1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Demek sımdı gıdıyorsun

Konusu 'Şiir' forumundadır ve Hazangülü tarafından 9 Nisan 2009 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    [​IMG]
    Demek şimdi gidiyorsun;
    Yazdığımız son şiir öyle yarım kalacak!
    Demek şimdi gidiyorsun;
    Kuşlarımız acıkacak,saksılarımız
    artık sulanmayacak!
    Demek öykümüzü bir ruj lekesi gibi yapıştırıp
    aynanın sahtekâr yüzüne
    -Oy benim yaralım-
    Demek şimdi gidiyorsun;
    Beni böyle toz gibi dağıtıp merdivenlern dibine!

    Her şey tamam diyorsun,git...
    Beni viran bir şehir gibi terket...
    Haydi git!
    Dışarısı ispiyon...Dışarısı ihanet...
    Seni bir gören olmasın,dikkat et!..

    Dostlukmuş...ölüme yürümekmiş...
    Üstüne titremekmiş...vefaymış!..
    Aşk dediğin,zavallı bir kapıyı duvara çarpıp
    Çıkıncaya kadarmış!..
    Bana komaz deyip
    Sancını bir kilo rakıya gömsen de gece yarıları,
    -Oy benim yaralım-
    Asıl sancı,uyandığında
    Bütün odaları boş görünce koyarmış!.

    Gitmek istiyorsun,git...
    Bir savaşçı asla vedalaşmaz!
    Durma git!
    Dışarısı dinamit...dışarısı enkaz!
    Şunu cbine koy,ne olur ne olmaz..

    Eylül mağdurlarıydık,kimsemiz yoktu,
    Yaralarımız aman vermiyordu canımıza..
    Kimseye kıymamıştık oysa,masumduk..
    Rahatsız ediyordu bizi bu yalancı tarih!
    Yırtılan bir pankart gibi
    Şehirlerin ortasına çığ düşürdüyse öfkemiz;
    -Oy benim yaralım-
    En az bir karıncanın yüreği kadar
    Namuslu ve çalışkandı ellerimiz!

    Artık bitti diyorsun,git..
    Kırılsın kapı-çerçeve,kırılsın bu cam..
    Sorma git!
    Dışarısı panik..dışarısı izdiham!
    Biliyorum,seni vuracaklar bu akşam...

    Ne çok fire verdik üstüste..
    Ne çok arkadaş yitirdik bu tozlu yolculukta..
    Kimliği tespit edilmemiş,
    Ne çok ceset vurdu zeytin güzeli akşamlarımıza!
    Büyük ütopyalar ve büyük dağlar gibi
    İçerden çürümüşüz meğerse...
    -Oy benim yaralım-
    Her gelen ölüm yazmış,
    Her giden ayrılık işlemiş bu talihsiz gergefimize...

    Kendini arıyorsun,git..
    Aptal bir hayat kur,içinde beni barındırmayan
    Kalma git..
    Dışarısı barut..dışarısı gardiyan!
    Yine bir tek ben olurum sana parçalanan..

    Demek şimdi gidiyorsun;
    Sonunda bizi de çökertiyor bu kancık zelzele!
    Demek şimdi gidiyorsun;
    Yıkılan bir duvar gibi;ömrüme devrile devrile..
    Demek mecburi istikametlerin,
    Ayrılığı gösteren o adaletsiz kavşağında
    -Oy benim yaralım-maralım
    Demek şimdi gidiyorsun,
    Ve bana bir tek secenek kalıyor:güle güle!

    Beni öldürüyorsun,git..
    Kalmasın sende kahrım,kalmasın derdim
    Bakma git
    Kafamı yumruklayıp ardınsıra ağlarsam namerdim...
    [​IMG]
     
  2. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    KESKE BÖYLE OLMSAYDI SONUMUZ :(

    Yüreğim Kanıyor

    Sakin göllerin kuğusuyduk,
    Salınarak suyun yanağında.
    Ve okşayarak nilüfer saçlarını gecenin.
    Sonumuzun adım-adım
    Yaklaştığını görürdük...

    Yarılan ekmeğin buğusuyduk;
    Paylaşılan zeytin tanesinin,
    Yüzümüze saldıran yağmur avanesinin.
    Biz hep üşüyen burnumuzu
    Avucumuzda hohlayarak yürürdük.

    Hiçbir hesabımız yoktu kimseyle.
    Hiçbir aykırı yanımız,
    Hiçbir yalanımız...
    Gözüm yaşarıyor,
    Yüreğim kanıyor...
    Olmasaydı sonumuz böyle!..

    Biri, saksımızı çiğneyip gitti.
    Biri, duvarları yıktı,
    Camları kırdı,
    Fırtına gelip aramıza serildi.
    Biri, milyon kere çoğaltıp hüzünleri
    Herşeyi kötüledi,
    Bizi yaraladı...

    Biri şarabımızı döktü,
    Soğanımızı çaldı.
    Biri, hiç yoktan vurdu,
    Kafeste kuşumuzu!
    Ciğerim yanıyor,
    Yüreğim kanıyor...
    Solmasaydı gülümüz böyle!.

    Dağlarda çoban ateşiydik,
    Sarmalayarak acı bir sevda masalını
    Ve hıçkırarak
    Hırçın rüzgarların kavalını...
    Namlunun, bağrımıza
    Sinsice sokulduğunu bilirdik...

    Ceylanın pınara inişiydik,
    Vedalaşan birkaç damla gözyaşının;
    Tenine kan bulaşan
    O masum çakıl taşının...
    Oysa biz dualarımızda hep
    Birbirimizden daha önce
    Ölmeyi dilerdik...

    Bazı sorumluluklarımız vardı,
    Hayata ilişkin.
    Bazı basit sorularımız,
    Anlaşılır bazı sorunlarımız...
    Göğsüm daralıyor,
    Yüreğim kanıyor...
    İncinmeseydi gençliğimiz böyle...

    Birer yolcuyduk,
    Aynı ormanda kaybolmuş.
    Aynı çıtırtıyla ürperen birer serçe.
    Hep aynı kaderde buluşurduk
    Sevmeye tutuklu gibi...

    Birer tomurcuktuk hayatın kollarında.
    Birer çiğ damlasıydık,
    Bahar sabahında,
    Gül yaprağında...
    Dedim ya,
    Hiç yoktan susturuldu şarkımız!
    Yüreğim kanıyor,
    Yüreğim kanıyor...
    Bitmeseydi öykümüz böyle!..
    [​IMG]
     
  3. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    [​IMG]

    HANGI GUN KARAR VERDIN ?


    Hangi gün karar verdin,
    Küt diye çekip gitmeye?
    Hangi lafım dokundu sana,
    Böyle inceden inceye?

    Hangi otobüs söyle,
    Hangi uçak, hangi tren;
    Seni benden götüren,
    Beni bir kuş gibi öttüren?

    Hangi kırılası eller dolanır şimdi,
    Kırılası belinde?
    Hangi rüzgar şarkı söyler,
    O ay tanrıçası teninde?

    Hangi çirkin gerçek uğruna,
    Tükettin güzel ütopyamızı?
    Hangi boşboğazlara deşifre ettin,
    En mahrem sırlarımızı?

    Hangi cama kafa atsam;
    Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
    Hangi meyhanede dellenip,
    Hangi masaları dağıtsam?

    Ben de bu sersem başımı,
    Karakolun duvarına vursam!
    Kendimi caddeye atıp,
    Arabaların altına savursam!.

    Hangi tercih beni,
    En hızlı şekilde öldürür?
    Hangi şekil öldürmez de
    Ömür boyu süründürür?

    Kayıp ilanı mı versem,
    Şehir şehir dolanmak yerine?
    Ödül mü koysam, ölü veya diri,
    Seni bulup getirene?

    Hangi ayrılık var ki,
    Böyle diş ağrısı gibi, durmadan zonklasın?
    Hangi cam kesiği var ki
    Böyle musluk gibi, içime damlasın?

    Hiç sanmam, hasta kalbim,
    Bunu bir süre daha kaldıramaz..
    Feriştah olsa, böyle
    Eli-kolu bağlı, bekleyip duramaz!..

    Hangi mübarek dua,
    Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
    Hangi aptal mazeret ikna eder,
    Ateşimi söndürmeye?

    Olur mu be, olur mu?
    Bu da benim gibi adama yapılır mı?
    Aşk dediğin mendil mi;
    Buruşturup bir kenara atılır mı?

    Vefa bu kadar basit mi?
    Alınır mı, satılır mı?

    Hangi hırsız çaldı
    Seni yırtık cebimden?
    Hangi pense kopardı,
    Bizi birbirimizden?

    Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
    Hangi çöpçü süpürdü,
    Yerden bütün izini?

    Hangi yaldızlı otel,
    Çarşaf serip barındırdı?
    Hangi süslü manzara,
    Seni kolayca kandırdı?

    Hangi şarlatan imaj,
    Böyle çabuk ilgini çekti?
    Hangi pembe vaatler,
    O saf kalbini cezbetti?

    Dağ gibi adamı eze-eze,
    Hangi anası tipli parlak çömeze
    Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?

    Hangi yamyamlara yedirdin,
    O masum rüyamızı?
    Hangi mahluklar çiğnedi,
    El değmemiş sevdamızı?

    Hangi bıçak keser şimdi,
    Benim biriken hıncımı?
    Hangi mermi dağıtır,
    İnsanlara olan inancımı?

    Hangi bekçi,
    Hangi polis artık zapteder beni?
    Ve hangi su bağışlatır,
    Hangi musalla temizler seni?

    Hangi sevgili var ki
    Senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
    Ve hangi sevgili var ki
    Benim kadar çaresiz?

    Hangi ayrılık var ki
    Böyle kanasın ve böyle acısın?
    Ve hangi taşyürek var ki
    Benim kadar ağlasın?
     
  4. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    [​IMG]

    vur bitsin

    Orada masanın üstünde bir resim,

    İkimiz denize karşı durmuşuz Üsküdar’da

    Saçlarımızın üzerinde martılar,

    Gözlerimizde acemi bir aşk

    Ve tuhaf ve çocuksu bir mutluluk,

    Senin sırtında sarı yağmurluğun

    Kadıköy’de ucuzluktan almışız

    Bende o siyah kazak hani bir kedi gibi sokulduğun

    Şubat ve yağmur yağıyormuş meğerse,

    Islatan her tarafımızı

    Orada masanın üstünde bir resim,

    Yak bitsin

    Orada kapının arkasında bir yazı,

    Seviyoruz yazmışız birlikte,

    Harfler nasıl titremiş meğer ellerimizde,

    Bir pazartesi akşamı ben eve dönünce

    Tutup öyle yazmışız nereden estiyse,

    Hep gülüşün, hep sıcaklığın sinmiş harflere,

    Ne yaptığın çorbanın, ne pilavın tadı

    Sobayı yakmayı unutmuşuz ne gam,

    Senin çiğdemler açmış yüzünde sıcaklığın

    Orada kapının arkasında bir yazı

    Sil bitsin.

    Orada sehpanın üzerinde iki bardak,

    Senin demlediğin çayı içmişiz birlikte

    Nasılda dalgamızı geçmişiz dünyanın bütün dertleriyle,

    Bir masalmış bir yalanmış gibi korkmuşuz,

    Sıkı sıkıya yaslanmışız bahtımızın kara yıldızına

    Ben tek sen üç şeker atmışın filiz çayımıza

    Sonra açıp perdeyi gökyüzünden bir dilek tutmuşuz,

    Mehtap gülümsemiş deli yürek çocukluğumuza

    Orada sehpanın üzerinde iki bardak,

    Kır bitsin.

    Orada odaya saçılmış küçük hatıralar,

    Ne yana dönsem bir parça bir şey senden

    Belki minik kızgınlığın, belki bir gülüşün orda,

    Böreğin altını yakışın, düğmeyi dikerken iğneyi eline batırışın,

    Ve saçların hep o kan gülleri taktığın saçların, beni mahpus bıraktığın saçların.

    Ne yana dönsem bir parça bir şey senden

    Hep o kanepede oturmuşluğun, şu senin küçük yastığın, şu eşarbın,

    İşte şu bir haziran akşamı gitmek için ayaklanışın

    Ne yana dönsem bir parça bir şey senden

    Orada odaya saçılmış küçük hatıralar,

    Git bitsin.

    Orada ayaklarının dibinde bir adam,

    Adam bütün adamlığını dökmüş önüne,

    Böyle kaç gün yada kaç gece, ayaklarının dibinde,

    Öyle kolay mı öyle kolay gitmek,

    Her şeyi bu İstanbul’u, o sevdiğin adaların kokusunu

    Mısır çarşısını, Eminönü’nün balık ekmeğini

    Beyoğlu’nun sinema salonlarını birlikte beklediğimiz 28 numarayı,

    Unutmak öyle kolay mı, öyle kolay,

    Orada ayaklarının dibinde bir adam,

    Kov bitsin.

    Orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,

    Babadan kalma,

    Hani bir bayramda saydırmışız havaya,

    Sen biraz ürkek sokulmuşun omzuma,

    Kuşlar havalanmış bütün kuşları İstanbul’un,

    Giderken galiba bir beni birde bunu unutmuşun

    Orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,

    Ve burada zaten öldürdüğün bir yürek,

    VUR BİTSİN
    [​IMG]
     

Sayfayı Paylaş