1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dido Sotiriyu (1909 - 2004)

Konusu 'Yazar / Şair' forumundadır ve ÇağanCan tarafından 4 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. ÇağanCan

    ÇağanCan Aktif

    Katılım:
    2 Kasım 2012
    Mesajlar:
    334
    Beğenileri:
    88
    Ödül Puanları:
    830
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Turizm
    Yer:
    Ankara-Antalya
    Banka:
    33 ÇTL
    Dido Sotiriyu, Aydın'da doğdu, çocukluk yıllarını ailesiyle birlikte bu şehirde geçirdi. 1922 yılında Anadolu'dan ayrılarak Yunanistan'a, amcalarının yanına yerleşmek zorunda kaldı. Ailesi daha sonra göçtü. Ailesinin karşı çıkmasına karşın öğretim üyesi oldu. Alman işgali sırasında, 1940-45 yılları arasında yeraltı basınında önemli görevler alan Sotiriyu, göçmek zorunda kalmanın verdiği acılar ve ailesinin kısıtlamaları yüzünden zorlu bir hayat geçirdi. Yazar, kendini şu sözlerle tanıtıyor: "Geç eğitim gördüm, geç yazdım, tutucu bir ailede yetiştim ve toplumun yasaklarıyla ortaokul sıralarında tanıştım. O yıllardan bu yana özgürlük, bağımsızlık ve insan hakları için mücadele ederek büyüdüm..." Benden Selam Söyle Anadolu'ya 1982 yılında Abdi İpekçi Türk-Yunan Dostluk Ödülü'ne değer görüldü. Yazar, 2004 yılında
    vefat etmiştir.

    Kitapları

    * Benden Selam Söyle Anadolu'ya (Matomena homata)

    Rum asıllı Anadolu köylüsü Manoli Aksiyotis’i anlatır roman. Daha doğrusu, Rum-Türk kardeşliğinin nasıl bir çırpıda kan ve gözyaşına dönüştüğünü. Sözünü esirgemez. Şöyle ki Ege’nin işgaliyle Yunan ordusuna yazılır Manoli. Ama üniforma altında insafsızlaştığını da söyleyiverir. Finalde de fazlasını: “Ve sen Kör Mehmet’in damadı! Hele sen! Niye öyle tiksinerek bakıyorsun yüzüme? Öldürdüm evet seni, ne olmuş! Ve işte ağlıyorum. Sen de öldürdün! Kardeşler, dostlar, hemşeriler... Koskoca bir kuşak, durup dururken katletti kendi kendini!.. Anayurduma selam söyle benden Kör Mehmet’in damadı! Benden Selam Söyle Anadolu’ya!.. Toprağını kanla suladık diye bize garezlenmesin... Ve kardeşi kardeşe kırdıran cellatların Allah bin belasını versin!”

    1982 Abdi İpekçi Türk-Yunan Dostluk Ödülü’nü alan bu kitap, Türkiye’de doğan, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türkiye’den göç etmek zorunda kalan Yunan yazar Dido Sotiriyu’nun en önemli, en etkileyici kitabı. Türkiye’nin kültür mozayiğinde çok önemli bir yer tutan Yunan azınlıkların, Kurtuluş Savaşı öncesindeki ve savaş sırasındaki yaşamlarından gerçekçi kesitler sunan yazar, kendisini şöyle tanıtıyor: ‘1922’de Anadolu’dan ayrılarak Yunanistan’a, amcamların yanına gitmek zorunda kaldım. İlk çocukluk yıllarımın anıları belleğimden silinmiyordu. Yaşadığım günlerin, duyduğum olayların o kadar etkisi ve büyüsü altında kalmıştım ki, bu konuyu ele alan bir kitap yazma isteği içimde çığ gibi büyüyordu. Benden Selâm Söyle Anadolu’ya 1962 yılında yayınlandı.’

    ***

    Dido Sotiriyu Yunanistan `a göç ettikten sonra Türkiye `de geçirdiği çocukluğunu ve Benden Selam Söyle Anadolu `ya adlı kitabının öyküsünü şöyle özetliyor: `İlk çocukluk yıllarımın anıları belleğimden silinmiyordu. Babamın arkadaşı Talat Beyler, sokakta oynadığım Rum ve Türk çocukları bugün bile aklımda. Yaşadığım günlerin, duyduğum gerçek olayların o kadar etkisi ve büyüsü altında kalmıştım ki, bu konuyu ele alan kitap yazma arzusu içimde çığ gibi büyüyordu. `1962 yılında Benden Selam Söyle Anadolu `ya` adlı kitabım yayımlandı. Son yıllarda best -seller olan bu kitaba gösterilen ilgi, değerinin yeni anlaşıldığını ortaya koyuyor. Bence bu kitap ilk kez gerçekleri ortaya çıkarıyor. Kitapta geçenler tamamen tarafsız bir gözle yazıldı. Kitabımın Türkçe `ye çevrilmesinden sonra Türkiye `den birçok yazar ve okurumdan tebrik telgrafları aldım.`

    * Buyruk / Beloyannis'in Öyküsü

    "İşgal sırasında direniş, ülkemiz için büyük mücadele olmanın ötesinde, tüm halkımızı kapsayan büyük bir harekete dönüştü...Derken toplu göçler, mahpusluklar; sürgünler, kurşuna dizilmeler başladı yeniden... Kurban edilmiş Yunanistan'ın bedenindeki kan kanserleşmeye yüz tutmuştu. İnsanlar, olaylar,sözcükler, ilişkiler, allak bullak olmuştu. Güven,yiğitlik, yurtseverlik, vicdan gibi kavramlar darbe yemiş, boyun eğmiyenlerin peşine ateş ve demirle düşülmüştü... Tam bir asimilasyon... Yine de yiğitlik büyüdükçe büyüdü, yüceldi. Binlerce erkek ve kadın korkusuzca infaz mangalırının karşısına dikildi. Boyun eğmemek, halkın mücadelesini, hayallerini boşa çıkarmamak için gençliklerini feda etmekten çekinmelildir."

    * Ölüler Bekler
     

Sayfayı Paylaş