1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Deha..Mimar Sinan

Konusu 'Serbest Kürsü' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 15 Eylül 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.180
    Beğenileri:
    4.772
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    369 ÇTL
    mailimden...

    Mimar Sinan'ın, Leonardo da Vinci ile yarışacak dehasını anlatmak istedik sizlere...

    Sizleri, büyük ustanın kalfalık eserim dediği Süleymaniye'nin şifreleriyle
    tanıştıralım ister misiniz?

    Süleymaniye Camii, Kanuni Sultan Süleyman tarafından imparatorluğun gücünü ve görkemini göstermek adına inşa ettirildi.
    Bu görev, tarihin en büyük ustası Mimarbaşı Sinan'a verildi. Camii ve külliyesi 7 senede bitirildi.

    Ancak 7 yıllık bu uzun süre Kanuni'nin canını sıkmıştı.

    Sinan'ın yapıyı neden bir türlü açmadığını anlamamıştı. O sırada her taraftan da dedikodular yağmaya başladı Sultan'a.

    Kanuni durumu kendi gözleriyle görmek için bir ikindi vakti Süleymaniye'ye gitti.

    Muhteşem yapının içine girdiğinde Sinan tam da söylendiği gibi caminin ortasında oturmuş nargilesini tüttürmekteydi.

    Sultan gözlerine inanamadı.

    Tok sesiyle ve bütün haşmetiyle '' Bu ne iştir Mimarbaşı '' diye haykırdı.

    Oysa Mimar Sinan'ın içtiği nargilede tömbeki yoktu. İçtiği sadece suydu.

    Usta mimar, nargilenin fokurtularını dinleyerek caminin akustiğini ölçmeye çalışıyordu.

    Mihraptaki imamın sesini, aynı oranda bütün camiye nasıl ulaştıracağını hesaplıyordu. Bunun için Anadolu'nun değişik köşelerinden 65 tane dev turşu küpü getirtti.

    Bu küpleri içleri boş, ağızları dışarıya gelecek şekilde kubbenin eteklerine dizdirdi.

    Amacına ulaşmıştı Mimarbaşı.

    Sesi, yüzlerce metrekarelik mekanın her köşesine, en iyi şekilde yaymayı başarmıştı.

    Kanuni'de , Sinan'ın niyetini anlamış,ustasını hemen bağışlamıştı.

    Mimar Sinan yapının içine bir de hava koridoru inşa etti.

    Elektriğin henüz bulunmadığı o yıllarda,Süleymaniye 275 dev kandille aydınlatılıyordu.

    Sinan, bu kandillerden çıkan is camiye zarar vermesin ve cemaati rahatsız etmesin diye orta kapının üzerine küçük bir odacık yaptırdı.

    Binanın değişik köşelerine açtığı oyuklardan giren islerin bu odada toplanmasını sağladı.

    Şaşırdınız değil mi? Durun, daha bitmedi…

    Ve adına da İs Odası denilen bu bölmenin içine özel bir nemlendirme sistemi kurdu Sinan.

    Odada toplanan islerden, dönemin en kaliteli mürekkebini damıttı.

    Süleymaniye'nin duvarlarında gördüğünüz o muhteşem kalem işleri, yazılar, süslemeler, caminin kandillerinden çıkan isten damıtılan o mürekkeple yapıldı.

    Tekrar altını çiziyorum, bunlar günümüzden 458 yıl öncesinin bilimiyle, teknolojisiyle yapıldı.

    Son bir şifre daha var..

    Hani oyuklar var dedim ya isin bir odada toplanmasını sağlayan, hava akımını içeri alan.

    Dışarıya çıkıp o iki oyuktan içeriye baktığınızda, birinden caminin içindeki Allah, diğerinden ise Muhammed yazılı dev levhaları görürsünüz.

    Ayrıca Süleymaniye'nin hangi köşesini, hangi duvarını, hangi açısını ölçerseniz ölçün, sayısal olarak karşınıza Allah kelimesinin ve katlarının çıktığını görürsünüz.

    Bu düşüncelere durgunluk verecek sanat eseri karşısında insanın Da Vinci'nin şifresi de neymiş diyesi geliyor...
     

Sayfayı Paylaş