1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

çocuk aklı..

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve gülüşüm tarafından 15 Kasım 2008 başlatılmıştır.

  1. gülüşüm

    gülüşüm Usta

    Katılım:
    2 Kasım 2008
    Mesajlar:
    834
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Sahiii.. Nerden?
    Banka:
    39 ÇTL
    Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım. Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı.

    Babam akşamları eve yorgun dönerdi. Ben bütün gün evde sıkılır, onun gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir
    araya gelirdikbabamla.

    Onlar annemle konuşurken ben araya girer,sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir, 'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da mı konuşturtmayacaksın babanla?' diye çıkışır, beni odama gönderirdi.

    Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık' derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim.

    Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli birşey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden başlardı.

    Bir gün anladım ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım. Önce resim yaparak başladım işe.

    Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.' diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana kızarak beni artık odama göndermiyordu. 'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye komşulara anlatıyordu annem halimi.

    Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem 'Odanı topla!'diye odama kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyordum.

    Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor; ama odamı toparlamayı beceremiyordum. Annem odama gelip 'Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım.' dedi bir gün.

    Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden alırsa ben ne yapacaktım?

    Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı kolladım.

    Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz çizdiğim resmi getirdim.

    Babam baktı. Hım, dedi 'Çok güzel olmuş. Bu adam benim herhalde.' dedi.

    Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.'dedim.

    O 'Hayır, bu adam benim, bu çocuk sensin, bu küçük kız da arkadaşın.'dedi.

    Ben yine 'Hayır, o büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük kız da annem.' dedim.

    Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip: 'Peki neden bizi küçük çizdin?' dedi.

    Heyecanla başladım anlatmaya.

    Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz yaşlanıp küçüleceksiniz. Beliniz bükülecek, komşumuz Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten geldiğimde yorgun olacağım. Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım bile. Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde 'Hadi odanıza çekilin de kafa dinleyeyim.' diyeceğim. Ve bir de bağıracağım 'Her şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar' diye.

    Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı.

    Duyduklarına inanamıyorlardı ..

    Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi.

    Farkında' Olmalı İnsan... Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.

    Ömür Dediğin Üç Gündür,

    Dün Geldi Geçti

    Yarın Meçhuldür,

    O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,

    O Da Bugündür.
     
  2. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    Çok güzel ve anlamlı bir yazı olmuş. Her anne baba, hatta anne baba olmayan her insan bile yazıdan kendisine pay çıkarabilir. Teşekkürler paylaşım için
     
  3. Sevgi.2

    Sevgi.2 Aktif

    Katılım:
    26 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    376
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Ülkemin her karışı
    Banka:
    3 ÇTL
    Yazıyı okuyunca şapkayı dizime koydum biraz düşündüm.Sanki çalışan anne -baba ve çocukları için yazılmış.Özellikle de öğretmen anne baba için.Gün boyu çocuk sesinin ardından evde sessizlik istiyorsun da en ufak bir şeyde geriliyorsun ya sonrası galiba bu yazıdaki gibi geliyor.Bazen kendimle başbaşa kaldığımda hayatımın önceliklerini değerlendiriyorum da bazı şeylerin yerinin değişmesi gerektiğine karar veriyorum,sonra yine her şey aynı....Bu gün bu yazı da yine düşündürdü...Ne demeli bilmem ki...
    Paylaşımın için teşekkürler.
     
  4. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.438
    Beğenileri:
    7.365
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.906 ÇTL
    Daha önce de okumuştum bu yazıyı bir kez daha okumak güzeldi. Hakikaten ömür denilen şey o kadar kısa ki. Ders almak için benzer bir olay mı yaşanmalı ki? Teşekkürler paylaşım için.
     
  5. gülüşüm

    gülüşüm Usta

    Katılım:
    2 Kasım 2008
    Mesajlar:
    834
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Sahiii.. Nerden?
    Banka:
    39 ÇTL
    ben teşekkür ederim.. anne - baba olmak hem çok kolay hem çok zor.. çocukların dilini , ruh halini yada ufacık bir tepkimizle neler değiştirebileceğimizi kestirebilmek imkansız.. onların küçük kalbini her an hissetmek gerek ve on kere bin kere de sorsa aynı soruyu yine cevap vermek gerek bıkmadan usanmadan.. geçmişimizin aynası, geleceğinizin yansıması onlar..
     
  6. haticee

    haticee Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2008
    Mesajlar:
    30
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    170
    Meslek:
    öğrenci
    Yer:
    çankırı
    Banka:
    0 ÇTL
    cok güzelmişş tskler
     

Sayfayı Paylaş