1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Değişebilir miyim

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 13 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Değişebilir miyim

    Odama gelip oturduğunda yüz ifadesinden bunun her zamanki konuşmalarımızdan biri olmayacağını anlamamıştım. Masamdan kalkıp karşısına oturduğumda, yüzünü sağ yanına döndü. Belli belirsiz bir oflama sesi duydum. Söze başlamasını beklediğim için susuyordum.

    Bu kez elinde bir kalem veya benzeri herhangi bir nesne yoktu. İlk dikkatimi çeken de elinin boş olmasıydı. Elini koyacak yer bulamamasından olsa gerek yüzüne ve başına götürmüştü. İkimizde susuyorduk.

    Bir müddet sonra ellerini başından ve yüzünden çekerek sağa doğru eğilmiş başını ve bedenini doğrulttu. Gözlerime bakarak ağzını açtı ve yeniden hiçbir şey demeden sustu. Başını bu kez iki elinin arasına alarak bacaklarının arasına doğru eğildi. Belli ki kendi içinde konuşacaklarının hesabını yapıyordu.

    Ben de binlerce kez aynı durumdan geçmiştim. Ne zaman benim için önemli olan bir konuda konuşacak olsam bu duruma gelirdim. Hele ki mesele kişisel bir şey ise… konuşmaya başlamadan önce defalarca ne desem, nasıl başlasam ya da konuşsam mı konuşmasam mı diye düşünürdüm. Bazen de konuşmak neyi değiştirir ki diye düşünerek noktayı koyar ağzımı bile açmazdım. Tabi bunlar eskidendi. Şimdi bulunduğum ellili yaşlarda artık bu sıkıntılarımı çoktan aşmıştım. Her şeyi, her şekilde konuşacak bir durumdaydım.

    Ben kendi içime dönmüş kendimle konuşmaya başlamışken bana bakmaya başlamış olduğunu fark ettim. Konuşmaya davet eder bir şekilde gülümseyerek yüzüne baktım.

    İnsan değişir mi, diye sordu. Nasıl yani, dedim. Değişim derken neyi kastediyorsun? İnsan değişir mi, diye tekrarladı. “Değişmeye” vurgu yaparak. İnsan yaşıyordur ve bir an gelir ölür. O veya bu nedenle. Ölüm haberini verirsin sevdiklerine. Biri derki, nasıl olur on dakika önce karşılaştık sapa sağlamdı? Oysa artık canlı değildir. Üç saniye önce yaşıyordu ama şimdi değil. Bu ciddi bir değişimdir. Eğer böyle bir değişimden bahsedecek olursak, evet insanlar değişir hem de çok çabuk bir şekilde. Güldü. Yok, dedi. Ben insan yaşarken de değişir mi diye soruyorum, dedi. Evet dedim. Hem de ölümün keskinliği kadar keskin bir şekilde.

    Nasıl, dedi.

    Anlatayım. İkinci dünya savaşında, esir kamplarında Naziler adına çalışmalar yapan bir doktordan bahseder, bir yazar. Yazarın kendisi de o kamplarda dört yılını geçirmiş genç bir Yahudi doktordur. Diğer doktordan bahsederken şu benzetmeyi kullanır: “İçi şeytanla dolu tek figür” . Yıllar sonra bir arkadaşı ile konuşurlarken söz sözü açar ve insanlık için gerçekten çok önemli ve özel denebilecek bazı yardım olaylarından bahseder. Bu olayların başındaki kişi ise arkadaşına göre gerçekten yüksek bir ahlak anlayışına sahip nadir bulunan bir insandır. Arkadaşı bu adamdan bahsetmeye başladığında anlar onun aynı kişiden bahsettiğini ve sesini çıkarmaz. Kitabında bir insanın değişebileceğine dair duyduğum en keskin ve etkili şeydi, der.

    Bu bir örnek ama bunun dışında o kadar çok örnek sayabilirim ki, dedim. Ama inan bana her değişen insanın gerçekten önemli bir nedeni vardır. O yüzden sorduğun soruya daha açık bir cevap vereyim. Evet, insanlar değişebilir. Buna “herkes” dahildir. Eğer değişmek için bir nedeni varsa “herkes” değişir.

    Ama ben çok istedim. Ama olmuyor. Değişemiyorum.” Sayıklamaya başlamıştı. Sesimi biraz gürleştirerek “DUR” dedim.

    Şimdiye kadar değişmeyi istediğinde seni harekete geçirmeyecek kadar zayıf bir güdüye sahiptin. Ama şimdi kendini yeniden değerlendir.

    Önce kendi kişisel tarihine bak ve not al. Şimdiye kadar senin için yapılması güç olan ama yine de yaptığın neler var? Bunu iyi düşün ve bulduklarını bir not al. Bunlar aslında senin de değişebildiğini ama bunun farkında olmadığını sana anlatacaklardır.

    İkincisi neden değişmek istediğini yeniden düşün. Değişince ne olacağını, neden değişmen gerektiğini, değişmezsen ne olacağını düşün. En önemlisi de değişmen gerektiğini sen mi söylüyorsun yoksa başkaları mı, bir bak.

    Tüm bunları yeterince düşün ve eğer değişme kararını sen aldıysan, gel, dediğimde gitme saati gelmişti bile.

    Daha sonraki görüşmemizde her şeyi düşündükten sonra gelmişti. Sadece değişim sürecinde neler yapılması gerektiği üzerine konuştuk.

    Aradan yıllar geçti. Bu gün dolmuşta karşılaştık.

    Üniversiteyi yeni bitirmiş ve yeni mezun bir kimya mühendisi olarak işe başlamıştı.

    Hocam, neden üçüncü kez neden gelmediğimi merak ediyor musunuz, dedi. Anlatırsan dinlerim dedim. Gerek kalmadı, dedi. Gülümseyerek ekledi; değişim gerçekten hızlı olabilirmiş.
     
  2. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    hmm,güzel ve ders alınacak bir yazı:))
     

Sayfayı Paylaş