1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

DiL ve KüLTüR!...

Konusu 'Dilimizi Doğru Kullanalım' forumundadır ve Hazangülü tarafından 1 Ekim 2009 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    Dil ve kültür kavramları yapışık ikizler gibidir.
    Siz onları birbirinden ayırmak isteseniz de onlar ayrılmamakta direnirler.
    Hepimizin yakinen bildiği gibi insanlartopluluklar halinde hayatlarını idame ettirirler.
    Beraber yaşayan insanlar dil sayesinde birbirleriyle iletişim kurarlar.
    İletişim sadece bugünle sınırlı bir kavram değildir.
    Geçmişi bilmek ve geçmişteki tecrübeleri günümüze taşımak da iletişimin önemli bir parçasıdır.
    Milletlerin sözlü ve yazılı birikimleri kültürü oluşturur.
    Dildinsanatgelenek ve göreneklermimarî eserlergiyim-kuşamyiyecek ve içeceklerher türlü eşya;kültürü oluşturan unsurlardır.
    Söz konusu bu öğelerdille beraber geçmişten geleceğe aktarılır.
    Bu nedenle büyük Türk sosyologu ve düşünürü Ziya Gökalpdili kültürün temel unsuru ve taşıyıcısı olarak kabul ediyor.
    Gökalpbu fikrinde yerden göğe kadar haklıdır.
    Dilin taşıyıcılık fonksiyonu olmasaydı bizler altı yüz yıllık Osmanlı kültüründen ve medeniyetinden nasıl haberdar olacaktık?
    Kütüphanelerimizdeki on binlerce ciltlik yazma eserler tarihin canlı belgeleridir.
    Altı yüz senelik kültür hazineleridil kalıbına konularak adeta dondurulmuştur.
    Böyle sihirli bir güç olmasaydı tarihimizdenkültür ve medeniyetimizden haberdar olabilir miydik?
    Bu soruya verilebilecek cevap koca bir “HAYIR” dan başka bir şey olamaz elbette.
    Dilin yazı ve söz olmak üzere birbirinden farklı iki ayrı yönü vardır.
    Sözün hükmü geçicidir.
    Oysa yazı ilelebet kalıcıdır.
    Büyük mutasavvıf şâir Yunus Emrebu hakikati “Söz uçaryazı kalır” çarpıcı vecizesiyle ifade etmiştir.
    Bunu bilmek için âlim olmaya gerek yok.
    İnsanın hafızası unutmaya meyillidir. “Hafıza-ı beşer nisyan ile malûldür” sözü de bunu tüm çıplaklığıyla ortaya koymuyor mu?
    Milletleri birbirinden ayıran unsurların başındaonların sahip oldukları dilkültür ve medeniyet gelmektedir.Onun için bu üç unsur millîdir.Bu üç unsura sahip olmayan topluluklara millet denilemez.
    Onun için milletlerin büyüklüğü bu unsurlarla ölçülür.
    Türk Milletitarihinin en kritik ve zor dönemlerinde bu millî değerlerine sahip çıkarak aydınlığa erişmiştir.
    Günümüzde Türk dili üzerinde sinsi oyunlar oynanıyor.
    Yüzyıllardır dilimizi süsleyen ve millet olarak kenetlenmemizi sağlayan kelimelere savaş açılmıştır.
    Onların yerine ne idüğü belirsiz uydurukça kelimeler sokulmaya çalışılıyor.
    Bu bilmeyerek yapılıyorsa gaflettir.
    Şayet bilerekplanlı yapılıyorsa hıyanettir.
    Buna bu millet müsaade etmez.
    Dilmilletin fertlerini birbirine bağlayan çimentodur.
    Hiç kimse bu çimentonun göz göre göre sökülmesine izin vermez.
    Bugün dilimizde bir kısım yabancı unsurun varlığıherkes tarafından bilinen bir gerçektir. Mehmet Kaplan’ın dediği gibi: “Her millet dilini ve kültürünü yüzyıllar boyunca yoğurur.Bu esnada oakan bir nehir gibiiçinden geçtiği her topraktan bazı unsurları alır.Her medenî milletin konuşma ve yazı dilikarşılaştığı medeniyetlerden alınma kelime ve deyimlerle doludur.Bu bakımdan her milletin dilio milletin çağlar boyunca yaşadığı tarihin adeta özetidir.
    Kaplan’ın sözleri aslında hadisenin görünmeyen yüzünü de sunuyor bize.Yeter ki kasıtlı ve planlı olarak dilimizi yozlaştırmayalım.
    Ötekisi devede kulak kalır.
    Bu böyle biline!...

    M.Nihat Malkoç
     
  2. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    Türkçenin Rekorları Dilimizin Kıymetini Bilin

    En uzun kelime: muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine (70 Harf) (Açıklama sayfanın altında.)
    TDK'daki en uzun kelime: kuyruksallayangiller (20)
    En uzun palindromik kelime: esneyemeyense (13)
    Tersten okunduğunda da anlamlı olan en uzun kelime: ıralamamalara aralamamaları (13)
    Art arda çifter çifter en çok harf bulunduran kelime: maatteessüf (4)
    En uzun bir sesli bir sessiz giden kelime: mücadelecileşiveremeyebileceğimizin (35)
    Harf tekrarı içermeyen en uzun ekli kelime: hüpletiyormuşsanız ve hödükleşmiyorsanız (18)
    Harf tekrarı içermeyen en uzun eksiz kelime: konseptüalizm (13)
    Sadece bir harfi farklı olan en uzun eksiz kelime çifti: mahrumiyet mahkumiyet (10)
    Alfabemizin ilk 14 harfi ile yazılan en uzun kelime: affedicideki (12) (İsmet Keskinsoy)
    Alfabemizin son 14 harfi ile yazılan en uzun kelime: tutuşturtuşumuzunmuş (20)
    En uzun kısaltma: İYSSKSİİD (9)
    (İş Yerinde Sağlık Sağlık Korunması ve Sigorta İle İlgili Danışma (Komitesi). Kaynak: Kısa Adlar ve Kısaltmalar Sözlüğü - A.Aysan S.Tuncay İ.Gönülal)
    En çok anlamı olan kelime: çıkmak (İsmet Keskinsoy)
    (TDK'da 58 anlamı sayılmış)
    Aynı kökene sahip olup en çok farklı şekilde kullanılan kelime: hakan han kaan kağan (4)
    Farklı köklere sahip olup en çok anlamı olan kelime: karın (4)
    (Dört anlamı: kar kelimesinin 1.tekil şahıs iyelik hali karmak fiilinin 2. çoğul şahıs emir hali karı kelimesinin 2. tekil şahıs iyelik hali karın kelimesi.)
    En çok anlamdaş: tuvalet ayakyolu memişhane apteshane kenef hela yüz numara kademhane (8)

    Bir harfi en çok içeren kelimeler:

    alafrangalaştıramayacaklardansalar (13)
    beybabalaşabilen (4) (İsmet Keskinsoy)
    seccadecileşecekmişsinizcesine (5) (Cihan Altay)
    çiçekçiymişçesine (4)
    didindirdiklerimizdendir (6)
    gelenekselleştiriveremeyebileceklerdenseler (15)
    gepgergin (3)
    dağdağasızlığa (3)
    hahhah (4) (İsmet Keskinsoy)
    sıkıntısızlaştırıcılığınızın (11)
    kişiliksizleştiricileştiriverebileceklerimizdenmişsinizcesine (16) (Cihan Altay)
    janjan (2) (Ferit Öztürk)
    kikirikleşecektik (5)
    tellallaşılabilmeli (7) (Metin Örsel)
    mükemmelleşemememmiş (7)
    anneanneninkininsin (9)
    otokontrolsüzleşiyor (5) (Metin Örsel)
    hötöröf (3) (Ferit Öztürk)
    muharrirleştirivermişlerdir (7) (İsmet Keskinsoy)
    hassasiyetsizleşseymişsin (6) (İsmet Keskinsoy)
    şişikleşmişmiş (5)
    tattırttıktan (6)
    unutturuculuğumuzunmuş (10)
    düşündürttürücülüğümüzünmüş (11) (İsmet Keskinsoy)
    verevleşivermek (3) (Metin Örsel)
    yayımlayamayayım (5)
    lezzetsizleşemezseniz (5) (İsmet Keskinsoy)

    Harf Sayıları
    2 harften oluşan en uzun kelime: ememememe (9)
    3 harften oluşan en uzun kelime: yamayamamaya yamayamamama (12)
    4 harften oluşan en uzun kelime: mayalayamamamla (15)
    5 harften oluşan en uzun kelime: mayalayamamalıyım (17)
    İçindeki her harf birden fazla geçen en uzun kelime: serserileşememişlerse (21)
    İçindeki her harf tam ikişer kez geçen en uzun kelime: kükürtatarının (14)
    (kükürtatar: kükürtlü buhar çıkaran ve üzerinde kükürt biriken alan)
    İçindeki bütün harfler ya bir ya da iki kez geçen en uzun kelime: törpüleyemiyormuşsanız (22)
    İçinde en çok sayıda farklı harf bulunduran kelime: gölcükleştiriyormuşsanız (20) (İsmet Keskinsoy)


    En uzun kelime için açıklama: Kötü amaçların güdüldüğü bir öğretmen okulundayız. Yetiştirilen öğretmenlere öğrencileri nasıl muvaffakiyetsizleştirecekleri öğretiliyor. Yani öğretmenler birer muvaffakiyetsizleştirici olarak yetiştiriliyorlar. Fakat öğretmenlerden biri muvaffakiyetsizleştirici olmayı yani muvaffakiyetsizleştiricileştirilmeyi reddediyor bu konuda ileri geri konuşuyor. Bütün öğretmenleri kolayca muvaffakiyetsizleştiricileştiriverebileceğini düşünen okul müdürü bu duruma sinirleniyor ve söz konusu öğretmeni makamına çağırıp ona diyor ki: " Muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişs
    inizcesine laflar ediyormuşsunuz ha? ..."


    iste güzel türkcemiz.. lütfen biraz daha hassasiyet...
     
  3. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    Pop-Türkçe!Yaşı yolun yarısını geçenler çok iyi anımsayacaklar daha gençlerse belki şaşıracaklar; bir zamanlar Türkçe sözcükler de tıpkı bizler gibi ikiye bölünmüştü: Sağcılar ve solcular.
    'Yanıt' solcuydu 'cevap' sağcı. 'Örnek' neredeyse yargılanacaktı 141-142'den. 'Mesela' ise gericilikten hükümlüydü!
    Elbette hakkını yememek gerek; 'solcu' sözcükler masumdu ta Atatürk'ten bu yana özleşmenin ürünüydüler. Ötekilerin ise bunlar karşısında tüyleri diken diken oluyordu ve onlara yer açmak bir yana onları ihbar ediyorlardı! 12 Eylül gelip çattığında elbette affedilmeyecekti yeni sözcükler. TRT'den okullardan resmi kuruluşlardan süngü zoruyla kovuldular. Dünyada dilini böylesi yanılsamalarla algılayan başka ulus var mıdır varsa ne sonuca ulaştılar bilmiyorum ama biz en ağır cezaya çarptırıldık: dilimizi yitirmek....
    İlk ve orta öğretimin en büyük başarılarından biri de herhalde öğrencileri ana dillerinden nefret ettirmek olmuştur. Öznelerin tümleçlerin zarfların zamirlerin arasında soğuk terler dökmeyen kaç kişi vardır sınavlarda?
    Artık Türkçe konusu açıldığında birçok genç "Oh my god yine mi Türkçe?" diye kaçacak yer arıyor. Türkçe bir tabela marka dergi kurum adı bulmak zaten artık olanaksız da; bir de üstüne şimdilerde 'x-g-w' harfleri politik soslu bir sorun olarak uç vermeye başladı. Dilin ardından alfabe de gitti gider... Sorunun olduğu yerde elbette çözüm arayanlar da vardır. Dilbilimciler öğretmenler yazarlar kendini 'dilsever' olarak niteleyen herkes görüş belirtiyor yazılar kitaplar yazıyor. İşin tuhafı dil üzerine kitaplar çok satanlar listesinden eksik olmuyor ama sorun olduğu gibi duruyor.
    Gençler ise öylece bakıyorlar. Doğrusu büyük çoğunluğu pek de ilgilenmiyor; kendi jargonları yetiyor onlara. "Bye bye görüşürüz"le "Kendine iyi bak"la cep mesajlarında anlamakta güçlük çektiğimiz kısaltmalarla anlaşıp gidiyorlar. İşte Türkçeden nefret ettirdiğimiz gençlerimizin bize 'nanik' yapan 'pop-Türkçe'lerinden örnekler:

    İnternet Türkçesi:

    slm (merhaba)
    asl? (yaşın kaç? cinsiyetin ne? hangi kenttesin?)
    f (kadın)
    m (erkek)
    u? (Senin yaşın cinsiyetin kentin?)
    Lol (Kahkaha atıyorum)
    :.) (gülümsüyorum)
    :.)))) (çok sevinçliyim)
    :.( (üzgünüm kızgınım)
    ;.) (göz kırpmak)

    Buyrun bir sohbete:

    1. kişi: -slm
    2. kişi: -slm
    1. kişi : asl?
    2. kişi: 20/m/İst
    2. kişi: u?
    1. kişi: 19/f/Ank
    2. kişi: :.)
    2. kişi: iş/okul
    1. kişi: okul/üniv
    1. kişi: u?
    2. kişi: okul
    1. kişi: hımmm... branş?
    2. kişi: history... u?
    1. kişi: müh.
    2. kişi: :.)

    (Bu konuşma iki Türk arasında geçmekte ve siz pek bir şey anlamasanız da onlar bir güzel anlaşmışlardır 'teknolojik-Türkçe' ile)


    Gençlerden inciler

    dumur olmak: çok şaşırmak
    mağmaya inmek: rezil olmak utanmak
    janjanlı: gösterişli
    ciks: havalı zengin çocuk
    tikky: tek tip ya da markalı giyinmek
    imdatı gelmek: bunalmak
    bö olmak: sıkılmak
    kıro-tikky: tikky olmaya çalışmak
    oha olmak: şaşırmak
    at hırsızı: çapkın
    kapak olmak: bozulmak rezil olmak
    ahtapot olmak: sarmaş dolaş olmak
    sarı bici: sahte sarışın
    cillop: yakışıklı erkek
    kıtır atmak: yalan söylemek
    yıkılmak: güzel giyinmek
    kanka: dost


    İbrahim Dizman
     
  4. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    Konusma Ve Yazma Dili

    Dil hem yazılı hem sözlü olabilir. Konuşma dili yazının icadından binlerce yıl öncesinden beri gelişmiştir. Elbette yazı dili ile konuşma dili arasında önemli farklar vardır temel öğeleri farklıdır. Biri kelimelerden diğeri seslerden oluşur. Yazı dilinin biçimi gelenekler ve gramerciler tarafından konuşma diline oranla çok daha dikkatli bir şekilde düzenlenmiştir. Konuşurken ve yazarken kullanılan kelime dağarcığı genellikle daha geniştir. Bundan başka konuşma ve yazı dillerinin gramerleri farklıdır.

    Bu iki yolla farklı dilde bilgi aktarma eğilimi vardır. Ayrıca konuşma dilinde yazı diline oranla daha fazla tekrar ve fazladanlık vardır. Buna ana dilimizden örnek vermek gerekirse; yazı dilinde genellikle "c" olarak yazılan ses diaspora kabardeylerinin konuşma dilinde "g" olarak söylenmektedir. Yine aynı şekilde "Cegu" yazılıyor "Gegu" okunuyor. Başka bir örnek de; "ç" yazılanlar genellikle "k" okunuyor. "Çapse" "kapse" okunuyor. "-di'li geçmiş" fiil çekimlerinde fiilin sonu "-di'li geçmiş” takısı olarak yazıda kalın "ş" ile bitiyor diaspora kabardey konuşma dilinde "s" olarak söyleniyor.
     
  5. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    Türkçe'nin Genel Özellikleri
    TÜRK DİLİNİN AİT OLDUĞU DİL AİLESİ GENEL ÖZELLİKLERİ


    Türkçe diğer Türk dilleriyle birlikte Altay dil ailesinin bir kolunu oluşturur. Bu ailenin diğer üyeleri Moğolca Mançu-Tunguzca ve Korecedir. Japoncanın Altay dil ailesinin bir üyesi olup olmadığı konusu tartışılmaktadır.

    Türkçe diğer Altay dilleri gibi eklemeli yani sözcüklerin eklerle yapıldığı ve çekildiği sondan eklemeli bir dildir.

    Türkçe sözcüklerde Arapça Almanca vb. dillerde görülen erillik dişillik (yani cinsiyet ayrımı) özelliği yoktur.

    Türkçede sayı sıfatlarından sonra gelen adlar çoğul eki almazlar. Yani üç ağaçlar değil üç ağaç.

    Önlük-artlık (kalınlık-incelik) ve düzlük-yuvarlaklık uyumları vardır. İlk uyuma göre bir sözcükteki ünlüler ya hep art veya ön ikinci uyuma göre de ya hep düz veya yuvarlak olurlar.

    f j ve h ünsüzleri Türkçe kökenli sözcüklerde bulunmazlar. (Bir kaç Türkçe sözcükte başka seslerden değişmiş olarak f görülebilir: öfke < öpke ufak < ubak vb.)

    Türkçe sözcüklerde söz başında bulunabilen ünsüz sayısı sınırlıdır: b ç d g k s t v y.

    c ünsüzü söz başında başka ünsüzlerden değişmiş olarak bir kaç sözcükte bulunur: cibinlik < çıpın vb.

    n ünsüzü Türkçe kökenli sözcükler içinde yalnız ne ve türevlerinde bulunur: ne neden niçin nasıl vb.

    p ünsüzü de söz başında bir kaç Türkçe sözcükte b'den değişmiş olarak bulunur: piş- < biş- parmak < barmak vb.
     
  6. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    Türkçe’mizin şeyine şey etmeyelim!
    Yılmaz ÇETİNER


    Geçenlerde bir işyerine telefon etmem gerekti dostum olan sahibini aradım. Bülbül gibi şakıyan sesiyle sekreter hanım telefonun öbür ucunda sordu: - Kim diyeyim efendim? Adımı verdim. - Sizi şimdi bağlıyorum efendim dedi işveli sesiyle... veya bana öyle geldi! Allah Allah! Ben ne yaptım ki beni "bağlıyor" bu kızcağız diye huysuzlandım! Bir an kafamdan geçti; "Acaba beni Michael Douglas mı zannetti demir karyolaya mı bağlayacak? Yoksa bu işveli sesli hanım kız Sharen Stone mu?" Yoksa koyun mu zannetti? Şırrak karşıma dostum çıkınca bir anlık hayallerim söndü gitti! O anda söylemedim ama bir başka gün dostuma: - Yahu dedim senin sekreter hanım beni "bağlamaya" kalktı! Güldü geniş yürekli hoşgörülü dostum: - Napiim o hep öyle konuşur ama dedi yeni kuşak gençler birtakım kelimeler üretiyorlar ki düzeltene kadar bir yenisi geliyor yerlerine! İyi ki "Size geçiriyorum" dememiş!" - Ama çok çirkin ikaz etsen de öğrenseler! - Kardeşim sizin gazeteleriniz dergileriniz muhabirleri yazarları bile bu uydurma dili konuşuyor yazıyor çoğu zaman. Sizlerin yol göstermesi daha isabetli olmaz mı? Bak şu laflara: Adam eşiyle mutlu bir hayat sürdürüyor gazetede ondan bahsedilirken "Eşiyle oldukça mutluydu" diye çıkıyor! Bir başkası: Annesi ölmüş kızcağız iki gözü iki çeşme ağlıyor gazetede haber :"Genç kadın oldukça müteessir görünüyordu!" Çok mutlu yerine eh biraz mutlu çok üzüntülü yerine oldukça (az) üzüntülü hayli garip ve hayli ayıp kaçmıyor mu?

    "Kendine iyi bak"! Yeni moda bir laf veya emir de "Kendine iyi bak." Adam sevgilisinden ayrılırken genç kıza "Kendine iyi bak" diyor ama maşallah iki genç de sağlıklı. Belki akşam belki yarın buluşacaklar! O arada kendine iyi bak! Olur şey değil! Geçenlerde eski sekreterim ziyaretime gelmişti ayrılırken: - Kendinize iyi bakın demesin mi! Bir an alındım hiç böyle söylemezdi diye düşündüm yoksa şimdi kötü mü görüyordu sağlığımı? (Gidicisiniz gibi!) Belki bir hastayı ziyaretten sonra ayrılırken "Aman kendine iyi bak" denilebilir ama her dakika bu laf kullanılır mı?

    Eski İstanbul valisi doğru Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Şükrü Haluk Akalın'la Devrim Sevimay Vatan'da bir röportaj yapmış. "Kendine iyi bak" lafına başkan da takmış "Kendime iyi bakarım sizin söylemenize gerek yok ki. Dilimizde 'Sağlıcakla kal' 'Allahaısmarladık' gibi sözler varken" diyor. "Bir de 'Size döneceğim' var; aslında atlatma dili bu!" "Ne zaman birlikteydik ne zaman ayrıldık da bana döneceksiniz demek geliyor içimden." - Peki hala tartışılıyor eski İstanbul valisi mi İstanbul eski valisi mi? - Tartışmaya gerek yok. Tamlayan kelime başa gelir. Hiç "Telefon eski kulübesi" diyor musunuz? Eski telefon kulübesi diyoruz. Doğrusu eski İstanbul valisi...

    Euronun Türkçesi avro... Gelelim euroya. TV'de borsada her yerde değişik telaffuz ediliyor doğrusu nedir? Akalın cevaplıyor: - AB para birimini Almanlar oyro Fransızlar öro İngilizler yuro diye seslendiriyor. Bunun formülü şöyledir. Kendi dilinizde Avrupa'yı nasıl okuyorsanız ilk hecesinin sonuna o harfini getirirsiniz. Türkçesi doğrusu avro'dur. Geçen hafta Azerbaycan'daydım ve onların bile avro dediklerini duydum. - Şey için ne diyorsunuz? - Eşya kelimesinin tekilidir. Şey önemli kelimedir ama kullandığınız yere bağlı. "Şeyin şeyini şey ettim" derseniz olmaz. Hangi anlamı katarak söylediğinize bakmak gerekir. Ben de haddim olmayarak gazetecilerden yazarlardan öğretmenlerden "Ne olur Türkçede beraberce şeyin şeyine şey etmeyelim" diye rica ediyorum.
     

Sayfayı Paylaş