1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

değer..

Konusu 'İlginç Yazılar' forumundadır ve potito tarafından 5 Kasım 2010 başlatılmıştır.

  1. potito

    potito Aktif

    Katılım:
    15 Ekim 2010
    Mesajlar:
    312
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    0 ÇTL
    Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin
    seviyesini öğ...renmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip
    iri bir nesne verip: "Oğlum" der, "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç
    para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan
    sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.
    Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar.
    İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar .
    Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir;
    sonra: "Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der.
    İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği
    nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.
    Üçüncü defa bir semerciye gidir: Semerci nesneye şöyle bir bakar, "Bu der
    "benim semerlere iyi süs olur. Bundan "kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna
    bir on lira veririm."
    En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce
    yerinden fırlar. "Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden
    buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. "Buna kaç lira
    istiyorsun?" Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?" "Ne istiyorsan veririm."
    Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya
    başlar:
    "Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim."
    Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini
    istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
    Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi
    karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki
    nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer
    tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her
    şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..
    Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından
    geçen macerasını anlatır.
    Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?"
    Öğrenci: "Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum,
    kafam karmakarışık" diye cevap verir.
    Bilge hoca çok kısa cevap verir: "Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini
    bilen anlar ve o değerini bilenin yanında kıymetlidir."
    Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden
    kuyumcular mutlaka vardır.
    Mesele kuyumcuyu bulmaktadır...


    İşte, aşkta, arkadaşlıkta, yaşamın her anında gerçek kuyumcuyu bulmanız dileğiyle....
     

Sayfayı Paylaş