1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dalga Enerjisi

Konusu 'Fen ve Teknoloji' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 13 Eylül 2013 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.093
    Beğenileri:
    4.417
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    811 ÇTL
    Dalgalarda, kontrol altına alınanamış çok büyük bir enerji gizlidir. Bu enerjinin en azından bir bölümü kontrol altına alınabilirse, dünyanın günlük elektrik ihtiyacını karşılayabilir. (Bazı tahminlere göre dünya enerji tüketiminin yüzde 10'unu karşılayabilir.) Gerçekte ise, okyanus dalgalarındaki gizli enerjinin, eğer üretilebilse, yalnızca yüzde 0,2'sinin bile tüm gezegenin enerji ihtiyacını karşılayabileceği ileri sürülüyor.

    Dalga enerjisi, bir anlamda güneş enerjisinin bir başka biçimi. Dalgalar rüzgârla, rüzgâr da Güneş'in yerküreyi ısıtması sonucu oluşur. Tabii bazı bölgeler diğerlerinden daha fazla ısınır. Hava ısındıkça yoğunluğu azalır, hafifler ve yukarı doğru çıkar. Sıcak havadan boşalan yere ise daha yoğun olan soğuk hava hücum eder. İşte güneşli bir günde hissettiğimiz taze serin esinti, bu akım sayesinde oluşur.

    Rüzgâr su yüzeyinden esip geçerken sürtünme, yüzeyde kıpırtılara neden olur. Rüzgâr bu kıpırtıları itmeyi sürdürdükçe de kartopu etkisiyle sonuçta büyük dalgalar oluşur. Aslında bu, güneş enerjisinin rüzgâra, oradan da dalgalara taşınmasından başka bir şey değildir. Dalganın ne denli güçlü olacağı, rüzgârın hızı, esiş süresi ve katettiği mesafeyle doğru orantılıdır. Yani rüzgâr ne denli hızlı, uzun süreli ve uzun mesafeliyse oluşturacağı dalga da odenli büyür. Şaşırtıcı belki; ama rüzgâr, su kütlesini değil, enerjiyi taşır uzaklara. Su kütlesi, kinetik enerjinin, yani hareket halindeki enerjinin geçtiği bir ortam oluşturur. Su da hareket eder kuşkusuz; ama onun hareketi daireseldir. Bir başka deyişle, su parçacıkları taşıma bandının makarası gibi kayışı ileri doğru hareket ettirmek için döner; ama kendileri bu süreçte ileriye doğru hareket etmezler. Şamandıraların sudaki hareketle aşağı yukarı inip çıkmalarının nedeni budur.

    "Peki, okyanus dalgalarına ne gerek var? Zaten rüzgâr enerjisinden yararlanmak için türbinler yapmışız" diye sorulabilir. Yanıt, kullanılabilir enerjinin denetim altına alınmasında dalgaların rüzgâra üstünlüğü. Enerji yoğunluğu okyanus dalgalarında daha yüksektir. Bir başaka deyişle, rüzgârın enerji oluşturabilmesi için çok geniş alana gereksinim duyulurken, dalgalar çok büyük miktarda enerjiyi toplar ve dar bir alana sıkıştırırlar. Bir başka neden de, okyanus dalgalarının güvenilirliği, yani dalgaların hangi yöne hareket edeceğini tahmin etmenin, rüzgârın hangi yönden eseceğini tahmn etmekten daha kolay olmasıdır. Çıkış noktalarından çok uzak mesafelere gidebilen dalgalara "soluğan dalga" denir. Bu da, biz bir şey yapmadan tüm okyanus yüzeyinin enerji toplayabildiği ve çok uzaklardan bile bize ulaşabildiğini gösteriyor.

    Dalga enerjisinin, dünyanın enerji ihtiyacının yüzde 10'unu karşılayacağı tahmin edilse de, teknolojiler geliştikçe bu oranın artması beklenilebilir. Ama enerji dönüştürücü için yüksek verimli tek bir yöntem üzerinde uzlaşama sağlanmış değil. Bu konudaki tasarımların çıkmazlarından biri, türbinleri en verimli çalıştıracak dalga frekansının çok düşük olmasıdır. Ayrıca maliyetler de önemlidir.

    Bunun yanısıra, dalga enerjisini yakalayıp onu kullanılabilir enerjiye dönüştürecek tesisler dünyanın ancak bazı bölgelerinde en verimli sonucu veriyor. 30 derece ile 60 derece enlemleri arasındaki bölgenin bu iş için en uygun yerler olduğu belirtiliyor. Amerika kıtasında Oregon sahilleri, İskoçya ve Portekiz kıyıları dalga enerjisinden en pratik ve verimli biçimde yararlanabilen yerler. Portekiz'de Pelamis aygıtları kullanılarak dünyanın ilk dalga çiftliği kurulmuş. İngilter, İrlanda, Norveç gibi ülkelerde de dalga enerjisinin önemini anlaşılmış, santraller kurulmuş, devlet desteğiyle pilot çalışmalar başlatılmış ya da konu, enerji planlamalarında yakın hedef olarak yer almış. Norveç'in kuzey sahillerinde, Endonezya-Avustralya arasında dalga enerjisi ile çalışan santraller de hizmette.

    Dalga enerjisi üreten sistemlerden seyrelticilerin en iyi bilinen örneklerinden biri, Portekiz'deki Pelamis adlı aygıttır. Bu yöntemde, birbirlerine menteşe ile tutturulmuş ve deniz dibine de demirle sabitlenmiş bir dizi uzun silindirik yüzer aygıttan yararlanılıyor. Silindirik parçalar, dalganın salınışıyla oynadıkça eklem yerlerindeki hidrolik serenleri hareket ettiriyor, bu hareket de elektrik jenaratörünü çalıştırıyor. Aygıtın ürettiği elektrik, kablolarla deniz dibinden kıyıya taşınıyor. Nokta emicilerin iyi örneklerinden biri ise Aquabuoy (şamandıra). Su altında dikine duran bir tüpe çarpan dalgalar bir pistonu çalıştırıyor. Piston aşağı yukarı hareketle tüp içindeki suyu sıkıştırıp basınç oluşturuyor. Sıkışan su da elektrik jenaratörüne bağlı bir türbini çalıştırıyor.
     

Sayfayı Paylaş