1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Danişmentli İsmail Efe

Konusu 'Kurtuluş Savaşımız ve Kahramanları' forumundadır ve wien06 tarafından 31 Ocak 2009 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    İsmail Efe, 1882 yılında Aydın merkez Danişment köyünde dünyaya gelmiştir.
    Askerlik çağı gelince silah altına alınmıştır. Topçu sınıfında askerlik yaptığı söylenir. Askerli dönüşü köyünde tarla- bahçe işlerinde meşgul olduğu gibi dere içinde su değirmenleri de varmış. İlk evliliğini Dudu adındaki bir kadınla yapmış. Bu kadından olma İsmail – Galip – Bedriye- Esma ve Huriye adında çocukları dünyaya gelmiş. 1931 doğumlu olan kızı Huriye halen hayatta olup Aydın’da yaşamaktadır. Babası Milli Mücadeleye katıldığı için Milis Binbaşı itibari rütbe de verildiğinden, 1946 yılında ölmesi nedeniyle kızı Huriye bu rütbeden yetim maaşı almaktadır.


    Dudu ile evli iken Fatma ( Fadime ) ile ikinci evlilik yapmıştır. Kuma olan bu eşler ayni çatı altında gürültüsüz bir yaşam sürmüşlerdir. İsmail Efe’nin bu eşten İsmet ve Hafize adında iki evladı dünyaya gelmiştir.

    Milli mücadelede bulunan Kuva-yı Milliyeci efeler düzenli orduya geçildikten sonraki aşamada, askerlik yapabilecek ve eli silah tutabilecek olanlar ordu içine alıkonulduğu için, Danişmentli İsmail Efe, artık 40 yaşında bulunduğundan aileleri ve çocukları ile birlikte Bozdoğan üzerinden o tarihlerdeki ismi Kıroba olan Çine ilçesine yerleşmiştir. Hafize ismindeki kızı Çine’de dünyaya gelmiştir. Huriye Doğan adındaki kızından başka tüm evlatları öldüğü için bugün torunları yaşamaktadır. 1930-1940 yıllarda kış günleri dahi tabakhane deresindeki buz gibi soğuk su ile yıkanmayı adet haline getirmiştir.

    Daha sonraki yıllarda, İncirliova’dan Fikriye adındaki bir kız ile üçüncü evliliğini yapmış, onunla Aydın Muammer Ülgen Caddesi üzerinde ve Çarşı Karakolu alt köşesinde bulunan iki katlı bina içinde yaşamını devam ettirmiştir. Burada yaşadığı süre içinde binanın alt kısmında zahire alım satımı ile uğraşmış üst kısmını mesken olarak kullanmıştır.

    1946 yılında hastalanmış, Aydın’daki doktor tedavisi ile birlikte İzmir’den gelen askeri doktorların kontrolünde de tedavi görmüş ise de sağlığına kavuşamamış ve vefat etmiştir.

    Danişmentli İsmail Efe’nin binbaşı rütbeli kılıçlı fotoğrafı, Efe kıyafetli gümüş işlemeli mavzerli fotoğrafı ve daima yanında bulunan efe kıyafetli beş kızanıyla çekilmiş bulunan fotoğrafı, tüm torunlarında bulunmaktadır.

    Mavzeri, kılıcı , Milis Binbaşı rütbeli elbiseleri ve efe elbiseleri ile bazı eşyaları, önceleri en büyük erkek evlat olan İsmail Efe’de iken onun ölümü ile bu eşyalar, diğer kardeş İsmet Efe’ye devredilmiş onunda 1994 yılında ölmesiyle Danişment köyünde ikamet eden torunu 1964 doğumlu Sedat Efe’ye teslim edilmiş olup onun tarafından muhafaza edilmektedir.

    İsmail Efe’nin mezarı, Danişment köy kabristanlığındadır.

    İsmail Efe’nin, pek çok torunu olmasa Milli Mücadele yıllarında canları feda etmek için Yunan işgal kuvvetlerine karşı göğüslerini siper eden Aydın çukurunun diğer efeleri gibi unutulup gidecektir. Bereket torunlar dedelerinin fotoğraflarını iş yerlerinin duvarlarına süslemişlerdir.

    Tarihimizi öğrenmeğe gerek var mı diyebilen insanlarımız çoğaldıkça, pek çok acılarla karşı karşıya kalacağımızı söylemek kehanet olmaz herhalde. Bu topraklarda bugün özgürce yaşayabiliyorsak Cumhuriyetimizin nimetlerinden yararlanıyorsak hele kilise çan sesleriyle uyanmıyorsak, subay ve askerlerimizle birlikte Aydın topraklarından Yunan askerlerini kovan efelerimize borçlu olduğumuzu bilmemizde yarar vardır. Danişmentli İsmail Efe’nin de Yunan işgaline karşı direnişi ve mücadelesini öğrenmek ve yarınlara aktarmak gereğini mutlaka düşünmeliyiz.
    Efelerimize, şehitlerimize saygı göstermemiz için daha ne bekliyoruz..!
     
  2. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Danişmentli İsmail Efe, Demirci Mehmet Efe’nin Sökeli Ali Efe ve Zurnacı Efe gibi sadık ve güvenilir efelerindendi. 1919 yılında da kurmuş bulunduğu müfrezesi ile Aydın’ın işgalden kurtarılması yönünde “ Ambarcık – Dağemiri mıntıkasındaki müfrezesi ile sabahtan akşama kadar hiçbir yerden bir emir almaksızın kendi kararları ile ve kendi aralarında uyuşarak muharebe ede ede Aydın’ın kenarına kadar yaklaşarak Yunanlılar şehrin içerinde kapanmış durumda kalmasında büyük rol oynamıştır. Ertesi günü 30 Haziran 1919 da Aydın üç günlüğüne işgalden kurtarılmıştır. Danişmentli İsmail Efe’nin büyük katkısı olmuştur.

    Danişmentli İsmail Efe
    Yunan askerleri üzerine
    Top atışı


    Danişmentli İsmail Efe, daha sonraki tarihlerde mıntıkasında boş durmamış müfrezesi ile Aydın’daki Yunan işgal kuvvetleri üzerine taciz ateşi açmak için, Kuva-yı Milliye’nin Köşk cephesine giderek orada bulunan Binbaşı Hacı Şükrü Bey’den kendi emrine bir top verilmesini istemiştir.

    Binbaşı Hacı Şükrü Bey, Danışmentli İsmail Efe’nin top kullanıp kullanmadığını uygulamalı olarak denemiş ve görmüştür. Bunun üzerine SERİ ATIŞLI BİR DAĞ TOPU İsmail Efe Müfreze emrine tahsis edilmiştir.

    Bu dağ topu, Köşk cephesinden Aydın şehir merkezi atış menziline girecek şekilde dağ yollarından getirilip yerleştirilir. Artık Yunan ordusunun ileri karakolları yakınlarındadır. Aydın şehir merkezi de ateş altına alınacak bir mesafededir.

    Dağ topu artık mevzidedir. Dürbünle Aydın’ı gözetleyen Danişmentli İsmail Efe Aydın istasyon binası civarında askeri hareketlilik görür. Çünkü Yunan işgal kuvvetlerinin 1. Fırka karargahı nakil işlemleri yapmaktadır.

    İlk top atışının mermileri istasyon civarına düşmekte ve Aydın’da büyük bir telaş ve heyecan yaratmıştır. Danişmentli İsmail Efe, dağ topunun yeri belli olması üzerine müfrezesi ile birlikte KESTANECİK MEVKİİNE dönerler.

    Bu top atışının yapıldığı sıralarda, sonraki yıllarda Genel kurmay Başkanlığı yapan Nuri Yamut üsteğmen olarak Danişmentli İsmail Efe müfrezesi ile birliktedir.

    Bu bilgi, Aydın Pınarbaşı Çağlayan gazinosu sahibi olan İsmail Efe’nin yeğeni Hüseyin Efe tarafından verilmiştir. Yazılı bir belge yok ama ayni müfrezede bulunan babasından öğrendiğini söylemektedir. Nuri Yamut’un mücadeleye katıldığı gerçektir.

    Yunanlılar, panikten kurtulur kurtulmaz top atışının yapıldığı istikamette harekete geçerler. “ Aydın Gediği – Baklacık – Karaköy ” hattına kadar ilerlerler.

    O civarlarda bulunan İhtiyat Mülazım Teğmen Ula’lı İdris ( Karazeybek ) Danişmentli İsmail Efe’nin yardımına koşar. Yunan taarruzunu durdururlar. Yunan kuvvetleri geri çekilerek Domalan ( Doğan köyü ) ve Kestanecik civarında iki tepeyi ellerinde tutmuşlardır. Bu yerler Yunan kuvvetlerinin Aydın ileri karakolları durumundadır.

    Danişmentli İsmail Efe, Aydın’ın kuzeyinde Kestanecik Bölgesinde bağımsız akıncı birliği olarak yerleşmiş bulunmakta hareket merkezi olarak ta Karaköy’ü kullanmaktadır. Müfrezenin bir bölümü, Danişmentli Hacı Ahmet Komutasında Tabakhane Deresinin batısındaki Dağemiri köyünde konuşlanmış bir şekilde bağımsız olarak bulunuyordu. Amacı baskın yapmak ve pusu kurmaktı.

    İsmail Efe Müfrezesi, Dağemiri Köyü üzerinden, Otlucak Deresi ve Otluk Gediği taraflarından yola çıkarak Nazilli Hasköy üzerinde bulunan Kavacık Yaylası bölgesinde Yunan askerleri ile müsademeye girişmiş ve çok miktarda Yunan askerlerini öldürmüşlerdir. Karşılıklı çok kayıp verildiğinden o muhite “Danişmen Kıranı ” ismi verilmiştir. Halen bu isimle anıldığı söylenir.

    1920 yıllarında, Buharkent – Ortakçı Yunan karakoluna basan İsmail Efe, bu karakolda bulunan silah ve cephaneleri alarak Bozdoğan yöresine geçtikleri, oralarda mesken tuttukları söylenir.

    Danişmentli İsmail Efe
    Bolu - Düzce Anzavur
    İsyan Bölgesinde

    İsmail Efe müfrezesi, yaşadığı topraklarda Yunan’a karşı topraklarını ve namuslarını korumakta bulundukları bir sırada, ülkenin başka bölgelerinde ihanet çeteleri türemiş, Padişahın desteğini ve İngiliz’lerin yardımlarını görmektedirler.

    Balıkesir’de bulunan İzmir kuzey cephe kumandanı 61. fırka kumandanı

    Albay Kazım Bey, 4 / 5 Nisan 1920 tarihli telgraf ile 57. Tümen Kumandanı Albay Şefik Beyden Anzavur isyanlarını bastırmak üzere kuvvet gönderilmesini istemiştir.

    Ayni tarihlerde Muğla – Yatağan yöresinde Yörük Ali Efe emrinde çalışan efelerden bazıları Şeyh Mehmet ve Mıstık Efeler gurubu olarak bir nevi isyan edercesine ayrılıp gittikleri için Yörük Ali Efe kuvvetleri bunları yakalamak ve ortadan kaldırmak için takibe girişmişlerdir. Albay Şefik Bey de bu işin peşindedir. Anzavur isyanını bastırmakta zorunlu olduğu düşünülür. Yunan ile savaşırken arkalarından vurulmak istememektedirler. Düşman ile işbirliği yapan İstanbul’da bir Padişah vardır. İngiliz uçakları ile dağıtılan beyannamelerde şunlar yazılıdır.

    Aznavur isyanını başlatanların sloganları şöyle idi :

    “ Ahali ve Padişah nerede ise biz oradayız ”

    “ İstanbul’un ve Padişah’ın emirlerini dinlemeyen Ankara’yı dinlemiyoruz.”

    “ Biz Padişahı isteriz. ”

    Bu sloganlar yetmiyormuş gibi, Salihli ve Aydın Cephesinden gönderilen milis kuvvetleri Çerkez Etem komutasında cepheye doğru yol alırlarken, Bursa Beşevler mıntıkasında bahçeler arasından geçerlerken bahçelerde bulunan kadınlar askerlere hitaben,

    “ askerler ! bu subaylar sizi, padişahın askerlerine karşı muharebe etmeğe götürüyorlar. Siz Müslüman kardeşlerinize kurşun mu atacaksınız ? Padişaha karşı asi oluyorsunuz. Kafir oluyorsunuz . ” diye bağırıyorlar.

    Bu isyanı bastırmak görevi Çerkez Ethem kuvvetlerine verilmişti. Yeterli olmaz düşüncesiyle 57. Tümen Kumandanlığından da yardım isteme gereği duyuldu.

    57. Tümen Kumandanı Albay Şefik, Nazilli’ye geldiği sırada Ankara’dan bu kez Albay Refet Bey’den 4 Mayıs 1920 tarihli bir şifre almıştır. Şifrede ;

    “ Gerede ve Bolu havalisindeki asiler karşısındaki Kuvvei Milliye kuvvetleri geri çekilmek mecburiyetinde kaldıklarından JANDARMA YÜZBAŞISI ARAP NURİ BEY KUMANDASINDA birkaç yüz zeybek süvarisinin Aydın cephemizden acilen gönderilmesi . …”

    Bu şifreli telin alınmasından sonra gerekli hazırlıklar Köşk ve Nazilli’de yapılmaya başlanmıştır.

    “… Kuzey Cephesinin yardımına yetişmek için 57. Tümenin Nizamiye Süvari Bölüğünü ve Demirci Mehmet Efe’nin seçtiği zeybeklerden ve Söke Mıntıka Kumandanı Yüzbaşı Faik Bey’den temin edilen GÖNÜLLÜ BİRLİKLER toplam 350 kişilik atlı süvari birliği Nazilli’de toplanmış bulunuyordu.

    İzmir şimal cephesi kumandanlığının manevi kuvvetini arttırmak için de 6.4.1920 de şu cevabı çektik.

    ‘ Hadisata şimdi kemali teessürle muttali oldum. Buradaki nizamiye süvari bölüğü ve daha diğer milli süvariler yarın tahrik edilecektir. Daha peydarpey gönderilecektir. ’

    Bu birlikler 7.4.1920 günü süvari bölüğünü ve zeybek atlılarını ve müteakiben diğer bir postayı Sarayköy’e kadar trenle oradan da Alaşehir’e atlı olarak gönderdik.

    Zeybek ve milli atlıların başına Demirci Mehmet Efe tarafından DANİŞMENTLİ İSMAİL EFE amir tayin edildi. Onlara gerek benim tarafımdan gerek Demirci Mehmet Efe tarafından vatanperverane tenbihat verildi. Süvari Bölüğü kumandanı Ethem Efendiye ayni zamanda zeybek atlılarının da sevk ve idarelerine memur ettirdim.

    Bu süvari birliklerinin Alaşehir’den itibaren gerek yollarını göstermek gerek yiyecekleri kurtarılmak için hem Alaşehir’de bulunan İzmir Şark Cephesi Kumandanlığına, hem şimal cephesi kumandanlığına telgrafla bildirdim., Balıkesir’de bulunan Albay Kazım Bey’e telgraf ile talimat verilmiştir.

    Danişmentli İsmail Efe, emrindeki birliklerle Biga – Bandırma havalisindeki Aznavur isyanlarını bastırmak için Balıkesir’deki İzmir Kuzey Cephesi kumandanlık emrine girmiştir. ”

    İsyanı bastırmak için Bolu _ Düzce taraflarını da geçmek gerekli görüldüğü için tekrar yardım istenmesi üzerine, Demirci Mehmet Efe , kendi emrinde çalışan ve

    “… Puslu Mestan Efe ( şehit olmuştur ) Turnacı Mehmet Efe ve Dokuzun Mehmet Efe kumandalarında her birinde 100 atlı zeybeklerden ve bunların aralarına ilave edilen milli atlılardan ceman 300 atlıdan mürekkep üç bölük teşkil ettik. Bu üç bölük başına Unkapanalı YÜZBAŞI NURİ BEYİ KUMANDAN YAPTIK.

    Bölük kumandanlarının yanlarına birer atlı zabit tefrik ettik.

    Bu zeybek ve milis süvari alayını 6 Mayıs 1920 tarihinde trenlere Nazilli’de bindirilerek Çivril’e gönderilmişlerdir. Çivril’den Uşak demiryoluna kadar karadan gitmişlerdir. Oradan da Albay Refet Bey kumandasına girmek üzere Eskişehir’e trenle gideceklerdir. Bu atlı alaya kazalardan katılmak isteyenlerin Çivril de ulaşmasını Çivril’e yakın kazalara bildirdik… ”

    Demirci Mehmet Efe Aznavura karşı gönderdiği bu değerli Aydın’ın efelerini sahip olmak ve değer verdiğini göstermek için Çivril’e kadar Kurmay Binbaşı Nazım Bey’le birlikte gitmişlerdir. Çivril istasyonunda zeybek ve milis atlılarını, isyan bastırmak için çıkılan bu yolun kutsallığını vatanseverliği güzel sözlerle söylemiş onlara güven ve heyecan vermiştir.

    Çünkü, çıkılan ve gidilen yol Mustafa Kemal’in yolu, Cumhuriyet’in yoludur.

    Demirci Mehmet Efe’nin

    Kazalara yazdığı telgraf

    Demirci Mehmet Efenin kazalardan istediği atlılar için yazdırdığı telgraf çok önemlidir. Çünkü Kaza Heyeti Milliye’lerine 15 atlı süvarinin Çivril’de 24 saat içinde hazır bulundurulması yönündeki telgrafa bazı ilçelerin olumlu davranışlarına rağmen bir ilçeden olumsuz cevap gelmiştir.

    Zira Ankara’dan telgraflar ile yardım istendiği için elde hazır kuvvet bulundurmak ihtiyacı hissedilmiştir. Bu nedenle her ilçeden 15-20 silahlı ve atlı erlerin gönderilmesi istenmiştir. Albay Şefik Bey 57. Tümen kumandanı sıfatını kullanarak Demirci Mehmet Efe ağzı ile nasihat edici , korkutucu telgraf metni yazmak istediği sırada, bir ilçenin olumsuz yanıtını da kızdığı için, Demirci Mehmet Efe,

    “.. Yok bu kafirlere katip, ben söyleyeyim sen yaz demesi üzerine yazılan telgraf metni değişmiştir. Telgrafta, istenilen atlıların sayısı arttırılmış hem de ;

    Çivril istasyonunda istediğim miktarda atlı asker hazır bulundurulmaz ise bunun iki misli miktarını sizden isterim. Ayni zamanda o saatte Çivril’de noksan bulursam VATANİN SELAMETİ İÇİN kafalarınızı kesmek üzere yanınıza geleceğim….”

    Bu telgraf üzerine ilçeler korkarak görevlerini yerine getirmiştir. Demirci Mehmet Efe , gelen atlı askerleri sayarak bölük kumandanlarına teslim etmiş ve Çivril’den Uşak hattına, Aydın’ın yetiştirdiği milli mücadele için canları feda etmeğe hazır olan bu efelerini uğurlamış sonrasında Nazilli’ye dönmüştür.

    Danişmentli İsmail Efe’nin Aznavur isyanının bastırılmasında büyük gayret ve çabaları olmuştur. Çerkez Etem kumandası altına girmiş bulunan tüm milli kuvvetler toplamı 5.000 piyade, 1.500 atlı ve 6 top kullanılmış Aznavur elinde iki top ve 6.000 başıbozuk askeri bulunmuştur. Susığırlık ile Kirmasti arasında kıstırılan isyancılar 5 saat kadar Kuva-yı Milliyeciler karşısında dayanabilmişler sonrasında dağılmış ve kaçmaya başlamışlardır. Başlarındaki liderler ise İngiliz gemileriyle Karabiga’dan İstanbul’a Padişahlarının yanına kaçmışlardır.

    “..Danişmentli İsmail Efe, bu isyanın bastırılması sırasında isyancıların elinde bulunan bir topu kızanlarıyla birlikte el koyarak kumandan Refet Bey’e teslim ettiği için Mustafa Kemal Paşa kendisini MİLİS BİNBAŞI payesiyle onurlandırmıştır.

    Ayrıca;

    Milli Mücadeledeki hizmetleri nedeniyle, KIRMIZI ŞERİTLİ İSTİKLAL MADALYASI ile ödüllendirilmiştir…
     
  3. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Ortalık yine toz duman,dağlar dumanlı

    Düşman giysi değiştirmiş, amacı ayni,

    Türkler geçmişini çabuk unuttu,

    Hainlerin kolunda düşman geliyor EFEM.

    Refet Bele, Hacı Süleyman hepsi kol kola,

    Arap yüzbaşı, efeler çıkmış meydana,

    Ulusal dik duruşla her yer çınlaya,

    Ben seni en çok o gün,sevmiştim EFEM.

    Bilgisiz düşünmek büyük bir bela

    Çalı kakıcılar doldu meydana,

    Atamızın gösterdiği, bilimsel yola,

    Kan emici sülükler yapıştı, EFEM.

    Bu isyan bastırılmasa idi, Cumhuriyet’imizin kurulması kolay olur muydu?.Aydın’ımızın bu yiğit evladı Danişmetli İsmail Efe, Demirci Mehmet Efe’nin talimatıyla Bolu – Düzce’ye kadar gitmedi mi ? Canını bu vatan için siper etmedi mi ?

    Resmi belgeler ve kayıtlar bunu teyit etmiyor mu ? Kızı Huriye Doğan’ın aldığı yetim maaşı bunu teyit etmiyor mu ? O zaman neden sahip çıkmıyoruz efelerimize !…



    Mustafa Kemal’in

    Telgrafı


    Bu isyanın bastırılmasında Aydın’lı efelerimizin ve Danişmentli İsmail Efe’nin çok büyük payı vardır. Bu nedenledir ki Mustafa Kemal, Demirci Mehmet Efe’ye bir telgraf çekmiştir. Çünkü ; Demirci Mehmet Efe Ankara’dan Refet Bey tarafından istenilen her yere Aydın’ın Efelerini göndermiştir. Telgraf metni şudur :

    “.. 11 haziran 1920

    Umum Kumandan Demirci Mehmet Efe Kardeşime

    Kahraman efelerinizi size gönderiyorum. Aydın’ın bu doğru, özlü ve fedakar evlatları Bolu – Düzce havalisinde memleketimizi gavurların esaretine düşürmeğe çalışan hainleri pek kahramanca sette ve fedakarane tedip ettiler. Vatanımıza büyük hizmetleri ifa ettiler. Allah iki cihanda aziz etsin. Kendilerine umum kumandan olan zat-ı alinize Büyük Millet Meclisinin kalbi ve samimi teşekküratını takdim eder gözlerinizden öperim. Kardeşim efendim…

    Büyük Millet Meclisi Reisi

    Mustafa Kemal ….”



    KAYNAK: Biyotarih
     

Sayfayı Paylaş