1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Coğrafî bölgeleri oluşturan faktörler

Konusu 'Türkiye Coğrafyası' forumundadır ve Suskun tarafından 22 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    COĞRAFÎ BÖLGELERİ OLUŞTURAN FAKTÖRLER​


    Coğrafî bölgelerin oluşumunda etkili olan faktörler; tabiat şartları, beşerî ve ekonomik özelliklerdir. Bölge sınırlarının belirlenmesinde bu faktörler esas alınır.



    1. Tabiî faktörler: Bu grupta yer alan faktörlerin başlıcaları; konum, yüzey şekilleri, iklim ve bitki örtüsüdür. Bunlardan konumun, özellikle denize göre konumun çok çeşitli etkileri vardır. Kıyıda yer alan yerlerin diğer bölge ve ülkelerle ilişkileri daha kolay ve daha fazladır. Bu durum ticaret ve sanayi etkinliklerini teşvik eder. Ayrıca, denizel etkiler sayesinde iklim daha sıcak ve yağışlıdır. Yine bu iklim sayesinde bitki örtüsü daha gür, toprak daha verimli, ürünler daha çeşitlidir. Bu elverişli şartlara bağlı olarak genellikle nüfus da sıktır. Buna karşılık denizden uzak iç kısımlarda iklim karasaldır. Yağış daha az, bitki örtüsü daha zayıftır. Bu şartlar, iç kısımlarda beşerî ve ekonomik özelliklerin farklı olmasına yol açar.



    Coğrafî bölgelerin özelliklerini doğrudan ve dolaylı olarak belirleyen başlıca faktörlerden biri de yeryüzü şekilleridir. Meselâ, Karadeniz boyunca uzanan Kuzey Anadolu Dağları ile Akdeniz kıyılarımız boyunca uzanan Toroslar, ülkemizin bu kesimlerinin çok engebeli bir alan olarak belirmesine neden olur. Buna karşılık İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da plato ve ovalar geniş yer kaplar. Doğu Anadolu; yüksek dağları, çoğu yerde lâv örtülerinden oluşan platoları ve 2000 metre ortalama yükseltisiyle ülkemizin diğer yerlerinden ayrılır. Ege Bölgesi'nde ise kıyıya dik uzanan orta yükseklikteki dağlar ve bunlar arasında denize açılan geniş çöküntü ovaları bulunur. Yüzey şekilleri aynı zamanda dolaylı olarak iklim, bitki örtüsü, ulaşım, tarım alanları ve yerleşmeyi etkileyerek bölgesel özelliğin oluşmasını sağlar.



    İklim ve ona bağlı olarak bitki örtüsü, bölgelerin görünümünü belirleyen önemli tabiî faktörlerdendir. Yurdumuzun kıyı kesimleri yeterince, hatta bazı kesimleri çok yağış alır. Buraları doğal orman alanlarıdır. Oysa iç kesimler yarı kuraktır. Buralarda orman daha az ve daha seyrektir; bozkırlar geniş yer kaplar. Yağışın çok az olduğu alanlarda tuzlu topraklar bulunur. Bütün bunlar nüfus dağılışı, yerleşme ve ekonomik yapı gibi özellikleri de etkiler. Kıyılarda toprak ürünleri daha çeşitlidir. Soğuk ve uzun kışlar iç kısımlarda ürün çeşidini azaltır.



    2. Beşerî faktörler: Bu grupta yer alan ve bölgelerin oluşmasında etkili olan faktörler nüfus ve yerleşme özellikleridir. Bu özellikler açısından yurdumuzun çeşitli kesimleri arasında büyük farklar vardır. Yıldız Dağları bölümü ve Taşeli yöresi gibi bazı kesimler dışında, kıyı bölgelerinde nüfus yoğunluğu iç kesimlere oranla daha yüksektir. Nüfusumuzun hemen hemen yarısı, iç kesimlerden daha az yer tutan kıyı kesimlerinde toplanmıştır. Yerleşme düzeni bakımından da bölgeler arasında büyük farklar görülür. Meselâ, Karadeniz Bölgesi'nde kentleşme oranı düşüktür. Özellikle bölgenin doğusunda dağınık kırsal yerleşmeler yaygındır. Oysa Marmara kıyılarında şehirleşme oranı çok yüksek, kırsal yerleşmeler topludur. Toplam nüfusumuzun yaklaşık 1/6 kadarı bu bölgemizdeki İstanbul'da toplanmıştır. İç bölgeler genellikle daha az nüfuslanmıştır. Bunların bazı yöreleri Türkiye'nin çok tenha köşelerini oluşturur. Kentleşme oranı düşüktür. Nüfusun büyük kısmı kırsal yerleşmelerde yaşar. Bazı bölümlerde kom ve mezra adı verilen küçük kırsal yerleşmeler ayrı bir özellik olarak görülür.



    3. Ekonomik faktörler: Hâkim ekonomik etkinliklerin de yurdumuzdaki coğrafî bölgelerin özelliklerini belirlemekte önemli payı vardır. Meselâ İç Anadolu Bölgesi'nin kırsal kesimlerinde, tahıl üretimi ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği önemli ekonomik faaliyetlerdir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da hayvancılık ve hayvan ürünleri, kırsal nüfusun başlıca gelir kaynağıdır. Akdeniz ve Ege kıyılarının tarımsal özelliğini endüstriyel ve ticarî değeri yüksek olan bitkilerin üretimi oluşturur. Doğu Karadeniz kıyılarında çay, fındık ve mısır tarımsal üretimin temelidir. Bölgeler arasındaki bu ayrılıklar sanayi, ticaret ve turizm gibi diğer ekonomik etkinlikler dikkate alınırsa daha çok belirginleşir. Meselâ, Marmara Bölgesi'nde bu tür etkinlikler tarımdan daha önemlidir.


    Tabiî faktörlerin bölgelerin ayrımındaki etkisi kalıcıdır. Bunlara göre belirlenen sınırlar değişmez. Oysa beşerî ve ekonomik faktörler zamanla değişir. Buna bağlı olarak da bir bölgenin, bölümün veya yörenin beşerî ve ekonomik özelliği ile buna göre belirlenmiş sınırları değişebilir. Meselâ, 19. yüzyıl sonlarında göçebe aşiretlerin kışlağı olan Adana ve Ceyhan ovaları, günümüzde Türkiye'nin en önemli tarım ve sanayi yörelerinden biri hâline gelmiştir. Bunun gibi eskiden sadece bir tarım alanı olan Ergene havzasında önemli sanayi yöreleri doğmuştur. Çatalca-Kocaeli Bölümü'nün Marmara kıyıları da Tekirdağ'dan Adapazarı'na kadar uzanan kesintisiz bir şehirleşme ve sanayi yöresi hâline dönüşmüştür.


    Yurdumuzun farklı bölgesel özelliklere sahip olduğu eskiden beri biliniyordu. Fakat ayrılan bölgelerin sayıları, alanları, sınırları ve adları yazarlara göre değişiyor ve bu durum özellikle öğretimde kargaşaya yol açıyordu. Bu karışıklığa son vermek için konu, Türk Coğrafya Kurumunun 1941 yılında toplanan birinci kongresinde ele alındı. O dönemin tanınmış coğrafyacıları, bölgelerin özelliğini belirleyen bütün faktörleri dikkate alarak bir rapor hazırladılar. Bu rapor uzun uzun tartışılarak sonuçta yurdumuzun yedi coğrafî bölgeye ayrılması kararlaştırıldı. Bu bölgelere de konumlarına göre Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri adı verildi. Bölge haritasına dikkat edilirse coğrafî bölgelerimizin ayırımında daha çok denize göre konum, yüzey şekilleri ve iklim gibi tabiî şartlara dayanıldığı sonucuna varılır. Bu şartların bitki topluluklarını, ulaşımı, yerleşmeleri ve ekonomik özellikleri doğrudan veya dolaylı olarak etkilediği düşünülürse bölge ayırımında uygulanan bu yöntemin uygun olduğu anlaşılır. Nitekim bu ilişkiler nedeniyle Türkiye'nin yüzey şekilleri ve iklim bakımından farklı bölgelerini gösteren haritalar ile bölge haritası arasında ana çizgileriyle büyük benzerlik vardır.





    Alan bakımından bölgelerimizin en büyüğü Doğu Anadolu, en küçüğü Güneydoğu Anadolu'dur. En kalabalık bölgemiz ise Marmara Bölgesi'dir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu, nüfusu az olan iki bölgemizdir. Demek ki nüfusumuzun dağılışı, bölgelerin yüz ölçümleriyle orantılı değildir.



    Geniş alan kaplayan bölgelerimizin her yeri aynı özellikte değildir. Tabiî ve ekonomik bakımdan bazı farklar görülür. İşte bu farklılaşmalara dayanılarak bölgelerimiz 21 bölüme ayrılmıştır.



    Türk Coğrafya Kurumunun 1941 yılında belirlediği bölge, bölüm sınırlarına o tarihten beri uyulmaktadır. Bununla beraber, bazı sınırların tartışmalı olduğu veya zamanla değişebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca bölge, bölüm sınırlarını birer çizgi olarak düşünmemek gerekir. Aslında bu sınırlar birer geçiş alanıdır.



    Coğrafi bölgelerimizin belirlenmesinde dikkate alınan başlıca özellikler şunlardır:


    1- Karadeniz Bölgesi:


    Kuzey Anadolu Dağlarının kıyıya paralel uzanması,

    Enlemin de etkisiyle nemli Karadeniz ikliminin oluşması,

    Gür ormanların bulunması,

    Kıyı boyunca nüfus ve yerleşmenin yoğun olması,


    2- Marmara Bölgesi:

    Yüksekliği az olan ova ve platoların geniş yer kaplaması,

    Karadeniz iklimi ile Akdeniz iklimi arasında bir geçiş iklimi özelliği göstermesi,

    Türkiye'nin ve bölgenin en gelişmiş kenti olan İstanbul'un bu bölgede yer alması,

    Sanayi, ticaret ve ulaşımın çok gelişmiş olması,



    3- Ege Bölgesi :

    Dağların kıyıya dik olarak uzanması ve aralarında çöküntü ovalarının yer alması,

    Deniz etkisinin iç kesimlere kadar sokulabilmesi,

    Kıyıların çok girintili çıkıntılı olması,

    Büyük bir liman şehrimiz olan İzmir’in burada yer alması,

    Nüfusun kıyı kesiminde yoğun olması,



    4- Akdeniz Bölgesi:

    Batı ve Orta Toros dağlarının kıyıya paralel uzanması,

    Dağların, kıyının hemen gerisinde yükselmesi nedeniyle kıyı ovalarının genellikle dar olması,

    Tipik Akdeniz ikliminin etkili olması,

    Nüfusun, özellikle tarım, sanayi ve ticaretin geliştiği yörelerde toplanması,



    5- Güneydoğu Anadolu Bölgesi:

    Güneydoğu Torosların güneyinde, ova ve platoların geniş yer kaplaması,

    Orta kesiminde Karacadağ volkanik dağının; doğu kesiminde ise Mardin Eşigi'nin yer alması,

    Buharlaşmanın çok fazla olması. Yaz mevsiminin çok sıcak ve kurak geçmesi,

    Özellikle batı kesiminde Akdeniz iklimi etkilerinin görülmesi,

    Türkiye'nin petrol üretim bölgesi olması,



    6- Doğu Anadolu Bölgesi:


    Ortalama yüksekliğinin fazla olması.

    Birbirine paralel sıradağlar ile volkanik dağların bulunması. Bu dağlar arasında yüksek ova ve platoların yer alması.

    Yükseklik ve denizden uzaklığa bağlı olarak karasal iklimin etkili olması,

    Nüfusun az ve yerleşmenin seyrek olması,

    Hayvancılığın en önemli ekonomik faaliyet olması.



    7- İç Anadolu Bölgesi:

    Etrafı yüksek dağlarla çevrili ova ve platoların geniş yer kaplaması,

    Bölgede genellikle karasal iklimin etkili olması,

    Başkent Ankara'nın burada yer alması,

    Buğday tarımının ön planda olması.
     

Sayfayı Paylaş