1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dolmuş___Dolmuş...

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve Çirkin Kral tarafından 3 Ekim 2006 başlatılmıştır.

  1. Çirkin Kral

    Çirkin Kral Forum Tutkunu

    Katılım:
    4 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.948
    Beğenileri:
    23
    Ödül Puanları:
    1.880
    Meslek:
    Gümrükçü
    Yer:
    istanbul
    Banka:
    62 ÇTL
    Bir acelesi olduğunu, onu görür görmez anlamıştım. Sağanak hâlinde yağan yağmura aldırış bile etmiyor ve bükülmüş beline rağmen sağa sola koşuşuyordu.
    Yanına sokularak:
    — Hayrola teyzeciğim, dedim. Bir derdiniz mi var? Sıcak bir tebessümle:
    — Buraların yabancısıyım evlâdım, dedi. Hastahane tarafına gidecek bir araba arıyorum.
    — Biraz beklerseniz aynı dolmuşa binebiliriz, dedim. Oraya geldiğimizde size haber veririm.
    Teşekkür ederek yanıma yaklaştı ve küçük bir çocuk gibi şemsiyemin altına girdi. Nurlu yüzü yağmur damlacıklarıyla ıslanmış ve yanacıkları pembe pembe olmuştu.
    — Torunlarımdan biri menenjit geçirdi, diye devam etti. Ziyaret saati bitmeden dolaşmak istemiştim.
    Saatime baktıktan sonra:
    — 20 dakikanız var, dedim. Hastahane yakın ama, bu havada pek araba bulunmuyor.
    Durağa herkesten önce geldiğimiz için dolmuşa da rahatça bineceğimizi zannediyordum. Ancak araba yanaştığında, arkamızda duran 4-5 kişinin bir anda hücum ettiğini gördüm.
    içeriye doluşan ve arkadaş oldukları anlaşılan adamlara:
    — İlk önce biz gelmiştik, dedim. Sırayı bozmaya hakkınız var mı?
    Ön koltukta oturanı:
    — Hak istiyorsan Hakkâri'ye gideceksin arkadaşım, dedi. Hem oradaki haklardan K.D.V. de alınmıyormuş.
    Bu lâf üzerine attıkları kahkahalarla bindikleri araba sarsılmış ve sinirlerim allak bullak olmuştu.
    Sakinleşmeye çalışarak:
    — Ben biraz daha bekleyebilirim, dedim. Ama şu ihtiyar teyzenin hastahaneye yetişmesi gerekiyor. Bu defa şoför lâfa karışıp:
    — Teyzenin arabaya falan ihtiyacı yok be kardeşim, dedi. Okuyup üfledi mi hastahaneye uçuverir.
    Tekrar kopan kahkahalarla birlikte araba uzaklaşıp gitti. Yaşlı kadına baktım, tevekkülle susuyordu.
    5-10 dakika sonra gelen bir başka dolmuşa onunla beraber bindim ve şoföre, teyzeyi hastahanede indirmesini söyledim. Yaşlı kadın, yapacağı ziyaretten ümitsiz görünmesine rağmen şikâyet etmiyordu. Üstelik trafik de yarı yolda tıkanıp kalmıştı
    Şoför:
    — Yolun bu durumu hayra alâmet değil, dedi. Sebebini anlasam iyi olacak.
    Arabayı çalışır vaziyette bırakıp ileriye doğru yürüdü ve biraz sonra döndüğünde:
    — Kısmete bak yahu, dedi. Bizden önce kalkan dolmuşa kamyon çarpmış.
    Heyecanla:
    — Bir şey olmuş mu, diye atıldım. Yâni yaralı falan var mı?
    — Herhalde, diye cevap verdi. Dolmuşta bulunanları, teyzenin gideceği hastahaneye kaldırmışlar.
    Göz ucuyla yaşlı kadına baktım. Solgun dudaklarıyla birşeyler mırıldanıyor ve sanki onlar için dua ediyordu.
    Şoför, koltuğuna yavaşça otururken:
    — Kısmet işte, diye tekrarlayıp duruyordu. Sen kalk koca bir kamyonla çarpış. Hem de Türkiye'nin öbür ucundan gelen Hakkâri plâkalı bir kamyonla....
     

Sayfayı Paylaş