1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Divan Edebiyatı Nedir?

Konusu 'CerezSÖZLÜK' forumundadır ve Beyfendi tarafından 19 Aralık 2013 başlatılmıştır.

  1. Beyfendi
    Düşünceli

    Beyfendi Kaf Kef Özel üye

    Katılım:
    12 Aralık 2013
    Mesajlar:
    511
    Beğenileri:
    387
    Ödül Puanları:
    1.830
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Öğrenci + kamu personeli
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    980 ÇTL
    Türklerin islamiyeti kabul etmeleriyle birlikte, edebiyatımızda ciddi değişiklikler olmuştur. Halk edebiyatı, yerini saray edebiyatı da denilen divan edebiyatına bırakmıştır. Kullanılan söz varlığı, vezin, söz sanatları ve konular açısından Türk şiirinin yabancılaştığı bir dönemi örnekleyen divan edebiyatı hakkında aşağıdaki notlardan içeriğe ulaşabilirsiniz:

    Divan Edebiyatı nedir ;

    Divan edebiyatı, Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra meydana gelen yazılı edebiyattır.
    Arap ve Fars edebiyatı etkisi altında gelişmiştir. Bu etki, Arapca ve Farsça sözcüklerin Türkçeye girmesinin yanı sıra, bu dillerin anlatım biçimlerinin benimsenmesiyle de kendini gösterir. Bu edebiyata Divan edebiyatı denmesinin sebebi, şairlerin şiirlerini divan denen el yazması kitaplarda toplamış olmalarıdır.

    Divan edebiyatının ilk örnekleri 13. yüzyılda verilmiştir. Bu edebiyatın ilk ürünlerini veren Mevlana Celaleddini Rumi bütün yapıtlarını Farsça yazdı. Aynı yüzyılın bir başka büyük şairi Hoca Dehhani’ydi. Horasan’dan gelip Konya’ya yerleşen Dehhani, özellikle İranlı şair Firdevsi’nin etkisinde şiirler kaleme aldı. 14. yüzyılda Konya, Niğde, Kastamonu, Sinop, Sivas, Kırşehir, İznik, Bursa gibi kültür merkezlerinde şairler ve yazarlar Divan edebiyatının yeni örneklerini verdiler. Bunların çoğu kahramanlık hikâyeleri, öğretici, eğitici ve dinsel yapıtlardı


    Bu arada İran edebiyatının konuları da Türk edebiyatına girmeye başladı. Mesud bin Ahmed ile yeğeni İzzeddin’in 1350′de yazdıkları Süheyl ü Nevbahar, Şeyhoğlu Mustafa’nın 1387′de yazdığı Hurşidname, Süleyman Çelebi’nin (1351–1422) Vesiletü’n-Necât başlığını taşımakla birlikte Mevlid adıyla bilinen ünlü yapıtı, İran edebiyatının etkisiyle yazılmıştır. Divan edebiyatı, özellikle şiir alanında en parlak dönemini 16. yüzyılda yaşadı. Bâkî ve Fuzuli Divan şiirinin en iyi örneklerini verdiler. 17. yüzyıla girildiğinde Divan edebiyatının ulaştığı düzey, İran edebiyatınınkinden geri değildi. Şairler, şiirlerinde “fahriye” denen ve kendilerini övdükleri bölümlerde şiir ustalığının doruğuna çıkmışlardı.

    Öğretici şiirleriyle tanınan Nabi ve bir yergi ustası olan Nef’i bu yüzyılın ünlü şairleriydi. Divan edebiyatı, en özgün şairlerinden olan Nedim’in ve Şeyh Galib’in ardından, 18. yüzyılda bir duraklama dönemine girdi. Daha sonraki şairler özellikle bu iki şairi taklit ettiler ve özgün yapıtlar ortaya koyamadılar. 19. yüzyılda Divan edebiyatı artık gözden düşmüş ve eleştiri konusu olmuştu. İlk eleştiriyi getiren Namık Kemal’di. Tanzimat’la birlikte Türk edebiyatında Batı etkisinde yeni biçimler, konular denenmeye başlandı.

    Divan edebiyatı böylece önemini yitirmekle birilikte, Tevfik Fikret, Mehmet Âkif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı, Türk edebiyatının aruz ölçüsüyle son şiirlerini yazdılar.
     
    katip bunu beğendi.
  2. aslann
    Ruhhastasi

    aslann Ülken İçin Yaşa Aşkın İçin Öl!

    Katılım:
    25 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    6.970
    Beğenileri:
    499
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    MAVİ
    Banka:
    135 ÇTL
    Oldukça ağır ve süslü bir dili olan toplumsal konulardan ziyade bireysel konuların işlendiği saray edebiyatı olarak da anılan edebiyat dönemi.
     
    Beyfendi bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş