1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Cinsel içgüdü

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve dderya tarafından 6 Kasım 2015 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.313
    Beğenileri:
    7.505
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    193 ÇTL
    Cinsel İçgüdü

    Beslenmesini ve korunmasını sürdüren canlı belirli bir değişme ve gelişme aşamasına gelince türünü sürdürmek amacıyla üremeye yönelik davranışlar yapar. Bu davranışları da doğuştan gelen, öğrenmeye dayanmayan, belirli uyarıcı koşıtiar atada yapılan içgüdüler sağlar.

    Bütün canliarda olduğu gibi kısanda da öreme ya da cinsel içgüdü doğuştan vardır. Ancak kısanda bu içgüdüye bağk hareketlerin ortaya çıkması belirli değişme ve gelişme aşamasmdan sonra olur. Bu nedenle cinsel içgüdüyü beslenme ve korunmadan sonra ele almak doğru olur.

    Bu bakımdan Freud’un yaşama, varolma içgüdüsü diye ortaya attığı cinsel içgüdü (sevgeç) (Eros) (libido) kavramı cinselliği de içeren yaşama içgüdüsü olarak kabul edilebilir. Freud sevgeçi insanın kişliğinin gelişmesi için gerekli dan en etkili ve önemi güç olarak ele almaktadır.

    Nitekim çocuğun cinsiyet farkım anlaması, dikkatini cinsel organına ve buriann anlamına yöneltmesi iki buçuk üç yaşlıdan sonra Freud’un üretken (phalic stage) adını verdiği dönemde başlar.



    Daha önceki (ağız ve dışkıl) dönemlerde ortaya çıkan hareketlerin amacı beslenme ve korunmaya dönüktür. İki buçuk üç yaşından sonra çocuk benliğini tanırken dikkati cinsel organlar üzerinde de odaklaşır. Üretken dönem tüm bedene yayılmış olan cinsel hazzın cinsel organlar üzerinde toplanması ve insanın cinsel yaşamının başlangıcıdır.

    İnsanda cinsel davranışlann doğuştan gelen, içgüdünden kaynaklanan biyolojik temeli dışında, ruhsal ve toplumsal yönleri de vardır. Başka bir deyişle, insanın cinsel davranışlannda öğrenme ve kültür önemli rol oynar. Bu nedenle insanda cinsel davranışların doğuştan gelen içgüdüyü de içeren bir güdü olduğunu söyleyebilirim.

    İnsanda hareketi başlatan, biçimlendiren, sürdüren ve son- landıran bedensel, fizyolojik enerjiye ek olarak ruhsal enerji de vardır. Bu enerjiye güdü (motive) adı verilir. Güdü insanın bilinçli olarak anlayıp değerlendirmediği amaç ve davranışlannın altında yatan nedendir.

    İnsanda cinsel güdüyü etkileyen uyaranlar bedensel, ruhsal, toplumsal öğeleri içeren geniş bir yelpaze içinde yer alır. Beden yapısından kaynaklanan cinsel uyaranlar yanında, duygu ve düşüncelerin paylaşılması, kişinin toplumsal durumu, rolü, yeri cinsel uyaran olabilir. Örneğin bir kadının bacaklarının güzelliği, göğsünün diriliği, bir erkeğin atletik beden yapısı cinsel uyaran olabilir. Eşler arasında ilgiyi, sevgiyi, hatta sıkıntıyı paylaşmak; erkeğin ya da kadının mesleğinden, toplumdaki etkinliğinden kaynaklanan beğeni ve hayranlık duygusu cinsel uyarana dönüşebilir.

    [Cinsel güdüyü etkileyen uyaranlara insanların imgeleme ve tasanm güçlerinin yarattığı fantezileri, saplantıları, takıntılan, tutkuları da ekleyebiliriz. Bunların biçimi ve rengi bireysel özelliklere göre değişeceğinden, cinsel uyaranların sınırlanması olanaksız görülmektedir.

    İnsanlaın yiyecek ve içecekten uzun süre yoksun kalması olası değildir. Yoksunluk süresi uzadıkça bedensel ve ruhsal işlevler bozulur. Sonunda insan açlıktan, susuzluktan ölür. Oysa cinsel güdü yoksunluk süresinden etkilenmez. Doyurulmaması yaşamsal tehlike yaratmaz. Cinsel güdü ancak uyarıldığı zaman bedensel ve ruhsal gerginlik yaratır; bu gerginliğin uzun süre boşalamaması dolaylı olarak bedensel-ruhsal (psikosomatik) rahatsızlıklara ya da ruhsal sorunlara yol açabilir.

    Özcan Köknel, Yaşamın Zaferi
     

Sayfayı Paylaş