1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Çocuğunuzun İç Motivasyonuna Dikkat!

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve Papatya tarafından 30 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.260
    Beğenileri:
    5.767
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    4.914 ÇTL


    Bazı yanlış tutumlar, onların merak etme, yeni durumlarla yakından ilgilenme isteklerini engeller. Bu da çocuğun iç motivasyonunu düşürür!

    Sınıfta sürekli parmağı havada olan, bir şey yapılması istendiğinde ilk harekete geçen, kim bunu yapmak ister dendiğinde her zaman gönüllü olan çocuklar… onların yaşama ve öğrenme sevinci sadece bu çocukların öğretmenlerinin ve ebeveynlerinin işlerini kolaylaştırmakla kalmaz, çocuğun yaşıtlarına göre normal ve normalden daha hızlı gelişim göstermesine de neden olur. Bu yönleriyle çocuğun iç motivasyonun yüksek olması yetişkin tarafından tercih edilir. Ancak her çocuk aynı durumda değildir bazı çocuklar yeni bir durumla karşılaştıklarında merak edip ilgilenmektense kaçmayı tercih ederler, yapmamak veya öğrenmemek için direnç gösterirler. Bu çocukların öğretmenleri ve ebeveynleri içinse işler kolay gitmez, oldukça zordur ve en önemlisi bu çocukların gelişim hızları da motivasyon seviyelerine bağlı olarak yavaştır. Bu çocuklar adeta öğrenmek istemezler, uğraşmak istemezler, kendilerince her türlü zor işten kaçarlar. Böyle bir durumda ne yapacağız? "Bu çocuk böyle" deyip onunla ilgilenmemeli miyiz? Yoksa mutlaka onları da motive etmenin bir yolu vardır diyerek, buna uygun tutum mu geliştirmeliyiz? Eğer motivasyonu düşük çocuğun öğretmen ve ebeveyninin de motivasyon seviyeleri düşük değilse mutlaka bu durumla mücadele için uygun yaklaşımları benimsemek isteyeceklerdir.

    Merak ve Harekete Geçme İsteği

    Çocukların iç motivasyon seviyeleri çoğunlukla hayatlarının ilk yılında oldukça yüksek düzeydedir ancak bazı yanlış tutumlar onların merak etme, yeni durumlarla yakından ilgilenme isteklerini engeller. Bu engelleme çoğunlukla çocuğu tehlikelerden korumak adına yapılıyor. "Düşmesin", "parmağını kesmesin", "Amman yanmasın",… derken çok miktarda durdurma ve engelleme ile karşılaşan bazı çocuklar durmayı öğreniyorlar. Çocuk nelerin onun için tehlikeli nelerin onun için tehlikesiz olduğunu ayırt edemediği için bu öğrenmeyi pek çok duruma genelliyor. Bu öğretiyle hareket eden çocuk bir süre sonra anne-babasının "hadi ilgilensene" dediği şeylerle de ilgilenmiyor. Bu defada ebeveyn tersine bir çabayla çocuğun merak ve harekete geçme isteğini arttırmaya çalışıyor. İlk yıllarda çocuğun deneyimlerini durdurmak yerine onların masum merak ve ilgilerine sağlıklı yön verebilmek sanırım yapılması gereken ilk yaklaşım olacaktır. Sıcak çay bardağına dokunmak isteyen çocuğa bardağın sıcaklığını kontrollü bir ortamda dokunmasına izin vererek göstermek gibi hem güvenli hem de öğretici ortamlar hazırlamak önemlidir.

    Daha sonraki yıllarda çocuğun iç motivasyonunu yüksek tutmak için aşağıdaki başlıklara uygun yaklaşımları benimsemek anne babalara ve eğitimcilere yardımcı olacaktır.

    1. Hedef Oluşturmak:

    Motivasyon, ister kişinin içinden gelsin, ister kişinin dışındaki güçlerle oluşsun, her zaman ulaşılmak istenen bir hedef gerektirir. Bu hedefe ulaşmak için harekete geçeriz. Eğer hedef yoksa motivasyondan bahsedemeyiz.

    Hedefe giden yolu bir dağın zirvesine çıkmaya benzetirsek, zirveye giden yolun başlangıcında sadece motivasyon vardır, zirvede ise ulaşmayı istediğimiz hedef vardır. Hedef, dakikada 100 kelime okumak da olabilir, mimar olmak da olabilir. Hedef ne olursa olsun, hedefe giden her yolda gerekli olan bazı zorluklar ve zorlukların üstesinden gelmeyi kolaylaştıran adımlar ve beceriler bulunur. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz. Sabır, sebatkarlık, odaklanma, bilgi birikimini arttırmak için araştırma yapma, kitap okuma, uzmanların görüşlerini alma, ara ara sınamalardan geçme, geri bildirimlerle kendini değerlendirme, eksik olan yönleri tamamlayarak yola devam etme. Bu adımları tamamlayan herkes mutlaka hedeflerine ulaşacaktır. "Önemli olan hedeflerin varlığıdır." sözünün her koşulda gerçeği yansıtmadığını düşünebilirsiniz. Çünkü herkes hedeflerine ulaşamaz. Eğer hedefe giden zorlu yolda çocuğa gerekli destek verilmezse çocuğun yolunu kaybedeceği gerçeği açıktır. Çocuğun hedefe giden yolda kaybolmaması için çevresinde bulunanların ona güvenmeleri, cesaretlendirmeleri, tıkandığı yerde doğru yolu gösterme anlamında yönlendirici olmaları gerekir. Bu, başlangıçta var olan motivasyonun sonuna kadar sürmesini sağlar. Çocuğun kendine olan güvenini arttırır.

    2. Çocuğun yapabileceğine inanmak:

    Eğer çocuğun çevresindeki onun kişiler bir konuda başarılı olabileceğine yada onun bir işi yapabileceğine inanmıyorlarsa, çocuk gerçekten de başaramayacaktır. Çocuklar kendilerine güvenilen ortamlarda rahatlarlar ve çaba gösterirler.

    3. Başarıyı yaşatmak:

    Her çocuğun bazı şeyleri iyi yaptığını bilmeye ve başarıyı yaşamaya ihtiyacı vardır. Başardığını gören çocuk, bir sonraki sefer yeniden deneme yapmak için heyecanlanır, yeniden bu duygu için uğraş verir.

    4. Çocuğu tanımak:


    Çocuğun özellikleri ve onun yaşındaki çocukların genel gelişim özellikleri hakkında bilgi sahibi olmazsak yapabileceklerinden çok daha fazlasını bekleyebiliriz. Beklentiyi gerçekleştiremeyen çocuğun hem özgüveni zedelenir hem de motivasyonu düşer.

    5. Pozitif düşünme becerisini kazandırabilmek:

    Olumlu düşünme becerisi çocuklara öğretilebilir. Karamsarlık herhangi bir girişimin başarısızlıkla sonuçlanmasına sebep olabilir. Pozitif düşünme becerisi yetişkinlerin model olmasıyla verilebilir.

    6. Sorun çözme becerisini kazandırmak:


    Sorunlar karşısında her zaman alternatif çözümler vardır. Ancak sorunlar karşısında değişik çözümleri bulamayan çocuklar çaresizlik duyguları ile engellenirler.

    7. Model olmak:


    Çocuktan beklenen her davranışın anne-babalar tarafından ortaya konuyor olması önemlidir. Çocuklar, yetişkinleri gözlemleyerek de öğrenirler. Çoğunlukla isteksiz, çaba göstermeyen, kendini yormayan anne-babalarını gören çocuklar bu davranış kalıbını benimserler.

    8. Cesaret vermek:

    Çocuğu fazlasıyla korumak, onun mücadele becerisini köreltir. Çocuk, üstesinden gelebileceği şeylerde bile harekete geçmez ve başkalarının yardımını ister. Bir süre sonra gerçekten çözümsüz kalmaya başlar.

    9. Var olan motivasyonu koruyabilmek:

    Bazı durumlarda çocukların motivasyonları çok yüksektir; ancak yetişkinlerin engellemeleri nedeniyle motivasyonları düşer. Yetişkinler genellikle ev ortamının düzeni bozulduğunda, çocuğun ödevleri aksadığında, onun ilgi alanını engelleyebilirler. Böyle bir durumda uygun tedbirleri alarak çocuğun ilgi duyduğu faaliyeti yapmasına olanak tanımak gerekir.

    10. Çocukla işbirliği yaparak adım adım ilerlemek:

    Bazen çocuğu bir konuda ikna edebilmek, beklentiye uygun davranışı ortaya koyabilmesi için dirençlerinin kırılması gerekir, böyle durumlarda anne-babalar çocukları ile işbirliği yapıp bir süre onlarla birlikte hareket etmelidirler.

     

Sayfayı Paylaş