1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Çocuk ve Ergenlerde Duygusal ve Davranışsal Bozukluklar

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve dderya tarafından 18 Mart 2015 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.298
    Beğenileri:
    7.486
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    224 ÇTL
    Duygusal ve davranışsal bozuklukların kapsamlı bir tanımını yapmak çok zordur. Bunun nedenleri şunlardır:

    1. Alışılmamış düzeyde ciddi, süre ve sıklık ile normal dışı davranışların belli bir durumdan kurtulmak için sergilenen normal ya da normale yakın davranışlar arasında nasıl ayırım yaptığımız

    2.Gelişimsel değişimlerin bir bireyin davranışsal ve duygusal dengesi üzerindeki etkileri

    3. Devlet eğitim kurumlarının "toplumla uyumsuz" ya da "hüküm giymiş" olarak nitelendirilen çocuk ve gençleri dışlama eğilimi içinde olması

    4. Bazı hastalık tanıları hakkında bunları belirleyen özelliklerin öncelikli olarak duygusal ya davranışsal kaynaklı kabul edilmemesinden doğan tartışmalar

    5. Alanın ve özel eğitimin düzensiz doğası

    6. Belirli bir duruma eğilimli olmaya göre şizofreni ve öteki psikiyatrik tanıların dahil edilmesi ya da dışarıda bırakılması prof. Dr. Mustafa yilman

    Normal Dışı Davranıştan Belirlemede Öznellik

    DDB uzmanlarının önerisi, belirli durumlar altında normal davranışın ne olduğu yönünde bir görüş geliştirip daha sonra bunu söz konusu çocuğun davranışı ile karşılaştırmaktır.Eğer belirgin bir ayrılık varsa bu durumda, haklı olarak,çocuğun davranışının anormal olduğu ve iyileştirmeye ihtiyacı olduğu sonucuna varılabilir.

    Kauffman gibi araştırmacılar çocuğun davranışını üç değerlendirme ölçütüne göre analiz etmeyi önermiştir:

    1. Süre 2. Yoğunluk 3. Sıklık

    Ancak bu tür bir analizde aşırlığı neyin oluşturduğunun yorumlanması aşamasında sorunlar ortaya çıkmaktadır. Nitekim depresif bir çocuk örneğinde " ne kadar bir süre çok uzundur?" veya bir davranışın hangi seviyesi " çok fazla" yoğun ve anormallik işaretidir?

    Sonra bir davranışın "çok" sık olabilmesi için belli bir zaman diliminde kaç defa ortaya çıkması gerekir? En önemlisi " kabul edilebilir" ile "kabul edilemezi" ayıran çizgiler ve seviler nedir? Bütün davranışlar ve duygular için sürekli ölçümler yapılabilir mi ya da yapılmalı mıdır?

    Gelişimsel Değişimlerin Kişinin Davranışsal ve Duygusal Dengesi Üzerindeki Etkileri

    Duygusal ve davranışsal bozuklukların tanımlamasında; ergenlik öncesi ve ergenlikte psikolojik gelişmenin belirgin etkileri vardır. Gerçekte çocukların çoğu bu gelişimsel dönüşüm boyunca duygusal ve davranışsal kararsızlık yaşarlar. Prof. Dr. Mustafa YILMAN

    Ergenlerin çoğunluğu bir şekilde hatalı davranışlar içine girerler ve "statü" suçu ilerler. Ergen gelişimi ile bağdaştırılan bu değişken durum daha iler» seviyede karmaşıklaşır ve neyin "normal" olduğu konusu belirsizleşir. Ergenlerin çoğu, bir şekilde tehlikeli davranışlar içine girebilir.

    Sigara ve içki içme, cinsel ilişki, dersten kaçma, ehliyetsiz araç kullanma ve hız sınırlarını aşma bunlar arasındadır. Bu davranışlar, normal davranış görüntüsü oluşturur. Böylesi davranışlar sergileyen ergenler, sapkın ya da duygusal rahatsız olarak nitelendirilemez.

    Asosyal, topluma uyum sorunu olduğu düşünülen gençler, karakteristik tavır bozukluğuna uygun davranışlar gösterirler. Sürekli olarak zararlı (Vandai) faaliyetlerde bulunan, mala ve cana zarar veren, toplum içinde şiddet gösteren, yasalara ve insan haklarına uyum konusunda en küçük bir kaygı duymayan çocuk ve gençlerin sergiledikleri bu davranışlar bir duygusal bozukluğa işaret eder. Böylesi korkunç davranışların yalnızca bir ortam ya da toplumsal bağlam ifadeleriyle sınırlanabileceğini hayal etmek oldukça çelişkili olur.

    Sosyal uyumsuzluk, okulda ve toplum içinde hatalı davranışlar içine giren çocuk ve gençlerin tanımlamasında sıkça kullanılan çok anlamlı bir kavramdır.

    Uzmanlar genellikle , duygusal ve davranışsal bozuklukların, öğrenmeyi derin şekilde etkileyen patolojik bulgular olduğunu bazıları ise çoğunlukla hiperaktivite bozukluğu ve dikkat eksikliği, daha ciddi seviyelerde otizmi olan öğrencilerin de bu kapsam içine alınması gerektiğini ileri sürerler. Çünkü bu bozuklukların görüldüğü çocuk ve ergenlerin davranışları, öğrenme ve sosyalleşmeyi önemli ölçüde engelleyen eğilimlerdir.
     
    test1 bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş