1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Devlet 1932’ye kadar eroin üretip sattı

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve Mavi Gül tarafından 14 Kasım 2009 başlatılmıştır.

  1. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    [​IMG]


    Bu hafta kentin yeni cazibe merkezi Talimhane’yi anlatacaktım. Fakat araştırma yaparken öyle bir şey keşfettim ki Talimhane rehberi haftaya kaldı, bu hafta Talimhane eroini mevzusuna giriyorum.


    Talimhane hakkında sözlü tarihi araştırırken inanılmaz bir şey keşfettim. Burada 1933’e kadar dünyanın en kaliteli eroinini yasal olarak üreten bir fabrika varmış.

    Hikaye aslında biraz daha geri gidiyor. Meşhur Bayer ilaç firması, 1897’de mucize bir ilaç keşfetti. İlacın etkilerini tam anlamak için, ilacı damarına enjekte eden bir mühendis, “Kendimi kahraman gibi hissediyorum” deyince, adını kahraman manasında Heroin koydular. Eroin, eczanelerde aspirin gibi satılmaya başlandı. Tıpkı bir dönem ecstasy’nin eczanelerde zayıflama hapı olarak satıldığı gibi. Koskoca Freud, nane-limon yazar gibi reçetelere kokain yazdıktan sonra...

    15 yıl sonra eroinin sonuçları ortaya çıktığında iş işten geçmişti. Lahey’de derhal uluslararası bir toplantı yapıldı, eroin üretimi ve dağıtımı tüm dünyada yasaklandı. Ancak üretim kimi ülkelerde bir süre daha devam etti. İşte bugün eroin trafiğinde adı anılan ülkelerden biri olmamızın kökeninde taaa o günler var. Dünyadaki en kaliteli afyon üretim merkezi Anadolu’ydu. 62 vilayetin tamamında afyon ekimi yapılıyordu. Afyonun yasaklanması, bundan ceplerini dolduran Osmanlı elitlerinin işine gelmediği için imparatorluk sözleşmeye imza koymadı.

    Baaam Balkan, baaaam Birinci Cihan, baaam Kurtuluş Savaşı derken, Türkiye eroin cenneti haline geldi. 1926 yılında İstanbul’da üç ayrı eroin fabrikası vardı ve bunların ciroları 10 milyon Türk Lirası’na varmıştı. 1929 Buhranı’nı bu parayla atlattığımızı söyleyenler var. Eroinin iç pazara satışı yasaktı. Buna karşın, başta fabrika işçileri olmak üzere toplumun farklı kesimlerine yayılmıştı. Mesela Sağlık Bakanı Rıza Nur’un eşi ile oyuncu Afife Jale, morfin bağımlısıydı. Balık Pazarı’nda yapılan afyonlu şaraplarının kafası efsane halinde dilden dile yayılıyordu.

    İSTANBUL ZAMANIN AMSTERDAM’I

    Arjantinli’sinden Japon’una kadar tüm dünyadan eroin kaçakçıları İstanbul’da toplanmıştı. Anlaşıldı mı o yıllarda patlayan gece hayatı? O revüler, beyaz Ruslar? İçki yasağı döneminde organize olan New York mafyası Lucy Luciano, yasak kalkınca Türklerle eroin kaçakçılığı işine girmişti. 1930’da New York’ta yakalanan Alesia gemisinde Türkiye’den yüklenen 500 bin dolarlık morfin bulundu. O sırada kongre üyesi olan ve sonradan New York Belediye Başkanı olacak Fiorello La Guardia, Türk mallarına karşı ambargo öneriyordu.

    Türkiye’ye ambargo bir yana, Kurtuluş Savaşı’mıza katılmış gemiler eroin takibine alınmıştı. Sonuçta Atatürk bir dizi düzenleme yaptı. Fakat bu önlemler uyuşturucu lobisinin yoğun muhalefetiyle karşılaştı. Önce Uyuşturucu Maddeler İnhisarı kurularak uyuşturucu satışı, devlet tekeline geçti; devlet artık resmen eroin satıyordu. Sonra bu tekel, 1937’de, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne dönüştürüldü.

    ‘Pop’a dönmekle olmaz kabine revizyonu lazım

    Bu konudaki 7813’üncü ve umuyorum son yazım. Hande Yener 223. kez eski haline dönmeye karar vermiş. Artık açık açık söylüyormuş. İnsanın hatasını kabul etmesi bir erdem tabii. Eski şarkılarının yazarı Altan Çetin’le yeniden çalışacağı söylentileri var. Ama bununla yetmez Hande’cim; kabine revizyonu da lazım. Seni Madonna dolmuşuna bindirip, o arada kendileri ünlü olanları çevrenden, kasabandan temizlemen lazım.
    Geçen hafta Beyaz’ın şovunda izledim. “Eski şarkılarıma dönüyorum” diyor ama hâlâ mütereddit, hâlâ utangaç. Acele Etme’yi söylüyor mesela ama hâlâ jazzy yapıyor, deneysel takılıyor. Bu atmosferden, bu duygudan uzaklaşması lazım Hande’nin. Aha Türkiye, aha konjonktür, aha arz-talep kanunları. Bkz Sortaç. Yoksa talep daralıyor, yoksa para azalıyor, yoksa işte böyle Keops’un yolları, bakkal müziğinin kucağı.
    Fakat kadın güzel yaşlanıyor. Üstelik şovu da oturdu. Kamerayla, eli-koluyla daha barışık, hareket-nefes kontrolü daha kuvvetli, tipi-kılığı daha net, daha huzurlu. Tek bir soru var kafamda: Ya bu eskiye dönüş de tutmazsa? Bu bir Demet Akalın rüyası: O zaman herkesi küstürmüş olacak... Ama tartışmanın sonununu merak ediyosanız; bence yılın kadını ne Demet, ne Hande.

    EUROVISION’A GÖNDERELİM

    Varsa yoksa Vicdan! Youtube’a yeni düşen bir klip var: Al Dedi Kal Dedi. Epeydir bu kadar gülmemiştim, mutlaka izleyin. Kimsenin müşkülüyle makara yapılmasından hoşlanmıyorum ama zekice yapılmış bir şeye de dayanamıyorum. Ahmed Keskin seni seviyoruz, devamını bekliyoruz.
     
  2. e-PaCk

    e-PaCk Forum Gururu

    Katılım:
    12 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.481
    Beğenileri:
    44
    Ödül Puanları:
    1.880
    Banka:
    331 ÇTL
    O ahmet keskin her kimse biz de seviyoruz onu ailecek de takdirlerimizi sunuyoruz.
    Hande Yenerle Demet Akalını Rabbimie havale ediyoruz.
    Ve geliyorum asıl meseleye.
    Oha lan nasıl yani!
    Herkes şanslı doğmuyor diye bi şey yokmuş yani. Ben uzunca bi süredir amsterdamda doğmayı şanslılıkla nitelendiriyordum mesela ki. Ama hikmet mekanda değil zamandaymış. 70 sene önce İstanbulda doğsaymışım aynı şey miymiymiymiş.
    O da değil de Heroine çok güldüm hatta çok da gldürcem milleti kesin.
    Fıkra gibi lan nasreddin hocanın aklına gelmezdi yani asjhadsd
     
  3. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Bence bir kaza yada bilinçsizlik değil malum bu uyusturucu maddeler en büyük özelliği kişide bağımlılık yapması ticari açıdan baktığımızda kim sattığı ürünün bağımlılık yapmasını istemez ki o kişi sana muhtaç köpek gibi sattığın ürünü almak istiyor bunu düşünen biri önce cahilliğimize verin fikriyle yan etkilerini bilmiyorduk masalına sığınıp piyasaya aspirin gibi ayak altı edip her kesime ulasmak isteyebilir daha sonrada aaa yapma yaaa demek böyle bir yan etkisi varmıs bak şimdi deyip piyasadan kaldırıp kara borsa mal muamelesi çekip değerinin bin katı para kazanabilir bana bu daha mantıklı geliyor :) kasteddiğimiz bir devlet bütçeside olsa tıpkı şuan uygulanan katil keneler domuz gribi kuş gribi ticareti gibi bana bilimin bir oyunumu bu diye düşündürmüyor değil tamamen duygusal sebeblere bağladım haberi :)
     
  4. e-PaCk

    e-PaCk Forum Gururu

    Katılım:
    12 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.481
    Beğenileri:
    44
    Ödül Puanları:
    1.880
    Banka:
    331 ÇTL
    Olaya hiç bir ticari siyasi ya da toplumsal etki yönünden bakmadım zaten bi anda amsterdamda çöpe giden 20 gram geldi aklıma hepsi bu.
    sen şimdi nie üzdn ki beni :D
     
  5. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    :D ben üzmüyorum ki minik kuzum bu işin ticaretini yapan şerefsizler üzüyor canım ülkemin insanlarını bugün torbacıları yakalayan suçlayan zihniyetinde bir zamanlar bu işten bütçe sağlaması tiksinç bisi ya şimdiki dünyayı katliama boğan domuz gribi kuş gribi gibi ne yani 21. yy deyiz 22 yy boyunca bir tavukla domuzun ve insanın gribi bir araya gelip öldürücü virüsü olusturmamısta şimdimi oluşturuyor yüzde yüz krizin önünü açmak için bir kaç milyon insan hayatını hiçe sayan bilimin parmağı bunlar bu krizde tüm ülkeler aşı furyasına tedavi hastahene ilaç parası furyasına sürüklendi işte tiksinç olaylar işte aslında bu konu hani insan yerine konmamak konusuna eklenebilecek bir konu evet en özetleyicisi bu insan yerine konmamakbu olsa gerek :)
     

Sayfayı Paylaş