1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Depremin Tetiklediği Bir Sözcük: Tetiklemek

Konusu 'Dilimizi Doğru Kullanalım' forumundadır ve wien06 tarafından 29 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Depremin Tetiklediği Bir Sözcük: Tetiklemek
    (Yrd.Doç.Dr. Bedri Aydoğan)

    Binlerce insanın öldüğü Marmara depreminden sonra sürekli yinelendiği için bir sözcük dikkatimi çekti. Tetiklemek. Sık sık fayların birbirini tetiklediğinden söz ediliyordu. Yeni yeni kullanılmasına karşılık hiç yabancılık duyurmayan bir sözcüktü tetiklemek. İlk kez duyanların bile anlamakta güçlük çekmiyordu. Çünkü Türkçeydi, bizdendi. Tetik kökünden (adından) türetilmişti. Tetik-le-mek: Tetik, kök; le, addan fiil yapan ek; mek, mastar eki.

    Türkçe sözlüklere bakıldığında tetiğin iki anlama geldiği görülmektedir. 1. Ateşli silahları ateşlemek için çekilen küçük manivelâ. 2. Çabuk davranan, çevik,dikkatli uyanık; dikkat ve özen gerektiren, nazik (Türkçe Sözlük,TDK. 1998). Sözlüklerde, tetik üstünde beklemek, tetiğini bozmamak, tetikte olmak … gibi, tetikle kurulan deyimler de yer almaktadır. TDK’nin Türkçe Sözlük’ünde yine tetik adından (kökünden) türetilmiş tetikçi, tetikçilik, tetikleşme, tetikleşmek ve tetiklik türevlerine de ulaşılmaktadır. Bu yazının konusunu oluşturan tetiklemek sözcüğü ise Türkçe Sözlük’te bulunmamaktadır. Özellikle son zamanlarda daha sık kullanılan bir sözcüğü, en kapsamlı sözlükte bulamayınca doğal olarak başka sözlüklere başvurdum. Yine kapsamlı bir sözlük olması nedeniyle Çağdaş Dil Derneği’nin hazırladığı Türkçe Sözlük’e baktım.

    Orada da tetiklemek yoktu. Tetik bu sözlükte de bir önceki sözlükte olduğu gibi iki anlamıyla yer almaktaydı. Bir iki örnek dışında madde içerikleri de aynıydı. Her iki sözlükte, tetik kökünden türetilen sözcükler açısından da bir fark yoktu. Bundan sonra elime geçen sözlüklerin hepsinin tetik maddesini inceledim. Hepsinde tetik ve ondan türetilen sözcükler vardı. Buna karşılık ulaşabildiğim sözlüklerin hiçbirinde tetiklemek yer almıyordu.

    Bu sözcüğün halk ağzında olup olmadığını öğrenmek için Derleme Sözlüğü’ne başvurdum. Tetik, orada, Türkçe sözlüklere kıyasla daha zengin anlamlarıyla yer alıyordu. Türkçe sözlüklerdekine ek olarak şu anlamları da var: 1. Küçük çocuk eli 2. Kedi köpek ve benzeri hayvanların pençeleri 3. Maşa, fırın küreği 4. Ellik, eldiven 5.Parmak 6. Parmak ucu 7.Asma filizi 8.Önder, kılavuz 9.Duvara vurularak yapıştırılan tezek 10.Boyalı şeylerin boyasının yüze vurma durumu. Derleme Sözlüğünde “tetik”ten türetilen ikinci sözcük olarak tetiklemek yer almaktadır. Anlamı baharda üzüm asmalarının tomurcuklanmasıdır. Depremle birlikte kullanılan tetiklemek ise harekete geçirmek anlamındadır. Görüldüğü üzere Derleme Sözlüğü’ndeki tetiklemek ilk bakışta, bugün kullanıldığı anlama uymuyor. Biraz geniş düşünüp biraz da yorum zenginliği katılırsa bir bağ kurmak mümkün olabilir. Çünkü üzüm asmalarının tomurcuklanması da bir durumdan diğerine geçişi yansıtıyor. Bir değişimi gösteriyor. Tetik sözcüğü için de benzeri bir yorum yaparak halk ağızlarındaki anlamlarla, Türkçe sözlüklerde yer alan anlamların örtüştüğünü söyleyebiliriz. Türkçe Sözlük’te tetiğin bir cins manivelâ olduğu belirtiliyordu. Derleme sözlüğünde yer alan el, pençe, maşa, kürek de manivelâ anlamında değerlendirilebilir. Boyalı şeylerin yüze vurma anlamı da bir değişimi göstermesi açısından örtüştürülebilir. Tetiğin Derleme Sözlüğü’nde yer alan asma filizi ve tezek anlamları ise en uzak düşen karşılıklar olması nedeniyle konumuzla ilgisi kurulamamaktadır.

    Depremle birlikte yaygınlık kazandığını sandığım tetiklemek sözcüğünün bir terim olarak kullanılıp kullanılmadığını düşündüm ve bu konuda terim sözlüklerine baktım. Terim sözlüklerinde varlığı, bizi bir terimin kullanım alanını genişletip genel dile geçtiği sonucuna götürecekti. Bu noktada Türkçe terim sözlüklerinin sayısal yeterliliği ve zenginliği konusunda sorunlar baş gösterdi. Sayıca çok az olan terim sözlükleri söz varlığı açısından da yoksuldu. Çıkış noktam deprem olduğundan önce yer bilimleri sözlüğüne başvurdum. Türkçe bir yer bilimleri sözlüğüne ulaşamadık, ancak jeoloji bölümündeki yer bilimi uzmanları aracılığıyla İngilizce bir sözlük bulduk. Glossary of Geology adındaki bu kapsamlı jeoloji terimleri sözlüğünde “tetiklemek” bir terim olarak yer almıyordu.

    Hep depremle ilgi kurduk, ama örnek arama çalışmalarımızın sonucu, tetiklemek sözcüğünün tıpta da sık olarak kullanıldığını ortaya çıkarttı. Bu kez de tıp terimleri sözlüklerine başvurduk. Ulaştığımız tıp terimi sözlüğünde de (Pars Tuğlacı’ya ait) tetiklemek,terim olarak yer almıyordu. Yalnız Selçuk Budak’ın hazırladığı Psikoloji Terimleri Sözlüğü’nde(Bilim ve Sanat Yay. Ank.2000) tetiklemek teriminin yer aldığını belirledik. Bu sözlükte terim, tetiklemek değil de tetikleyici olarak yer alıyordu. Tetileyici olay, tetikleyici neden ve tetikleyici olmak üzere üç türevi vardı. Burada da ilginç bir sonuç çıktı: Yaptığımız taramalarda psikoloji ile örneklere rastlayamadık. Terim o alanın sözlüğünde var, ama biz örnek bulamadık. Buna karşılık tıbbın diğer alanlarında pek çok örneğe rastladık.

    Bu bilgilerden yola çıkarak Türkçe sözlüklerde ve Psikoloji terimleri sözlüğü dışında terim sözlüklerinde olmayan, anlamı tam olarak karşılamamakla birlikte Derleme Sözlüğü’nde bulunan tetiklemek sözcüğü yeni anlamlarla konuşma ve yazı dilinde sıkça kullanılmaya başlanmıştır yargısını verebiliriz. Şimdi tetiklemek sözcüğü ve onunla ilgili türevlerden derlediğimiz örnekleri aktarıyoruz. Örnekler tetiklemek, tetikleyen ve tetikleyici olarak üç grupta toplanmıştır. Bunlar kendi içinde tarih sırasına dizilmiştir. Her bir grup kendi içinde genel, tıp ve deprem (yer bilimi) olarak gruplanmıştır.

    Genel:

    * “Bu müziği çalmamız lazım” dedi. (Biliyorsunuz bu tür müzikler insanları gaza getirip daha çok para harcama isteklerini tetiklemek içindir.
    Hürriyet, 25.08.1999

    * İstese daha berrak bir metin yazamaz mıydı? Yazardı! Peki niçin böyle esotorik fluluklarla gölgelendirilmiş bir üslubu tercih ediyor? Niyeti kafa karıştırmak mı, yeni kitabının reklamını yapmak mı, neticede hasarı muhakkak bir münakaşalar zincirini tetiklemek mi, ne? Zaman, 27.12.1999, Ahmet Turan Alkan

    * Bugün çağdaş yaklaşımı, ‘başa çıkmak yerine’ ‘değişimi tetiklemek ve amaç doğrultusunda yönlendirmek’ temsil ediyor. Hürriyet, 12.03.2000

    * Bu düzeye uygun zihin haritası, bundan önceki üç düzeyde olduğu gibi değişikliğe tepki vermek değil, ‘değişikliği tetiklemek’, gerçekleştirmek ve değişiklikten doğacak imkanları istediği yönde şekillendirmektir. Hürriyet, 16.01.2000

    * Yumurta üreticilerinin sorunlarını çözmek üzere kurulan Komisyon Başkanı DSP’li Turan Bilge, patates konusunda Hükümetin yürüttüğü kampanyanın olumlu etkisine değinerek, yumurta tüketimini tetiklemek için de bir kampanya başlatacaklarını söyledi. Akşam, 19.06.2000

    * Bu rakamsal ve bilimsel gerçekliğin karşısında; krizden çıkma mücadelesi veren Arjantin, vergi oranlarını indirerek ekonomik canlanmayı tetiklemek isterken, biz bu oranları artırmaya devam ediyoruz. Akşam, 03.05.2001, İ.Hüseyin Yıldız

    * Bu davranışları spekülasyon ile karıştırmamak gerekir. Yapılan, para piyasasındaki hareketleri tahmin ederek alım satım yapmak değil, fiyatları dışardan birtakım hareketlerle etkilemek, tetiklemek ve kendi yarattığı etkenlerin sonucundan kazanç sağlamaktır. Akşam, 12.10.2001, Cemal Ersin

    * Birincisi, ABD Milli Güvenlik Konseyi üyesi Anthony Lake’in son dakikada operasyonun durdurulması için verdiği talimattı . İkincisi Barzani’nin ihaneti oldu. Barzani isyanı tetiklemek üzere Tikrit’e gitmekte olan asi Irak’lı generali birkaç saat tutukluyarak Saddam kuvvetlerinin toparlanmasını kolaylaştırdı. Hürriyet, 13.04.2002

    * …büyük bir olasılıkla bir evlilik vazifesi olarak buna katlanan bayan Shandy için sevişmenin tetiklediği çağrışım (Locke!),saatin kurulmasıdır. (Don Kişot’tan Bugüne Roman, Jale Parla, İletişim,2000, s.245)

    Tıp:

    * “Ghrelin adı verilen hormon, açlığı tetiklemek ve beyinde GH olarak adlandırılan büyüme hormonunu serbest bırakmak suretiyle kilo aldırıyor.” NTV, 12.01.2001

    * “Stres verici yaşam olayları, erken dönem yitimleri, kişilik özelliklerinin panik bozukluklara zemin hazırlayıcı etkenler olduğunu ve bunu tetiklediğini söyleyen Dilbaz…” Hürriyet, 18.09.2001

    * “Pankreas, bu vücuttaki direnci aşmak amacıyla çok fazla miktarda insülün çıkarmaya başlayınca, kişilerde özellikle yemeklerden iki saat sonra, üç saat sonra kan şekerleri düşmeye başlıyor. Bu tabloyu tetiklemek istiyorsak, bir seferde ağır bir yemek yiyelim.” NTV, 26.11.2001

    *… ağır sporlarda tansiyon çok yükselir. Kişinin damarlarında yatkınlık da varsa, spor, anevrizmayı tetikler…” Milliyet, 27.11.2001

    * Yüzde 90’ı zaten bizim ilgilenmediğimiz, gerilim baş ağrısı dediğimiz, küme baş ağrısı dediğimiz birçok baş ağrısı türü daha var, bunlar. Hepsinin de aslında sebebi biraz kendi içinde farklılıklar gösteriyor. Ama ortak olarak diyebiliriz ki günlük stres hemen hemen her türlü baş ağrısını çok kolay tetikleyebiliyor.”

    “Bir de günlük hayattaki kas gerginliğine bağlantılı ağrılar olduğunu düşünüyoruz. Birincil baş ağrısının ki zaten sesle beraber insanın kasları geriliyor ve bunlar da ağrıyı tetikleyebiliyor.”

    Ben genellikle günde iki nescafeyle veya bir Türk kahvesi bir nescafeyle limitliyorum. Çayın çok etkisi olduğu henüz ispatlanmış değil, çok kanıtlanmış bir şey yok. Sigara da özellikle migren ataklarını tetikleyebiliyor. NTV, 25.10.2001, “Baş ağrısı ve tedavisi”

    * İşte sık tedavi yöntemleri hekime gitmek gibi ama görüyoruz ki baş ağrısının altında genellikle hep gerginlik ve stres yatıyor. Migreni de aslında o tetikleyebiliyor.

    Baş ağrılarını tetikleyenler ise stres ve kalıtımın yanısıra peynir, çikolata, kırmızı şarap, patates, kahve, çay gibi yiyecek ve içecekler. NTV, 04.11.2001, “Baş ağrısının 11 çeşidi var”

    * “ Aşk acısı kalp krizini tetikliyor.” Akşam, Haber, 26.02.2002

    * ABD’li bilimadamları, kadınların iş hayatında olmasının, erkeklerin ruh sağlığını bozduğunu ve depresyonu tetiklediğini ortaya koydu.” Akşam, 06.02.2002

    Deprem: Korkumuz tetiklendi. Star, 01.03.2002

    TETİKLEYEN

    Genel:

    * 3 bin kişinin protestosuyla zirveye çıkan olayları tetikleyen önemli bir gelişme de buydu. Gösteriye DYP ve MHP dışında, parlamentoda grubu olan partilerle, HADEP, EMEP, ÖDP gibi parlamento dışı partiler ve sivil toplum kuruluşları katılıp, ortak bildiri okudular, “Kadın garsonlar gidecek, analarımızın yüzü gülecek” sloganı atıldı. Hürriyet, 28.03.2002

    * Yaşadığımız iki krizi tetikleyen Zekeriya Temizel’miş. Tetikçi o da azmettiren kim? Hürriyet, 13.04.2002

    * Bir haftadır “izzet-i nefis” meselesi yaptığım ilk açıklama Soros’tan geldi. Hani bir sözüyle Asya krizini tetikleyen adam. Hürriyet, 13.04.2002

    * Özellikle içine girdiğimiz bu değişim sürecinde kendimizin farkına varmamız çok önemli. Hayallerimizi, korkularımızı, heyecanımızı, sevgimizi ve öfkemizi tetikleyen, duygularımızı harekete geçiren etkileri kaynağını anlamamız çok önemli. Hürriyet, 13.04.2002

    Tıp:

    * Başağrılarını tetikleyenler ise stres ve kalıtımın yanısıra peynir, çikolata, kırmızı şarap, patates, kahve, çay gibi yiyecek ve içecekler. NTV, 04.11.2001

    * ABD’de John Hopkins Üniversitesi’nin tıp fakültesi öğrencileri 1948’den 1995’e kadar süren bir çalışma yaptılar. Kuşaklar boyu devam eden bu çalışmanın amacı, kalp hastalıklarını tetikleyen ruhsal sorunları araştırmaktı. çalışmalara katılan 1200 erkek arasında 46 yaşlarında depresyona girdikleri saptananların oranı yüzde 20 idi. Hürriyet, 13.04.2002

    * Tıp bilimi öte yandan canlı olayının başladığı ve bittiği hücre içine dikti. Hayatı tetikleyen döllenmeyi ele aldı. Oradaki ilk hücreleri kök hücreleri tanıdı. Hürriyet, 13.04.2002

    * “Alerjik hastalıklar içinde en önemlisi olan astım ve saman nezlesi, özellikle bahar aylarında etkisini daha çok gösteriyor. Astım ve saman nezlesini tetikleyen polen ile kedi ve köpek tüyünden uzak durulması gerekmektedir. Hürriyet, 13.04.2002

    TETİKLEYİCİ

    Genel:

    * Açıklamada “Bu saldırılarda bazı basın organlarının özensiz, tek taraflı, yargısız infaz türünden haberlerinin ne yazık ki tetikleyici olduğunu düşünüyoruz.” İfadelerine yer verildi. Zaman, 23.07.1999

    * Hızlandırılıp, güçlendirildiğinde ortaya Stockenhausen’in kakofonilerine benzer bir müzik çıkacak. Bunlar, dünyanın çıkarttığı fıtri seslerdir. Bunlara serbest asilasyonlar denilmesinin sebebi, çanının çalması veya gitar telinin çekilmesi gibi tetikleyici müessir yok olduktan sonra da sesin devam etmesidir. Zaman,12.12.1999

    * MGK’daki ‘devlet krizi’ ekonomik krizin sebebi miydi? Hayır. O sadece tetikleyici unsur oldu. Akşam, 25.02.2001

    * Krizde kamu bankaları tetikleyici oldu. Bunlarla ilgili bir düzenleme yapılacak mı? Akşam, 08.03.2001

    * Serdengeçti, 1999 yılında başlanan ekonomik istikrar programında uygulanan sabit artışlı kur rejimine dönük endişelerin 2000 yılının Ağustos ve Eylül ayından itibaren arttığını bir takım tetikleyici olaylar sonrasında bu rejimi sürdürmenin mümkün olmadığını bildirdi. NTV, 12.03.2001

    * Belki artık siyasiler kavgası olmayabilir, ama örneğin savaş nitelikli bir haber tetikleyici olabilir. Sıcak para çıkışı (ki üstelik materyal bir giriş bile yapmamış sıcak para, yine bizim paramız, ama açığa satılmış döviz.) NTV, 01.02.2002

    * Yani faizlerin düşmesi, büyümenin başlamasında tetikleyici bir hareket yapacaktır. NTV, 26.03.2002

    * İlk tetikleyici çekirdek enflasyondaki beklenenin üzerinde artış gibi gelebilir. NTV, 05.09.2001

    * Çünkü iletişim çağına girilmişti. İnternet hiçbir şeyin gizli kalmamasını da sağlayacaktı. Teknoloji ise insanlık yararına yapılacak atılımların tetikleyicisi olacaktı. Cumhuriyet, 20.09.2001

    * Araştırma yapan Pew internet & Amerikan Life Project kuruluşunun yöneticisi Lee Rainie, “e-Devlet kullanımı: İnsanlar interneti nasıl kullanıyor” adı verilen araştırmanın, e-Devlet çalışmalarına hız verilmesi için “tetikleyici detaylar” içerdiğini bildirdi. Hürriyet, 06.04.2002-05-10

    * Prof.Dr.Otkan, turizm sektöründe sağlanan işbirliğini diğer sektörler için tetikleyici olacağını kaydederek, değişik meslek gruplarındaki Çinli turistlerin Türkiye’de gördükleri potansiyel ve tanıştıkları insanlar üzerinden iş bağlantısı kurabileceklerini söyledi. NTV, 11.02.2002

    * Birleşmiş Milletler kalkınma programı (UNDP) temsilcisi Clarie Vaeren ise Türkiye’de, Doğudaki kırsal kesimin kalkınması için yerel yönetimlerin desteklenmesi gerektiğine dikkat çekerek, kendilerinin kırsaldaki kadınların, yoksul halkın ön plana çıkarılması için yapılacak çalışmalarda tetikleyici rol oynayacaklarını söyledi. NTV, 28.01.2002

    * İyi günler… Bundan tam bir yıl önce milli güvenlik kurulu toplantısında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasında meydana gelen tartışma, Türkiye’yi tarihinin en büyük krizine sürükleyen tetikleyici olmuştu… NTV, 19.02.2002

    * Sanırım Turkcell ve Aria’nın çeşitli dezavantajları Türkiye’ye kocaman bir Telsim-Uzanlar bilişsel çelişkisi yaşatıyor. Telsim’in iddialı, saldırgan ama tutarlı ve sürekli iletişimi dikkati dağıtıyor. “Uzanlar”ın algılanan imajından rahatsız, aldığı hizmetten rahatsız insanlar “tetikleyici nedenler” yaratılmadığı için aboneliklerini sürdürüyor ya da her şeye rağmen Telsim’i tercih ediyorlar. Hürriyet, 13.04.2002

    Tıp:

    Tıpta bile, tetikleyici sebepler asli sebep sayılmaz. Hastalanmaya müsait bir bünyeyi çeşitli vesileler tetikleyebilir. Zaman, 28.10.1999

    * Doç. Dr. Sadık Ardı., “Bu hastalıkların önemi, gündüz aşırı uyku eğilimini artırıyor olmalarıdır ve başka klinik durumların gelişmesinde tetikleyici rollerinin varlığıdır.” Diye konuştu. 29.10.2000

    * Birçok hastalığın karın ağrısı şikayetine neden olduğunu kaydeden Kazbay, karaciğere bağlı hastalıkları, damar yollarındaki sorunların ve kas yapısından kaynaklanan sırt ağrılarının karın ağrısına neden olabileceğini söyledi. Kazbay, mide ağrılarının tetikleyici faktörleri de şöyle sıraladı: Akşam, 17.02.2001

    * Yaşamın temel ve vazgeçilmez ögesi olan hava, kirlenmesi durumunda pek çok hastalık için tetikleyici mekanizma olup, yaşam kalitesinin arttırılması yönünde gerekli çevre faktörlerinin başında gelmektedir. Akşam, 15.03.2001

    * Hipertansiyonluların stresli ortamlarda bulunmaktan kaçınmaları gerektiğini belirten Keleş, hastalık üzerindeki tetikleyici rolünü şöyle anlattı. Akşam, 24.05.2001

    * Mide ve onikiparmak bağırsağının, mide asidi ile sindirim sıvıları tarafından tahrip edilmesi sonucunda ortaya çıkan ve doku kaybı olarak tanımlanan ülser hastalığında en önemli tetikleyici faktörlerden biri stres. NTV, 30,07.2001

    * O kişinin beyninde ağrı mekanizmasında bir problem var., Bazı tetikleyicilerle aşırı bir reaksiyon oluşuyor migrende ve beyin damarları genişliyor, ödem oluşuyor ve ağrı yapıcı maddeler salınıyor. NTV, 25.10. 2001

    * TETİKLEYİCİ FAKTÖRLER

    Yine sitede verilen bilgilere göre, başağrılarının tetikleyici faktörleri de şöyle. NTV, 04.11.2001

    * Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğum Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyesi ve Türkiye Multiple Skleroz Derneği Bilimsel Kurul Üyesi Prof. Dr. Aksel Siva, çok sık görülen Epstein-Barr enfeksiyonu ile çok seyrek görülen MS hastalığı arasındaki ilişkinin çok tartışmalı olduğunu, bu ilişkiyi kabul eden araştırmacıların da virüsün MS’ye neden olmadığını, ya hastalığı tetikleyici ya da bu kişilerin bağışıklık sisteminin, hem bu tür enfeksiyonlara hem de bağışıklık sistemini ilgilendiren MS gibi hastalıklara yatkınlık taşıdığını öne sürdüklerini belirtti. Hürriyet, 27.12.2001

    * Bu tür bir ilişkiyi kabul eden araştırmacılar da genellikle virüsün MS’ye neden olmadığını, ama hastalığı tetikleyici bir rol taşıdığını, ya da kişinin bağışıklık sisteminin hem bu tür infeksiyonlara hem de MS gibi bağışıklık sistemiyle ilişkilendirilen durumlara ortak bir yatkınlık taşıdıklarını öne sürmektedirler. NTV, 29.12.2001

    * Özellikle Çernobil faciası bize radyasyonun da bu hastalığın oluşmasında tetikleyici bir rol oynadığını göstermiştir. Akşam, 05.01.2002

    * Ama şiddete eğilimi olan gençlerde, sorunları olan, duygularına hakim olmakta zorlanan, insan ilişkilerinde problemleri çözmekte zorlanan, ilişkilerde bozukluk yaşayan gençlerde tetikleyici bir faktör haline gelebiliyor. NTV, 23.01.2002

    * Rahim kanserindeki en belirgin tetikleyici risk faktörleri neler? Kişinin kendisinde bu belirtileri erkenden yakalaması mümkün mü? NTV, 04.04.2002

    * Kalbiniz bir dakikada 85-90’ın üstünde bir kısa bir uzun tak taklar halinde düzensiz atıyorsa sizde ritim bozukluğu ya da tıptaki adıyla “atrial fibilasyon” var demektir. Biz artık bunları da tek seansta kökten yok edebiliyoruz. Bunun için kalbin içindeki tetikleyici bölgeleri 90 derecelik ısı dalgalarıyla dağlıyoruz, sorun bitiyor. Hürriyet, 13.04.2002

    * TETİKLEYİCİ FAKTÖRLER

    Yine sitede verilen bilgilere göre başağrılarının tetikleyici faktörleri de şöyle: Diyet ve öğün kaçırma gibi açlık nedenleri, çikolata, süt, peynir, tereyağ, krema, kırmızı şarap, çay, kahve, turunçgiller ve patates gibi yiyecekler, sigara… Hürriyet, 13.04.2002

    Deprem:

    * 17 Ağustos depreminden 6 gün önce yaşanan güneş tutulmasının da depremin asıl sebebi olmamakla birlikte tetikleyici görevi gördüğünü savunan Ercan, “İstanbul’un 1894’te yaşadığı son büyük depremden 2 gün önce de güneş tutulması meydana gelmiş.” Milliyet, 10.11.1999

    * Raporda, bu ani boşalmanın en önemli ve tetikleyici nedeninin, “Tünel tavanı önünde anakaya dokanağına kadar ulaşan eski bir su kuyusunun birdenbire göçmesi ve buradaki suyun ve çevresindeki akıcı zeminin tünel içine boşalması” olduğu kaydedildi. Hürriyet, 11.10.2001

    * İ.Ü. Jeoloji bölümünden Prof.Dr. Şener Üşümezsoy, 4.8’lik depremin Marmara fayını tetikleyeceğini savundu. Star, 01.03.2002

    Yaptığımız tarama sonucunda bulduğumuz 59 örneği yukarda bir liste haline sunduk.Bu örnekler incelendiğinde eldeki 56 sözcüğün 23’ü tetikleme gövdesine bağlıdır. 7 örnek tetiklemek, 2 örnek tetikler, 1 örnek tetiklediği,1 örnek tetiklendiğini, 6 örnek tetikleyebiliyor biçiminde kullanılmıştır. Tetikleyen biçiminde geçen 6 örnek, tetikleyici biçiminde geçen 27 örnek bulunmuştur.

    59 örneğin konulara göre dağılımı ise şöyledir: 27 örnek tıp; 28 örnek genel konular ve 4 örnek depremle ilgilidir. Genel konular içinde ekonomi, siyaset, turizm, teknoloji, iletişim (internet), müzik, dil ile ilgili örnekler yer almaktadır. Biz bu sözcüğü depremle farketmiştik, ama bu dağılım gösterdi ki sözcük başka alanlarda daha çok kullanılmıştır. En çok da tıp alanında kullanılmıştır. Buna rağmen sözcüğün giderek her alanda kullanılacağı görüşünü taşımaktayız. Sözcüğü en fazla kullanıldığı alana bakarak bir tıp terimi olarak değerlendirmemiz mümkün olmamaktadır. Tetiklemek genel dilin bir ögesi olmuştur. Öncelikle Türkçe sözlükte yer almalıdır. İngilizceye karşı büyük bir özenti ve eğilimin olduğu bir dönemde Türkçe bir sözcüğün öne geçmesi son derece sevindirici bir durumdur. Buradan yola çıkarak Türkçenin istenilirse kendi terimlerini rahatlıkla yaratabileceğini söyleyebiliriz. Ayrıca yine günlük dilde yabancı sözcüklere gereksinim olmadığını kendi olanaklarımızla karşılıklar bulacağımızı tetiklemek sözcüğü bize fark ettirmiştir. Bu sözcük Türkçe adına bir kazanç olduğu kadar, Türkçenin gücü açısından da bir ümit, bir inanç kaynağı olmuştur.

    Ek: Yazımızda vurguladığımız gibi tetikleme sözcüğü gerçekten çok yaygın olarak kullanılıyor. Ben her gün basında yeni örneklerle karşılaşıyorum. Bu örnekleri yazıma ekliyordum. Son karşılaştığım örneği yazının içinde değil böyle bir ek bölümüyle vermeyi uygun buldum. 20 Mayıs 2002 tarihli Milliyet gazetesinde Hurşit Güneş “Tetikleme Başbakandan geldi” başlıklı bir yazı yazdı. Bu yazıda tetikleme sözcüğünü biri başlıkta olmak üzere dört kez kullanmış. Başlık haricindeki cümleler şunlar:

    Kırılganlık oluşmuş ve bir tetikleme ile kur hareket etmiştir.

    Tetikleme ise yine siyasette belirsizliklerin kalkmasıyla olabilir.

    Yani Başbakanın hastaneye kaldırılması düpedüz “triggeringödir!

    Hurşit Güneş’in cümlelerini de yazının içine yerleştirecektim, ama son örnek bunu engelledi. İlk kez sözcüğün İngilizcesinin yer aldığı bir örneğe rastladım. Dilerim bu örnek olumsuz bir gidişe yol açmaz. İlk ve tek örnek olarak kalır. Bizim de sonuçta söylediğimiz sözler karşılığını bulmuş olur, ümit ve inancımızı yitirtecek olumsuz gelişmelere yol açmaz. Ayrıca İngilizce sözcüğün yazılışında bir yanlışlık olduğunu düşünüyorum. Sanırım o sözcük “triggering” olacak. Yani “ö”nün yerinde bir tırnak imi olmalı. Nitekim sözcüğün Türkçesi olan tetikleme tırnak içine yerleştirildiğinde cümle doğru ve sağlam bir biçime kavuşuyor. “Yani başbakanın hastaneye kaldırılması düpedüz ‘tetikleme’dir.”


    *Ama ufak bir riskle tetiklendi ve başka bir dengeye oturdu. Hurşit Güneş,22.11.2002Milliyet
     

Sayfayı Paylaş