kısa zaman içinde beni terk etti. Çocuğum olmuyor diye medyum ve cincilere gidildiğinde aynen bu tür durum görülmektedir. Medyumun cinleri hastaya gelir ve şehvetini arttırır. Kadınlarda bu durum daha iyi yaşanmaktadır. İyi biliniz ki yemek yemenin ve cinselliğin atası iblistir, yani şeytani cinlerdir. Hazcılık ve birtakım amaçlar için cincilere ve medyumlara gidip cinlerden bu tür yardım almanız tamamen küfür ve cehennem çıkmazıdır. Yanlış yoldur ve büyük günahtır. Sonra daha büyük sıkıntılar yaşatır. Derdinize de çare olmazlar. Hatta daha kötü duruma düşürürler. Cinlerden değil Allah’tan yardım dilemelisiniz. Medyumlara, cincilere ve büyücülere asla gitmemelisiniz. Çocuk olmamasının nedeni çoğunlukta cinsel ilişki değildir. Kadının yumurtalıklarına ve üreme yoluna, erkeğin ise meni durumuna göre tıbbi nedenler bulunmaktadır. Yine bunların da nedeni tıkayıcı ve engelleyici hücre oluşum cinleridir. Cinlere karşı cinlerden yardım istenilmez, cinlere karşı Allah’tan sürekli ve bütün kalbinizle uzun süreli(6 ay ila 5 yıl) dualardan sonra o cinlerin yok edilmesiyle amaçlarınıza ulaşırsınız. Bununla beraber tıbbi tedavilere mutlaka gitmelisiniz. Dolaşımı ve işleyişi yavaşlatan cinlere karşı ‘tıbbi’ içerden savaş ve destek çoğu zaman başarılı olmaktadır.

    Bir dönem aşırı asabileştim. Saldırganlaştım. Kavgacı bir yapıya bürünmüştüm yine bu süre üç hafta sürmüştü. Aile çevreme ve iş çevreme zarar veriyordum. Şiddete varan tavırlar sergilemiştim. Bu dönemde sinirliydim ve her şeye muhaliftim. Tam bu dönemde yine benzer bir rüya gördüm. Rüyamda orta ile uzun arası hafif iri cüsseli, kulakları yuvarlak ve çıkık bir adam sağa sola bağırarak bana yaklaşıyordu . Beni görmüyordu ama ben onu görüyordum. Korktum ve yanımdan geçti. Yaygaracı bir hali vardı. Sonra uyandım. Anladım ki bu saldırganlık veren cindi. Saldırganlık cin’in baskısına uğradığımı fark ettim, Allah’a onun şerrinden kurtarması için dua etmeye devam ettim.. Sonra beni bıraktı.

    Ayetül-kürsi’nin sonundaki ‘O’nun (Allah’ın) kürsisi (baktığı alan, önü) yerleri ve gökleri kaplamıştır. Onların (tüm yaratılmışların) gözetimi O’na (Allah’a) asla ağır gelmez.’ Ayetini okurken bu kelimelerdeki anlamı taşıyarak ve bütün kalbinle inanarak söylendiğinde cinlerin kaçıştığı veya kaybolduğu kesinlikle bilinmektedir. Sadece Arapça dilde Ayetül Kürsi okumakla cinlerden korunmuş olunmaz. Öncelikle bu sureyi Türkçe ezberleyeceksiniz ve öyle okuyacaksınız. Anlamlarını bileceksiniz, inanacaksınız ve hissedeceksiniz. Bu surenin sonundaki ayetleri yukarda bahsettiğim şekilde okurken bir anda Allah’ın huzurunda olduğunuza inandığınızda cinlerin etkisi biter. Bir gün akşam vakti çok sayıda yarasaya benzer siyah kanatlı ‘Batman’ tipli adamlar gördüm. Kırsal bir alanda dolunay vardı. Yüzlerini seçemiyordum. İnsan şeklinde karartılardı. Ayetel kürsi’yi okumaya başladığımda kimileri hareket etmez, kimileri geriye dönüp gider, kimileri de benimle beraber okumaya başladı. Ne zaman ki bu son ayetlere geldim hepsi yere yattı. Adeta yere yapıştılar ve bir daha son ayetleri tekrarladığımda kaybolduklarını gördüm. Benzer bazı dualar ve ayetlerinde aynı etkiyi yaptıklarını bilmelisiniz. En etkili dualar doğal ve hedefe yönelik dualardır. Mesela bir etkili duamı söyleyeyim. ‘Ne yerde ne gökte zerre kadar hiçbir şey Rabbimin gözünden kaçmaz. O’nun azabı pek çetindir ve O’nun her şeye gücü yeter.’ Bu duadan zarar görürler. Dualarınızı Türkçe edin, kendiniz mantıklı şekilde edebilirsiniz ve en etkili dua doğal duadır. Mesela namaz durulurken ellerinizi kaldırıp Allah’ı karşınıza aldığınızı düşünerek Allah’u ekber dediğinizdeki halden bile cinler kaçışmaktadır.

    Düşünce bir hedefe yönelik çıkar. Hedef nedir buna dikkat edilmelidir. Hedefe göre düşüncenin kaynağının şeytani cinlerden mi yoksa meleklerden mi çıktığı tespit edilir. Düşüncelerin türü faydalımı zararlı mı olarak ayrılabilir. Şahsi menfaate dayalımı yoksa tüm insanlığın menfaatine mi dayalıdır. İşte bu testler ile düşüncenin kaynağı rahmani mi şeytani mi anlaşılır.

    Cinciliği, büyücülüğü, medyumluğu öğrenmek ve yapmak isteyen kişilere iblisin cinleri gelir. Bu şeytani cinler önce Allah’ı reddetmeyi, şeytanı tercih etmeyi yani şirki önerir. Sonra cinler kendisi adına kurban kesilmesini ister. Kurban keserseniz o şeytani cin bir süre size hizmet eder. Sonra sıkılır ve giderken daha büyük zarar verir. ‘Aman be aciz insan, seninle mi uğraşacağım, aptal insanoğlu der.’ Kurban keserek şirke düşersiniz, Allah’tan başkasından yardım almak şirktir. Allah’a muhalif olmaktır. Sonra zinayı tavsiye eder. Aileleri dağıtır toplumu yozlaştırır. Sonra içkiyi, uyuşturucuyu ve her türlü kötü alışkanlıkları önerir.

    Cincilere giden insanlara da bu üç büyük günah tavsiye edilir ‘şirk, kurban, zina’ bu üç büyük günah meşru olamayan dünyalık istekleriniz için küfür çıkmazıdır. Cincilere gitmek şeytana ibadetin ilk aşamasıdır. Cincilere gitmek şeytana başvurmak anlamına gelir namaza gitmek te Allah’a başvurmak gibidir. Kimden yardım aldığınıza dikkat edin. Şeytan açıkça insanoğluna düşmandır. Birkaç isteğinizi yapsa da bütünde mutlaka size zarar verir.

    Harut ve Marut isimli iki insan, doğru söyledikleri için meleki kuvvetleri taşıyordu. Bu insanlar dünyada büyücülüğün en yaygın olduğu bir dönemde o merkezde doğmuşlardır. Bu insanlar Allah inanır ve güvenir idiler. Büyücülüğün temelini fark etmiş ama şeytana tabi olmamış bu insanlar kendi yollarının doğru olduğunu görüp bu fikirlerini insanlara anlatıyorlardı. Harut ve Marut büyünün ve büyücülüğün şeytandan kaynaklandığını söylüyorlardı. İsteklerini şeytani cinlerden istememelerini ve şeytana ibadet etmemelerini öğütlüyorlardı. Harut ve Marut büyünün yapılışını anlatırken bunun bir küfür büyük bir yanlışlık olduğunu söylüyorlardı. Allah’tan dileyin ve istekleriniz meşru olsun diyorlardı. Hazcılığı ve dünyayı bırakmayı ve ahret için yaşamayı tavsiye ediyorlardı.

    Ani korkma, refleks, sıçrama, kontrolsüz tepki ve sözler cinlerdendir. Cinler genelde ve doğal olarak beden üzerinde etkindir. Bu durum bazı dönemler çok artar bazı dönemler azalır. Arttığı dönemlerde hata yapma oranınız, sinirlenmeleriniz ve saldırganlığınız artmaktadır.

    Sırtınıza vurulduğunda ani ve sert tepki veriyorsanız, düşünmeden hemen şiddete başvuruyorsanız beden egemenliği şeytani cininizdedir. Kendinize dokunulmasından sinir oluyorsanız yine cinin etkisindesiniz demektir.
    Cinler, zenginlik güç ve seksten meydana gelen maddi dünyayı kontrol eder. Maddi arzuların ve hazların sahibidir. Ona ruhunuzu vermeyi söz verirseniz tüm bunları sağlayabilir. Genelde az bir şey karşılığında sizi aldatır.

    Dini çağrılara sırt çeviren, yaşama duyumsamazlık üreten ve faydalı olmayı reddeden düşüncelere sahip olanlar kıskançlık cinine maruz kalıyordu. Gündüz şeytanı olarak bilinen kıskançlık cini insanı aldatıyordu ve bilakis tembellik üretiyordu. Umutsuz ve hüzünlü olmanın getirisidir tembellik. Şeytani cin, telkinlerine uyan insanın yavaş yavaş ruhunu ele geçirir ve uyku nöbetleri, uyuklamaklar sıkça görülmeye başlar. Hayattan zevk almayan ve gelecekten beklentilerini kesmiş olanlar bu şeytana aldanmışlardır. Bir takım düşünceler ile yaşama arzusunu ve yaşam sevincini köreltir.

    Cin ve şeytan çıkardığını söyleyenler aslında farkında olmadan cinlerle işbirliği yapmaktadırlar. Şeytan çıkaran papazlar Tanrı adına bunu yaptıklarını söylerler. Cin çıkaran cinciler Allah için yaptığını söylerler. Ancak onların olduğu yerlerde onların dahi farkında olmadıkları ‘icraat cinleri’ vardır. Bu insanların çevrelerinde gezen bu cinler insanların içine girerek tuhaf hareketler yaptırırlar. Bu cinler cincilerin inanışlarından ve yaptıkları birtakım rutiellerden dolayı cincilerin etrafında gezerler. Çogu zaman şeytani cinler cincilere hizmet eder çoğu zaman cinciler dahi bunun farkında olmaz. Cin çıkaranların cinleri insana bulaşır. Yoksa insanların böyle harici cinleri yoktur. Afrika da ilkel dinlerde de , Hristiyanların papazları da , Müslümanların cincileri de günümüz modern medyumları da bu şeytani işleri yapmaktadırlar. Şeytana inanmak ve üstün bir güç olduğunu kabul etmekle bu işe başlanıyor. Tedavi ederek ve cinleri çıkartarak tanrıya hizmet ediyorum gibi kutsal bir sapkın düşünceye kapılıyor. Aslında cinler kendilerine inanan ve üstün sayan insanların ardından giderek kendilerini fark ettirmeden cin çıkardıklarını zannettiriyor. Cin ve şeytan çıkarma seansı başlarken cin çıkardıklarını zannediyorlar ama aslında icraat cinleri o anda insana giriyor. Hem hastayı hem de medyum iyi bir iş yaptırıldı anlamında kandırılıyor. İnsanların bağırması, kusması, mide ağrıları ve bayılmalar seansta görülüyor.
     
  2. güldal

    güldal Üye

    Katılım:
    6 Mart 2014
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    30
    Banka:
    0 ÇTL
    Cinler, insanı yönetme ve yönlendirme gücü olduğunu görünce insanı kötü ve olumsuz yönde kullanmaya başladı. İnsanı iyi yönde kullansa ve iyilik etse idi tanrı tarafından ödüllendirilirdi. insan aracının şoförü olduğundan tercihini içinde bulunduğu yaşamın menfaatlerine göre davrandı. Vicdani ve dürüst olmak yerine kolay görünen batıl bir yol tercih etti. Cinler insanı kötü yönde kullanarak dünya menfaatlerini ve dünya hayatını tercih etmiştir. Cinler daima insana kötülüğü emrederken insan bu his ve düşüncelerin kaynağından Allah’a sığınırsa bu sefer meleki kuvvetler iyi yönde insanı yönlendirmeye başlarlar. Önce kötü hisleri ve düşünceleri reddetmekle tanrı tarafını seçmiş olur.

    Manevi değerlerin ve ahlakın gücü azalınca maddeci şeytan sahneye çıkar. Yeryüzünde belirli dönemlerde iblis ve cinlerinin egemenliği görülmüştür. Bu dönemlerde günahlar tavan yapar. Yeryüzü adaletsizdir, gelir adaleti yoktur.

    İnançlı bir insanın hayatında cinlerin aldatmacaları sayısızca görülecek bir durumdur. İnsan günahlı bir varlıktır. Günah işlemeden duramaz. Amacı günah işlememek olan insanın günah işlemesi doğaldır. Ve mücadele ederse mutlaka Allah onu kurtaracaktır.

    Cinler insanda mana, anlam oluştururlar. Düşüncelerinizi seçmiş olduğunuz yaşam tarzı belirler. Yaşam tarzınız inancınızın yansımasıdır.

    Başta ağırlık, gözlerde sürekli dalgınlık, boş boş durma ve sürekli bir noktaya bakma, ortama ve diyaloglara karışmama, kafa şişkinli gibi durumlar cinlerdendir.

    Şeytanın yardımına ihtiyaç duymadan küfre düşmeden sadece Allah’tan yardım dileyerek edilen dualar ile tedavi yapılır.

    Allaha dua ederken ve Allah’tan yardım dilerken kendisinin ettiği duadan dolayı kendisinin iyileştirdiğini düşünmek şeytandandır. Siz sadece isteyicisiniz. Şeytanı bertaraf edecek olan da hastalığınıza şifa verecek olan da Allah’tır. Dua ederken ona inanın , güvenin. İnsanlar genelde benlik cininin bu aldatmacasına düşer. Siz Allah’tan dilersiniz Allah da dilerse duanızı ve isteğinizi amaç ve sonuçlarını değerlendirerek kabul eder veya etmez. Ben günahkarım Allah benim dualarımı kabul etmez gibi düşünceler de benlik cinindendir. Bu tip insanlar sadece kendilerinin çok günah işlediğini düşünürler. Halbuki insanlar günahlı varlıklardır. Günah işleyecek sonra yaptıklarının hatalı olduğunu görecek sonra günahlarından bağışlanma dileyecek sonra bu günah ve hatalara düşmemek için Allahtan yardım dileyecek ve kendisini Allah’a teslim edecektir. Şeytanın varlı bir gerekliliktir. Şeytan ile günah işler ve günahla gerçeklerin ve doğruların farkına varırız.

    İnsan cinlere karşı dua edip Allah’a sığındığında hemen sıkıntı giderilecek beklentisine düşüyor. Çok acelecisiniz. Hemen sonucu beklemeyin. Tanrı her şeyi doğal oluşum sürecinde organize ediyor. Mucize beklemek yerine ona inanıp güvenmeye devam edin. Sıkıntı, günler, aylar hatta yıllar alabilir. Dua ederken ruhen kalben değişim içinde olduğunuzda duanız kabul edilmiştir. Yani hem dua edip hem de durumunuzda bir değişim yoksa sorun devam ediyor demektir. Bilincinizi, düşüncelerinizi ve anlayışınızı değiştirecek bilgiler yüklerseniz kendinize mevcut sorunu meleki kuvvetle yıkmış olursunuz. Bu sizin soruna yüklediğiniz anlam ve soruna karşı verdiğiniz direncinize göre değişmektedir. Gerçekten sorundan kurtulmak istiyor musunuz. İstiyorsanız soruna neden olan mısınz bunu bilmelisiniz. Doğru zannettiğimiz bazı fikirlere sıkıca yapıştığımız için sıkıntılar artıyor ve zamanı uzuyor olabilir. Belki de doğru zannettiğimiz fikirler gerçekte yanlıştır. Hatta bazı insanlar sorunu reddettiğini söylerken bizzat sorunu istemektedirler. Farkında olmadan yanlış bir fikri sahiplendiğinden sorunun kaynağı olabilmektedir. Sıkıntılar insanın inancına, bilincine bilgisine göre uzar yada kısalır. Tüm bu psikolojik terimlerin kaynağı cinlerle mücadeledir. Sadece Allah’a inandım demekle inanç olmadığı gibi bazı ibadetlerle bu inancı destekleyip pekiştirmeniz gerekmektedir. Aynı şey cinlerin şerrinden Allah’a sığındım demekle kurtulmuş ve bitmiş olmuyor. Birtakım terapilerle, doğru düşüncelerle ve bazı uygulamalarla pekiştirmeniz gerekmektedir.

    Bir şeyin hemen olmasını istemek ve acelecilik cinlerdendir. Mucize beklentisi, olağanüstü şeyleri başarırım beklentisi, sihir, büyü gibi şeyler cinlerdendir.

    İblis, Topraktan şekillendirilmiş ama ruhu daha üflenmemiş Adem’i gördü. İçine girdi. Baktı ki bunun içi boş. Yönetilecek yönlendirilecek ve kullanılacak bir varlıktı. İnsan, İblis için bir eğlenceydi. Aynı zamanda bir fitneydi.
    Bu dünya hayatına aldanıp cinlere uyanlar dünya menfaatleri için yaşamaya başlarlar. Küfrün içine düşerler. Cinlerin dediklerini yapmaya başlar. Haksızlık, gıybet, yalan ve kötülükler hayatınızı donatır. Ve tamamen yaşam sınavını kaybedersiniz. Size bir mühür vurulur. Gerçekleri göremez Allah’ı ve yasalarını anlayamazsınız. Basit bir yaşam sürerken bocalarsınız ve az bir şey karşılığında hayatınızı feda edersiniz.

    Tanrıya sadık olmaya çalışan bakir bir kızı, cinler şunlarla aldatır. ‘Şan, makam, yakışıklı erkek ve bol yaşam ile aldatır. Arzulara doyum ve bol yaşam karşılığında ruhunu şeytana satar. Cinlerin egemenliğinde inançsız olup alçalmak kaçınılmazdır. Cinlerin hedef gösterdiği o güzel yaşama ve o muazzam hedefe ulaşmak cinlerin yardımıyla mümkün değildir. Her konuda batıl bir yolu seçmiş olan asla hedefe varamaz ve hep kaybeder.

    Şeytanlara uyan bir insan zamanla simaları bedenleri ve giyimleri değişir. Anlayışları da değiştikçe görünümleri simaları da değişir. Her dönem dünya görüşü şekline yansır.

    Dünyada zulmeden her varlık cezasını cehennemde görecektir. Dünya yaşamındaki tercihler cehenneme gidişi belirler. İblis nasıl insana düşman olup sürekli insana kötülük yapmayı seçmiş ve bunu uygulamış ise karşılığını ahrette mutlaka görecektir. İblis insan üzerinden geçinmeyi ve yaşamayı seçmiştir. Hak bir yol tutabilir iken batıl bir yol tutmuştur. Hayvanlar da böyledir. Mesela aslan geyik yiyerek varlığını ve yaşamını sürdürmüştür. Böylece aslan batıl bir yol seçmiştir. Geyikler aslanlardan ahrette alacaklıdır. Canları karşılığında hayatlarını alan aslanları cehenneme gidişine neden olacaktır.İblis gibi insanlar da hayvanlar da yaptıklarının karşılığını mutlaka alırlar. Mesela başkasının eşiyle birlikte olmak isteyen bir serçe girdiği kavga ile bir gihay yolu tutmuştur. Ve mutlaka ahrette bu kavga sorgulanacaktır. Hayvanlar da hesaba çekilirler. Bu hesabı aslında her varlık kendi içinde verecektir. Ayrı bir dış hesaba gerek duyulmayacaktır.

    İyi ve ahlaklı kişiler dünyada hoşlanılmazdı. Çünkü onlar fedakar olmayı öğütlerlerdi. Bu da insanların çıkarına gelmezdi. Ancak insanlığın çıkarına gelirdi.

    Cinsellik ve şehvet şeytanın en etkili yöntemlerindendir. Hatta iblis fahişeliğin kutsallığını meşrulaştırmaya çalışır. İblis cinselliği bozar, sürekli fazla arzuya yönelterek zamanla iğrençliklere sürükler. İnsanı yoldan çıkarır grup sexten, homo seksüellik, hemcins ile birliktelik, cinsellikte şiddet gibi yönlerle azgınlaşan ve cazipleştiren saplantılara düşülür.

    Manevi değerlerin ve ahlakın gücü azalınca maddeci şeytan sahneye çıkar. Şeytan yeryüzünde etkili bir figür haline geldi. Yeryüzünün belirli dönemlerinde şeytanın egemenliği görüldü. Roma imparatorluğu da ABD imparatorluğu da bunlardan biriydi. 1789 Fransız ihtilali ile kardeşliğe son savaşı açan yine şeytandır. Ama şeytanın yıkılışı kaçınılmazdır.

    İblis de Adem de Tanrıyı görmedi. Adem’in cenneti dünyada idi bolluk içinde bir diyarda yaşadı. İblis Adem’i saptırınca diyar iklim değişikliğiyle kuru çöle dönmeye başladı. Adem de bulunduğu yeri terk etmek zorunda kaldı.
    Melekler, şeytanların düşmanlıklarına karşı dünya halkını haberdar etmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar.
    Şeytani cinlerin lideri İblis Işığın prensi muktedir Tanrının kudretini gasp etmeye çalıştığı için yeryüzünün yöneticiliğinden düştü. Adem’i reddederek Tanrıya asi oldu. İnsana iyilik ederek cennete ve tanrının rızasını umması gerekirken insana kötülük ederek beslenmeyi seçti ve dünyayı istedi.

    Cinler nerede hoşnutlukla karşılanacaklarını bilirler. Bazıları beşeri beden içerisinde olup, toplumun dış olaylarına ve iş hayatına sızarlar, daha başkaları ise beşeri gözlerle görülmezler. Bunlar bazen bir erkeğin ya da bayanın iç hayatını obsede ederek kendilerine bağlarlar.

    Cinleri belirli dönemlerde reddedip yendiğinizde basit alandan daha zor olana doğru aşamalı olarak kendisinden çok daha kötü alanda size tekrar gelecektir. Eğer Allah’a inanıyorsanız ve inancınıza sıkıca bağlıysanız birtakım sınamalardan geçeceksinizdir ve her sınamalarda daha güçlü konularda yoldan çevirici güçlü cinler gelecektir. Evlat, mal, dünya, kadın, cinsellik, yemek gibi çoğu alanda sizi celbedecek kazanımlar sunulacaktır.

    Cinler, nefsaniyet, açgözlülük ve gaddarlık şeklinde tezahür ederler. Başkaları için hiçbir sevgi beslemezler, tüm düşünceleri kendilerinin üzerinde odaklanmıştır. Bunlar yeryüzünde bulunan ve mahvedebileceği kimseler arayan iblisin cinleridir.

    Emniyet içerisinde olduğunuzdan pek emin olmayınız. Korunmanız için “Tanrıdan yardım dileyin.”.
    İmanla ve sevgi ile dua edildiğinde yeryüzü İblis’in entrikalarından ve karanlık güçlerden korunacaktır. Şer güçleri bir sevgi atmosferinin içinde iş göremezler. Onların dayanağı ve kuvveti, savaşlar ve ayaklanmalar, açgözlülük ve nefsaniyettir.

    İnsan dua ettiğinde büyük ve göz alıcı bir ışık çıkartır. Cinler, ışık üzerilerine çevrildiğinde dehşete düşerler ve kaçarlar. Biliniz ki karanlık, Tanrının ışığında kaybolur.

    Cinler insanı yönetir. Cinler bir algı oluşturur ve toplumda çoğunluğu yönetmeye başlarsa insanlarda şeytani bir kültür oluşur. Devrin algısına sahip olurlarsa cinlerin kuralları toplumca kabul görür. Ve o toplum obezleşir, cinsellikte sapkınlıklara düşerler. Boşanmalar artar ve cinsellik normal olmayan şekilde alenen serbest ve yaygın olur. Toplum bozulur, kimse kimseye güvenmez, herkes rahatına düşkün ve hazcı olur. Ne paylaşmak ne de sevgi bilinir. Yozlaşmış bir toplum cinlerin eseridir.

    Saldırgan ve suçlayıcı tavırlardan uzak durun. Bu iblisin doğal davranışıdır. İnsanları kötüleyerek ve kırarak bir yere varamazsınız. Rızkınız konusunda endişe etmeyin. Ve gıybet ve kötülüklerle kazancınızı bozmayınız.
    Cinler şekil almamış, bedene bürünmemiş manayı oluşturan kuvvetlerdir. Cinler ve melekler mana, his, vesvese, düşünce meydana getirirler. İyi düşünceler veya iyi hedefe yönelik düşünceler meleklerden çıkar. Kaynağı meleklerdir. Kötü düşünceler ve kötü hedefe yönelik düşüncelerin kaynağı da cinlerdir.

    Mana maddeyi etkiler ve yönlendirir. Hareketi ortaya çıkartan manadır ve bir hedefe yöneliktir. Mana maddeden temel sebebidir.. Maddenin şekil almasını ve tüm yaşamı manalar etkiler. Bu nedenle düşündüklerinize, amaçlarınıza çok dikkat etmelisiniz. Hastalıkların, stresin ve kanserlerin kaynağının düşünsel dünyamız olduğu ortaya çıkmıştır. Kuantum fiziği tüm bunları doğrulamaktadır. İnsanın iyiliği tercih etmesi tüm hayatını olumlu yönde etkilemektedir.

    Vesvese duyulan anlamlardır. Buna düşünceler de denir. İnsan bizzat kendisi düşünmez. Düşünce cinlerden ve meleklerden çıkar, düşünce insanın kendisinden olmayan bir şubedir. Düşünce farklı bir kaynaktan çıkar. İnsanın zihnine gelir ve oradan geçer. Gerçekte insan düşünmez. Düşünüyorum öyleyse varım kelimesi şeytanın sözüdür. Öncelikle düşünmüyoruz. Var olmak ta düşünceye bağlı değildir. Yaşam alemine geldiyseniz varsınız demektir. Gören göz, duyan kulak ve bir kalbiniz varsa hissediyorsanız o zaman varsınız. İnsan Allah ile var olur. Allah istediği için siz yaşarsınız. Allah yoksa yaşam da yoktur. Ama yaşam yoksa Allah halen vardır. Belki başka varlıklar için yaşam vardır.

    Vesvese olumsuz düşüncelerdir. Düşüncenin olumsuz olduğunu nasıl anlarız. Eğer düşünceleriniz şahsi çıkarlarınız için başkalarına zarar veriyorsa bu olumsuzdur. Cinlerdendir. Genelin ve tüm insanlığın çıkarına bir iş ise meleklerdendir. Eğer yıkıyorsa cinlerdendir, yapıyorsa meleklerdendir. Eğer suçluyorsa, zarar veriyorsa cinlerdendir. Düşünceler faydalı ise meleklerdendir. Ayırıyorsa, ayrımcılık yapıyorsa cinlerdendir. Kabul ediyor barış istiyor ve birleştiriyorsa meleklerdendir.

    Düşünce hareketi doğurur. İnsanın zihni mana aleminin bir şubesidir. İnsan zihni mana alemine açılmış bir odadır. Cinlerde konuşur melekler de. İnsan ana hedefini neye göre belirledi ise ona rağbet eder. İnanan ise doğru yola inanamayan ise yanlış yola düşer. Mana alemi cinlerden ve meleklerden oluşur. Cinlerden gelen manalar, harekete hareketler de olaylara dönüşür. İnsan ilk gelen kötü düşünceyi reddederse başarılı olur. İlk düşünceyi kabul edip ardından gelen düşünceleri reddetme şansı çok azdır. Geç kalınmıştır. Yani tamamen aldatılmıştır diyebiliriz.
    7 yıkıcı günah. (1-Kibir, 2-açgözlülük, 3-öfke, 4-kıskançlık, 5-şehvet, 6-oburluk,7- tembellik.) Yedisi de birbirine bağlı. Kıskançlık nefreti doğurur, oburluk öfkeyi. Ruhları etkileyen en önemli unsurlardır bunlar şeytani cinlerin yedi kuvvetidir. En etkili silahlarıdır.

    Dini çağrılara sırt çeviren, yaşama duyumsamazlık üreten ve faydalı olmayı reddeden düşüncelere sahip olanlar kıskançlık şeytanına maruz kalıyordu. Gündüz şeytanı olan kıskançlık şeytanı insanı aldatıyordu ve bilakis tembellik üretiyordu. Umutsuz ve hüzünlü olmanın getirisidir tembellik. Şeytani cin telkinlerine uyanı yavaş yavaş bedendeki ruhu ele geçirince uyku nöbetleri, uyuklamaklar sıkça görülmeye başlıyordu. Hayattan zevk almayan ve gelecekten beklentilerini kesmiş olanlar bu şeytana aldanmışlardır. Bir takım düşünceler ile yaşama arzusunu ve yaşam sevincini köreltir.

    Cinsellik ve şehvet şeytanın en etkili yöntemlerindendir. Hatta iblis fahişeliğin kutsallığını meşrulaştırmaya çalışır. İblis cinselliği bozar, sürekli fazla arzuya yönelterek zamanla iğrençliklere sürükler. İnsanı yoldan çıkarır grup sexten, homo seksüellik, hemcins ile birliktelik, cinsellikte şiddet gibi yönlerle azgınlaşan ve cazipleşen saplantılara düşülür.

    Cin ve şeytan çıkardığını söyleyenler aslında farkında olmadan cinlerle işbirliği yapmaktadırlar. Şeytan çıkaran papazlar Tanrı adına bunu yaptıklarını söylerler. Cin çıkaran cinciler Allah için yaptığını söylerler. Ancak onların olduğu yerlerde insanların içine girerek tuhaf hareketler yaptırırlar. Aslında cinler, insanoğluna zarar verme ve küfre düşme karşılığında cincilere hizmet eder ancak cin çıkarıcılar bunun farkında olmaz. Cin çıkaranların cinleri insana bulaşır. Yoksa insanların böyle harici cinleri yoktur. Afrika da ilkel dinlerde de , Hristiyanların papazları da , Müslümanların medyumları da bu şeytani işleri yapmaktadırlar. Şeytana inanmak ve üstün bir güç olduğunu kabul etmekle bu işe başlanıyor. Bunları çıkartarak tanrıya hizmet ediyorum gibi kutsal bir sapkın düşünceye kapılıyor. Aslında cinler kendilerine inanan ve üstün sayan insanların ardından giderek kendilerini fark ettirmeden cin çıkardıklarını zannettiriyor. Aslında seans başlarken cin çıkardıklarını zannediyorlar ama aslında cin onlarla insana giriyor. Hem hastayı hem de medyum iyi bir iş yaptırıldı anlamında kandırılıyor. İnsanların bağırması, kusması, mide ağrıları ve bayılmalar seansta görülüyor.

    Bir dönüşüm başladı. Beklenen bir değişim. Yıkım ve ardından gelen bir yenilenme. Batıl ölürken hak doğmakta bir aydınlanma ve büyük bir yenilik yaşanmaktadır.

    İyi ve ahlaklı kişiler dünyada hoşlanılmazdı. Çünkü onlar fedakar olmayı öğütlerlerdi. Bu da cinlere tabi olmuş dünyacı insanların çıkarına gelmezdi.
     

Sayfayı Paylaş