1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Doğu Karadeniz Bölgesinde Güneş Duası Geleneği

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 1 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    Doğu Karadeniz Bölgesinde Güneş Duası

    Doğu Karadeniz Bölgesi, Türkiye’nin en fazla yağmur yağan bölgelerinden biridir. Yaz aylarında bile günlerce yağmur yağar, arkasından her tarafı sis kaplar. Yağmurlu ve sisli hava bazen haftalarca devam eder, güneş görünmez, insanları bunaltacak bir duruma getirir.
    Maçkalı Ömer Kayaoğlu’nun “Güneş Duası” ile ilgili kaleme aldığı şiiri, manzarayı iyi bir şekilde yansıtmaktadır:
    [​IMG]
    Güneş Duası
    Dumandan çiseden bıktık
    Güneş duasına çıktık
    On verenden beş istedik
    Tanrı’dan güneş istedik

    Kurutalım ilafları
    Yolu şaşır arasıra
    Git ıslat dedik yağmura
    Su isteyen tarafları

    “Artsın ekbilmesin” dedik
    “Taşsın dökülmesin” dedik

    Kazanları külekleri
    Un koyduk kuymuk taşına
    Çıktık güneş duasına
    Duman örttü dilekleri

    Güneş duası, daha önce merhum Ahmet Caferoğlu tarafından Azerbaycan’da tespit edilmiş ve Şamanizm ile ilgisi bir makale ile açıklanmıştır2. Yine adı geçen yazar ağız araştırmaları yapmak için Trabzon ve Rize’de saha araştırması yaparken yörede Güneş Duası Geleneği’ni tespit etmiş, Kuzeydoğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar adlı eserinin ön sözünde kısa bir bilgi vermiştir.
    Belirleyebildiğimiz kadarıyla konu hakkında daha sonraki yıllarda herhangi bir kapsamlı çalışma yapılmamıştır. Ahmet Caferoğlu, Trabzon ve Rize’de, birbirini tamamlayacak biçimde, bir güneş duası ve bir de pratik derlemiştir.

    Güneş Duası şimdiye kadar Rize, Trabzon ve Gümüşhane’de derlenmiştir. Diğer yörelerde olup olmadığı bilinmemektedir. Uygulama şu şekildedir: Günlerce yağmur yağar, sisli hava devam eder, güneş görünmez. 5 ile 10 yaşları arasındaki çocuklar, bir araya gelip “bir publik, bubirdak (Rize), / guskuzura (trabzon) edelim” derler.

    Bir çalı süpürgesi bulurlar. Ona kol ve bacaklar yaparlar, kırmızı renkli insan kıyafeti giydirip, başın puşi bağlanır, insana benzetmeye çalışırlar. Bir kolundan bir çocuk, bir kolundan diğer bir çocuk tutar. Arkadaşları da arkada. Her çocuk havanın açma günü için bir gün tutar. Bu dualar okunurken çocuklar, ellerindeki uzun ip bağlı torbayı, kıl torbayı ipin ucunu tutarak evin içine atarlar. Ev ev dolaşıp hep birlikte dua okurlar:

    Şimdiye kadar tespit edilen Güneş Duaları şunlardır:
    Guza guza
    Gus guzura
    Allahdan güneş isderuz
    Verenün teknesine bereket
    Mermeyenün teknesine başum gadar
    Bir kokmiş sıçan düşsün.
    Abluk kubluk ne ister?
    Yağ kabından yağ ister,
    Tuz kabından tuz ister,
    Un kabından un ister,
    Allah’tan güneş ister.
    Publig, publig ne ister?
    Allah’tan güneş ister,
    Kaşık kaşık yağ ister,
    Verene bir koç oğlan,
    Vermeyene kör topal kız ister.
    Ey yaylacı süt ana,
    Al dolaptan kaşığı,
    Git kaymağın başına,
    Git küleğin başına,
    Yağ kabından yağ ver,
    Tuz kabından tuz ver,
    Un kabından un ver
    Allah kırmızı güneş verecek,
    Yarın otlar kuruyacak.​

    Ev sahibi, Güneş Duasını okuyan çocuklara istediklerini verir. Ev sahibi istediklerini verdikten sonra arkalarından, yörede tavli olarak bilinen ucu yanan odun atar. Çocuklar bütün evleri ziyaret ettikten sonra köyün/obanın kenarına çıkarlar, odun toplayıp bir ateş yakarlar.

    Topladıkları malzemeyi bir kazana atıp yemek / çorba pişirirler ve topluca yerler. Yemek pişirirken yemeğin yağından sağa sola, havaya kaşık kaşık atarlar: “Allah’ım yarın kırmızı güneş ver.” derler. Yemek pişerken ateşin etrafında tulum/zurna ile horan veya başka bir oyun oynanır.

    Çalı süpürgesinden yaptıkları korkuluğu ise bir dere kenarına atarlar. Çocuklar havanın açacağı günü beklemek üzere akşam dağılırlar. Hangi çocuğun tuttuğu günde hava açarsa, o çocuk talihli sayılır.

    Prof. Dr. Necati DEMİR
     

Sayfayı Paylaş