1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dante Alighieri, İtalyan ozan ve politikacı

Konusu 'Yazar / Şair' forumundadır ve Suskun tarafından 14 Eylül 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Domenico di Michelino (1465): Dante ve kitabı, Floransa


    Dante Alighieri
    (Mayıs-Haziran 1265, Floransa - 14 Eylül 1321, Ravenna)
    İtalyan ozan ve politikacı.

    En bilinen eseri, Ahirete yapılan bir yolculuğu anlattığı İlahi Komedya`dır (La Divina Commedia). Bu eser Cehennem, Araf ve Cennet isimlerinde üç ciltten oluşmuştur. Dünya edebiyat tarihinin en büyük eserlerinden biri kabul edildiği gibi, modern İtalyanca`nın da temelini oluşturur.


    Modern Avrupa ve İtalya için önemli bir figürdür ve İtalya'daki metal 2€'ların tura tarafında, Dante'nin resmi vardır.


    Dante 1265 yılında doğdu, Haziran ayında İkizler burcu olarak doğduğunu söyler. Gerçek adı olan Durante'yi kısaltarak Dante`yi kullanmıştır. Dante'nin ailesi köklü ve asil bir aile olmakla beraber, sonradan fakir düşmüş ve aristokratik önemini kaybetmişti. Dante'nin babası II. Alighiero hakkında çok fazla bilgi yoktur, mesleği bilinmemekle beraber noter, hakim veya faizci olduğuna dair çeşitli görüşler mevcuttur. II. Alighiero hakkındaki belki de tek "kesin" bilgi onun Guelfolar partisine mensup olduğudur.

    O sıralarda yönetim Ghibellinolar'daydı ve Ghibellinolar Guelfoları sürgün ederek şehirden uzaklaştırmışlardı. Dante'nin babası II. Alighiero Guelfolardan olmasına ve Dante doğduğunda Floransa Ghibellinoların yönetiminde bulunmasına rağmen, II.Alighiero ve ailesi Floransa'da ikamet etmekteydi. Dante babasını sevmezdi, bunun nedeni babasının kötü ünü veya silik kişiliği olabilir. Eserlerinin hiçbir yerinde babasından söz etmemiştir, aksine her fırsatta şövalyelik payesi bulunan dedesi Cacciaguida'dan bahseder, ailesinin soyunun Roma'ya dayanması ile övünürdü. Dante annesini daha çok küçük yaşlarda kaybetmiştir. Babası da o on sekiz yaşlarındayken vefat etmiş, bunun üzerine Dante üvey annesi (Monna Lapa) ve üvey kardeşleriyle yaşamak zorunda kalmıştır.


    Dante`nin eğitimi fazla bilinmemekte olup, kendi kendini geliştirdiği varsayılmaktadır. Dante'nin ilk öğrenimini Santa Croce papaz okulunda bitirdiği sanılmaktadır. Her ne kadar Dante yüksek öğrenime devam edemese (veya etmese) de, kendi kendine okumaya ve çalışmaya devam etmiştir. Öğrenmeye büyük bir tutkusu vardı, önemli Latin ve Yunan eserlerini okumakla kalmıyor, dönemin İtalyan şairlerlerinin eserlerini de okuyor, bunlara büyük bir önem veriyordu. Yazmak konusundaki yeteneklerini ilerletirken, astronomi, resim ve felsefe gibi konularda da kendisini geliştiriyordu. Dönemin önemli isimlerinin düzenlediği toplantıları kaçırmıyor, birçok önemli isimle arkadaşlıklar kuruyordu. Bu kişilere örnek olarak devrin ünlü Floransa'lı şairi Guido Cavalcanti'yi verebiliriz.


    Dante denince ilk akla gelen isim belki de onun sonsuz bir aşk ile bağlandığı Beatrice'dir (Türkçe okunuşu: Beatris). Dante'nin çocukluğu ve gençliği hakkında çok az bilgiye sahip olunsa da, şairin dokuz yaşındayken kendisinden bir yaş küçük Beatrice'ye aşık olduğu kesin olarak bilinmektedir. Komşuları Floransa'lı şövalyelerden olan Folco di Ricovero de' Portinari'nin kızı Beatrice ile komşularının evindeki bir eğlence sırasında tanışmıştı. Tanıştığı ilk andan beri Dante Beatrice'e büyük bir tutkuyla bağlandı. Beatrice ile ikinci kez karşılaştığında on sekiz yaşındaydı, bu ikinci karşılaşmadan sonra Beatrice'e olan sevgisi daha da derinleşti. Beatrice'e olan aşkı yazımını ve şiire olan bakış açısını büyük oranda etkileyecekti; İlahi Komedya'nın tohumlarını atan belki de Beatrice'ye olan aşkıydı. Dante aşkından sevgilisine hiçbir zaman söz etmemiştir, nitekim 1288 yılında Beatrice Floransa'lı şövalyelerden Simone dei Burdi ile evlendi. Fakat Beatrice evliliğinden sadece iki sene sonra, 1290'da, yirmi dört yaşında öldü. Beatrice'nin ölümünden sonra Dante çalışmalarına daha sıkı sarılmış, Latin edebiyatı ve felsefeye kendisini adamıştır. Kuşkusuz Beatrice'nin ölümü Dante için büyük bir şoktu ve yazarın yazım hayatını da fazlasıyla etkiledi. Beatrice'nin çok genç bir yaşta ölmesi, Dante'nin onu ölümsüzleştirmesine yol açmış, fikriyatında Beatrice'ye maddi, ölümlü ve insani bir görünümden ziyade manevi, ölümsüz ve ilahi bir görünüm vermesine neden olmuştur.


    Dante daha 12 yaşındayken ailesi tarafından Gemma di Manetto Donati ile sözlenmiştir. Ailesinin de ısrarlarıyla, 1295 yılında Floransa'lı tanınmış Donati ailesine mensup Gemma ile evlendi. Gemma'dan Pietro ve Jacapo isimlerinde iki oğlu ve Antonia isminde bir kızı olmuştur. Dante ile Gemma'nın mutlu bir evlilik geçirdikleri söylenemez. birçok kaynağa göre Dante Gemma ile olan evliliğinde hiçbir zaman mutlu olamadı. Yine de Dante evliliğin kutsallığına inanan birisiydi ve Gemma ile olan ilişikisine dair pek bir kanıt yoktur, kendisi de bundan eserlerinde bahsetmemiştir.
    Dante sürgün edildikten sonra karısını bir daha görememiştir.


    Devrin Floransa'sında bellibaşlı iki parti vardı: Ghibellinolar ve Guelfolar. Ghibellinolar imparator tarafından destekleniyor, aristokrasiyi savunuyorlardu; Guelfolar ise papa tarafından destekleniyordu. Sonraları Pistoia Guelfoları "Beyazlar" ve "Siyahlar" olarak iki ayrıldılar. Bu genel anlamda Guelfoların ikiye bölünmesine yol açtı. Beyazların başında Cerchi ailesi vardı. "Popolo grasso" diye adlandırılan zengin burjuva sınıfı tarafından destekleniyorlardı, reformist düşünceleri vardı, papa ve papalık konusunda da daha temkinli bir görüşe sahiptiler. Siyahların başında ise Donati ailesi bulunuyordu. Feodal devirden kalan çeşitli asilzadelerden oluşan bu grup, "Popolo minuto" diye adlandırılan küçük zanaatkarlar, işçiler gibi daha düşük bir halk tabakası tarafından destekleniyorlardı. Siyahların düşüncesi daha bağnazdı ve dogmatik anlamda papacıydılar.


    Dante daha 24 yaşında, 1289'da, Floransa'lı Guelfo şövalyeleri ile birlikte Campaldino savaşında Arezzo Ghibellinolarına karşı savaşmıştır. Eşi Gemma Donati tarafından Siyahların başkanı konumundaki Donati ailesi ile akraba olsa da Beyazların taraftarı olmuştur. Devlet işlerine katılmak isteyen Dante Hekim ve Eczacılar loncasına yazılmıştır. Bunun nedeni dönemin yasalarına göre asilzadelerin kamu işlerine girebilmeleri için öncelikle zanaat loncalarından (Corporazioni di Arti e Mestieri) birine kaydolmalarının şart koşulmasıydı. Dante politik hayatına başladı.

    Bu sıralarda Papa VIII. Bonifatius Floransa'nın iç işlerine karışmaya, Beyazlara karşı sık sık Siyahlara arka çıkmaya başlamıştır. Papanın bu girişimleri Floransa'nın önde gelenlerini, özellikle de Beyazlar'ı fazlasıyla rahatsız ediyordu. 1300 yılında Dante iki aylığına Floransa hükümetinin başındaki altı kişilik kurula seçildi. Beyazların Floransa'daki iktidarına son vermek amacıyla Papa Bonifatius harekete geçmeye karar verdi. Papa Fransa kralı Philippe le Bel'in kardeşi Charles de Valois'yı Floransa'ya gitmeye ikna etti. Floransa bundan rahatsız olup Papayı kararından döndürmek amacıyla içinde Dante'nin de bulunduğu bir heyeti Roma'ya gönderdi. Roma'da heyeti oyalarken, 1301 yılında Charles de Valois süvarileriyle birlikte Floransa'ya girdi. O sıralarda şehrin iktidarı Beyazların elindeydi ve Siyahların çoğunluğu sürgün edilmişti. Charles de Valois Siyahları da kendi saflarına alarak Beyazları şehirden çıkarmıştır. Beyazların mallarına el konurken bir kısmına idam cezası verildi, çoğunluğu sürgüne gönderildi.

    Dante hiçbir zaman Papa VIII. Bonifatius'u sevmemişti. Beyazlara karşı girişilen hareketten nasibini alarak, 27 Ocak 1302'de sahtekarlık, gayri meşru kazanç elde etmek gibi asılsız suçlardan ötürü para cezasına çarptırıldı ve iki yıllığına Florasa'dan sürgün edildi. Ayrıca bir daha devlet işlerinde çalıştırılmayacaktı. Daha sonra hakkında yeni bir karar daha verildi: Floransa'lı askerler tarafından ele geçirildiği takdir de idam edilecekti.


    Dante mahkemenin kararlarını öğrendiğinde Floransa'da değildi. Hakkındaki sürgün kararı nedeniyle Floransa'ya da dönemedi. Beyazlar Floransa'da iktidarı geri ele geçirebilmek için çeşitli girişimlerde bulundular, fakat başarısızlığa uğradılar.

    Zamanla arkadaşlarına olan güveni ve inancını kaybetmeye başladı. Büyük bir acı içinde olduğu bu günlerde İlahi Komedya'yı yazmaya başladı. İlk olarak Verona'ya gitti, bir ara Padova'ya geçti. Bazı kaynaklara göre Paris'e de gitmiş ve burada felsefe ile teoloji okumuştur. Bazı zayıf rivayetlere göre Paris'ten sonra Oxford'a da kısa süreliğine geçmiştir. Fakat bu çok zayıf bir rivayettir ve bugünkü tarih otoriteleri tarafından sıklıkla yalanlanmıştır.

    Dante 1311 yılında o sıralarda Casentino'da bulunan ve İtalya'yı işgale başlamış olan Lüksemburg kralı VII. Henry'ye mektuplar yazarak, onu Floransa'ya da savaş açmaya davet etti. Kralın İtalya'yı işgali birçok İtalyan şehrinde büyük bir nefretle karşılandı, Floransa'nın da dahil olduğu bu şehirler birlikte karşı koymak için kendi içlerindeki sorunları bir süreliğine askıya alıyorlardı. Bu dönemde Floransa sürgün edilmiş Beyazların bir çoğunu geri çağırdı, fakat Dante bunların arasında değildi. Bunun nedeni büyük ihtimalle kral VII. Henry'ye yazmış olduğu mektuplardı. 24 Ağustos 1313'de kral öldü, artık Floransa'ya tekrar dönebilme umutları yok olmuştu. Dante, kısa bir süreliğine Lucca'da kaldıktan sonra Verona'ya döndü. Daha sonra Ravenna prensi Guido Novelloda Potenta'nın davetiyle Verona'dan Ravenna'ya geçti, kısa geziler ve ayrılıklar dışında ömrünü burada geçirdi. 1321 yılında, 56 yaşındayken burada öldü. Ölüm nedeni kesin olarak bilinmemekle beraber, bazı kaynaklara göre ölüm nedeni sıtmadır.

    Dante'nin eserlerini sınıflandırmanın pek çok yolu vardır. Her ne kadar eserlerin sıralanmasında genelde kronolojiye dikkat edilse de Dante'de öne çıkan sıralama özelliklerinden birisi de eserlerin yazıldığı dildir. Dante eserlerinin bir kısmını Latince, bir kısmını ise halk dili olan İtalyanca ile kaleme almıştır. birçok eser kaleme almıştır ama şaheseri hiç kuşkusuz İlahi Komedya'dır (La divina commedia).
    [​IMG]

    Latince yazdığı eserleri


    De vulgari eloquentia (Halkdilinde Belagat)
    Monarchia (Monarşi)
    Epistulae (Mektuplar)
    Eclogae (Eklogalar)
    Quaestio de aqua et terra (Su ve Toprak Sorunu)

    İtalyanca yazdığı eserleri

    Vita nuova
    Yeni Hayat, çev. Işıl Saatçıoğlu (İstanbul: YKY, 1995).

    Rime (Şiirler)
    Rime / Şiirler, çev. Kemal Atakay, iki dilli basım (İstanbul: YKY, 2001).

    Convivio (Şölen)

    II Fiore (Çiçek)

    La Divina Commedia (İlahi Komedya): Inferno (Cehennem), Purgatorio (Araf) ve Paradiso (Cennet)
    İlahi Komedya, çev. Hamdi Varoğlu (İstanbul: Hilmi Kitabevi, 1938).
    İlahi Komedya, çev. Feridun Timur (İstanbul: MEB, 1955-1956).
    İlahi Komedya, çev. Rekin Teksoy (İstanbul: Oğlak, 1998).
    İlahi Komedya, çev. Seyhan Satar (İstanbul: Oda, 2001).
    İlahi Komedya Çev. Rekin Teksoy (Istanbul: Oglak, 2008) 7. Baskı
     
  2. ÇağanCan

    ÇağanCan Aktif

    Katılım:
    2 Kasım 2012
    Mesajlar:
    334
    Beğenileri:
    88
    Ödül Puanları:
    830
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Turizm
    Yer:
    Ankara-Antalya
    Banka:
    33 ÇTL
    Dante Alighieri (1265 -1321)


    [​IMG]


    İtalyan Ozan

    * Dante Alighieri’ (ö.13/14 eylül 1321. ravenna) nin hayatı ile ilgili bilgilerin büyük bir bölümü onun ortaya koyduğu yapıtlardan çıkartılmaktadır. Dante Floransa’lı bir burjuva ailesinin oğlu olarak dünyaya geldi. Ablası ve biri kız öbürü erkek iki üvey kardeşi ile birlikte büyüdü. 20 yaşındayken evlendi. Floransa üzerinde hakimiyet sağlamak isteyen imparatorluk yanlısı Ghilbelinolar ile papalık yanlısı Guelfolar arasındaki uzun savaşımda Dante’nin ailesi Guelfoların tarafında yer aldı; Guelfolar 1266 Benevento savaşıyla kentte yönetimi ele geçirdi. Bu tarihten sonrada şiddetli çatışmalara sahne olan Floransa’da yetişen Dante İlahi Komedya’da ayrılıkların asıl sorumlusu olarak feodal soyluları göstermiştir.

    * Çocuk yaştaki dilbilgisi ve retorik çalışmalarıyla Latin yazarları tanıma fırsatını bulan Dante, değişik edebi akımların boy attığı floransa kültür çevresinin etkisiyle ilk gençlik döneminde şiir yazmaya başladı.Örnek aldığı Guido Cavalcanti’nin etkisiyle balad türüne yeni bir boyut, dramatik bir biçem kazandırdı. Ona esin veren Beatrice için şiirler yazmış bu şiirlerde geleneksel tarz aşk şiiri modelini geride bırakmış ve kendi üslubunu yaratmıştır. Beatrice’nin güzelliğini tanrısal bir belirti, metafizik bilginin aracı olarak gördüğü bu şiirlerde mistik bir kıyaslamaya yöneldi.

    * Dante’nin 9 yaşından beri aşık olduğu Beatrice Portinari’nin 1290’da ölümü üzerine şair kendini yoğun bir çalışmaya verdi. 1283-93 arasında yazılmış 31 şiirin düz yazı bir çerçeve içine yerleştirildiği La vita nuova (1293, yeni yaşam) bu dönemin ilk ürünü olmuştur. Ayrıca bu yapıt Beatrice’ye duyduğu ilk gençlik aşkını anlattığı bir tür “anı kitabı” niteliği taşır.

    Beatrice’nin ölümü Dante’nin yaşamında olduğu kadar şiirinde de yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Klasik yazarların yapıtlarını okuduğu, dinsel ve felsefi tartışmalara katıldığı bu dönemde Dante’nin olgunluk dönemi başyapıtlarının temaları, üslup ve ölçü özellikleri belirmeye başladı. Aşk dışında felsefe ve öğreti temalarının işlendiği şiirler yazdı. 1296’da aşkına karşılık vermeyen Pietra adlı bir kadın için yazdığı dört rime petrose (duygulu şiir) ise hem ölçü, hem de üslup bakımından şairin olgunluk dönemini çağrıştırır. Provans trubaduru Arnaut Daniel örnek alınarak yazılan bu şiirler İlahi Komedya’daki üslubunda habercisidir.

    * Siyasal yaşamında Guelfo komününün demokratik ülkülerine bağlı kalan Dante, 1289’da süvari olarak Ghibellinolara karşı Campaldino çarpışmasına ve Piza’nin Caprona Kalesi’ne düzenlenen sefere katılmıştır. 1295’te Giona dela Bella’nin devrilmesini izleyen günlerde Doktorlar ve Eczacılar Loncasın’na girdi ve etkin olarak politikaya atıldı. 1296’da Yüzler Konseyi’ne katılarak soylulara karşı çıkarılan yasaları destekledi. Dante'nin bu dönemdeki ahlaki ve demokratik eğilimleri ahlaki soyluluğu ve güzelliği öven kanzonalarına da yansımıştır. Politik tavrının eserlerinde ortaya çıkmasını F.Engels şöyle ortaya kor: “tragedyanın babası Aiskhlos ve komedyanın babası Aristophanes, ikiside çok partizan şairlerdi. Dante ve Cervantes’de partizanlıkta onlardan geri kalmamışlardır.”

    * 1297’de Papa VIII. Bonifatius kendisine karşı olan Romalı Colonna ailesine karşı bir sefer düzenledi. Kardinal Matteo d’Acquasparta’yı da yardım toplaması için Floransa’ya gönderdi. Olayla ilgili kesin tutumu bilinmemekle birlikte Dante “inferno” da (cehennem) papanın iktidar hırsından açıkça söz eder. Guelfoların siyah ve beyaz Guelfolar diye ikiye ayrılmasının bir nedeni de Bonifatius’un bu hırsıdır. Papanın görünürde iki tarafı uzlaştırmak ama gerçekte siyaları desteklemek için Mateo d’Acquasparta’yı 1300’de ikinci kez Floransa’ya göndermesinden sonra Dante Guelfo birliğini güçlendirmesi için 7 Mayıs’ta Son Gimignano’ya gönderildi. 15 Haziran-14 Ağustos 1300 arasında 6 Lonca başkanından biri sıfatıyla kent yönetimine seçildi. Dante ve öteki yöneticiler taraf tutmayarak hem siyah, hem beyaz Guelfoalrın ileri gelenlerini sürgüne gönderdiler. Sürgün edilenler arasında Dante’nin eski dostu Guido Cavalcanti’de vardı. Dante Lonca yönetiminden ayrıldıktan sonra Beyaz Guelfolar sürgündeki yandaşlarını geri çağırdılar. Siyahlar ise yönetimi ele geçirmek amacıyla 1301’de Sta Trinita Kilisesi’nde toplandılar. Günümüze kalan belgelerden Dante’nin beyaz Guelfolardan oluşan büyük bir grubun önderliğini yaptığı, Floransa’daki 1300-1301 olaylarında da önemli rol oynadığı anlaşılmaktadır.

    * Kenti tehdit eden tehlikeler karşısında Dante 1301’de üç kez bütün iktidarın Lonca yönetimine verilmesi çağrısında bulundu. Ama papayla anlaşan Fransa kralının kardeşi Charles de Valais, Floransa sınırında ki Siyah Guelfo karargahına varmıştı. Bir uzlaşma girişiminde daha bulunan beyazlar, aralarında Dante'nin de bulunduğu üç kişilik bir kurulu, papaya elçi olarak gönderdiler. Böylece Dante Floransa’dan bir daha bu kente dönmemek üzere ayrıldı. 1301’de kente giren Charles kısa sürede radikal siyah yandaşlarının desteğini kazandı. Sürgünde ki siyahlar Floransa’ ya dönünce beyazlar yargılanmaya başlandı. Kamu fonlarını kötüye kullanmakla suçlanan Dante’nin 14 arkadaşıyla birlikte yakılarak idamına karar verildi. Dante karara şiddetle karşı çıktı ve Ghibellino yanlısı ailelerin askeri yardımıyla Floransa’ya zorla girmek için sürgündeki öteki Beyazlar ve Ghibellinolarla birleşti. 1303’ te XI. Beneditus’un papa olmasıyla sürgündekilerin barış umutları arttıysa da siyahlar görüşmeleri çıkmaza soktular. Dante Arezzo’da bulunan sürgünleri savunan I.Mektup’u bu görüşmeler öncesinde yazdı. 1304’te Benedicutus’un ölümünden sonra beyazlarla Ghibellinolar yeniden silaha sarıldılar, ama La Lastra’da uğradıkları yenilgiden sonra bütün umutları söndü. Floransa’ya karşı silahlanmayı reddeden Dante bu çatışmayı onaylamamış ve uzlaşma politikası önermişti. Bu tutumun kanıtı o dönemde yazdığı De Vulgari elaquentia (halk dilindeki belagat üzerine) ve II.Canvivio (ziyafet) adlı yapıtlarında görülebilir.

    * Parasız, korumasız, dostsuz olarak İtalya'da dolaşan Dante huzuru okumakta ve şiir yazmakta buldu. 1303’te Farlive Verona’ya gitti. 1304-06 arasında felsefe, hukuk, retorik çalışmaları için uygun bir ortam olan Bologna’da kaldı. De Vulgari Eloquentia ile II. Canvivio’yada burada başladı. Hem avunmak hem de doğduğu kentin sınırlarını artık çok aşmış bir düşünür ve sanatçı olduğunu göstermek için ortaya koyduğu bu yapıtlar Floransa’ya duyduğu özlemi yansıtır. İkisi de olgun bir coşku ve özlü, zorlamasız bir ritimle yazılmış, ikisi de tamamlanmamıştır. Dante bu iki yapıtta halkın anlayabileceği bir dil peşindedir. Özellikle II. Calvivio’da kendi ana dilini kullanan Dante İtalyan edebi düzyasının temellerini attı.

    * Bologna’dan sürülen Dante 1306’da Sarzona’da Luni piskoposu ile marki Franceshino Malaspina arasında barışı sağladı. Dante’ye göre, süre giden huzursuzlukların nedeni bir Kutsal Roma-Germen imparatoru olmamasıydı. Bu yüzden 1309’da papanın imparatorluk tacını giydirmek için Roma’ya çağırdığı Heinrich’i bir kurtarıcı olarak gördü. Prenslere ve İtalya halkına “universis et singulis (birlikte tek olarak) başlıklı V. Mektup’u yazarak (1310) imparatorun gelişini selamlamalarını istedi. 13011’de Heinrich’e yazdığı VII. Mektup’ta ise, kendisine karşı çıkan Floransa üzerine yürümesini önerdi. Bu yüzden Floransa’nın sürgünler için çıkardığı affın dışında bırakıldı. Ama imparatorun kenti kuşatan birliklerine katılmadı.

    * Dante’nin Latince yazdığı De monarchia (1313; monarşi üzerine) üç kitaptan oluşur. İlk iki kitapta canvivio’daki görüşler yinelenerek imparatorluğun gerekli olduğu savunulur. “şimdi bütün insanlığa tek bir sonun alın yazısı kılındığı kabul edilmektedir. Şu halde, tek bir yönetici yada hükmedici güç olmalıdır. Hükümdar yada imparator demekle bunu söylemek istemekteyiz. Böylece, dünyanın refahı için monarşi yada imparatorluk olması gerektiği anlaşılmaktadır” üçüncü kitapta imparatorluğun gücünün doğrudan Tanrıya mı, yoksa onun vekili papaya mı bağlı olduğu sorusuna imparatorluğun gücünün doğrudan Tanrıdan geldiği cevabını verir. Dante Roma imparatorluğunun dünyayı hükmü altına almakta haklı olduğunu, bu hakkın “İsa’nın Roma yönetimi altında doğmayı ve Augustus’un ülkesinde Tanrının oğlunun insan olarak kaydolmayı seçmesi yüzünden” ispat edilebileceğini söylemektedir. “Şu halde, İsa eylemiyle Augustus’un fermanının haklılığını onaylamıştır....” ve böylece Romalılar da Tanrının onayıyla hüküm sürmeye başlamışlardır. Papa aracı değildir. İmparatorun otoritesi doğrudan doğruya Tanrıdan gelir. Kilisenin dünya işleriyle doğrudan ilgilenmesi öngörülmemiştir. De monarchia’da Tanrının insanlığa yüklediği iki amaç gösterilir; bunlardan birine zaman içinde, öbürüne sonsuzluk içinde ulaşılabilir. Dünyadaki mutluluğa imparatorun yol göstericiliğinde; ilahi mutluluğa papanın yol göstericiliğinde varılabilir. Bu olgunun Rönesans giden yola bir katkı olarak ele alabiliriz.

    * Henrich ile papa V. Clemans’ın arasının açılması ve imparatorun ansızın ölmesi Dante’yi düş kırıklığına uğrattı. Bir süre Toscana’da kaldıktan sonra 1316’da Verana’ya, 1318’de de şair Guida da Palenta’nın konuğu olarak Rovenna’ya gitti. Guida da Palenta tarafından elçi olarak gönderildiği Venedik’ten Rovenna’ya dönerken sıtmaya yakalandı.1321’de öldüğünde İlahi Komedya’yı yeni bitirmiştir.

    İLAHİ KOMEDYA

    * Dante, Verona’lı Cangrane’ye yazmış olduğu mektupta bu eserine neden komedya adını verdiğini anlatır. Mektupta komedya ile tragedya arasındaki farklara değinir. Komedyanın özelliklerini sıralar ve bulguladığı özelliklerin bu eserinde de mevcut olması nedeniyle kitaba komedya adını verdiğini anlatır. Yapıtın ismine ilahi kelimesinin eklenmesi Dante’nin ilahi şair olarak anılması nedeniyle kitabın 1555 yılında yapılan Venedik baskısında ilk kez kullanılmıştır.

    * Dante II. Canvivio ve De Vulgari Elequentra’yı yarım bırakarak 1308 sıralarında yazmaya başladığı İlahi Komedya’da acılarını, umutlarını, nefretlerini ve her şeyden üstün tuttuğu inancını uçsuz bucaksız bir freskte yansıttı; ahlaki ve siyasal dünya görüşünü, insanın ödev ve amaçları konusundaki görüşlerini manzum biçimde anlattı. Dante her şeyden önce bir şairdi. Bu nedenle de insanlığın ruhani olarak ve uygarca yenilenmesine ilişkin düşlerini ancak şiir diliyle anlatabilirdi. Ortaçağın alegorik şiir geleneğine yakından bağlı olan İlahi Komedya’yı yazarken Vergilus’un Aeneis’ini örnek aldı. Kitabı mukaddes’in şiirsel dilinden ve kutsal nedenlerden etkilendi. Alegorik bir dil kullanması hem şiir dilinden hem de bundan da öte Hıristiyanlık dininin sembolik yapısından kaynaklanıyordu.

    * İlahi Komedya “inferno” (cehennem), “purgatorio” (araf) ve “paradisa” (cennet) başlıklı üç bölümden yada cantica’dan (ilahi) oluşur. İtalyan halk dilinde yazılan yapıtın uyak düzeni terza rimadır (aba bcb cdc...). Yapıtta yüz kanto yer alır, her cantica’’da 33 kanto vardır; cehennem bölümündeki bir kanto ise önsöz olarak yazılmıştır. Böylece Hıristiyanlıktaki üçlemeyi (teslis) simgeleyen 3 sayısı yapıtın bütün bölümlerini belirler.
     

Sayfayı Paylaş