1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dar Ayakkabı

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve arz-ı hal tarafından 29 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    Günümüzün doyumsuz tüketim toplumunda, var olanın kıymetini hatırlatan güzel bir yazı...



    O bayram bana ayakkabı almaya karar verdiler.
    Hazır ayakkabı satan mağaza yoktu şehirde. Tek ayakkabı yapan dükkánında ayakkabıcı çıplak ayağımı bir kartonun üzerine koydu, iyice basmamı söyledikten sonra ağzındaki kurşun kalemi eline alıp ayağımın çevresini çizdi.
    O ayağımın çizildiği karton benim ayakkabı numaramdı.
    Günlerce yeni ayakkabılarımın hayalini kurdum. Babamın anlattığına göre ayakkabılarım siyah ve bağcıklı olacaktı.
    Kapının her çalınışında koştum.
    Ayakkabılarım bayramdan bir gün önce geldi, siyah-bağcıklı.
    O gün onları giymedim. Bayram gecesi yatağımın altına yerleştirdim yeni ayakkabılarımı.
    Arada bir kalkıp kutusundan çıkartıyor, yere koyuyor, yukarıdan, yandan, önden bakıp duruyordum. Parlak ve yuvarlak burnunu gecenin karanlığında kim bilir kaç kez okşadım.
    Uyku girmedi gözüme.
    Sabahleyin ev ahalisi kalktığında, ayakkabı kutusu kucağımda sandalyede oturuyordum ben.
    Ayakkabımı babam giydirdi.
    Ayağıma olmamıştı ayakkabılarım, dardı ve canımı yakmıştı.
    Ama bunu babama söylemedim. O "Sıkıyor mu?" diye sordukça "Hayır" yanıtını veriyordum. "Dar, ayağımı acıtıyor" desem, geri gidecekti ayakkabılarım ve ayakkabıcının hemen bir yeni ayakkabı yapması olanaksızdı.
    O bayram sabahı canım yana yana yürüdüm.
    Bir süre sonra acı dayanılmaz oldu.
    Dişimi sıktım.
    Topalladım.
    Soranlara "Dizimi vurdum" dedim, ama ayakkabılarımın ayağımı sıktığını kimseye söylemedim.
    *
    Doğrusunu isterseniz yaşam dar ayakkabıyla yürümektir.
    Kimi zaman dar bir maaş, kimi zaman sevimsiz bir iş...
    Kimi zaman bir mekan dar ayakkabı olur bize, kimi zaman bir çevre, kimi zaman bir sokak, ya da bir şehir...
    Kimi zaman dostluklar, arkadaşlıklar, beraberlikler bir dar ayakkabıya dönüşür.
    Kimi zaman zamandır dar ayakkabı, geçmek bilmez.
    Kimi zaman zenginlik, kimi zaman başınızı koyduğunuz yastık...
    Canınız yanar.
    Topallaya topallaya gidersiniz.
    Sonradan öğrendim yaşamın dar ayakkabıyla yürüme sanatı olduğunu...
     

Sayfayı Paylaş