1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dipsiz Bir Kuyu Yalnızlığı Yaşadığım..

Konusu 'Şiir' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 24 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL





    bu üstüme kilitlenen duvarlar Yusuf’unkine benzemiyor.
    yırtılan gömleğim değil sırtımdan, ümitlerim…
    bu kızıl karanlık, duvarlardan düşemez!
    kırılan düşlerimin gölgesi mi düşüyor içime ne?
    Cam kesiği ayazlardayım
    Üşüyorum…
    Bir çığlık yükseliyor sesimden sessizliğime
    “Bu cehennem ayazında titreyen sen misin?
    Bu kara, yazgımın karanlığımı, söyle!…”
    Komaya giriyor alfabemin harfleri,
    Lügatim yitik…
    Susuyorum…
    kırılan umutlarıma çarpıp geri dönüyor suskunluğum
    yarınsızlığımın kuytularında yankılanıyor sessizliğim…
    işkence odalarında sorguluyorum beni:
    “neydi sesinde sus’a terk ettiğin?”
    sıkıyor dişlerini, kan sızıyor kıvrımlarından
    can veriyor, sen vermiyor benliğim,
    bilemiyorum…
    Bazen gözü yaşlı bir kız çocuğu uzatıyor başını içimden
    Özünden taşanlarla yıkıyor yüzümü
    O bile yetmiyor kirletilen yanlarını temizlemeye dünyamın
    Issızlıklarımın kargaşasında yitiriyorum yaşlarını
    Silemiyorum…
    Dört duvar değil mahpusluğuma sebep…
    Ciğerimden iki parça boynumu giyotine razı, yüreğimi esrik eden
    Esarete diz çöktüren…
    Kan değil içerimden sökülen
    Ömrüm bu parça parça tutsaklığa kustuğum
    Düşüyor ellerimden
    tutamıyorum…
    Lal oldum desem anlatılmazlığıma,
    “Lal”lerin bile bir lisanı var…
    hangi alfabe ödünç verir harflerini acıma?
    Ki hangi lisana döksem anlaşılır ki feryadım?
    İsyanı kansız bastırılıyor çığlıklarımın
    Bu çığırtkan avazelik bana göre değil, biliyorum
    Usturaya vuruluyor sesim ,susturuluyorum
    Usanmışlıklarım usandı usluluğumdan,
    Haykıramıyorum…
    bir dibi vardı Yusufi kuyuların
    ve köle pazarlarına uzanan bir ipi…
    zindan karanlıklarında Züleyha’ları çıldırtacak bir nuru-mahi…
    bir kuyudan Mısır’a yol giderdi bazen,
    esaretten hükümdarlığa ve yasaklardan meşru sevdalara…
    ve Yusuf’tan Züleyha’ya…
    benimse; kuyularım dipsiz,
    tutsaklığım ipsiz ve ömrüm çaresiz…
    yenilgiye yeniliyor sol yanım, yarınım
    ciğerime parelenen iki çift göz gözümde el pençe divan…
    kıramayacağım kilit yokken, duvar şimdi kapılarım
    çıkmaz sokaklara çıkıyor tüm yollarım…
    zaman depar atıyor ömrüme
    prangalanıyorum…
    bileğimden sızanlar değil, canımı acıtan acım
    ölümü özleten zamansız sancılarım…
    Yusuf’u dilenmek için açıyorum ellerimi,
    Ellerim kor ayaz
    ömrüm yanıyor avuçlarımda…
    sevdamı azık edip, Yar düşüyor dönülmez yollara
    dizlerinin üstüne çöküyor yarınlarım
    ardına düşemiyorum…



    CeMRe
    ALINTI..
     

Sayfayı Paylaş