1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dikkat ve Düşünce

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve r0se tarafından 6 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. Gül Kurusu
    Relax

    Gül Kurusu Mevsim hep sonbahar... Özel üye

    Katılım:
    17 Kasım 2013
    Mesajlar:
    2.105
    Beğenileri:
    1.703
    Ödül Puanları:
    4.830
    Yer:
    Neverland
    Banka:
    3.731 ÇTL
    Dikkat nedir?

    Sokakta giderken eğer bir düşünceye dalmış isek, tanıdıklarımızdan birinin yanımızdan geçtiğini göremeyiz. Yine bunun gibi evde masa başında yazı ile meşgul olurken, duvardaki saatin tıkırtısını duyamayız. Saat işliyor mu, diye ayrıca dikkat edersek, tıkırtıyı duyarız. Bu sırada yine zihnen meşgul olmağa başladıktan bir süre sonra dışarıdan çalgı sesleri gelmeğe başlar. Tekrar meşgul olduğumuz şeyi bırakıp pencereden dışarı bakarız. İşte böyle, bazen bir sorunu, bazen saatin tıkırtısı ve bazen sokaktan gelen sesler dikkatimizi çeker. Hangi şeye dikkatimizi yöneltirsek, o şeyi daha iyi algılarız.

    İşte, daha iyi algılamak ve anlamak, zihnin daha iyi ve daha açık ve daha kesin çalışabilmek için ruhsal bir enerjinin bir dış varlık üzerine yahut ruhsal bir durum üzerine yönelme işlemine dikkat denir. Dikkat bilincin açık bir biçimde yükselmiş bir derecesi olarak kabul edilir.

    Dikkatin ruhî yeteneklerle çeşitli ilişkileri vardır. Bir şeyi bellerken ezberlerken, dikkat ne kadar fazla olursa, ezberlemek o kadar kolay ve o kadar az zamanda olur. Ezberlenen bir şey o kadar fazla zaman hatırda kalır.

    İnsan, alâka ve heves duyduğu şeylere karşı iradî veya gayrî iradî olarak dikkat eder. Alâkalı olduğumuz işleri yürütürken yorgunluk az olur, dikkat o kadar fazla zaman sürer. İnsan iradesi sayesinde dikkattini artırabilir. Örneğin : Bir dersi öğrenmek azminde bulunan bir genç, zamanın geçmesine, yorgunluğun artmasına rağmen bir süre daha dikkatle dersine çalışabilir.

    Dikkatin dolaşım, solunum organlarında bir değişiklik ve özellikle sinir sisteminde bir gerginlik yaptığı bilinir. Bunun sonucunda zihin yorgunluğu denilen durum ortaya çıkar. Bedenen yorulan bir kimsenin bir süre dinlenmesi gerekli olduğu gibi, zihnen yorulan bir kimsenin de dinlenmesi gerekir. Dinlenme, nispeten boş durma, gezinme, eğlenme ya da uğraşı değiştirme sayesinde olur. Dinlenmenin en iyi yolu rahat bir uykudur. Uyanık iken insanın duyu organları sürekli çalışır. Zihin birbiri ardı sıra gelen tasarımlarla uğraşa uğraşa sonunda yorulur. Uyku ise sinirlerim dinlenmesine ve yeniden kuvvet kazanmasına neden olur. Uykusuzluk dikkati derece derece azaltır ve sonunda sıfıra kadar indirebilir.

    Öte yandan yorgunluk da dikkatin azalmasına neden olur. Bir insan, zihnen yorulduktan sonra da bir süre çalışmakta devam ederse aşırı derecede yorgunluk hasıl olur. Bu durum meydana geldikten sonra bedende ve ruhta veya her ikisinde de çalışmaya güç kalmaz. Aşırı derecede yorulmuş olanların uzunca bir süre dinlenmeleri gerekir.

    Ayrıca, dikkatin hayatımız için önemi büyüktür. Dikkat, gerek bedeni ve gerekse ruhî yönden hayatımızı derinden etkiler. Dikkati zayıf ya da devamsız olan kimseler, yüksek bir ruhî gelişme derecesine ulaşamazlar. Aklı zayıf olanların da dikkatleri azdır. Dersleri anlamak ve bellemek için dikkat en etken bir koşuldur. Az dikkatle yapılan herhangi bir işte birçok kusurlar ve hatalar olur.

    Zekâ, neden sonuç arasında ilişkileri bulmak, benzeyişleri ve ayrılışları anlamak, kişinin algı, bellek, anımsama, hayal kurma, dikkat ve akıl yürütmesinden oluşan ve yeni durumlar karşısında zihnin en iyi bir biçimde uyum sağlaması yeteneğidir. Zekâ bir insanın, hayatın yeni görevleri, yeni gereksinimleri karşısında, kendisini bunlara alıştırması, onlarla uyumlu olması halidir. Ayrıca, zekâ akıl yürütme olayından, amaca en uygun bir biçimde yararlanma yolundan hareket ederek yeni koşullara, yeni durumlara uyum sağlamasıdır.

    Bu tanım analiz edilecek olursa görülür ki zekâ, bellekten ayrı bir yetenek olarak görülmektedir. Belleğin görevi, algılardan meydana gelen izleri saklamak ve gereğinde tekrar canlandırmaktır. Zekânın amacı ise, zihinde yer alan fikirlerden yararlanarak, insanın kendisini hayatın yeni koşullarına uydurması, bir amaca erişmeğe uğraşırken ortaya çıkan zorlukları yenmek için, amaca uygun çareler bulmasıdır. Örneğin : İnsanın kullandığı bir aletin bulunmadığı yerde o görevi yapacak başka bir şey kullanması ve yine insanın kullandığı veya biriktirmek gereğini duyduğu bir şey bulunmadığı takdirde, aynı amacı temin etmek üzere onun yerine başka bir şeyi koyması hep zekâ eseri sayılır.
     

Sayfayı Paylaş