1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz
Notu Gizle
Yaklaşık 6 ay içinde forumda köklü değişimlerin olacağı bir sürümle karşınızda olacağız. Sistemi test etmek için aşağıdaki adresi kullanabilirsiniz.

http://www.degisim-sanat.com/_xf2/
Notu Gizle
Merhaba Ziyaretçi.

"KIRMIZI" konulu resimler için anketimiz açıldı. İlgili konuya BURADAN ulaşabilirsiniz.

Sizi de ankete katılmaya davet ediyoruz...

Dil ile ilgili Deyimler ve Cümle içinde Kullanımı

Konusu 'Deyimler ve Anlamları' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 19 Mart 2015 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.587
    Beğenileri:
    5.886
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.555 ÇTL
    Dil ile ilgili Deyimler - Cümle içinde Kullanımı

    • Ağız dil vermemek: Konuşmamak, susmak.

    • Ağzı dili (ağzı) kurumak: 1) susuz kalmak; 2) konuşamaz duruma gelmek: “Ağzım dilim kurudu, kız yalvara yalvara” -Halk türküsü.

    • Ağzı dili bağlanmak: Herhangi bir sebeple konuşamaz olmak.

    • Dilinin ucuyla: İçten, yürekten olmayarak, laf olsun diye.

    • Dilinin ucuna gelmek: Söyleyecek duruma gelmek: “İsmi dilimin ucuna gelir gelmez kalbimden hafif bir cereyanın kopup damarlarıma aktığını duyuyorum.” -E. İ. Benice.

    • Dilinin altında bir şey olmak: Bir kimsenin sözlerinden, açıkça söylemediği bir şeyler anlaşılmak: “Günlerdir doktorun dilinin altında bir şeyler olduğunun farkındaydı.” -Y. Kemal.

    • Dillere destan olmak: Herkes tarafından konuşulur olmak: “Dillere destan İstanbul nezaketini o evde gördüm, ağzım açık kaldı.” -A. Kutlu.

    • Dili sürçmek: 1) konuşma sırasında kelimeleri yanlış söylemek: “Bir dil sürçmesi sonucu, bu tartışmayı yarım saat kadar yürütmüşüm.” -S. İleri. 2) istenmeyen bir konudan söz etmek.

    • Küçük dilini yutmak: Şaşırmak, donakalmak: “Kadıncağız beni bu hâlde görünce az kalsın küçük dilini yutacaktı.” -Y. K. Karaosmanoğlu.

    • Dili uzamak: Haddini bilmeden konuşmak.

    • Dili varmak: Bir sözü söylemeye gönlü razı olmak: “Süleyman Kâhyaya söylemeye kimsenin dili varmıyor, gücü yetmiyordu.” -Y. Kemal.

    • Dili yanmak: 1) üzüntü ve eziyet çekmek, zarara uğramak: “Otobüs yolculuğundan bir hayli dilim yandı.” -B. R. Eyuboğlu. 2) bıkmak, nefret etmek: “Şair neslinin şarkıdan o kadar dili yandı ki şarkı kelimesini nerede görse silip üstüne türkü diyecek.” -B. R. Eyuboğlu.

    • Dilinde tüy bitmek: Tekrar tekrar söylemekten usanmak, bıkmak: “Hep de aynı tipler. Laftan da anlamıyorlar. Dilimde tüy bitti.” -E. Şafak.

    • Dilinden anlamak: 1) bir canlının çıkardığı seslerden veya onun davranışlarından ne anlatmak istediğini anlamak; 2) mec. söz konusu olan şeyin özelliğini bilmek: “Bunda yenilmiş, içilmiş bir şey yok ya! Sen onun dilini de anlarsın.” -M. Ş. Esendal.

    • Dilinden kurtulamamak: Sürekli olarak bir kimsenin sitem, eleştiri ve sataşmalarına uğramak.

    • Diline sağlam olmak: 1) saklanacak konuları açığa vurmamak; 2) kötü söz söylemekten kaçınmak.

    • Diline sağlık: Ağzına sağlık.

    • Dili açılmak: Herhangi bir sebeple konuşmayan kimse konuşmaya başlamak.

    • Dili ağırlaşmak: Hastalık sebebiyle güçlükle söz söyleyebilmek, güçlükle konuşmak: “Hastaya bazı şeyler soruyor. Fakat anlaşılır cevaplar alamıyordu. Birkaç saatin içinde kaynımın dili ağırlaştı.” -H. R. Gürpınar.

    • Ellenmiş dillenmiş: İffetsizliği yayılmış (kadın).

    • Dili alışmak: Çok kullandığı bir söze alışmak: “Bizim moruk ertesi güne devrisi der de ondan dilim alışmış.” -S. F. Abasıyanık.

    • Dili (başka bir dile) çalmak: Bir kimsenin konuşması başka bir dile benzemek.

    • Dili bir karış dışarı çıkmak (sarkmak): Koşmaktan, yürümekten ve yorulmaktan çok susamak: “Koştu koştu da dili bir karış sarktı.” -S. F. Abasıyanık.

    • Dili bir karış (olmak): Fazla konuşan, her söze karşılık veren.

    • Dili boğazına akmak: Konuşamaz olmak, sesi soluğu çıkmamak: “Kılıcı görünce dili boğazına aktı hayranlığından.” -Y. Kemal.

    • Dili çözülmek: Konuşamayan veya susan kişi konuşmaya başlamak: “Aslında ben çok az konuşan biriyim. Dilimin böyle birdenbire çözülmesi çok garip.” -İ. Aral.

    • Dili damağına yapışmak (dili damağı kurumak): Susuzluktan ağzı kurumak, çok susamak: “Kupkuru dili damağına yapışıyor, boğazından midesine doğru…” -E. E. Talu.

    • Dili (dilinin) döndüğü kadar: Söyleyebildiği kadar, anlatma gücünün elverdiği ölçüde: “Mademki çocuk terbiyesi hakkında konuşmak istiyorsunuz, dilimin döndüğü kadar söyleyeyim.” -S. Ayverdi.

    • Dili dolaşmak: Korku, heyecan, hastalık, utangaçlık, sarhoşluk gibi sebeplerle şaşırarak söyleyeceğini karıştırmak: “Vehbi Dedenin kendini dinlediğinin farkına varır varmaz dili dolaştı.” -H. E. Adıvar.

    • Dili dönmemek: 1) bir sözü doğru, düzgün söylemeyi becerememek: “Üstelik ben dilim dönmezken armağan ettiğim çiçeklerle konuşmuyor muyum?” -R. Mağden. 2) amacını iyi anlatamamak.
     
  2. dicle konançı

    dicle konançı Ziyaretçi

    :bakagliyorumofffff daha cok ödevim var ama tsk benim 150 tane bulmam lazım :'( :honk:(
     
Benzer Konular
  1. kelebek
    Mesaj:
    793
    Görüntüleme:
    28.341
  2. Hazangülü
    Mesaj:
    1
    Görüntüleme:
    5.685
  3. YoRuMSuZ
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    865
  4. YoRuMSuZ
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    836
  5. YoRuMSuZ
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    1.531
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş