1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dezenformasyon ve Vicdan

Konusu 'Makaleler, Araştırma Yazıları' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 16 Eylül 2014 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.183
    Beğenileri:
    4.780
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    377 ÇTL
    Dezenformasyon; doğru veya yanlış olduğu hakkında bir netlik bulunmayan bilgiyi yayma anlamına gelmektedir. Kısaca bilgi çarpıtma, bilgiyi tahrif etme, yanlış bilgilendirme de denebilir.

    Dezenformasyon ve Vicdan makalesiyle Göktuğ Sönmez dezenformasyonu bize anlatmış. Bakalım dezenformasyon neymiş..

    Dezenformasyon ve Vicdan

    “Gerçek” demişti Churchill, “savaş zamanlarında o denli değerlidir ki, muhakkak yalanlar tarafından korunmalıdır”. Bugün dezenformasyon dediğimiz olguyu belki en net ifade eden cümlelerden biri. Bilgiyi kontrol eden, gücü oranında akılları ve vicdanları yönlendirebilir. Tarihin en eski kurallarından biridir bu, her mücadelede taraflar meşruiyet iddialarını, galibiyete ne kadar yakın olduklarını ya da rakiplerinin ne denli haksız olduğunu anlatmak için bilgiye hükmetmeye çalışmıştır.

    Bilginin daha kolay iletilmesi ve halkların da kolayca ulaşabildiği bir değer haline gelmesiyle maddi savaş vasıtaları ne denli şiddetlendiyse geçen yıllarda bu mücadelenin vasıtaları da şiddetlendi, yayıldı ve başlı başına bir mücadele alanına dönüştü. Bilginin yanıltıcı kullanımı açısından 2.Dünya Savaşı önemli bir dönüm noktası kabul edilebilir. Zira o güne kadar kullanılan tekniklerin hepsinin birden kullanılmasına ilaveten teknolojiyle paralel yeni yöntemlerin de eklendiği bir propaganda savaşı mahiyetindedir.

    Normandiya çıkartmasına giden süreçte Almanya’ya karşı uygulanan dezenformasyon ve böylece çıkartma yapacak birliklerin kuvveti ve çıkartma yapılacak bölgeler konusunda yanıltılması dezenformasyon tarihinde yakın dönemin en ciddi örneklerinden olmuştur. Biraz daha yakınlara geldiğimizde Soğuk Savaş dönemi hem propaganda hem karşı propaganda hem de dezenformasyon konusunda ders niteliğindedir, Kore’den Küba’ya, Doğu Avrupa’ya, hatta Afrika’ya uzanan, bilgi üzerinde hâkimiyet mücadelesi yaşanmıştır. Hatta öyle ki, bugün Soğuk Savaş’ın bizatihi kendisinin bile dezenformasyon olduğu dönem dönem dillendirilmektedir. Irak’ın işgaline giden süreçte peşinde olunduğu iddia edilen kimyasal silahlar hala dünya kamuoyunun aklında.

    “Doğru” ve “Gerçek” Tarih Arasında Türkiye
    Devletlerin içerisinde meydana gelen önemli değişimlerde de dezenformasyon en önemli araçlardandır. Yeni dönemin üstünlükleri, eskiye reddiye, yapılmamış zulümleri yapılmış yahut yapılmış olanları yokmuş gibi gösterme gibi geniş bir yelpazede hareket eden bu aktör dünyada nerede bir değişim varsa günün şartları nispetinde dolaşmıştır. Çoğaltılabilecek örnekler içerisinde ne devrim Fransa’sı, ne Bolşevik Rusya, ne de Nazi Almanya’sı bundan ayrı düşünülebilir.

    Dezenformasyonun en kirli yanlarından biri de şudur ki gerçeği ifade eden her tür söze veya yayına dezenformasyon olduğu gerekçesiyle karşı çıkılabilir ki böylece bir fasit daire içinde doğrular kaybedilmeye çalışılır. Dolayısıyla hadiseleri ayniyle aktaranlar mı dezenformasyon yapmakta, yoksa bunu iddia edenler mi sorusuyla beraber gerçekten ziyade taraflar üzerine yoğunlaşılarak kamplaşma sağlanır. İşte bu noktada son günlerde artarak gündemi meşgul eden Suriye konusunda dezenformasyon var mı sorusuna geliyoruz. Bir tarafta her gün yayın organlarına, sosyal medyaya düşen görüntüler, hayatını kaybedenlere dair bilgiler, diğer yanda özellikle İran ve Rusya merkezli yayın organlarının dezenformasyon iddiaları. Bu iddianın bölgede irili ufaklı cılız destekler bulduğu da görülüyor.

    Ancak bu iddia sahipleri, zalim bir rejimi ayakta tutabilmek adına birkaç noktayı gözden kaçırıyor. Örneğin, Suriye’de hayatını kaybedenlerin aileleriyle irtibat kurma imkânının teknolojiye paralel artışı bunlardan birisi. Dün belki bir olaya birebir şahit olmayan insanları bu olayın olmadığına inandırabilirdiniz ama dünyanın bir ucundan haberi alınan Suriyeli bir dostun amcasının kaybına dair acısını artık saklama imkânı kalmamıştır. Örneğin süt-liman bir ülkede tarihinde görülmedik düzeyde köklü bir reform çalışması yapılma çabaları başlamaz, başladıysa bunu saklamak mümkün değildir. Örneğin bir ülkenin insanı komşu ülkeye sığınıyorsa buradaki sorunu gizleyemezsiniz. Çatışmalarda hayatını kaybedenler konusuna girmek biraz zor zira sayılarda oynanıyor gibi bir iddiayla karşılaşmak ve akabinde insan hayatının kıymeti ve sayılar üzerine başka bir tartışma kaçınılmaz. Bu tabloya bakıldığında tüm görüntüleri ve haberleri görmezden gelsek bile dezenformasyon suçlamasını yapanların en azından kafa karıştırmak için bu suçlamalarda bulundukları aşikâr.

    Devletlerin bilgiye hükmetme gücü her gün biraz daha azalırken bu gerçeğin farkına varamayanlar ve/veya varmakla beraber bu süreci tersine çevirmeye çalışanlar için bu çabalarında başarı şansı, özellikle de uluslararası kamuoyunun gündemindeki olaylar için yok denebilir. Bilgi, dün olduğundan daha büyük bir güç ve bilgiyi saklamak her zamankinden daha zor. Değişmeyen şey şu ki, gerçeği saklamanın ahlaki karşılığı hala aynı ve zulmü sonsuza dek saklayabilecek bir yöntem hala keşfedilmedi.
     
    kAşİf bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş