1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Çocukları nasıl dengeli besleyebiliriz?

Konusu 'Anne - Çocuk Sağlığı' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 12 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Çocukları nasıl dengeli besleyebiliriz?

    Çocukları dengeli beslemenin kolay olmadığını ben de biliyorum. Özellikle günümüz şartlarında bu işi başarmak gerçekten zor. “Dengeli beslenme” kavramını çoğumuz biliyoruz ama kavramın hakkını benim, hatta beslenme uzmanlarının bile bazen hakkıyla verebildiğini zannetmiyorum. Söz konusu çocuk olunca dengeli beslenme tümüyle zorlaşıyor.

    Genel olarak “dengeli beslenme” deyiminin anlatmak istediği şey şudur: Eğer karbonhidrat, yağ ve proteinleri üç aşağı beş yukarı gerektiği miktarlarda kazandıran doğal yiyeceklerden oluşan bir beslenme planı yapabiliyorsunuz doğru yoldasınız. Yani çocuklarınıza bir taraftan et, balık, tavuk, süt, yoğurt, peynir yedirirken, diğer taraftan meyveyi, sebzeyi, baklagilleri, tahılları da unutmayacaksınız.

    İŞİMİZ ZOR

    Dengeli beslenmeyi bilseniz bile sürdürmek kolay değil. İşin içine zaman zaman pek çok sabotajcı giriyor. Ekonomik durumunuz, çocuğunuzun ağız tadı, zaman planları, sizin imkânlarınız, yemek yapma becerileriniz, alışveriş zamanınız, okul beslenmesinde ortaya çıkan sorunlar ve daha pek çok şey… İşi bazen abarttığınız, makarnayı, pilavı, keki, böreği, çöreği fark etmeden çoğalttığınız, hatta durumu bazen tek yönlü bir beslenme planı haline getirdiğiniz bile oluyor. Siz doğru yağları seçmek, margarin yerine zeytinyağı kullanmak istiyorsunuz ama çocuğunuz ekmeğin üzerine sürülmüş tereyağından daha çok hoşlanabiliyor. Peynir yemesini istiyorsunuz, en azından ara öğünü ekmeğin üzerine sürülmüş krem peynirle geçiştirmek istiyorsunuz ama o çikolatalı fındık ezmesinde ısrarlı olabiliyor. Akşama bulgur pilavı, kuru fasulye hazırlıyorsunuz ama o pizza sipariş etmenizi isteyebiliyor. Kısacası sizin de bizim de hepimizin işi zor. Zor ama bu işi başarmak en azından kontrolü elimizden kaçırmamak zorundayız.

    İÇECEKLERE DİKKAT

    Sık sık gözünüzden kaçan bir noktayı da yeniden hatırlatalım. Anne babalar genel olarak içecekleri gıdadan saymıyorlar. Oysa günümüz çocukları bizim çocukluğumuza göre giderek daha fazla gazlı kolalı şekerli içecekler içiyor. Öyle ki bazılarının günlük kalori kazanımının dörtte biri bu “tadı hoş, içi boş” içeceklerden gelebiliyor. Çoğumuz farkında değiliz ama kilo sorununun arkasında aslında bu kalori bombası içecekler yatıyor. Özellikle “fruktoz şurubu” ile tatlandırılmış meşrubatların çocuklarda kilo probleminin en önemli tetikleyicileri olduğu konusunda ciddi bulgular var. Bu nedenle anne babalar ve öğretmenler bazı gıdalar karşısında takındıkları tutumu koydukları kısıtlamaları içecekler konusunda da yapmak zorundalar.

    KASLI OLMAK İYİ AMA…

    Son yıllarda özellikle ergenlik çağı çocuklarında görülen bir yanlış da daha çok kasa sahip olmak için yanlış besin desteği olarak protein tozu, kreatin, whey proteini ve benzeri kas yapıcı zararlı olabilecek bazı desteklere yönelmedir. Bu konuda çok dikkatli olmanızda fayda var. Özellikle 12 yaş altındaki çocuklara yoğun kas antrenmanlarının, ağırlık çalışmalarının çok bilgili ve deneyimli uzmanların denetimi, tıbbi bir programla izleme durumu olmadan uygulanmaması isteniyor. Bu tür işlemlerde yapılacak en ufak bir hatanın kötü sonuçları olabiliyor.

    ÇOCUKLARIN AKTİVİTE ŞANSLARI AZALIYOR

    Çocuk ve gençlerin sağlığında aktivitenin en az beslenme kadar önemli bir nokta olduğunu da unutmamalısınız. Maalesef mahalle parkaları, bahçeler, oyun sahaları bir bir ortadan kalkıyor. Okullar bile boş buldukları alanı otopark olarak kiralıyor. Böyle bir alan bulsanız bile yoğun eğitim programları, trafikte geçirilen uzun saatler çocukların birlikte yapabilecekleri bu tür eğlenceli aktivitelere zaman ayırmalarını imkânsız hale getiriyor. Okuluna yürüyerek gidip gelen, akşamüzeri mahalle parkında arkadaşlarıyla oynayan çocukların sayısı her gün biraz daha azalıyor. Hemen her evde birkaç adede ulaşan televizyonlar ve ayrıca her çocuğun önünden bir zaman kaybı aracı haline dönüşen internet ve bilgisayar oyunları da aktivite sabotajcılarının ön sıralarına yerleşmiş durumda. İşte bu nedenle çocuklara daha fazla aktivite yapabilecekleri imkânları en azından okullarda oluşturmak gerekiyor. Beden eğitimi-jimnastik derslerine ayrılan saatleri arttırmak ve bu dersleri otoriter eğitim saatleri olmaktan çıkarıp keyifli, eğlenceli aktivite süreçleri haline dönüştürmek gerekiyor.

    SİGARA, ALKOL VE MADDE KULLANIMI YAYGINLAŞIYOR

    Okullarda çocukları bekleyen başka tehditler de var. Bunların en başında sigara kullanımın yaygınlaşması geliyor. İyi bir eğitim almanın kaynağı olan okullar dikkat edilmediğinde sigara ve hatta zararlı bağımlılık yapıcı diğer maddelerin kullanım alanları haline dönüşebiliyor. Bu nedenle ailelerin ve okul yönetimlerinin resmi kurumlarla işbirliği yaparak başta sigara olmak üzere her türlü zararlı alışkanlıkla mücadele etmenin planlarını yapmaları gerekiyor.

    Okullar sağlıklı yaşamın öğrenim ve hayat tarzı haline getirildiği yerler olmalıdır. Günümüzün en önemli hastalıklarından biri haline gelen kanserle savaşta okullarda verilecek eğitimler ve tabi her şeyden önce oluşturulacak sağlıklı okullar çok önemli katkılar sağlayacaktır. İsterseniz bu sağlıklı okullar kavramının neleri içerdiğine de bir göz atalım ve konuyu sadece beslenme ve kilo meselesi olmaktan çıkaralım.

    GENEL HİJYEN ÇOK ÖNEMLİ

    Okullarımız temiz değil. En azından arzu edilen şekilde hijyenik şartlar çoğu okulda bir türlü sağlanamıyor. Tuvaletler, lavabolar kirli ve bakımsız. Mutfaklar temiz değil. Okullarda zararlı olabilecek böcekler cirit attığı gibi, bu böceklerle mücadelede kullanılan toksik kimyasalların nasıl kullanıldığı (yani bilinçli bir şekilde kullanılıp kullanılmadığı) meçhul. Okullarda radona, asbeste, PVC ve diğer plastiklere karşı bir önlem olup olmadığı belli değil. Yoğun betonlaşma olan binalarda radon gazının arttığı, asbestin hala borular ve diğer yapılarda kullanıldığı, plastik pencerelerdeki PVC'nin, plastik su depolama kaplarının zararlı olduğunu hatırlatalım. Okul servis araçlarının egzoz kontrollerinin özellikle dizel araçlarda ciddi bir hava kirlenmesine yol açtığını, bu havayı da özellikle o araçlarla okula gidip gelen minik ciğerlerin soluduğunu unutmayalım. Okullarda baz istasyonlarının ve diğer elektromanyetik kaynakların yer almasına izin vermeyelim. Temiz, iyi havalandırılmış sınıflarda eğitim yapılmasını, iç mekân hava kalitesinin arttırılmasını talep edelim. Spor salonlarında, duşlarda, tuvaletlerde, lavabolarda hijyenik önlemlerin alınması konusunda okul yönetimleriyle işbirliği içinde olalım. Kısacası ne yapıp edelim okullarımızı da sağlıklı hale getirelim. Yetmedi! Öğrencilerin kullandığı kâğıt ürünlerin (defterler, zarflar, dosyalar…) geri dönüşümlü olmasını gündeme getirelim. Resim malzemelerinin (boyalar!), plastik çantaların ve diğer aksesuarların zararlı maddeleri içerip içermediğine önem verelim. Okul servis araçlarının temizliğini, bakımını, güvenliğini, sürücülerin ve yardımcıların mesleki tecrübelerini sorgulayalım.

    PROF. DR. OSMAN MÜFTÜOĞLU
     

Sayfayı Paylaş