1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dan Brown - Kilisenin tek düşmanı

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Fonfe tarafından 19 Aralık 2009 başlatılmıştır.

  1. Fonfe

    Fonfe Katılımcı

    Katılım:
    16 Aralık 2009
    Mesajlar:
    227
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    0 ÇTL
    'Kayıp Sembol'ün tanıtımı için Türkiye'de bulunan Dan Brown, kilisenin tek düşmanının kendisi değil; insanların dine olan ilgilerini kaybetmeleri olduğunu söyledi. Brown, Hıristiyanlık, Türkiye gibi birçok konuda konuştu.

    İSTANBUL - Türkiye'de ''Kayıp Sembol'' adıyla yayımlanan yeni kitabının tanıtımı için İstanbul'da bulunan yazar Brown, Swissotel The Bosphorus'ta düzenlenen sohbet toplantısında basın mensuplarıyla bir araya geldi.

    Brown, yazdığı kitapların sinemaya uyarlanmasının karmaşık ve çok zor olduğunu belirterek, ''Ancak 'Melekler ve Şeytanlar', 'Da Vinci Şifresi'ne göre sinemaya daha uygun bir kitap. Bu nedenle filmin eğlenceli olduğunu düşünüyorum'' diye konuştu.

    'KAYIP SEMBOL'DE TOM HANKS VAR
    Brown, yeni kitabı ''Kayıp Sembol''ün filminin yapılacağı, filmde yönetmen Ron Howard ile aktör Tom Hanks'in yer alacağı bilgisini verdi. ''Tom Hanks ile Ron Howard'ın söylediklerine göre, 'Kayıp Sembol' en sinematik olan kitabım. Dolayısıyla çok iyi bir film olacağını söylüyorlar. Ben de sonucu sabırsızlıkla bekliyorum'' diyen Brown, bir gazetecinin ''Tom Hanks, iki filmde Robert Langdon'u oynadı. Artık yazarken gözlerinizin önüne onu mu getiriyorsunuz?'' şeklindeki sorusuna şu yanıtı verdi: ''Cevabım hayır. Çünkü ben zamanımın yüzde 99.9'unu kitap yazarak geçiriyorum, yüzde 1'ini film setlerinde geçiriyorum. Yani daha çok zamanımı kendi kafamın içindeki Langdon ile geçiriyorum. Robert Langdon, 10 yıl önce oluşturduğum bir karakter. Ben onunla yazıyorum.''

    Dün akşam Türkiye'deki yayıncısı ''Altın Kitaplar''ın 50. yıl galasında pek çok okuruyla tanışma fırsatı bulduğunu belirten Brown, ''Keşke kitapçılarda da okurlarımla tanışma fırsatım olsaydı, ama Türkiye çok büyük bir ülke, dünya çok büyük bir dünya. Bütün okurlarıma teşekkür ediyorum'' dedi.

    HAZIRLANMASI 6 YIL SÜRDÜ
    Kitaplarını yazmadan önce uzun bir araştırma dönemi geçirdiğini, çok okuyup çok seyahat ettiğini, yazı yazma sürecinde 2-3 kez o yerlere gittiğini anlatan Brown, ''Kayıp Sembol'ü yazmadan önce Washington'a gittim. Her türlü ayrıntıya dikkat ettim. Kayıp Sembol'ün hazırlanması altı yıl sürdü. Kitabı okuduğunuzda anlayacaksınız. İnsanın tanrıyla ilişkisini, bilimin, dinin geleceği konularını görünce neden bu kadar uzun sürdüğünü anlayacaksınız. Kitabın giriş sayfasını okuduğunuzda, burada gerçek bir ritüel var. Hepsi birebir doğru'' dedi.

    HEYECANLI KİTAPLAR YAZMANIN PÜF NOKTASI
    ''Heyecanlı kitaplar yapmanın püf noktası, yazdıklarınız değil, yazmadıklarınız, çıkarıp attıklarınızdır. Yazdığım her bir sayfaya karşılık 10 sayfayı beğenmiyorum ve atıyorum'' diye konuşan Brown, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Yazarlarla, müzisyenlerin ve aktörlerin şöyle bir farkı vardır: Müzisyenler ve aktörler, sizin için sanatlarını icra ediyorlar. Yazarlar ise kendi başına masasında oturup çalışıyorlar. Bizler ünlü değiliz, ünlü olan bizim eserlerimiz. Dolayısıyla ben de hiçbir zaman kendimi bir ünlü olarak görmedim. CIA'da çalışmadım, bunu da yeni duyuyorum. Belki bir gün çalışmak isterim. Beni tanıyanlar, Robert Langdon'un benim çok daha ileri bir versiyonum olduğunu söylerler. Onda da bende olduğu gibi sembollere, şifrelere ve tarihe olan bir merak var. Benim çok daha akıllı bir versiyonum olduğunu söyleyebilirim.''

    'YAZILMASI EN ZOR KİTABIMDI'
    Bir gazetecinin ''Hangi eserinizi daha çok seviyorsunuz?'' sorusu üzerine Brown, ''Bu soru, anne babalara 'Hangi çocuğunu daha çok seviyorsun?' diye sormaya benziyor. Çok zor bir soru. Son kitabım, aslında yazılması en zor olan kitabımdı. Çok fazla araştırma yapmam gerekti. Kitapta anlatılan yepyeni bir bilim dalı söz konusu. Sözü geçen bütün deneyler, her şey doğru aslında. Geçmiş tarihle ilgili çok çarpıcı bilgiler var. Bunları benim de anlayıp sindirmem için epey bir zaman gerekti'' dedi.

    'NOEL AĞACININ ALTINDA ŞİFRE BAKARDIK'
    Matematikçi ve yazar babasının şifrelere çok düşkün olduğunu anlatan Brown, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Amerika'da Noel günü ağacın dibinden herkes hediyelerini alır. Biz ağacın altına giderdik bir şifre bulurduk, şifreye bakardık, 'Buzdolabına git' diyor; buzdolabına giderdik, içinden bir başka şifre çıkardı; 'Yatak odasına git'. Yatak odasına giderdik, zaman içinde evi dört döndükten sonra hediyelerimizi bulurduk.''

    Dan Brown, yazarların her zaman kitaplarının başarılı olacağı umudunu taşıdıklarını, ama ''Da Vinci Şifresi''nin elde edeceği başarıyı hiç kimsenin daha önce hayal etmediğini, bunun için gurur duyduğunu ifade etti.

    'AĞCA'DAN MEKTUP ALMADIM'
    Bir gazetecinin ''Yazdığınız kitaplar yüzünden Vatikan sizi kara listeye almıştı. Bununla ilgili ne düşünüyor sunuz?'' sorusu üzerine Brown, ''Hiç şaşırmadım. Bu çok fazla düşündüğüm bir şey değil. Bence bu tür tartışmalar iyidir. Neye inanıyoruz, neden inanıyoruz, bunları tartışmaya açar'' dedi.

    ''Yakında tahliye olacak Mehmet Ali Ağca'dan, Vatikan'ın şifresiyle ilgili bir mektup aldınız mı?'' sorusuna Brown, ''Çok fazla mail geliyor bana. Bunu daha önce duymamıştım. Sanıyorum bu bir masal. Kim olursa olsun, ben kimseden fikir almıyorum. Yeterince fikrim var. İster başkan olsun isterse başka birisi olsun. Ben kimseyle konuşup kitaplarım için fikir almıyorum. Çok fazla kişi bana fikirler yolluyor maillerle, ama ben bunları görmüyorum. Direkt olarak yayıncıma veriyorum. Ben kendim bakmıyorum'' yanıtını verdi.

    Alıntı
     

Sayfayı Paylaş