1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Çocuklarımızı Ne Zaman Psikoloğa Götürülmeliyiz?

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve BeReNN tarafından 11 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    Çocuk olmanın hayatın bütün sorunlarından, zorluklarından uzak bir dönem olduğuna inanmak isteriz. Anne-babalar çocuklarını korumak, onlara mümkün olan en iyi imkanları sunmak, mutlu ve sağlıklı bireyler olarak büyümelerini sağlamak için ellerinden geleni yaparlar. Ancak çocuklar da yetişkinler gibi hayatın bazı dönemlerinde birtakım sorunlarla karşılaşabilirler. Yetişkinler yaşadıkları sorunlar ile baş etmek için kendileri harekete geçerek, inisiyatiflerini kullanabilirler. Ama çocukların yaşadıkları sorunların çözümünde yetişkinlerin desteği ve yardımı gereklidir. Mavi Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nden Psikolog Danışman Ece Akın Bakanay, anne-babalara çocukları için hangi durumlarda psikolojik yardım almaları gerektiğiyle ilgili önemli bilgiler verdi.
    Psikolojinin Temel Amacı

    Anne-baba olmak aslında hamilelik dönemi ile başlar. Bebek ile ilgili hazırlıklar, beklentiler, ümitler ve endişeler anne-baba olmanın doğal bir parçası gibidir. Bilgi çağında olduğumuz düşünüldüğünde, günümüz anne-babalarının işi hem daha kolay hem de daha zordur. Artık pek çok anne, çocuğun duygusal-bilişsel-fiziksel gelişiminde ilk 3 yılın önemini biliyor. Hatta hamileliğin ilk günlerinden itibaren bebeğin gelişimini desteklemek için neler yapılması gerektiğini de araştırıyor. Tüm bu çabalar sağlıklı ve mutlu bireyler yetiştirmek için yapılıyor. Ancak hayat durağan ve her etkeni kontrol edebildiğimiz bir süreç değildir. Sorunlar hayatın bir parçası haline gelmiştir. Sorunlar ile baş etmek için ise her birey farklı yöntemler kullanır. Bazen sorunların çözümünde üçüncü bir göz, objektif bir bakış açısı, kişinin duygularını yargılamadan anlayan ve dinleyen birinin yardımı gerekli olur. Psikolojik danışmanlık süreci, bireylerin daha iyiye ulaşmasına yardımcı olmayı amaçlar. Çocuklara yönelik psikolojik danışmanlık hizmetinin kapsamında sadece sorun odaklı yaklaşımlar değil, normal gelişim basamakları alanında da anne-babalara destek veren çalışmalar da yer alır. Son yıllarda ruh sağlığı alanında sorun odaklı çalışmaların yanı sıra gün geçtikçe daha çok önem verilen koruyucu ruh sağlığı kavramı öne çıkıyor. Koruyucu ruh sağlığı genel hatlarıyla sorunlar ortaya çıkmadan yapılabilecek düzenlemeler ve müdahaleler üzerinde duruyor. Bireyin olumlu özelliklerini güçlendirmek, ileride risk yaratabilecek koşulları sorun ortaya çıkmadan önce tespit edebilmek, kişisel ve toplumsal gelişim için en ideal çözümleri oluşturabilmek günümüzde psikolojinin temel amaçları arasında kabul edilebilir.
    Anne-babaların psikoloğa başvurması gereken durumlar

    Anne babaların genel olarak ruh sağlığı uzmanlarına başvurması gerektiği durumlar şu şekilde gruplanabilir:

    Gelişim takibi

    Hamilelik süreci ile başlayan gelişim her çocuk için bireysel hızla ilerler. Ancak tabii ki becerilerin kazanılması ve geliştirilmesi için kritik dönemler vardır. Genel olarak çocuğun doğumundan itibaren hangi becerileri hangi aylarda kazanacağını bilmek, anne-babanın daha dikkatli olmasına yardımcı olabilir. Gelişim takibinin amacı anne-babayı çocuğun gelişim basamakları hakkında bilgilendirmek, çocuğun becerilerinin gelişmesinde yardımcı olacak yönlendirmelerde bulunmaktır. Gelişim takibinin en yararlı olduğu durumlar ise olası sorunların ipuçlarını önceden yakalama fırsatını vermesidir. Örneğin konuşma becerisinde yaşıtlarından geri kalan bir çocuğun dikkatle takip edilmesinde yarar vardır. Çünkü basit bir gecikme gibi görünen bu durum belki farklı sorunların habercisi olabilir.
    Yaşam krizleri

    Yaşam boyu her birey bir çok sorunla karşılaşabilir. Bu sorunlardan bazıları ile tek başına baş edebilirken bazı durumlarda da desteğe ihtiyaç duyabilir. Boşanma, ölüm ve kayıplar, doğal felaketler, okul değişikliği, kardeş doğumu, taşınma gibi olaylar çocuğun duygusal ve sosyal gelişimini etkileyebilir. Hayatın bir parçası olan bu krizlere karşı çocuk hiç tepki vermiyor ya da aşırı tepki gösteriyorsa, davranışlarında belirgin farklılıklar ortaya çıkıyorsa, okul başarısında ciddi bir düşüş yaşıyorsa, çocuğun günlük hayat düzeni bu değişimlerden olumsuz etkileniyorsa o zaman bir uzmana danışılması önerilebilir.
    Akademik Sorunlar

    Okula başlayan her çocuk ilk başta uyum sağlamakta zorlanabilir. Çünkü okul ortamında yeni beceriler öğrenmesi ve bunları geliştirmesi gerekir. Sorumluluk almak, kurallara uymak, dersi dinlemek, ödevleri yapmak, arkadaş edinmek, yeni bilgileri öğrenmek, kendini ifade edebilmek gibi durumlar okul öncesi eğitim kurumuna devam etmiş olsa da her çocuk için, okulun ilk yılında uyum sağlamak için önemli bir dönemdir. Bu dönemde anne babaların ve eğitimcilerin dikkatli gözlemciler olması önemlidir. Çünkü akademik başarı ya da okula uyum alanında yaşanılan sorunların zamanında tespit edilmesi ve uygun yöntemler ile çözümlenmesinde erken müdahale oldukça etkilidir. Okul, çocukların hayatlarında çok büyük bir yer tutar, okul hayatında ortaya çıkan sorunlar bu nedenle çok dikkatle incelenmelidir. Okula gitmek istemeyen bir çocuk konsantrasyonu devam ettiremediği için başarısızlık yaşıyor ya da arkadaşlarıyla oyuna katılmakta zorlanıyor olabilir. Bu nedenle okul başarısı ve uyumu olumsuz etkileyen durumlar aile, okul ve gerektiğinde bir uzman tarafından dikkatlice değerlendirilmelidir.
    Duygusal sorunlar

    Çocuklar iç dünyalarında yaşadıkları sıkıntıları farklı şekilde gösterebilir. Duygularını ifade etmek yerine davranışlarıyla kendilerini göstermeyi tercih edebilir. Kardeş doğduktan sonra altını ıslatmak, anne babasının ilgisini çekmek için yalan söylemek gibi... Çocukların duygusal olarak sorun yaşadığının işareti olabilecek diğer belirtiler ise, uyku ve yemek yeme düzenindeki bozukluklar, tikler, takıntılı davranışlar, korkular olarak sıralanabilir. Bu sorunlar aslında her çocuğun zaman zaman yaşadığı gelişimsel açıdan normal kabul edilebilecek davranışlar olarak da görülebilir.
    Uzman Seçiminde Önemli Noktalar

    Anne babalar için, çocuklarını bir ruh sağlığı uzmanı ile görüştürmek kolay bir karar olmayabilir. Eğer yaşanılan bir sorun ile görüşmeye karar verilmişse öncelikle bir sorunun olduğunu kabul etmek, bir yabancıdan yardım istemek, güven ilişkisi kurmak anne baba için ilk adımı zorlaştırabilir. Görüşülecek uzmana karar vermek ise ikinci zor adımdır. Bu durumda karar vermeyi kolaylaştıran etkenlerden biri öneri üzerine uzmana karar vermektir. Daha önce her hangi bir uzmandan yardım alan bir ailenin ya da güvenilen bir kişi/kurumun önerisi uzman seçiminde etkilidir. Ancak anne babanın karar verirken en çok dikkat etmesi gereken nokta, o kişinin uzmanlık alanıdır. Mezun olduğu okul ve bölüm, çalışma alanları, yaptığı çalışmalar ile ilgili bilgili anne babanın doğru uzmanı seçmesinde en önemli faktörlerdir. Ruh sağlığı geniş bir alandır. Her uzmanın ilgi duyduğu, çalışma tekniklerini geliştirdiği, uzmanlaştığı özel bir alan vardır. Örneğin bir uzman akademik problemler üzerinde uzmanlaşırken bir diğeri sosyal becerileri geliştirme alanında çalışmayı tercih edebilir. Anne babaların ilk etapta ruh sağlığı alanı ile ilgili çok ayrıntılı bilgi edinme şansları olmayabilir. Ancak farklı kaynaklardan araştırarak bir uzman seçebilirler. Güven ilişkisi kurmak danışmanlık alanında ilk ve en önemli adımdır.
     

Sayfayı Paylaş