1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dinler Tarihi Açısından Sirius (Şi’râ) Takımyıldızı

Konusu 'Dinler Tarihi' forumundadır ve Rigel tarafından 19 Aralık 2014 başlatılmıştır.

  1. Sentinus
    No Mood

    Sentinus Tengri Biz Menen!.. Özel üye

    Katılım:
    11 Mart 2014
    Mesajlar:
    2.536
    Beğenileri:
    3.784
    Ödül Puanları:
    8.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    İstanbul
    وَأَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرَى
    Ve innehû Hüve Rabbi’ş-Şi’râ.
    “Ve Şi’ra yıldızının Rabbi de kesinlikle O’dur.” (Kurân-ı Kerîm) [1]

    Sirius (Arapça شعر Şi’râ ) [2], gökyüzünün en parlak yıldızıdır.[3] Sirius’un parlaklığı -1m.5 dir.[4] α = 06h 44m 48s ve β = -16 42’ koordinatlarındadır.[5] Genel bilinenin aksine gökyüzündeki en parlak yıldız Kutup Yıldızı değil Sirius’tur.[3]

    Büyük Köpek Takımyıldızı’nda yer alan bu yıldız, Güneş’ten 8.6 ışık yılı uzaklıkta olmasına rağmen parlaklığı Güneş’in 23 katıdır. Astronomlar, Sirius-B için "Küçük yıldızlardan biri olmasına karşın yoğunluğu oldukça ağır bir yıldızdır." derler. İnsan aklının algılamakta zorlanacağı bir nokta ki, bu yıldızdan alınacak minik bir maddenin 1 ton geleceği söylenmektedir. Yoğunluğu demirden daha sert olan bu madde dünyadaki en sert mineral olan elmastan 300 kat daha serttir.[6]

    Alman astronom Friedrich Bessel, 19. yüzyılın ortalarında Sirius’u belirli bir süre incelemiş ve onun gökyüzündeki hareketinde dikkate değer bir çekim gücünü yaratacak kadar yakın başka bir uzaysal objenin varlığını işaret eden bir düzensizlik bulgulamıştır. Yani Sirius’un sendelediğini gözlemlemiştir. Fakat aşırı parlaklığı nedeniyle bu boyda bir yıldızı etkileyecek büyüklükte bir gök cismine rastlamamıştır.[7]

    1862 yılında Amerikalı Astronom Alvin G. Clark Sirius’un bir çift yıldız sistem olduğunu keşfetti. Diğer eş (Sirius B) 8.44 kadir parlaklığa sahip ve Güneş’in parlaklığının % 0.005’i kadar olan bir beyaz cüce. Sirius B bir zamanlar Sirius’tan çok daha büyüktü ve hızla gelişerek yakıtını tükettikten sonra dış katmanlarını dışarı fırlatarak bir beyaz cüce haline geldi. Bu beyaz cüce yıldız Sirus’un etrafında 50 yılda bir tur atarken Sirius’a gaz aktarımında da bulunduğu düşünülüyor. Bu nedenle de Sirus’tan alınan tayfta sıra dışı çizgilere rastlanıyor.[8]

    Beyaz cüceler fazla ışık vermeyen, fakat yoğun atomik yapılarından dolayı devasa bir çekim gücü yaratan yıldızlardır. Bir beyaz cüce, hafif hidrojen ve helyum atomlarını tüketmiş ve çökmüş bir yıldızdır. Kalan maddeler öyle yoğun olarak iç içe geçmiştir ki artık maddesel yapısını bildiğimiz bütün maddelerden farklıdır. Atomlar bu derece sıkıştırıldıklarında sonuç olarak ortaya çıkan kütle aşırı derecede ağır olur. Çok yüksek güce sahip teleskoplar aracılığıyla görülebilen ve ancak 1970’ler gibi yakın bir tarihte fotoğraflanabilmiş bu yıldıza Sirius-B denildi. Sirius, birbirlerinden 20 astronomik birim uzaklığında (yaklaşık Güneş’le Uranüs arasındaki uzaklık) ve birbirleri çevresinde 50.1 yılda dönen iki beyaz yıldızdan oluşan bir çift yıldızdır. Bu çift yıldızdan çıplak gözle görülebileni günümüzde bazen Sirius-A olarak adlandırılır.[7]

    Sirius’un çeşitli adlarından bazıları şunlardır:

    “Sothis” (Eski Mısırca adının Grekçe’ye uyarlanmış hali)
    “Sigi” (Dogonlar’da)
    “Sigo” (Bambara’larda)
    “Şira” (Araplar’da)
    “Seirios” (Yunanlar’da)
    “Sirius” (Romalılar’da)
    “Kak-si-sa” veya “Kak-si-di” (Asur-Babil’de)
    “Kak-si-si” (Hititler’de)
    Tistirya“, “Tishtrya” veya “Tiştria” (Zerdüştçülüğü benimsemiş kavimlerde)
    “Sima Kayne” (Bozolar’da)
    “Sirona” (Galyalılar’da)
    "Hu-Şi" (Çinliler’de ) [9][10]

    Sirius, Antik çağ ezoterizminde, Çin’de, eski Mısır’da, bazı Afrika kabilelerinde, Mezopotamya’da, Anadolu’da yaşamış Hititler ve Urartular’da, Hopi kızılderililerinde, Şamanist Türkler’de ve kimi araştırmacılara göre yitik uygarlıklardan Mu ve Atlantis’te her zaman önemini korumuştur. [9] Kimilerine göre bu yıldıza bu kadar önem verilmesinin nedeni, Dünya’nın görünmez idarecilerinin Dünya üzerindeki sevk ve idarelerini bu yıldız varlıkları aracılığıyla gerçekleştiriyor olmalarıdır. [9] Sirius yıldızının bu rolü hakkında bilgi veren kişilerden biri Lori Tostado’dur. [11]

    Sirius kültürü, yeryüzündeki birçok uygarlık için kutsal olan Sirius takımyıldızı etrafında oluşan inanmalar, anlatmalar ve pratikler bütünüdür. Mu, Atlantis, Eski Mısır, Antik Yunan, Roma, Mezopotamya, Çin, Hint ve Afrika Dogonları arasında belirgin bir şekilde rastlanan Sirius izlerine çok benzer izler, Türk mitolojisinde de mevcuttur. Siriusyen kültürün en önemli motifleri olan “gök tanrı”, “kurt / köpek”, “yay - ok” ve“yıldız” motifleri, Türk mitolojisinin de en önemli motiflerindendir. Bu derece paralellik gösteren kültürlerin temelinde aynı etkininin olup olmadığı hakkında yaptığımız araştırma sonuçlarının yer aldığı bu tez çalışmasının gerçek amacı, Sirius A ve Sirius B yıldız çiftinin bazı noktalarda bir sırra dönüşen bilgilerinin, Türk destan ve efsanelerinde yer alıp almadığı sonucuna ulaşmaktır.[12]

    Kimi inançlara göre, yitik Mu kıtasına tektanrılı dinin indirilmesinden beri gezegenimizde Sirius kültürü hakimdir. [9] Sirius konusunda internette çoğu tutarsız görünmekle birlikte sayısız yorum yapılmıştır.[10]Zulkarneyn’in bu yıldıza giderek Yecüc ve Mecüc’ü hapsettiği düşünülür.[6]

    Sirius, aynı zamanda, yer aldığı takımyıldızdaki önemli rolünden dolayı, geleneklerde "köpek-yıldız" olarak da adlandırılır.[40] Bu yıldız pek çok mitolojik ve folklorik öykülere Güneş’ten bağımsız bir biçimde konu olabilmiştir. Sirius-A’nın helyak doğuşu antik Mısır’da Nil Nehri’nin taşmalarını, antik Yunan’da “köpek günleri”nin (kavurucu sıcak günler) başlangıcını, Polinezya’da kışı haber veriyor, Pasifik Okyanusu’nda ise gemicilere önemli bir işaret oluyordu.[10]

    Muhyiddin-i Arabi, bir kitabında Dünya’nın, Yengeç burcunun yönetiminde olduğundan bahseder. Buradan yola çıkarsak Yengeç burcu içinde yer alan yıldızlar Dünya açısından önemlidir. Sirius takım yıldızı da temsil ettiği mânâlar dolayısıyla ve oldukça yakında bir takım yıldız olması sebebiyle, Dünya üzerindeki etkileri çok önemsenir. Nasıl ki astrologlar Jüpiter gezegenini önemseyip, iyi talih ve şans gezegeni olarak tanımlıyorsa, Sirius da böyle tanımlanır. Sirius ile ilgili bu bilgi, çok eski tarihlerden beri bilinip bugüne dek ulaşmıştır.[13]

    Geleneklerde Sirius Sistemi ile ilişkilendirilen biçimsel semboller üç uçlu yaba, yay ve ok, hayvansal semboller kurt ya da köpek ve yunus, sayısal semboller ise 3, 22, 23, 44, 49 ve 50 rakamlarıdır.[13]

    Aztek mitolojisinde köpek biçiminde temsil edilen tanrı, Xolotl’dur. Sirius–A ve B’yi ifade edercesine ikiz olduğu belirtilen Xolotl, Güneş’i taşıyan, yani hareketini sağlayan, yıldırımı şekillendiren ve ölülerin ruhlarına öte–âlemde refakat eden tanrı olup, ok ve yılanla ilişkilendirilir.[14]

    Çeşitli uygarlıklara ait en eski astronomik kayıtlarda adı geçen Sirius, eski Mısır’da Sopdet (Grekçe’ye uyarlanmış haliyle Sothis, yıldızın Grekçe’deki adı ise Seirios’dur) olarak bilinirdi. Eski Mısır’da “Orta Krallık” döneminde, Mısırlılar takvimlerini Sirius’un "heliak doğuş"una göre düzenlemişlerdi.[10] Helyak doğuş (Heliak doğuş), Güneş’le aynı sırada doğup batabilen yıldızların Güneş’in doğduğu sıralardaki doğuşuna verilen adıydı. Bir yıldızın heliak doğuşu ile Güneş’in doğuşu arasındaki zaman farkı yılın belirli bir gününde sıfırlanır ki, o günden sonra o yıldız Güneş’ten daha önce doğmaya başlar.

    Bu iki doğuş arasındaki zaman farkı, başlangıçta bir iki hafta boyunca bir saati geçmez. Fakat fark giderek açılır ve yıldızın doğuşu gece yerine gündüze denk gelmeye başlayınca ışığı Güneş’in güçlü ışığı yanında sönük kalan yıldız her yıl belirli bir dönem boyunca görülemez. Mısırlılar da bu yüzden 70 gün boyunca Sirius’u göklerinde göremezlerdi.[15]

    Kadim Mısırlılar, Sirius’a "Nil Yıldızı" ya da "İsis’in yıldızı" olarak saygı göstermekteydiler. Onun her yıl 21 Hazirandaki gün dönümünde (gece ile gündüzün eşit olduğu gün) şafaktan hemen önce görünmesi, Mısır tarımının bağlı olduğu Nil’in taşacağının habercisidir. Bu özel sarmal yükselişe pek çok tapınak yazıtlarında değinilmiştir, bu yazıtlarda Sirius’a "İsis’in ruhu" olarak tanımlanan "İlahi Sepat" denilmektedir. Örneğin Mısır-Denderah’taki İsis-Hathor Tapınağı’nda şu yazıt yer almaktadır:

    “İsis, Yeni Yıl Günü’nde tüm ihtişamıyla mabette parlar ve ışığının içine ufuktaki babasının ışığını da karıştırır”.[16]

    Sirius yıldızı, eski Mısırlılar için çok önemliydi. Bu sebeple hem takvimlerini, hem de tapınaklarının yönünü Sirius’a göre ayarlamışlardı.[17]bu ilk takvim toplam 365 günden ve her biri 30 gün çeken 12 aydan meydana geliyordu. Her yılı dört aydan oluşan üç mevsime ayırdılar: Taşma mevsimi, Suların çekilmesi ve Hasat.[18][19] Bu takvimde esas alınan gün ise, Sirius’un doğuşunun Güneş’in ışığından yeterince uzaklaşmış olmasından sonra, Güneş’in doğuşundan hemen önce açıkça görülür hale geldiği gündü. Bir başka deyişle bu, Sirius’un Mısır göklerinde 70 günlük yokluğundan sonra [20] belirdiği gündü ve Nil Nehri’nin her yılki taşmasından hemen öncesine ve yaz gündönümüne denk gelirdi. Sirius’u (Sothis) ifade eden hiyeroglifin glifleri üçgen, beş uçlu yıldız ve yarım dairedir. Sirius-A, eski Mısır panteonunda İsis tanrıçasıyla özdeşleştirilirdi ki, İsis, eşi Osiris ve oğlu Horus ile bir üçlem oluştururdu. Sirius’un gökyüzünde görülmediği söz konusu 70 gün, İsis ve Osiris’in duat denilen öte-alemde seyrettikleri dönemi simgelerdi.[10]

    Mısırlılar, öldükten sonra Sirius’a doğru gideceklerine ve orada sonsuz bir yaşama başlayacaklarına inanıyorlardı.[21]

    Sirius, zamanla “seneyi başlatan” olarak adlandırıldı.[18][19]

    Bir Hint efsanesinde Sirius’tan şöyle bahseder: Cennet’in kapısına ulaşmak için yola çıkan dört kardeşten birisi iyi bir savaşçı, diğeri iyi bir aşık, üçüncüsü de bir şairdir. Sonuncu kardeşin ise tek özelliği kendisine sadık bir köpeğinin olmasıdır. Kardeşler yola devam ederken; 4. kardeş, savaşçıyı bir savaşta, şairi bir düğünde, aşığı ise bir prensesin kollarında bırakır. Köpeği ile beraber cennetin kapısına ulaştığında köpeğini cennete almazlar. Yolculuğu Cennet’ten izleyenler, tüm kardeşlerini terk ettiği halde neden köpeği terk etmediğini sorduğundaysa, kardeşlerinin kendi yollarına gittiğini, oysa köpeğinin ona bağlı olduğunu, bu yüzden terk etmeyeceğini söyler. Bu cevap üzerine köpek, gökyüzünde "Canis Major" takım yıldızı olur. Kalbi ise Sirius’tur.[21]

    Sirius, Çin metinlerinde ve Feng Shui geleneğinde Ursa Major Büyükayı takım yıldızı ile birlikte hareket eden tek bir yıldız olarak nitelendirilir. Olumlu ve olumsuz Chi enerjisinin Güneş ile birlikte Sirius kaynaklı olduğundan bahsedilir. Enteresandır ki, 1909’da astronom Ejnar Hertzsprung Sirius yıldızının büyük ayı yıldız kümesi ile birlikte hareket ettiğini öne sürmüştür.[22]

    Çin tradisyonlarında Sirius yıldızı, “göksel saray”ın bekçisi “göksel kurt” olarak nitelendirilir. Bu adın Çinliler’e Orta Asya Türkleri’nden geçmiş olduğu sanılmaktadır.[14]

    Köpek Yıldızı’nın hemen altında "Argo Gemisi" adıyla anılan takımyıldızı yer alır. Astrolojik olarak gökyüzündeki bu bölge, "Yıldızlar Nehri"olarak bilinir. Astrolojide burası, yüksek şuur denizinin kapısıdır. Çinliler, bu bölgeyi cennetle cehennemin arasındaki köprü, toplayıcı olan"Yargıç’ın Köprüsü" olarak kabul etmişlerdir.[16]

    Antik Yunan mitolojisine göre Orion, Poseidon’un oğludur. Her zaman köpeği ile gezen büyük bir avcıdır. Yakışıklılığı ve kadınlara düşkünlüğü ile ün salmıştır. Hera’yı kıskandıracak kadar güzel karısını kaybettikten sonra, misafir olduğu Oinopion’un kızı Merope’yi baştan çıkarmaya kalkışmıştı, Oinopion da bunun üzerine onu kör etti. Daha sonra Eos tarafından kaçırılan Orion’u, bakire tanrıça Artemis bir akrebe sokturarak öldürdü. Akrep, ödül olarak burçlar arasında yerini aldı. Orion’a gelince, o da gökyüzünün karşı yanında bir takım yıldız haline gelmiş; köpeği ise "Sirius yıldızı" olmuştur. Sirius’un aynı zamanda "Köpek Yıldızı" olarak da anılması bu sebepledir.[23]

    [​IMG]
     
    KıRMıZı bunu beğendi.
  2. Sentinus
    No Mood

    Sentinus Tengri Biz Menen!.. Özel üye

    Katılım:
    11 Mart 2014
    Mesajlar:
    2.536
    Beğenileri:
    3.784
    Ödül Puanları:
    8.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    İstanbul
    Sirius yıldızından Zend Avesta’da da söz edilir. Birçok kutsal metinde sözü edilen tek yıldız olan Sirius, yeryüzündeki birçok uygarlık için de en kutsal yıldız olmuştur.[10] Sirius, Zend Avesta’da yağmur tanrısı Tishtrya’nın yıldızı olarak düşünülmüştür.[6] Tishtrya, yağmurların yağdırılması ve suların ülkeler arasında bölüştürülmesi ile ilgili bir yazatadır.[24]

    Harran Sabiileri Ay tanrısı Sin’e, aya, güneşe ve yıldızlara taparlardı. Hepsinin ortak yıldızları da Şira, yani, "Şirayı Yemani" (Sirius, Süreyya, Pleiades) ile "Şirayı Gumeyşa" (Procyon) takımyıldızlarıdır.[25]

    Sirius, Araplarının şans ve uğur kaynağı sayıp bahtlarını kendisine bağlı gördükleri yıldızdır.[26]

    Eski Mısır’da Sirius’un hareketlerine göre tarım faaliyetlerinin düzenlendiğini hatırladığımızda Arapların, Sirius takımyıldızını kutsal saymaları boşuna değildir. Araplar, Sirius’un yağmurları yağdıran, bereketi veren yıldız olduğuna inanırlardı. Araplar, Sirius’a “En Necm” de derlerdi. Bu nedenle kişi adlarında “Abd-Necm” (Necm’in kulu), kölesi, “Abd-at-Süreyya” (Süreyya’nın kölesi) şeklinde tanrı adı olarak kullanırlardı. Kurân-ı Kerîm’de Necm Suresi 49. ayeti: “O, Şira yıldızının Rabb’idir.” derken, Şira en parlak yıldızı "Şirayı Yemani" (Süreyya, Sirius) ve en parlak yıldızı "Şirayı Şami" olan "Küçük Köpek" takımyıldızından oluşan iki takımyıldızın adı olması yüzünden iki takımyıldızın da Allah’ın yıldızları olduğunu söyler.[25]

    Arapların Şira’yı "Gumeyşa" (Sulu Gözlü Şira) adıyla andıkları “iki” yıldız’dan oluşan bu takımyıldız ile “10 yıldızlık” Büyük Köpek takımyıldızını hesapladığımızda her ikisinin yıldız sayıları “12″ ye ulaşır. Bu da bize bütün dinlerde ve mitolojilerdeki “12″ sayısının sırrını verir. Ayrıca “Hilal-Yıldız” sembolü de muhtemelen bu takımyıldızını temsil etmektedir. Büyük köpek takımyıldızındaki on yıldızın da “1 güneş 1 ay” şeklinde “çift” dizilişli olmaları, “Hilal- yıldız” kavramının kaynağıdır.[25] Bu yıldıza, "Merzemü’l-Cevaza", "El-Kelb’ul-Ekber", "el-Kelb’ul-Cebbar", "Şi’ru’l-Ebur" gibi isimler de verilmiştir.[27]

    Himyer Arapları’nın Yahudiliği kabul etmeden önce güneşe taptıkları Kurân-ı Kerîm’in Belkıs ve kavmiyle ilgili atfından anlaşılmaktadır. Güney Arapları’nın ayrıca Ay’a taptıkları ve onu temsîlen bir put edindikleri, Benî Uzre’den bir kabilenin "Şems" adlı bir putunun bulunduğu ve Abdüşems adının Araplar’da yaygın olduğu, çevredeki kültürlerden etkilenen Kuzey Arapları’nın da yıldızları ilâh kabul ettikleri, Lahm ile Cüzâm’ın Müşteri (Jüpiter), Kays Aylân’ın Şi’râ (Sirius), Temîm’in Deberân (Eldeberân), Tay kabilesinin bazı boylarının Süreyyâ ve Esed’in Utârid (Merkür) yıldızına taptığı bilinmektedir.[28] Lahm, Himyer ve Kureyş kabileleri tarafından da şi’râ yıldızı (Sirius) takdis ediliyordu.[29]

    Sirius (Arapça adıyla Şi’ra), Kuran’da adı geçen bir yıldız olup, kendisinden Necm (Arapça’daki anlamı yıldızdır) suresinde söz edilir.İlginç bir rastlantı, söz konusu yıldızdan surenin 49’uncu ayetinde söz edilmesi ve aynı surenin 9’uncu ayetinde iki yıldızın yörüngelerini ima edercesine “iki yay” ifadesinin geçmesidir. Her iki ayetin sayıları yani 49 ve 9 yan yana getirildiğinde ise söz konusu yıldızların kimi astronomlarca ileri sürülmüş dolanım süreleri olan 49,9 (yıl) sayısının oluştuğu görülmektedir. [10]

    Sirius takımyıldızı, birbirleri arasında "yay" şekli çizerler ve her 49,9 yılda birbirlerine yaklaşarak gökyüzünde sarkarlar. Bu bilimsel veri, Harward, Ottowa ve Leicester Üniversiteleri’nin astronomi bölümlerinde onaylanmıştır.[30] Sirius’tan bahseden Necm sûresi’nin 9. ayeti, bu bakımdan da çok ilginçtir:

    "Sonra yaklaştı da aşağıya iniverdi. Derken iki yay kadar veya daha yakın oluverdi."[31]

    Taberî ve Elmalılı Hamdi Yazır’a göre Necm sûresi 9’da, Sirius’a tapınmaya dayanan eski Arap inancını red mahiyetinde bu yıldızın rabbinin de Allah olduğu vurgulanmaktadır.[28][32] Araplarda Şi’râ’ya hürmet eden ve dünyada onun tesirine inananlar bulunduğu ve doğuşu esnasında gayba dair sözler söyledikleri cihetle burada özellikle Şi’râ’ya izafetle "Rabbü’ş-Şi’râ" buyurularak Şi’râ’nın Rab (terbiye eden) değil merbûb (terbiye edilen) olduğu gösterilmiştir. Böylece onların inançları reddedilmiş ve kendilerine, "Şi’râ"ya değil, "Şi’râ’nın da Rabbi olan Allah"a ibadet edilmesi gereği anlatılmıştır.[33] Mevdûdî ise bu âyeti, "Sizlerin nasibi Şi’ra yıldızına bağlı değil, onu yaratan Allah’ın elindedir." olarak tefsir etmiştir.[14]

    Üstte de belirttiğimiz gibi, Araplar arasında bu yıldıza tapanlar vardı. Ayrıca kimileri de onu önemli olayların habercisi sayarak hareketlerini gözlüyorlardı. Seyyid Kutub’a göre kayan yıldıza yemin ederek söze başlayan, yüceler alemine dönük yolculuktan söz eden, bunların yanı sıra tek Allah inancını zihinlere yerleştirmeyi, asılsız ve tutarsız putperestlik inancını reddetmeyi amaç edinen bu surede yüce Allah’ın"Şi’râ" yıldızının da Rabb’i olduğunun vurgulanması son derece anlamlıdır.[34]

    Eski Türk kavimlerine göre, bu yıldız tanrının ışıklı ülkeleri olan gök ile yeryüzünü birleştiren kutsal bir kapıydı. Bu yıldız, ruhlar âlemiyle ölümlülerin yaşadığı maddi âlemin sınırıydı. Bir başka deyişle, Tanrı’yla insanı ayıran bir çizgiydi. Tanrı, insanlara bu kapıdan iyilikler gönderirdi. Şamanlar uçarak bu kapıdan Tanrı ile iletişime geçerler bu yıldıza ulaşıp yukarısına çıkamazlardı. Tanrı, Şamanlara bu kapı vasıtasıyla bir elçisini gönderir, Şamanların isteklerini bu elçi vasıtasıyla dinlerdi.[6]

    Eski Türklerde Şamanların Samanyolu’nu uçarak geçtikten sonra Tanrı’ya giden yolun kutsal kapısı sayılan Sirius Yıldızı’na ulaştırdıklarına inanılırdı. Bazı Türk topluluklarında Samanyolu’na "kuş yolu" denmesi, bu inancın bir uzantısı olarak görülebilir.[35]

    Türklerin yaradılış efsanelerinde gökten mavi ışık huzmesi içinde inen "Gök"(mavi) kurt sembolü yaygındır. Orta Asya’da Göktürklerin Türeyiş efsanelerine göre tüm ailesi yok edilen bir çocuk (ki sembolik anlamda bu güneş sistemidir), dişi bir kurdun ("köpek yıldızı"nın) yol göstermesiyle kurtulur. Kurt, çocuğu emzirir ve çocukla evlenir. Gök Tanrı, dünyaya kurt biçiminde iner. Ezoterik öğretilere göre de dünya planetinin oluşması aslında Sirius (köpek yıldızı) ile güneş sisteminin evlenmesinin sonucudur. Mavi ışıklı kurdun, soyu yok olmuş bir çocukla evlenmesi benzerliği oldukça enteresandır.[6]

    Bu yıldızın rengi hakkında da farklı görüşler vardır. Kırmızı, turuncu renklere anılmasına rağmen 1. yüzyılda yaşayan şair Manilius ve 4. yüzyılda yaşayan Avienus, bu yıldızı "deniz mavisi" olarak ifade ederler. Sirius’un Japon dilinceki adı, "mavi yıldız"dır.[6]

    Kuzey Amerika kızılderili kabilelerinde Sirius ya köpek ya da kurtla ilişkilendirilir. Meksika’daki Seri’ler ve Sonoran Çölü’ndeki Tohono O’odham yerlileri Sirius’u “dağın koyunlarını takip eden köpek” olarak belirtiler, Karaayak dilinde ise bu yıldıza “köpek-yüz” denir. Cherokee (kabile) kızılderilileri Sirius’u Antares yıldızıyla eşleştirir ve her ikisini “ruhların yolu”nun sonunun bekçisi olan köpek yıldız olarak kabul ederler.[10]

    Tapınakçılar (İlluminati) gizli örgütü içinde “Shemsu Hor” (Horus’un gözüne tapan kült/grup) diye bilinen bir grup vardı. Shemsu Hor, aslında Mısır’da bulunan eski bir İbrani kültünün adıydı. Bu kültün inancına göre, “Sirius’lular”, İbranileri yaratmış ve eski Mısır kültürünü geliştirmişlerdi.[17]

    Mason localarında Sirius, "Parlayan Yıldız" olarak bilinir. Masonik sembollerde Sirius’a verilen aşırı önem hemen göze çarpmaktadır. Masonik yazar William Hutchinson, Sirius hakkında dikkate değer ilk ve en yüksek nesne tanımını kullanır.[36]

    Masonlar, tarikatlarının ve medeniyetin kökenleri hakkında çok ilginç bir hikaye anlatırlar. Onların inancına göre, Sümerlilere kadar uzanan mitolojik bir geçmişte, dünyadaki medeniyet, Sirius yıldız sisteminden gelen ilahi ziyaretçilerin balığa benzediği belirtilerek “Oannes” diye adlandırılır.[17]

    1995’de Fransa’da günümüz UFOloji dinlerine mensup 15 kişi intihar etti. İntihar yöntemleri ise benzin veya propanla kendilerini havaya uçurmaktı. Böylece Sirius’taki sonsuz hayata başlayacaklarına inanıyorlardı.[21]

    Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde "Yüce Kaynak" isimli tarikatın 39 üyesi topluca intihar etti. Rancho Santa Fe kentinde, bir milyon dolarlık malikânede bulunan cesetlerin hepsinde siyah pantolon ve koyu renk tenis ayakkabıları bulunuyordu. Vücutlarının üst tarafında başlarını da örten piramit biçiminde mor renkli kefene benzer bir örtü vardı. Kolları açık, sırt üstü yatıyorlardı. Tarikatın üyeleri, başka bir gezegenden geldiklerine ve dünyaya melek olarak gönderildiklerine inanıyorlardı.[12]

    Başka bir trajiktik olay ise, Luc Jouret tarafından kurulan “Solar’s Temple/Güneş Tapınağı” tarikatının gerçekleştirdiği toplu intihardır. Sirius yıldızında yeniden dünyaya geleceğine inanan tarikatın 53 mensubu, 1994 Kasım’ında İsviçre’nin ve Kanada’nın değişik yerlerinde aynı anda intihar ettiler. Güneş Tapınağı tarikatına bağlı 16 kişi 1995 Kasım’ında Fransa’da; 5 kişi de 1997 Mart’ında Kanada’da kendilerini yakarak intihar ettiler.[37]

    Bugün Şanlıurfa il merkezinin yaklaşık olarak 15 km. kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarında yer alan ve dünyanın bilinen en eski kült yapılar topluluğu olan [38] Göbeklitepe ile ilgili önemli bir iddia, bu antik yapıların Büyük Köpek Takım Yıldızı’nın en parlak yıldızı olan Sirius’a tapınmak üzere inşa edildiğidir.[39]

    Günümüzde, bir çok inanç taciri (Örneğin Bilgi Kitabı’nın yazarı Vedia Bülent Çorak gibi), Sirius’u çarpık inancını pazarlama vesilesi etmekte ve her fırsatta bu yıldızdan söz etmektedirler. Yapısını oluşturan mânâ terkibinin yeryüzündeki insanların değer yargıları açısından önem taşıması, Sirius’u zaman içinde insanların zihninde diğer yıldızlardan daha değerli kılmıştır. Bu bilgi, kuşaktan kuşağa geçtiği için, tarihin her döneminde popüler bir yıldız olmuştur. Bu değer verme konusunda öylesine ileri gitmişler ki sonunda Sirius yıldızından bir şeyler bekleme veya ümit etme gibi bir duruma girmişler, hattâ bu kadarla yetinmeyip Allah’ı bırakıp Sirius’a tapmaya başlamışlardır. Ya da bugünkü gibi kurtarıcı olarak Sirius’taki Tanrı(!)yı veya Tanrılar(!)ı bekler olmuşlar.

    Ne yazık ki bu gibi tapınmaların ve beklentilerin tümü, galaksi içindeki veya Güneş sistemi içindeki "cin" dediğimiz negatif ruhâni varlıkların telkini ile oluşmuş ilhamlar ve inanışlardır. Gerçekle alakası yoktur. Sirius’u da Allah yaratmıştır, Sirius’un rabbi de Allah’tır. Kur’ân-ı Kerîm’de de Sirius’tan söz edilmesi de insanların güçlü pozitif etkileriyle bilinen bu yıldıza tapmasına engel olmak içindir.

    Cinler de Sirius’un yaydığı titreşimlerin zenginlik, ün, ölümsüzlük, bolluk, bereket, şans ve iyi talih olduğunu ve dünya üzerinde etkili bir burçta yerleşmiş olduğunu çok iyi bilmektedir. Bu bilgiyi insanların manevi duygularını sömürmek amaçlı kullanıp, birtakım saf insanları kendilerine esir etmektedirler. Örneğin, "Kurtarıcı Tanrı(!)nız Sirius’ta yaşıyor, çünkü O kutsal bir yıldızdır (Meselâ Scheat’ta yaşıyor deseler, o tanrı insanların indinde kurtarıcı ve sevimli bir tanrı olmazdı, ne zekiler!!) ve bir gün (kıyamet zamanında) sizleri kurtarmak için Dünya’ya gelecek.. Bizler de o Tanrı(!) ile sizin aranızda yüksek (ilâhi) bir kanalız, ondan (dolayısıyla Sirius’tan) haberler getiriyoruz. Biz falanca meleğiz, filanca mesajcıyız" vs. gibi... Oysa Kurân’ın tanımına göre Ahad ve Samed gibi zati sıfatların sahibi Allah’a rağmen bu gibi tanrılar olamaz.[13]
     

Sayfayı Paylaş