1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Çocuğumuzun karnesi bize ne diyor?

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve dderya tarafından 12 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.330
    Beğenileri:
    7.518
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    91 ÇTL
    Ebeveyn çocuğun duygularını dinlemeyi, empati kurmayı beceremiyor, duyguları nedeniyle çocuğu suçluyor, çözüm üretmiyor ise çocuk sevinç ve üzüntüsünü gizleyebilir. Karnesi kötü gelen bir çocuk üzüntüsünü dışa vurduğunda karşılaştığı tepki çok önemlidir. "Üzüleceğine çalışsaydın", "Üzülmeyi biliyor ama çalışmayı bilmiyorsun," gibi sözler empati ve çözüm üretmekten uzak, aynı zamanda da paylaşımı engelleyen yaklaşımlardır. Oysa çocuklar üzüntü ve sevinçlerini paylaşmak isterler. Bizlerin bazen yapay bulduğu ya da "duygu sömürüsü" diye adlandırdığımız bu duygusal tepkiler çoğu çocuk için hayli masumdur ve manipülasyon amacı gütmezler.

    Başarıya doymuş ailelerde ise çocuğun sevinç ve mutluluğunu paylaşma eksikliği gözlenebilir. "Zaten senin için bunlar normal şeyler" diye söze başlayarak Çocuğun başarısı ile ilgili onuru paylaşılmaz. Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranan bu aileler güzel, övücü bir sözü dahi çok görürler adeta. Oysa çok başarılı olsa da çocuğun güzel sözlere, onunla gururlanan bir anne babaya ihtiyacı vardır. Çocuğun kendine olan Özgüveni ancak böyle sağlanır.

    Başarısından mutlu olmayan ya da başarısızlığından üzüntü duymayan, mahcubiyet yaşamayan çocuklarımızı dikkatlice gözlemeliyiz. Bu, kayıtsızlık, duygularını dışa vurma zorluğundan kaynaklanıyor olabilir. Bazı çocuklar üzülseler dahi duygularını sözel ya da davranışsal olarak dışa vuramazlar. Bu durum çocuğun duygu paylaşım yeteneğinin az olmasından, öz güven sorunundan ya da ebeveyn tavırlarından çekinmekten kaynaklanabilir.

    Bir de "doyumsuz" anne babalar vardır. Hep daha fazlasını isterler. Tüm notların "5" olması yetmez hepsi "100" olmalıdır. Arada alınan bir "4" notu dahi onları rahatsız eder. Çocuk takdir edilmez, övülmez, sür eldi "iyi ama...İle başlayan cümleler kullanırlar. Bu tutum çocuğun motivasyonunu azaltır, başarma duygusunu köreltir, hiçbir zaman beğenilmeyeceğim düşüncesinin hakim olmasına neden olur.

    Bütün bu nedenlerden dolayı elimize karneyi almadan çocuğumuzla ne konuşacağımızı düşünmemiz gerekir. Anne baba olarak aşağı yukarı çocuğunuzun karne notlarının nasıl geleceğini tahmin edebilirsiniz.

    Hazırlıksız yakalanmamak, doğru mesajlar verebilmek için bu şarttır.

    Diğer taraftan her çocuğun başarısı kendi içinde değerlendirilmelidir. Dolayısıyla sadece notlara bakarak yapılan değerlendirmeler yanıltıcı olabilir. Bir çocuk için "3" almak büyük bir başarı iken başka bir çocuk için "3" almak başarısızlık olabilir. Öncelikle çocuğunuzda nasıl bir akademik başarı bekleyeceğimizi bilmeliyiz. Her çocuk kendi şartları içinde değerlendirilmelidir. Çocuğun kapasitesi, öğrenme yeteneği, öğretmenin katkısı, çocukta öğrenme ve dikkati ile ilgili bir sorun olup olmadığı hep akılda tutulmalıdır, iyi bir karne getiren çocuğumuz mutlaka bunun ödülünü almalıdır. Bu ödül mutlaka maddi olmak zorunda değildir. Şartlar uygun ise küçük bir hediye ve harçlık dahi motivasyona büyük katkı sağlayacaktır. Ancak her şeyden önemlisi güzel sözlerdir. Çocuğumuza onunla nasıl gurur duyduğumuzu mutlaka anlatmalıyız.

    Karne notlan iyi olmayan çocuklarda ise işimiz bu kadar kolay olmayacaktır. Her şeyden önce şunu unutmamalıyız ki vereceğimiz mesajlar çocuğun gelecek eğitim dönemindeki tavrı için belirleyici olabilir. Bu nedenle dikkatli olmalıyız. Var olan tablodan memnun olmadığımızı ve üzüldüğümüzü sözel olarak ve davranışlarımızla belli etmemizin bir sakıncası yoktur elbette. Ancak suçlayıcı, aşağılayan bir yaklaşım soruna çözüm üretmediği gibi farklı sorunların su yüzüne çıkmasına neden olacaktır. Önce çocuğa konuşma hakkı tanımalıyız. Derslerinde niçin başarısız olduğu konusunda onun düşüncelerini sabırla dinlemeliyiz. Her çocuğun bu konuda söyleyecek bir şeyleri vardır. Daha sonra hep birlikte başarısızlığın nedenlerini araştırmak zorundasınız. Çocuğum niçin derslerinde sorun yaşıyor? Zihinsel yetilerinde mi sorun var. Bazı derslerde öğrenme güçlüğü mü yaşıyor? Dersleri dinlemekte mi sorunu vari- Öğretmeniyle yaşadığı bir sorun mu derslerine yansıyor. Bu soruları çoğaltmak mümkün. Ancak mutlaka bir neden vardır ve bunu bulacak en azında araştıracak kişiler de anne babalardır. Sizler neden bulamıyorsanız önce öğretmeni ve rehber öğretmeni ile iletişime giriniz, onların görüşlerini alınız. Sorunu belirleme, çözüm yollarını bulmak için, gerekli olduğunda profesyonel destek alınız.

    Tüm sorunları anne baba olarak sizin belirlemeniz mümkün olmayabilir. Ancak başarısızlığının mutlaka bir nedeni vardır ve bu neden araştırılmadıkça ve çözüm üretmedikçe başarıyı yakalamak mümkün değildir.

    Bütün bunları yapmak yerine çocuğa kızıp bağırıp çağırmak, ceza vermek, ya da bir şey yokmuş gibi davranmak sorunu çözümsüz halde bırakmak demektir.

    Anne baba olarak gelecek dönemi planlamak, eksiklikleri gidermek, yanlışları düzeltmek bizim işimizdir.

    Bunu yaparken çocuğu işin içine dahil etmeliyiz. Onu yok sayarak yapılacak programlar uygulanabilir değildir.

    Çocuğa mutlaka gelecekle ilgili mesajlar verilmelidir. Başarabileceği ve yapabileceğine onu inandırmak ancak bu yollarla mümkündür. Başarıya giden yolda her türlü tedbiri almak şarttır. Geçmişte değil bundan sonrası ile ilgilenmeliyiz. Çocuğu derslere motive edecek her türlü işbirliğine hazır olmalıyız. Bazen anne baba olarak bizim yapamadığımızı, çocuğumuza iyi bir model olan bir "abi" bir "abla" çok kolay yapabilir. Bu nedenle çocuğunuza iyi modeller olacak genç kişiler bulunuz. Onlarla iletişime girmesini sağlayınız.

    Her çocuğun mutlaka iyi yaptığı bir iş ve bir konuda becerisi vardır. Bu beceriyi mutlaka keşfetmeksiniz. Dersleri sadece Matematik, Fen'den ibaret sayan bir yaklaşımdan uzak olmaktayız. Edebiyata meraklı, spora ya da müziğe yeteneği olan çocuklan unutmamalıyız. Uzun vadede mutlaka çocuklarınıza bu yeteneklerine göre eğitimi planlayınız. Bundan dolayı her çocuktan tüm derslerden başarı beklemek doğru değildir. Başarıyı sadece nota ve belli derslere endekslemek yanlıştır. Matematikte hayli yeteneksiz bir çocuk geleceğin önemli bir romancısı olabilir. Dilbilgisinde beceri problemi olan bir Çocukta geleceğin piyanisti, bestecisi olabilir.

    Prof Dr. Mücahit ÖZTÜRK
     

Sayfayı Paylaş