1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Çocuğunuzu dizinize yatırın

Konusu 'Anne - Çocuk Sağlığı' forumundadır ve MeRciMeK tarafından 10 Şubat 2010 başlatılmıştır.

  1. MeRciMeK
    Masum

    MeRciMeK V.I.P V.I.P

    Katılım:
    20 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    9.071
    Beğenileri:
    1.871
    Ödül Puanları:
    7.230
    Banka:
    427 ÇTL
    Çocuklarla ten teması çok önemli


    Antalya Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma ve Uygulama Merkezi (AMBAUM) Müdürü Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Ömer Geçici, sevgisiz kalan çocuğun alkol ve madde bağımlılığına yönelebileceğini belirterek, ''Toplum olarak sevgimizi ifade edemiyoruz. Anne ve babanın çocukla ten teması yok, çocuğun başını okşama yok. Eğer aile çocuğun başını okşamazsa başkaları okşuyor. Çocuğunuzu dizinize yatırıp başını okşayın'' uyarısında bulundu.

    AMBAUM Müdürü Doç. Dr. Geçici,yaptığı açıklamada, gençlerde esrar ve eroin gibi maddelere bağımlılığın arttığını söyledi.

    ''Eroin bir kere bile kullanıldığında bağımlılık yapıyor. Önemli olan gençlerimizi eroin gibi maddelerden uzak tutmak'' diyen Doç. Dr. Geçici, çocuğu bu maddelere iten temel nedenler olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

    ''Temel nedenler arasında, çevre, eğitim, arkadaş grubu, maddeye kolay ulaşılabilirlik bulunuyor ama asıl neden sevgisizlik. Ailedeki sevgi bağları çok önemli. Kaotik ailelerde, ayrılmış, bölünmüş, parçalanmış ailelerde yetişen gençler maddeye yönelebiliyor. Bu tür ailede yetişip maddeye yönelen çocukların tedavisinde de sıkıntı yaşıyoruz.

    Çocukların duygusal boşluklarının doldurulması gerekiyor. Onlara değer, önem vermemiz gerekiyor. Biz toplumsal olarak sevgimizi gösteremiyoruz. Bir çok gence 'en son babana, annene ne zaman sarıldın?' diye sorduğumuzda genç hatırlamıyor. Ya da 'baban en son başını ne zaman okşadı, babanın dizine en son ne zaman yattın?' diye sorduğumuzda 'hiç' diyor. Gençlere 'Anne, babanıza hiç seni seviyorum dediniz mi? diye soruyoruz 'hayır' diyor. 'Neden?' diye sorduğumuzda 'o da bana hiç söylemedi' diyor. Toplum olarak sevgimizi ifade edemiyoruz. Anne ve babanın çocukla ten teması yok, çocuğun başını okşama yok. Eğer aile çocuğun başını okşamazsa başkaları okşuyor. Çocuğunuzu dizinize yatırıp başını okşayın. Bu çocuktaki sevgi boşluğunu dolduracaktır. Sevdiğimiz, değer verdiğimiz insanlarla sevgi köprüsünü kurmamazı gerekiyor. Sevgisiz kalan çocuk alkol ve madde bağımlılığına yöneliyor.''

    -''AİLE GİBİ YAŞAMAYI ÖĞRENMELİYİZ''-

    Gençlerin en önemli sorununun aile bağları olduğunu anlatan Geçici, alilerin ortak zaman geçirmeye dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Aile çocuğa sevgi vermezse çocuğun sevgiyi başka yerde aradığına işaret eden Doç. Dr. Geçici, ''Bu da genellikle alkol ve madde bağımlılığı oluyor. Aile içinde gerek eşlerin birbiriyle gerekse anne babanın çocuklara karşı iletişimi artırılmalı, duygusal bağ sağlanmalı, aile gibi yaşamayı öğrenmeliyiz'' diye konuştu.

    Madde bağımlılığın tedavisinde bağımlının istemesinin önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Geçici, sözlerini şöyle sürdürdü:

    ''Bağımlılığın tedavisinde üç ayak var. Bağımlı olan kişi, aile ve hekim. Bunlardan herhangi birinin zayıf kalması ya da olmaması tedaviyi zorlaştırıyor. Hedef hayat boyu temiz kalabilmek. Bağımlılık tedavi olmuyor ama kontrol altına alınabiliyor. Aileler bu konuyu ciddiye almalı, alkol ve madde bağımlılığı merkezlerinin sayısı, yatak sayısı ve insan gücü artırılmalı.''

    -''DÜNYANIN EN BULAŞICI HASTALIĞI''-

    Madde bağımlılığının kanser gibi hastalıklardan daha fazla önem verilmesi gereken bir hastalık olduğunu vurgulayan Ömer Geçici, ''Hastalardan biri terapide 'bu bulaşıcı bir hastalıktır' dedi. Gerçekten de bağımlılık dünyanın en bulaşıcı hastalığı. Bağımlılık, şeker hastalığı gibi kronik devam eden, tam tedavisi olmayan, her an hortlayabilen bir hastalık. Yaşam boyu kontrol altında tutulması gereken bir hastalık. Ağırlık derecesine baktığımızda kanserden daha ağır bir hastalık. Bu kadar ciddiye alınması gereken bir hastalığı ciddiye almıyoruz'' diye konuştu.
     

Sayfayı Paylaş