1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dileğin Benim İçin Emirdir

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 6 Haziran 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Dileğin Benim İçin Emirdir

    Dilekler, istekler, arzular... İnsan varolduğundan beri varlar. Bu öyle bir çekim ki... İnsanı kendi dışındakine çeken ve dileğini gerçekleştirmek için "dıştaki" her yolu deneyen...

    Ama "içine" bakmayan insan, dışında bulamaz dileğini, bulsa bile tatmin olamaz, tatmin olamadıkça da bitmez tükenmez istedikleri.

    İçine baktığında ise Birleşir benlikleri ve ulaşır hikmete. Şu sözler yankılanır kulaklarında: "O bir şeye Ol dedi mi oluverir."
    "İsteyin verilecektir, kapıyı çalın açılacaktır."
    Peki ama bu sözler kime söylenmiş? Her insana mı? yoksa "Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?" diye ifade edilen insana mı?

    Bakalım hayatımıza ve anlayalım kime söylendiğini. İsteriz hepimiz bir çok şeyi, gerek maddi gerek manevi. Ulaşırmıyız peki bunlara, en az çaba ve en kolay yolla?

    Bilinç görür ve bakar hafızasına, uygun bir referansı var mı diye. Bir araba görür bilinç ve inceler eski bilgisini, bu araba hakkında söylenen diğer fikirleri, toplumsal koşullanmayı, moda olup olmadığını. Hepsine hızlıca bir göz attıktan sonra, onda hemen bir heves oluşur ve Ah! keşke böyle bir arabam olsaydı diye yumurtlar yumurtasını.

    Ama bu yumurta hemen kuluçkaya gelmez. Çiftliğin sahibi geldi dur hele. Bilinçaltı derler ona, bir baksın yumurtanın kalitesine.
    O baktı mı tam bakar, kayırmaz hiç kimseyi, iyi kötü bilmez, yargılamaz, yorumlamaz. Görüşü keskindir. Üstad odur, dediği olur. O'nun bakışı şöyledir ey İnsan: Kendine ektiğin dikenlerin içinde gül yeşertemezsin der sana. Dileğin güzel ama onu yeşertecek kodlaman yok, toprağın çoraklaşmış ama sen çiçekler dolsun istiyorsun bir anda. Uyarır seni, zorlaştırır yolunu ta ki anlayasın diye. Ama sen anlar mısın? Yoksa isyan mı edersin. Bir bak bakalım hayatına...

    Eğer anlarsan bayramdır bugün kutla. Dönüşümün kutlu olsun, müjdeler sana. O zaman bak ne çiçekler açar, miss gibi kokularında boğarcasına. Ama dur acele etme bitmedi. Henüz dönüşümün tamamlanmadı.

    Bir üstad daha vardır ki ona Yüksek Benlik derler. Onun mührü olmadan tezahür OLmaz, bilinç ile bilinçaltın el ele verdiler. Geldiler Yüksek benliğin huzurunda durdular. O şöyle bir süzer onları baştan ayağa. Der ki: Aferin size, sonunda el ele vermişsiniz, hakettiniz gelmeyi huzuruma, sunun bakalım bana dileğinizi.

    O ikisi sunarlar dileğin resmini, bakar büyük üstad ve derki: Güzel, hoş ama hani nerde bu resme hayat verici ruh? Dilekte sizden, enerji de. Ben birleştirip OL derim. Kelimenin kudreti bendendir ama gerisi sizden. Eksik gelirsen, eksik dönersin. Haydi enerjini de arttır öyle gel bana.

    Tohum, toprak(bahçe) ve su düzgün birleşsin, ancak o zaman bahçıvan Ol der. Bunu bilmeden isyan etme, bahçeni daha da çoraklaştırma. Kendini huzurdan kovma. Bir nefes al, tazelen. Birleş ki Olasın. Solmayasın.
     

Sayfayı Paylaş