1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Divan Edebiyatından Güzel Beyitler...

Konusu 'Edebiyat / Kitap' forumundadır ve Suskun tarafından 20 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    MESNEVÎ'NİN İLK 18 BEYTİ



    بشنو اين نى چون حكايت مى‏كند

    از جدايى‏ها شكايت مى‏كند



    Bişnev in ney çün hikâyet mîküned

    Ez cüdâyîhâ şikâyet mîküned



    Dinle, bu ney neler hikâyet eder,

    ayrılıklardan nasıl şikâyet eder.

    كز نيستان تا مرا ببريده‏اند

    در نفيرم مرد و زن ناليده‏اند

    Kez neyistân tâ merâ bübrîdeend

    Ez nefîrem merd ü zen nâlîdeend



    Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryâdımdan

    erkek ve kadın müteessir olmakta ve inlemektedir.

    سينه خواهم شرحه شرحه از فراق

    تا بگويم شرح درد اشتياق

    Sîne hâhem şerha şerha ez firâk

    Tâ bigûyem şerh-i derd-i iştiyâk



    İştiyâk derdini şerhedebilmem için,

    ayrılık acılarıyle şerha şerhâ olmuş bir kalb isterim.



    هر كسى كاو دور ماند از اصل خويش

    باز جويد روزگار وصل خويش



    Herkesî kû dûr mand ez asl-ı hiş

    Bâz cûyed rûzgâr-ı vasl-ı hîş



    Aslından vatanından uzaklaşmış olan kimse,

    orada geçirmiş olduğu zamanı tekrar arar.



    من به هر جمعيتى نالان شدم

    جفت بد حالان و خوش حالان شدم



    Men beher cem’iyyetî nâlân şüdem

    Cüft-i bedhâlân ü hoşhâlân şüdem



    Ben her cemiyette, her mecliste inledim durdum. Bedhâl (kötü huylu)

    olanlarla da, hoşhâl (iyi huylu) olanlarla da düşüp kalktım.



    هر كسى از ظن خود شد يار من

    از درون من نجست اسرار من



    Herkesî ez zann-i hod şüd yâr-i men

    Vez derûn-i men necüst esrâr-i men



    Herkes kendi anlayışına göre benim yârim oldu.

    İçimdeki esrârı araştırmadı.



    سر من از ناله‏ى من دور نيست

    ليك چشم و گوش را آن نور نيست



    Sırr-ı men ez nâle-i men dûr nist

    Lîk çeşm-i gûşrâ an nûr nîst



    Benim sırrım feryâdımdan uzak değildir. Lâkin her gözde onu

    görecek nûr, her kulakda onu işitecek kudret yoktur.



    تن ز جان و جان ز تن مستور نيست

    ليك كس را ديد جان دستور نيست



    Ten zi cân ü cân zi ten mestûr nîst

    Lîk kes râ dîd-i cân destûr nîst



    Beden ruhdan, ruh bedenden gizli değildir.

    Lâkin herkesin rûhu görmesine ruhsat yoktur.



    آتش است اين بانگ ناى و نيست باد

    هر كه اين آتش ندارد نيست باد



    Âteşest în bang-i nây ü nîst bâd

    Her ki în âteş nedâred nîst bâd



    Şu neyin sesi âteşdir; havâ değildir.

    Her kimde bu âteş yoksa, o kimse yok olsun.



    آتش عشق است كاندر نى فتاد

    جوشش عشق است كاندر مى‏فتاد



    Âteş-i ıskest ke’nder ney fütâd

    Cûşiş-i ışkest ke’nder mey fütâd



    Neydeki âteş ile meydeki kabarış,

    hep aşk eseridir.



    نى حريف هر كه از يارى بريد

    پرده‏هايش پرده‏هاى ما دريد



    Ney harîf-i herki ez yârî bürîd

    Perdehâyeş perdehây-i mâ dirîd



    Ney, yârinden ayrılmış olanın arkadaşıdır. Onun makam perdeleri,

    bizim nûrânî ve zulmânî perdelerimizi -yânî, vuslata mânî olan perdelerimizi- yırtmıştır.



    همچو نى زهرى و ترياقى كه ديد

    همچو نى دمساز و مشتاقى كه ديد



    Hem çü ney zehrî vü tiryâkî ki dîd

    Hem çü ney dem sâz ü müştâkî ki dîd



    Ney gibi hem zehir, hem panzehir;

    hem demsâz, hem müştâk bir şeyi kim görmüştür



    نى حديث راه پر خون مى‏كند

    قصه‏هاى عشق مجنون مى‏كند



    Ney hadîs-i râh-i pür mîküned

    Kıssahây-i ışk-ı mecnûn mîküned



    Ney, kanlı bir yoldan bahseder,

    Mecnûnâne aşkları hikâye eder.

    محرم اين هوش جز بى‏هوش نيست

    مر زبان را مشترى جز گوش نيست

    Mahrem-î în hûş cüz bîhûş nist

    Mer zebânrâ müşterî cüz gûş nîst



    Dile kulakdan başka müşteri olmadığı gibi, mâneviyâtı idrâk

    etmeye de bîhûş olandan başka mahrem yoktur



    در غم ما روزها بى‏گاه شد

    روزها با سوزها همراه شد



    Der gam-î mâ rûzhâ bîgâh şüd

    Rûzhâ bâ sûzhâ hemrâh şüd



    Gamlı geçen günlerimiz uzadı ve sona ermesi gecikti. O günler, mahrûmiyyetten ve

    ayrılıktan hâssıl olan ateşlerle arkadaş oldu –yânî, ateşlerle, yanmalarla geçti - .



    روزها گر رفت گو رو باك نيست

    تو بمان اى آن كه چون تو پاك نيست

    Rûzhâ ger reft gû rev bâk nîst

    Tû bimân ey ânki çün tû pâk nist



    Günler geçip gittiyse varsın geçsin.

    Ey pâk ve mübârek olan insân-ı kâmil; hemen sen vâr ol!..



    هر كه جز ماهى ز آبش سير شد

    هر كه بى‏روزى است روزش دير شد



    Herki cüz mâhî zi âbeş sîr şüd

    Herki bîrûzîst rûzeş dîr şüd



    Balıktan başkası onun suyuna kandı.

    Nasibsiz olanın da rızkı gecikti.



    درنيابد حال پخته هيچ خام

    پس سخن كوتاه بايد و السلام



    Der neyâbed hâl-i puhte hîç hâm

    Pes sühan kûtâh bâyed vesselâm



    Ham ervâh olanlar, pişkin ve yetişkin zevâtın hâlinden anlamazlar.

    O halde sözü kısa kesmek gerektir vesselâm.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Ab gündür günbedi devvar rengi bilmezem
    Ya muhit olmuş gözümden günbedi devvare su...

    Zevk-i tiğindan aceb yoh olsa gönlüm çak çak
    Kim mürür ilen bırakur rahneler divare su...
    (fuzuli.)
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    KASÎDE DER NA'T-I HAZRET-İ NEBEVÎ (Su Kasidesi)
    Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su

    Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

    (Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere göz yaşımdan su saçma ki, bu kadar (çok) tutuşan ateşlere su fayda vermez.)

    Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem

    Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su

    (şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök kubbeyi
    kaplamıştır, bilemem..)

    Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk

    Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su

    (Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden benim gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Nitekim akarsu da
    zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana getirir.)

    Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin

    ıhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su

    (Yarası olanın suyu ihtiyatla içmesi gibi, benim yaralı gönlüm de senin ok temrenine, ok ucuna benzeyen kirpiklerinin
    sözünü korka korka söyler.)

    Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün

    Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su

    (Bahçıvan gül bahçesini sele versin (su ile mahvetsin), boşuna yorulmasın; çünkü bin gül bahçesine su verse de senin
    yüzün gibi bir gül açılmaz.)

    Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna

    Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su

    (Hattatın beyaz kâğıda bakmaktan, kalem gibi, gözlerine kara su inse (kör olsa, kör oluncaya kadar uğraşsa yine de)
    gubârî (yazı)sını, senin yüzündeki tüylere benzetemez. )

    Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n’ola

    Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su

    (Senin yanağının anılması sebebiyle kirpiklerim ıslansa ne olur, buna şaşılır mı? Zira gül elde etmek dileği ile dikene
    verilen su boşa gitmez.)

    Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ

    Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su

    (Gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin olan bakışını esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı
    bir iştir.)

    ıste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it

    Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su

    (Gönül! Onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste ve onun ayrılığında duyduğum hararetimi yatıştır, söndür. Susuzum
    bu defa da benim için su ara.)

    Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi

    Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su

    (Nasıl sarhoşa şarap içmek, aklı başında olana da su içmek hoş geliyorsa, ben senin dudağını özlüyorum, sofular da
    kevser istiyorlar.)

    Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr

    Âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su

    (Su, her zaman senin Cennet misâli mahallenin bahçesine doğru akar. Galiba o hoş yürüyüşlü, hoş salınışlı; serviyi
    andıran sevgiliye aşık olmuş.)

    Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek

    Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su

    (Topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden kesmeliyim, çünkü su benim rakibimdir, onu o yere bırakamam.)

    Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar

    Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su

    (Dostlarım! şayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem, öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla sevgiliye su
    sunun.)

    Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger

    Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su

    (Servi kumrunun yalvarmasından dolayı dikbaşlılık ediyor. Onu ancak suyun eteğini tutup ayağına düşmesi (yalvarıp aracı
    olması bu dikbaşlılığından) kurtarabilir.)

    ıçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile

    Gül budağınun mizâcına gire kurtara su

    (Gül fidanı bir hile ile (meşhur gül ve bülbül efsanesindeki gibi yine) bülbülün kanını içmek istiyor; bunu
    engelleyebilmek için suyun gül dallarının damarlarına girerek gül ağacının mizacını değiştirmesi gerekir.)

    Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme

    ıktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr’a su

    (Su Hz. Muhammed’in (s.a.v) yoluna uymuş (ve bu hâli ile) dünya halkına temiz yaratılışını açıkça göstermiştir.)

    Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ

    Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su

    (ınsanların efendisi, seçme inci denizi (olan Hz. Muhammed’in s.a.v) mucizeleri kötülerin ateşine su serpmiştir.)

    Kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın

    Mu’cizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su

    (Katı taş, Peygamberlik gül bahçesinin parlaklığını tazelemek için (ve onun) mucizesinden dolayı su meydana
    çıkarmıştır.)

    Mu’cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim

    Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su

    (Hz. Peygamberimiz’in mûcizeleri dünyada uçsuz bucaksız bir deniz gibi imiş ki, ondan (o mucizelerden), ateşe tapan
    kâfirlerin binlerce mâbedine su ulaşmış ve onları söndürmüştür.)

    Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ

    Barmağından virdügin şiddet günü Ensâr’a su

    (Mihnet günü Ensâr’a parmağından su verdiğini (bir mucize olarak parmağından su akıttığını) kim işitse hayret ile (şaşa
    kalarak) parmağını ısırır.)

    Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât

    Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su

    (Dostu yılan zehri içse (bu zehir onun dostu için) âb-ı hayat olur. Aksine düşmanı da su içse (o su, düşmanına) elbette
    yılan zehrine döner.)

    Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz

    El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su

    (Abdest (almak) için el uzatıp gül (gibi olan) yanaklarına su vurunca (sıçrayan) her bir su damlasından binlerce rahmet
    denizi dalgalanmıştır.)

    Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl

    Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su

    (Su ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan taşa vurarak ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer.)

    Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr

    Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su

    (Su, onun eşiğinin toprağına zerrecikler halinde ışık salmak (orayı aydınlatmak) ister. Eğer parça parça da olsa o
    eşikten dönmez.)

    Zikr-i na’tün virdini dermân bilür ehl-i hatâ

    Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su

    (Sarhoşlar içkiden sonra gelen bat adrysını gidermek için nasıl su içerlerse, günahkârlar da senin na’tının zikrini
    dillerinde tekrarlamayı (dertlerine) derman bilirler.)

    Yâ Habîballah yâ Hayre’l beşer müştakunam

    Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su

    (Ey Allah'ın sevgilisi! Ey insanların en hayırlısı! Susamışların (susuzluktan dudağı kurumuşların) yanıp dâimâ su
    diledikleri gibi (ben de) seni özlüyorum.)

    Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi'râc’da

    şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su

    (Sen o kerâmet denizisin ki mi'râc gecesinde feyzinin çiyleri sabit yıldızlara ve gezegenlere su ulaştırmış.)

    Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner

    Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su

    (Kabrini yenileyen (tamir eden) mimara su lazım olsa, güneş çeşmesinden her an bol bol saf, tatlı ve güzel su iner.)

    Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma

    Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su

    (Cehennem korkusu, yanık gönlüme gam ateşi salmış, (ama) o ateşe, senin ihsan bulutunun su serpeceğinden ümitliyim.)

    Yümn-i na’tünden güher olmış Fuzûlî sözleri

    Ebr-i nîsândan dönen tek lü’lü şeh-vâra su

    (Seni övmenin bereketinden dolayı Fuzûlî’nin (alelâde) sözleri, nisan bulutundan düşüp iri inciye dönen su (damlası)
    gibi birer inci olmuştur.)

    Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-ı haşr

    Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su

    (Kıyamet günü olduğu zaman, gaflet uykusundan uyanan düşkün (yahut aşık) göz, (sana duyduğu) hasretten su (gözyaşı)
    döktüğü zaman,)

    Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam

    Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su

    (O mahşer günü, güzel yüzüne susamış olan bana vuslat çeşmenin su vereceğini, beni mahrum bırakmayacağını ummaktayım.)
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    *Canıma bir merhaba sundu ezelden çeşm-i yâr

    Öyle mest oldum ki gayrin merhabasını bilmedim (Ahmet Paşa)

    *Hani ol gül gülerek geldiği demler şimdi

    Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz(Mahir)


    *Dene altunu mihenk taşında

    Dahi insanı bir iş başında

    *Bir gül dedi bülbül güle, Gül gülmedi gitti

    Gül bülbüle, bülbül güle, Yar olmadı gitti

    *Bakmamıştır, dönüp hayatıma

    Ağlayanlar, bugün, vefatıma (A.Nihat Asya)


    *Kimsesiz kimse yok, herkesin var bir kimsesi

    Kimsesiz kaldım yetiş, kimsesizler kimsesi(Ruşeni)



    *Canı canan dilemiş vermemek olmaz ey dîl

    Ne nîza eyleyelim ol ne senindir ne benim (Fuzuli)


    *Düşenin dostu olmaz demişler düşte görürsün,

    Sen o zaman dostları, düşte görürsün

    *Varlığından şu güzel ülkeyi kurtarsak da

    Adımından kalan izler, lekedir toprakta. (A.Nihat Asya)




    *Nerde gölgen, Ey Osman'ın o büyük

    Çınarından kalan zavallı kütük. (A.Nihat Asya)

    *"Suyu yokmuş... bu haliyle ay toprağı neye yarar?"

    Diyenlere cevap: "Teyemmüm etmeye yarar" (A.Nihat Asya)



    *Gün olur... bin giden, on erle döner

    Fakat zaferle döner! (A.Nihat Asya)

    *Millet, vatan ve din ona-ömrünce- verdi güç

    Ay gökyüzünde birdi, Onun bayrağında üç.(A.Nihat Asya)




    *Padişahı âlem olmak bir kuru kavga imiş

    Bir veliye bende olmak cümleden âlâ imiş. (Yavuz Sultan Selim)




    *Yazı yazmak istersen, al eline kalemi durma yaz

    Yazı yazmak istemezsen, al eline kazmayı durma kaz.



    *Yazı yazan hem güldür hem çiçek

    Yazı yazmayan hem öküzdür hem eşek


    *Kelamın fizza ise sükut eyle olsun zeheb

    Kemal ehli kemâlâtı böyle buldu hep.




    *Gökten nazire indi sihamı kazasına

    Nef'î diliyle uğradı Hakkın belasına


    *Tok olan cümle âlemi tok sanır

    Aç olan âlemde ekmek yok sanır.



    *Çağrıldığın yere erinme

    Çağrılmadığın yerde görünme


    *Kendi kendine ettiğin âdem

    Bir yere gelse idemez âlem.(Adlî)



    *Adam, adamdır eğer olmaz ise bir pulu

    Eşek yine eşektir, atlastan olsa çulu.(La edri)


    *Yine ben bir öğüt aldım pirimden

    İyilik ettiğinde sakın kendini.(Köroğlu)


    *Beklemek güzel şey, gelecekse beklenen

    Özlemek güzel şey, özlüyorsa özlenen.

    *Al kaşağıyı gir ahıra

    Yarası olan at gocunsun

    *Cümleler doğrudur sen doğru isen

    Doğruluk bulunmaz sen eğri isen.(Yunus Emre)


    *Sirkati şiir edene kati zeban lazımdır

    Böyledir şer'i belagatte fetavayı sühan. (Sünbülzade Vehbi)



    *Güden çoban sürüyü döndürünce ters yöne

    Geçmez mi sürüdeki topal koyun en öne.(La edri)


    *Allah'a sığın şahsi halîmin gazabından

    Zira yumuşak huylu atın çiftesi pek olur.(Ziya Paşa)



    *Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz,

    Şahsın görünür, rütbe-i aklı eserinde.(Ziya Paşa)


    *Milyonla çalan mesned-i izzette şerefaz

    Birkaç kuruşu mürtekibin cây'i kürektir.(Ziya Paşa)



    *Söz bilirsen söyle senden ibret alsınlar

    Söz bilmezsen sükût eyle seni insan sansınlar.


    *Muradını anlarız ol gamzenin izanımız vardır,

    Belî söz bilmeyiz ama biraz irfanımız vardır.(Nedim)



    *Gülü vermen için gülü vermem mi gerek

    Haydi gülüm gülüver de, gülü vereyim. (Havace)


    *Pek tabi olmaya gelmez terbiyesiz derler

    Pek samimi olmaya gelmez saygısız derler.(C.Şehabeddin)



    *Gafletlere, zilletlere, zulmetlere lanet

    Sen doğ bize, sen doğ bize ey fecri hakikat. (Tevfik Fikret)


    *Bir mevsimi baharına geldik ki alemin

    Bülbül hamuş, havz teki, gülistan harab.(İzzet Molla)




    *Pür ateşim açtırma benim ağzıma zinhar

    Zalim söyletme derunumda neler var.

    *Bir saçı Leyla'ya mecnun'dur deyu

    Yazmışlar defteru divane beni.(Dertli)
     
  5. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Nedim' den bir Kaside...

    Bu şehr-i Sitanbûl ki bî-misl ü behâdır

    Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır



    Bir gevher-i-yekpâre iki bahr arasında

    Hurşîd-i cihân-tâb ile tartılsa sezâdır



    Altında mı üstünde midir cennet-i a'lâ

    Elhak bu ne hâlet bu ne hoş âb u hevâdır



    İnsâf[ı] değildir anı dünyâya değişmek

    Gülzâr[ı]ların cennete teşbîh hatâdır



    İstanbul'un evsâfını mümkün mü beyân hiç

    Maksûd[ı] hemân sadr-ı kerem-kâra senâdır



    Ez-cümle Nedîmâ kulun ey Âsaf-ı devrân

    Müstağrak-ı lütf u kerem ü cûd u atâdır



    Mef'ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün
     
  6. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın
    Bir alem-i hayale dalan âb uyanmasın..
    (N.F.K. (üstadımız..)


    Saçma ey göz eşkten gönlümdeki odlare su
    Kim bu denlü dutuşan odlare kılmaz çare su
    (Fuzuli)

    Men-i candan usandırdı cefadan yâr usanmaz mı
    Felekler yandu ahumdan muradım şem-i yanmaz mı
    (Fuzuli)
     

Sayfayı Paylaş