1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Diller Nasıl Doğmuştur - Dil Teorileri

Konusu 'Türkçe & Dilbilgisi & İmla Kuralları' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 18 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Diller Nasıl Doğmuştur - Dil Teorileri

    Acaba, dil veya diller nasıl medyana gelmiştir. Diller doğuşu ve çeşitli dil teorilerini açıklama gereği duyduk. Dilerseniz öncelikle dillerin doğuşu ile ilgili görüşlerden başlayalım :

    Dilbilimcilerin bu konuda farklı görüşleri ve teorileri olmakla birlikte görüşler, iki ana grup etrafında toplanmaktadır:
    1. Birinci görüşe göre dil, ilahi bir kaynaktan gelir. Bu kaynak tektir. Yani, yaratıcı insana dili armağan etmiş ve onu üstün kılmıştır. Dolayısıyla bütün diller tek bir dilden doğmuş olmalıdır. İşte bu görüşe inananlara Monojenistler diyoruz. Birçok dilbilimci ve filozofun görüşleri bu yöndedir.
    2. İkinci görüş ise ilahi kaynağı dikkate almadan ortaya atılan tasarı ve teorilerden oluşmaktadır. Bu görüşü savunanlar, polijenistlerdir. Bu görüşte olanlara göre önce jest ve mimikler ve el kol işaretleriyle anlaşma sağlanmıştır. Daha sonra taklit ve yansıma sesler, dille çıkarılarak anlaşma zinciri genişletilmiştir. Nihayet kelimeler ortaya çıkmış ve dil dediğimiz anlaşmalar sistemi gelişip genişlemiştir. Ancak dilbilimcilerin, ilk kelimenin doğuşu hakkında farklı görüşleri vardır. Hiçbir dilcinin bütün dilleri bilme gibi bir şansı yoktur. Hangi dilin en eski ve en yaşlı olduğu da kesin olarak bilinemez. Ancak kaynak, ister tek ister çok olsun ilk kelimenin doğuşu önemlidir. İlk kelimenin doğuşu hakkında da farklı görüşler vardır.


    Bunlar şunlardır :

    Yansıma Teorisi
    Yansıma teorisi, Alman Max Miiller tarafından ortaya atılmıştır. Bu görüşe göre -özet olarak- dil; insanların , ses çıkaran varlıkların seslerini yansımasıyla kurulmuştur. Yani tabiattaki sesler taklit edilerek kelimeler yapılmış ve konuşma başlamıştır. Kuş ve hayvanların sesi, gök gürlemesi, su sesi gibi sesler kelimelerin doğuşu için bir örnek ve model teşkil etmiştir. Yansıma teorisine göre dillerin akrabalığı da yansıma seslerle yakından ilgilidir ve ona dayanmaktadır. Ayrıca bu teori, çocuk dilinde bulunan yansımalı kelime veya sesleri komut olarak gösterir.
    Yansıma teorisinin eleştirilen yönleri:
    1. Her dildeki yansımalı kelimeler azdır.
    2. Bütün kelimeleri yansımalara bağlamak çok zordur.

    Ünlem Teorisi (Ata Teorisi)
    Bu teoriye göre ilk kelimeler ünlemlerdir. İnsanlar, ilk tepkilerini, ani olaylar karşısındaki şaşkınlık, öfke gibi duygularını ifade eden ünlemlerle ortaya koymuşlardır. Böylece ünlemler, tekrar edilmiş ve diğer kelimeler de ünlemlerden ortaya çıkmıştır.
    Ata Teorisine eleştiriler:
    Bütün dillerde ünlemler çok az yer tutar.
    Bütün bir dilin kaynağını sınırlı sayıdaki ünlemlere bağlamak zordur.
    Ünlemler, insanların güç durumda ifade edemedikleri duyguların sembolleri olduğuna göre dille ünlemler arasındaki köprü nasıl kurulabilir?

    İş Teorisi
    İş teorisine göre ilk kelime, insanın iş yaparken çıkardığı seslerden doğmuştur. Yani dilin kaynağı iştir. Kısmak, kesmek gibi fiiller sırasında insanın duyduğu sesler kendisine anlamlı kelimeleri çağrıştırmıştır. Bu durumda önce fiiller ortaya çıkmış olmalıdır. Daha sonra da fiillerden isimler doğmuştur.
    İş teorisine eleştiriler: Fiille köken olarak hiçbir ilgisi bulunmayan kelimeler nereden gelmiştir. Bunları nasıl izah edebiliriz? içmek,su; yemek – sütlaç gibi.

    Psikolojik Teori
    Bu teori, dilin temelini ses, mimik ve jestlerin oluşturduğunu savunur. Teoriyi savunanlar çocukları örnek göstererek şöyle derler: “Çocuklar isteklerini önce mimiklerle, jestlerle ifade ederler. Daha sonra yavaş yavaş kelimeleri kullanmaya yönelirler.”
    İşte insan, ilk olarak dili bir çocuğun keşfettiği gibi bulmuştur. Önce her sese paralel bir mimik vardı. O halde kelimeler, mimik ve jestlerden doğmuştur. Açlık ve sevinç gibi değişik duygular, önce mimik ve ona bağlı bağırma veya mırıldanma ile kendini gösterir. Daha sonra tek heceli seslenmeler ve el işaretleri ortaya çıkar. Son aşamada ise istekler sembollerle yani kelimelerle ifade edilir. Daha sonra resim ve yazı ile ifade etme ortaya çıkar. Bu teori diğerlerine göre akla daha yatkın görünmektedir.

    Güneş Dil Teorisi
    1935.36 Yıllarında Türk dilcilerinin ortaya attığı bir görüştür.
    Teorinin ana düşüncesinde, Güneş’in bütün varlıklara ışık ve hayat vericiliği vardır. Tıpkı bunun gibi bütün dillere hayat veren dil, Türk dilidir. Güneş Dil Teorisi, Freud’ıin psikanalist görüşünden hareketle ortaya atılmıştır.
    Güneş-Dil Teorisinin Temel Prensipleri:
    Kelimelerin temel anlamı, ilk sesi erindendir.
    Asıl anlamlı sesler, ünsüzlerdir.​
     

Sayfayı Paylaş