1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dünü okuyup, bugünü yaşamak için

Konusu 'Tartışma' forumundadır ve gezzgin tarafından 19 Ocak 2011 başlatılmıştır.

  1. gezzgin
    Dalgın

    gezzgin Üye

    Katılım:
    1 Aralık 2008
    Mesajlar:
    61
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    180
    Banka:
    0 ÇTL
    İNGİLİZ GİZLİ BELGELERİNDE TÜRKİYE
    Günümüzü anlamak isteyenler için;
    ÖNSÖZÜNDEN; Aşağıda okuyacağınız belgeler 46 cilt tutan İngiliz Gizli Belgelerinden alınmıştır…Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak için başta İngiltere olmak üzere Avrupanın emperyalist devletlerinin çevirdiği bütün oyunları en açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu belgelerin bize öğreteceği pek çok şey vardır. İlki Emperyalizmin gerçek karakteri. İkincisi devletler arası ilişkileri mutlaka şahıslar arası dostluklardan ayırmak gerektiğidir Akıllı yöneticiler için sadece ulusal çıkarlar vardır…Ve nihayet bu belgeler bize* halklarına ihanet eden devlet adamları ile gerçek vatanperverler arasındaki farkı açıkça göstermektedir. Bugün canlılığı ile yaşatılan bir Ermeni sorunu vardır. Geçmişte* Ermenilerin nasıl tahrik ve teşvik edildikleri bu belgelerde en açık şekilde görülmektedir. Ermeni cinayetleri başlamadan önceki dönemde yaşlı Ermenilerce gençlere aşılanan Türk düşmanlığı, bu topluluğun bulundukları ülkelerde eriyip yok olmalarını önleyen bir öğe gibi düşünülebilir. Yaşlı Ermeniler, yaşadıkları olayları, kimlere alet olduklarını ve kimler tarafından en insafsızca harcandıklarını düşünmeden şartlandırdıkları çocukları ve torunlarının vahşetleri ile ne ölçüde öğünseler azdır! Türk Yurdu bir baştan bir başa işgâl altında iken; ne Hınçak, ne Taşnak Cemiyeti, ne Bogos Nubar Paşa komutasında Ermeni Orduları, ne Rus, İngiliz, Fransız yapısı silahları, nede Maraşta giydikleri Fransız üniformaları hayâllerinde var olan Ermeni Devletini gerçekleştirmeye yetmemişti, günümüzde işledikleri cinayetlerle, vahşetle nereye gelebilirler? Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti hiçbir dönemde ırkçı olmamıştır.
    EROL ULUBELEN

    BELGELER

    * (s. 34) (1096-1907) ( Albay C. Surtees tarafından rapor)
    …Türk askeri birçok kez malzemesiz, yiyeceksiz, ayakkabısız, barınaksız yaşamış, yürümüş ve savaşmıştır.
    …Türk Maliyesi: Türk bütçesi hiçbir zaman kesin olarak bilinmemektedir. Fakat 20 milyon Sterlin civarında olduğu sanılmaktadır… Türk borçları 88 milyon tutmaktadır. Bu borçlar belli şirketlerin kontrolündedir. Bu borçlar tuz, tütün, pul, ipek, içkiler, balıkçılık vb. kaynaklar ile garanti altına alınmıştır. Ruslara olan harp borçları 27 milyondur. Böylelikle borç toplamı 130 milyon olacaktır….
    … Fransa ve Almanya bu memleketteki malî kudretini gittikçe arttırmakta ve ipi hergün biraz daha germektedir… Her iki tarafta Türk Hükümetine yüksek faizli yeni borçlar teklif etmekte, işe yaramaz âtıl kapitâli arttırarak Türk Hükümetini ellerinde tutmaktadırlar… Türkler harcamalarını kontrol etmezlerse bu iflâsa kadar gidecektir, böylece bu iki devlet bekledikleri fırsatı elde edeceklerdir….
    … Osmanlı İmp.luğunun akılsızca borçlanması ve korkunç israfı yüzünden Türk Devleti mahvolmakta.

    *- Cilt 262- Yıl:1909,- Sayfa: 759 (Eski bir diplomat) :
    İngilizler Türk düşmanı Hıristiyanlara iyi davranır, Türk köpeğini dövmek için her kırbaç mübahtır derdi.

    *- Cilt 269 Yıl: 1911, Sayfa 177 ( Sir Mark Skyse) :
    … Öyle sanıyorum ki, Avrupalı mâliyecilerin Türkiyede yaptıklarını sinsi bir vahşet olarak isimlendirmek hatâlı olmaz.

    *- Cilt 266- Yıl 1909,- Sayfa 329 ( Noel Buxton) :
    … Türklerin şimdi en çok savaşması gereken şey, cehâlet ve vatanlarını Avrupalı hırsızlardan korumaktır.

    *- Sayfa No: 180 -Belge No: 161- 30.Temmuz.1910
    … Aslında Fransız mâliyecileri, Türkiyenin hayat kanını emmektedirler.

    *- Sayfa No: 550- Belge No: 554- 24.Şubat 1912
    … Kral Ferdinantın en büyük ihtirâsı İstanbul merkez olmak üzere Bizans İmp.luğunu kurmaktır.
    … Şimdilik Avrupa Türkiyenin çözülmesini bekliyor, o zaman vilâyetler kucağına düşecek.

    *- Sayfa No: 673- Belge No: 696 3. Eylül. 1912 (Mr. Marlingden Sir E. Greye)
    … Şimdiki durum yalnız Balkanları ve Avrupayı değil fakat Arapları, Ermenileri, Kürtleri ve diğer ırkları da İmp.luktan ayırmaya çalışmak olmalıdır.

    *- Sayfa No: 6- Belge No: 9- 9. Ekim.1912 (Sir.G. Buchanondan, Sir. E. Greye)
    … Bütün Avrupa Türkiyesi hıristiyanlara ait olmalıdır…. Girit sorunu da Yunanistan lehine çözülmelidir.

    *- Sayfa No: 88- Belge No: 113- 3. Kasım. 1913 ( Lord Kicthenerden Sir E. Greye)
    … Türklerin çöküşü tamamlanmış görünüyor… Sudanda Türklerin hak diye ileri sürdükleri ne varsa İngiltereye geçmelidir.

    *Cilt X- Sayfa No: 50- Belge No: 59 29. Ekim.1913 (Sir A. Nicholsenden Sir G. Hardingeye )
    … İmroz ve Bozcaadaları hariç bütün adaların Yunanlılara bırakılmasını sağlayalım.
    *- Sayfa No: 164- Belge No: 180 23. Aralık. 1913 ( Sir E. Greyden Sir E. Mallete)
    Yunanistanın adaları alacağı konusunda anlaştık. Size söyleyeceğim en iyi husus kuvvetlerin Yunanistan lehine Türkleri oyalamakta olduklarıdır… Ermeniler hakkında yapacağımız teklifleri Türkleri korumak gibi göstermeliyiz… Türkiye dağıldığı zaman Almanlarda kendi paylarını alacaklardır… Türkiye yeni borçlar bulmazsa çökecektir.

    *- Sayfa No: 262 – Belge No: 286- 16. Haziran. 1914 (Mr. Erskineden Sir E. Greye)
    … Amiral Kerr bana gizlice Türk Donanmasını mahv etmek için plânları olduğunu anlattı.
    *- Sayfa N0: 381- Belge No: 429- 14. Aralık. 1913 (Mr. Obeirneden Sir E. Greye)
    … Ermeni ayaklanması Türklere bir harp ilân etmenin en iyi aracıdır… Alman ordularının Türklerin yanında olması üçlü anlaşmayı kuvvetlendirecek, bu reformlara yol açacak ve sonra bir Ermeni isyanı olacaktır.

    ** ( Günümüzde de Türkler aleyhine yürümekte olan Ermeni propagandasını daha yakından anlayabilmek için bir iki küçük -aşağıda- ek yapmağı uygun gördük. E.U)
    …Avrupalı emperyalistler amaçlarına varmak için bütün insanları yok etmeğe hazırdırlar ( Müslüman Asyada Kuvvetlerin Mücadelesi Sayfa 14)
    … Prof. Phillip Marshall Brown: Avrupalı Devletler emperyalist amaçlarına varmak için Orta- Doğu halklarının gereksinimlerine kulak tıkadılar, hatta bu insanları kuvvet dengesi için kurban gibi fedâ ettiler. ( Olaylı Yıllar Cilt 2 Sayfa 148)
    … Prof. John Dewey: Halkın nefret ettiği yabancı kuvvetler, bu memleketlerden elde ettikleri kukla hükümetleri öyle haince kullandılar ki işte emperyalizm. ( Politik Yeni Cumhuriyet Sayfa : 268- 12. Kasım 1924)
    …Türkiyede Amerikan Protestan misyonerleri…Misyonerler bütün çalışmalarını Rum ve Ermenilere yönelttiler.Amerikan misyonerlerinin en büyük başarısı kolejler vasıtası ile oldu.İstanbuldaki kolej 1840da Robert kolej adını aldı. İlk talebelerin hemen hepsi Ermeni gençlerindendi.Bu koleji bitirenler,zamanla birçok milletin lideri durumuna geldiler. Buradan çıkan Bulgar öğrencileri, Bulgaristandaki milli hareketin başına geçtiler….Amerikan Protestanlarına göre Müslümanlar kafirdir,bu yüzden onların aleyhine propaganda yapıp,insan kasabı oldukları efsanesini yayıyorlardı…. Misyonerler Ermenileri Müslümanlara (Türkler) karşı hazırladılar, dinamit yapmasını öğrettiler ve her fırsatta onları İslâma karşı kullandılar.

    *-Sayfa No:486 -Belge No:545 8.Haziran.1913 (Sir G.Buchanondan Sir E.Greye)
    …Ruslar, Majeste hükümeti Türk sınırında yaşayan Kürtler arasında da huzursuzluklar çıkartıyorlar, zayıf Türk otoriteleri bunu bastıramaz ve biz buna katlanmayız dediler.

    *- Sayfa No:501 Belge No:562 22.Haziran.1913 (Sir E.Greyden Lord Granvilleye)
    … Altı ilin birleşik bir Ermenistan için ayrılması Asya Türkiyesindeki diğer ırklarında aynı yolu tutmasına neden olacaktır.
    İNGİLİZ DIŞ POLİTİKA BELGELERİ: 1919-1939
    *-Sayfa 86 12. Temmuz. 1919 Yunanlılar Aydında boş yere kan döktüler.

    *-Sayfa 95 …. Türkler sadece Yunanlıların istilâsına uğradıklarını sanıyorlar ve onlarla savaşmaya hazırlanıyorlar, ancak Yunanlılar müttefik plânının bir parçasıdır.

    *-Sayfa 106-132 … Türkleri rahatsız etmeyelim ve Türklere harbin bittiği izlenimini verelim…. Yunanlılarla İtalyanlar aralarında anlaşıp nereleri işgâl Edeceklerine karar veriyorlar…. Türklere bu işlerin duracağı hissini vermeliyiz.

    *-Sayfa 138 …. Yunanlılar İzmirde katliam yapıyorlar…

    *-Sayfa 241 - Mekkede Şerif Hüseyin 1915-1916 da İngilizlerle bir anlaşma yaptı. Ayrıca 2. Kasım. 1917 de Filistinde bir Musevi devleti kurulması için Beyanname (Balfour Beyannamesi) imzaladı. 1918 Ekim ayında Gnr. Allenby emir Faysala garanti verdi. Ayrıca Fransız büyükelçisi ile Rus dışişleri arasında 13-16 Nisan. 1916 da Skyes-Picot Anlaşması yapıldı. Buna göre:
    1. Erzurum, Trabzon, Van ve Bitlis Rusyaya katılıyor.
    2. Van, Bitlis, Siirt, Aladağ, Akdağ, Yıldızdağ, Zara ve Harput bölgesinde bir KÜRT DEVLETİ kuruluyor.

    *- Sayfa No:388-Belge No:278- 11.Ağustos.1919
    Emir Faysal ın Mektubu
    … Bütün Müslümanların gözleri İngiltereye dikilmiştir. Türk Müslüman imp.luğunun yıkılmasında asıl kuvvet olan Araplar şimdi ödüllerinin ne olacağını bilmek istiyorlar. Babam İngilizlerin vaatlerine inanarak Türklere karşı savaştı. Eğer, isteklerimiz yapılmazsa sizlere karşı da savaşırız. Halifelik ve mukaddes yerlerimiz Allahın izni ve Türkler sayesinde bütün kaldı, şimdi Müslümanların içinde El Hüseyin Bin Ali diye biri vardır Hicaz Krâlı . Açıkça İngilizlerle bir olduğumuzu,İngilizlerin mukaddes yerlerimizin koruyucusu olduklarını ilân ediyor.

    *-Sayfa No: 635-25. Haziran.1919- 13. Şubat. 1920 arası Konferansta Türk Meselesi:
    … Majestenin hükümeti Türk ön Asyasına dört gizli anlaşmaya dayanarak girdi.
    1. 1915 Mart ve Nisanında yapılan İstanbul Antlaşması. İngiltere – Fransa ve Rusya arasında.
    2. 26. Mart 1915 teki Londra Antlaşması. İngiltere Fransa ve İtalya arasında.
    3. 1916 da Skyes-Picot Antlaşması. İngiltere – Fransa ve Rusya arasında.
    4. 1917 de St. Jean de Meaurienne Antlaşması. İngiltere – Fransa ve İtalya arasında.

    *- Sayfa No: 643- Belge No:426-25. Haziran. 1919
    … Amerika Cumhurbaşkanı Wilson Türkler Avrupada çok uzun zaman kaldılar ve oradan tamamentemizlenmelidirler dedi.

    *- Sayfa No: 654- Belge No: 433- 28. Haziran.1919 (Amiral Webbten Sir R. Grahmana)
    … Çanakkale Savaşında bir hayli şöhret yapan Mustafa Kemal başbakan tarafından Samsuna müfettiş olarak gönderildi. Başbakanın(sadrı azam) niyeti kötü değildi, ama Mustafa Kemal Samsuna gittiğinden beri milliyetçi hareketlere girişti. Başbakan onu geri çağıracağına söz verdi.

    *- Sayfa No: 678- Belge No: 451- 10. Haziran.1919 ( Amiral Sir A. Cathorpeden Lord Curzona )
    …Binbaşı Noel Kürt şefleri ile görüş birliğine varırsa bundan faydalar sağlayacağını söylüyor. Kürt şeflerinden İstanbulda (Seyit) Abdülkadir ve Bedir Han ve daha az önemli kimselerdir. Bunlar şüphe uyandırmamak için Noelden ayrı olarak Kürt bölgelerine gidecekler, … Kürtler henüz Mustafa Kemale karşı ayaklanmadı ama Noel bunu sağlayacağından emin.

    *- Sayfa No: 693-Belge No: 464- 21. Temmuz.1919 ( Mr. Hohlerden Sir E. Tilleye )
    … Benim problemim KÜRTLER.Noel Bağdattan buraya geldi… Kürtlerin peygamberi olmak istiyor… Korkarım ki Noel bir Kürt Lawrencei olabilir. Mezopotamya şimdi bizim olacağına göre, ona, bir KÜRT DEVLETİ kurdurup kuzey dağlarını böylece koruyabiliriz. (Seyit) Abdülkadir ve onun gibilerle konuştum. Onlara etki edebilmek için biz de Türklere hile yapıyoruz. diye belki beş defa tekrarlamak mecburiyetinde kaldım.. Ancak,Kürtlere fazla güvenilmez. Majestenin Hükümetinin amacı Türkleri azami derecede zayıflatmak olduğuna göre Kürtleri bu şekilde harekete getirmek fena bir plan değil…Kürt partisinde aktif olan tanınmış Kürtler:… Şeyh seyit Abdülkadir (Başkan), Mevlan Zade Rifat (gazeteci), Emin bey (memur). Bunlar, Wilson prensiplerine göre hak iddia ediyorlar….. Sulh şartları Müslümanların çok aleyhine ve Hıristiyanların çok lehine olması üstelik BÜYÜK ERMENİSTAN hakkında söylentiler, Kürtleri Türklerin yanına itiyor.

    *-SayfaNo:723-Belge No:478 -9Ağustos.1919
    … Avrupalıların verdikleri raporlara göre,İZMİR de ilk adımda Yunanlılar 20 bin Türk 2ü öldürmüşler….Yunan orduları İZMİR halkını sindirmeye çalışıyor.Bütün bölgeyi harabe haline getirdiler.

    *-Sayfa No:735 -B492,493- 19Ağustos 1919 (Amiral Webb den Lord Curzon a)
    ….Amerika Trabzon ve Erzurumu içine alan bir ERMENİSTAN ı himaye edecek. Geri kalan dört ilde bir KÜRT DEVLETİ olarak İngilizlerin himayesine bırakıyor… Başkan Wilson,Türklerin, Kürtlerin ya da diğer Müslümanların Ermenileri korumalarını,aksi halde Türk İmparatorluğunun ortadan kaldırılacağını, kendilerine çok kötü sulh şartlarının zorla kabul ettirileceğini,söylüyor.Başbakan bundan çok etkilendi…

    *-Sayfa No:742-Belge No:498-27Ağustos1919(Mr.Hohlerden Mr.C.Keere)
    …KÜRTLERİN ve ERMENİLERİN durumu beni hiç ilgilendirmez.Kürt sorununa verdiğimiz önem Mezopotamya bakımındandır.Diğer taraftan Wilson beni korkutuyor,ajanları devamlı hatalar yapıyor.Noelegelince,fanatiğin biri ERMENİSTAN ın ve KÜRDİSTANIN SINIRLARININ KESİN OLMADIĞI konusunda sizinle aynı fikirdeyim…. KÜRT SORUNU Mezopotamyada tatminkar bir sınır oluşturmak içindir…

    *-Sayfa N O:745-Belge No:500,501 -31Ağustos1919(Mr.Balfourdan Lord Curzona)
    …İzmirde oturan İngilzler Yunan lıların İzmiri idaresinin çok kötü ve çok haince olduğunu söylüyorlar.Bunun nedeni,YUNANLILARIN ÇOK KÖTÜ YARADILIŞTA İNSANLAR OLMALARI..Amerikalılar,Türkleri tehdit ederekErmenilere bir şey olursa kendilerinin son adamlarına kadar ortadan kaldırılacağını söylüyorlar.

    *-Sayfa No:756-Belge No:509 (Akhisar kontrol memuru tarafından bildirilmiştir)
    …Türk askerinin …telefon hatları bile yok..Bu kuvvetlerdeki askerler günde 50 kuruş,subaylar 100 kuruş almaktadır… Bu insanlar Yunalılardan nefret etmektedir ve kahramanlıkları da bilinmektedir. Özellikle dağlık bölgelerdeki ZEYBEK ve YÖRÜKLER korku nedir bilmezler… Yunanlılar köyleri yakıp kadın ve çocukları öldürünce, kadınlara tecavüz edince harekete geçtiler.

    *-SayfaNo:763-Belge No:713-17Eylül 1919 (Amiral Sir F.de Robeckden Lord Curzona)
    …Bu hükümetin kabul edeceği sulhu milliyetçiler kabul etmeyecektir. 1908 de de, şimdi de Başbakanlar bizim dostumuzdu, Başbakan (sadrıazam) İtalyan komiserinden, şehir milliyetçiler tarafından tehdit edilrse ne yapacağız diye sordu..

    *Sayfa No:792-Belge No:523- 27-Eylül-1919 ( Albay Mayner Tzhagemdan Lord Curzona)
    … Noel gayet tehlikeli bir şekilde Türklerin aleyhinde çalışıp Kürt propagandası yapıyor.
    *Sayfa No:785-Belge No:530,543- 30-Eylül-1919 (Amiral Sir F.D Robeckten Lord Curzona)
    … Sultan İngiliz otoritelerinden kuvvet kullanarak milliyetçileri durdurmalarını istedi … Başbakan(Sadrazam) ve içişleri Bakanı ( Dahiliye Nazırı) durumun kötülüğünü kabul ediyorlar ve asileri bastırmak için müttefiklerden izin istiyorlar…Başbakan (sadrazam) Ferit Paşa Hükümeti milliyetçilere karşı savaş ilan etti ve milliyetçilerle konuşulamayacağına karar verdi… İngiltere Türklere karşı olan savaşta başrolü oynadığı halde bugün Türk gazetelerinde ve hatta milliyetçi gazetelerde bile İngiltere iyi bir yerde.

    *Sayfa No:817- Belge No:548- 10-Ekim-1919 (Harbord tarafından)
    … İstanbuldan Mardine kadar bütün bölgeleri gezdik… Türklerin Ermenileri öldürmek istediklerine dair bir işaret görmedik… Üç ay önce Ermenilerin
    tek bir adam kalmayıncaya kadar kesildiğini duymuştuk, halbuki duyduklarımızın hiçbiri doğru değildi.Fransızlar Türkleri mandaları altına almak istiyorlardı, bunun için de dünyanın şüphesini Türklerin üzerine çekmek gerekirdi.

    *Sayfa No: 826 Belge No: 549- 15-Ekim-1919 ( Amerikan Radyosu konuşmasından)
    … Mustafa Kemal bana dedi ki: Bizim hükümetimiz yabancı hile ve müdâhaleleriyle zayıflatılmıştır. Milliyetçilerin İngiliz ve Fransızlardan yardım aldığı yalandır. İngiliz sermayesi Türkiyeyi mahvediyor. Biz İngilteredeki eski Türk Dostları Cemiyeti Başkanı Adil Beyin 200 bin Sterlin, Konya Valinin 150 bin Sterlin ve belki de Ankara Valisinin bu miktar para aldığını biliyoruz.

    *Sayfa No:828- Belge No: 553-19-Ekim-1919 (Mr. Ryandan rapor)
    … Milli kuvvetler gittikçe geliştiği için, silahların bırakılmasına rağmen 40 bin kişilik bir hükümet kuvvetinin milliyetçilere karşı kullanılaması istendi.
    Başbakan (sadrazam) bu isteği derhal kabul etti. Ancak, İzmirde cinayetlere ve kadınlara yapılan tecavüzlere karşı kurulan kuvvetleri bunlarla karıştırmamak gerekir dedi.

    *Sayfa No:831-Belge No:511-14-Ekim-1919 (İngiliz Yüksek Komiserliğinden Amiral Sir D. Robecke)
    … İtalyanlar İzmirdeki Müslümanların dinlerini değiştirip İtalyan vatandaşı yapmak istiyorlar… Fakat benim anladığım Türklerden çok korkuyorlar.

    *Sayfa No:873- Belge No: 585- 11-Kasım- 1919 ( Amiral Sir F. Robeckten Lord Curzona)
    … İstanbula Ermeni ve Rum göçmenleri geliyor. Amerikalılar bunlara yardım ediyorlar… Ayrıca İzmir bölgesinde evleri yandığı ve yıkıldığı için evsiz barksız kalan Müslümanların durumu da bizi hayli utandırıyor. Şimdi her tarafta milliyetçi adı altında çeteler türedi. Mustafa Kemal ve adamları bütün yabancıların ve özellikle İngilizlerin gitmesini istiyor.

    *Sayfa No:907-Belge No:609-28-Kasım 1919 ( Mr. Kitsondan Sir. E. Crowea)
    … Ermenilerin Müslüman komşularını kesmesinden hiç şüphe etmem… Taşnaklar müthiş bir vahşetle çalışıyorlar… Kürtlere her nekadar inanmasak ta onları kullanmamız çıkarımız gereğidir. Doğu illerine gelince; Türklerle harp etmeden o bölgeleri Ermenistan ve Kürdistan diye bölemeyiz.

    *Sayfa No:917- Belge No: 613-28-Ekim-1919 ( 27 Köyün Eşrafından Konyadaki İngiliz Yüksek Komiserinin aldığı mektup)
    … Milli kuvvetler adı altında bir grup, Müslüman ve hristiyanları öldürmektedir. Hayvanlarımızı elimizden alıyorlar, telgraf hatlarımızı kesip bizim sizlere haber vermemizi önlüyorlar. Bizim hükümetimiz zayıf olduğu için milliyetçileri ezemez. Milliyetçileri ezmek için İngiliz hükümetinin bize yardım elini uzatması için yalvarırız. Aşağıdaki köylerin eşrafı tarafından imzalanmıştır: < Soğucak Kovanlı – Hacı Yunuslar Dumnu Karabayır Uluslar Seyit Citret Bekle Sat Yalnızca Kiraz – Elma ağaç Beybahin Fakirtepe Ekitse Sarıca Sarıskat Akçapınar – Ahırlı-Günce – Gün – Ali Çerçi Fatma Sorkun Mervesti >

    *Sayfa No:925 -Belge No:620 9Aralık1919 (Amiral Sir F. de Robekten Lord Curzona)
    …Mr. Hohler Kürt meselesi hakkında Kürt başkanı olan Şeyh Sait Abdülkadir Paşayla görüştü. Kürtler bütün ümitlerini İngiliz hükümetine bağlamış durumdalar.Bu ara Mustafa Kemal gittikçe tehlikeli olmaya başlıyor. Kuvvetler , Kürtleri Mustafa Kemale karşı kullanmak için her parayı ödemeye hazırdırlar..

    *Sayfa No:932-Belge No:632 -22Aralık1919(Türk meselesi hakkında ikinci toplantı):
    …Türk Hükümetinin parasal bakımdan iflas ettiği.Çatalca hattı dışında Türklere yer verilmemesini ,kapitülasyonlara çok benzer bir sistemin kurulmasını,Türk ordu ve donanmasının ancak jandarma örgütü haline getirilmesini,Erzurumun Ermenistana verilmesini,12 adanın Yunanlılara verilmesini,..

    *Sayfa No:966-Belge No:633,219 -26 Aralık1919 (Türk meselesinde üçüncü toplantı):
    …Kürt kabileleri İngiliz ve Fransız hakimiyetine konacak, KÜRDİSTAN da hiçbir şekilde TÜRK BIRAKILMAYACAK. Bir tek KÜRT DEVLETİ mi yoksa bir çok küçük KÜRT DEVLETİ mi kurulacağı düşünülecek. Ermenilerine Amerikalılar kanalı ile SİLAH sağlanacak … İstanbulda gizli bir örgüt kuruldu .Milliyetçileri vatan haini ilan ediyor…

    *Sayfa No:992-Belge No:646- 4 Ocak 1920 (Lord Curzonun notları)
    …Türkler Avrupadan atılmalıdır.Amerikalı Senatör Lodge ın dediği gibi; İstanbul Türklerden tamamen alınalı,bir veba tohumu olan; savaşların yaratıcısı,komşuları için bir küfür olan Türkler Avrupa dan silinmelidir.

    *Sayfa No:1003 Belge No:647 -25 Aralık1919 (Mr. Ryanın raporu):
    …Milliyetçiler şimdi ki yol kullanıyor: Milliyetçi ol, çünkü İslamı kurtaracak tek yol odur. İslama sadık ol, çünkü senin milli varlığını kurtaracak tek yol odur… Bu fikirlerin her ikisi de İslam dünyasındaki İngiliz hakimiyetini mahvedebilir. BİZ; GERÇEK İDEALİ DİN GİBİ DAVRANACAK ÇIKARCI GRUBU İDARECİ OLARAK GETİRMEYE ÇALIŞACAĞIZ… Panislamizmi ezemeyiz, bu tıpkı Batıdaki milliyetçilik gibidir.Bizim şimdiki amacımız bölmek, arkadş gibi davranıp kazanmak ve sonra hükmetmek olmalıdır…

    *Sayfa No:1062-Belge No:667-22Ocak1920 (Amiral Webbden Lord CURZON a):
    …Baybutta Şeyh Kürt Ali milliyetçilere karşı harekete geçti..

    *Sayfa No:42-Belge No:6 (Lonra Konferansı):
    A-Türkiye özerk devlet olmalıdır.
    B-Boğazlar uluslar arası olmalıdır.
    C-Türkiye özerk ERMENİSTENI tanıyacaktır.
    E-Azınlıklar ,kuvvetlerin himayesinde olacaktır. .
    Lloyd George göre: Türkler yüzlerce yıl Avrupada kaldılar ve Avrupadaki bütün belaların başı oldular. İstanbul Türk değildir, Yunanlılarındır.Türkler oradan atılmalıdır.

    İtalya delegesine göre: Boğazları işgal edelim, böylece Türkler merhametimize kalır
    Sayfa No:54Yunanlıların İzmire çıkışına biz izin verdik…Lloyd George, Yunalıların İzmirde ticari çıkarları var, diyor…
    Mr.Cambona göre : Türklerin mali kontrolü mümkündür, Türklerden kimse bu işi anlayamaz. Biz bu durumdan yararlanarak Türkleri mali ve idari kontrole alırsak, durum her bakımdan düzelir…. Müttefiklerin Türkiyede çok önemli mali ve politik çıkarları vardır.Boğazları kontrol edip para alsak ,yılda 1 milyon sterlin toplarız…

    *Sayfa No: 81-293-Belge No:10-16-Şubat-1920 ( Londra Konferansı)
    … Ermenistana altı ilden başka Trabzon ve Adana da verilmelidir. Amerika Ermenistana yardım edecektir… Trabzonda bir tane bile e yok, Ermenisiz bir Ermenistan biraz gülünç olmuyor mu, deniliyor…küçük bir Türk Devleti kurulmalı, Kapitülasyonlar adli işlere de uzatılabilir.Japonyadan kapitülasyonları kaldırdık çünkü, onlar kuvvetliydi başka çaremiz yoktu. Türklerin kafası daha az işler (Turkish mind was far less precise than the Japanese)
    Bu nedenle kapitülasyonlar adli işlere de uzatılabilir. Lloyd George ve Lord Curzon, <biz neye karar verirsek Türkler onu kabule mecburdur diyor>… Amerikalı Yahudiler de Lloyd Georgea telgraf göndererek parçalanan Türk yurdundan hisse istiyorlar… Türkleri yatıştırmak için İzmir üstündeki isteklerini kabul etmiş görünelim. Yunanlılar daha fazla asker çıkartsınlar, sonra Türk isteklerini kabulden vazgeçeriz… İtalyan S. Nitti, < Türklerin bütün arazilerini ellerinden aldık, bari ağır borç altına sokmayalım> diyor… İzmire bir Türk bayrağı asarak, Türk varlığını kabul etmiş görünelim… Venizalos < Türk bayrağı şehrin dışına asılsın, Giritte de Türk bayrağı ada dışında bir kayalıkta asılıydı> diyor… İngiltere; Kürt devleti kurmak istedikleri bölgede çok fazla maden olduğundan emin… Lord Curzon, < Erzincan da Ermenilere verilmeli, Karadenizde de bir Lazistan kurup Ermenilerin mandasına verilmeli ve İstanbulu boşaltmak için Mustafa Kemalin adamlarını neden olarak ileri sürebiliriz> diyor.

    *Sayfa No: 291,297,300- Belge No:36,37,38- 28.Şubat.1920 ( İngiliz Dışişlerindeki Toplantı)
    … Lloyd George < İstanbuldan Türkleri çıkartmalı>… Mr. Cambona göre: < Bütün sıkıntı Mustafa Kemal Paşa tarafından yaratılıyor ve Sultan onu kontrol edemiyor>… Fransız gruplarının 1/3ü Fransız askerlerinden gerisi yerli Ermenilerdendir… İstanbuldaki komiserimiz, bu olayları önleyemezse Sultanı İstanbuldan atacağımızı bildirerek tehdit etsin… Erzurumun yeni kurulacak Ermeni Devletine katılacağı bir sırada; Mustafa Kemal olmasaydı Ermenilerin bir şansı olurdu… Mustafa Kemalin askerleri hiç para almıyor, onları harekete geçiren vatan aşkıdır.

    *Sayfa No:338,358,411,450,570-Belge No:42,45,50,55,62,66 -3-20. Mart.1920 (İngiliz Dışişlerindeki Toplantı)
    … Sonuç: Mali işler Türklerin eline hiçbir şekilde bırakılamaz. Ayrıca bütün işgâl masraflarını ve toplanan bu komisyonların parasını da Türkler verecek… Sinyor Litti, < Türkler İzmiri isteyeceklerdir, bizde pekâla, İzmiri işgâl için yaptığımız bütün masrafları verin deriz, tabii Türkler bunu ödeyemeyeceklerine göre İzmirde bize kalır> dedi. Buna karşılık: Loyd George; < bizim Suriyedeki birliklerimiz oradan çıkacak, yani bunun masrafını biz mi, ödeyeceğiz? Hiç böyle saçma şey olur mu? Hepsini Türkler ödemelidir. İngiliz vergi müfettişleri bu iş için 750 milyon Sterlin ödediler, bütün bunları Türklerden altın olarak alacağız, Türklerin altın stoklarını ele geçirmeliyiz> dedi… Mr. Cambon,< ilk yapacağımız iş bunların milliyetçi liderlerini yok etmek olmalıdır> … Lloyd George < Sultan(Vahdettin)a şöyle deriz: Biz bütün etleri alıyoruz sen de birkaç kemikle yetin. Gerçekte Türkiyeden geriye ne kaldı?
    En zengin, en verimli toprakların hepsi ve imp.luğun yarısı gitti. Bütün bunlara ilâveten Boğazlar işgâl edildi, üstelik bütün masrafları da Türkler ödeyecek…Türklerin şöhreti yalancı bir şöhrettir ve müttefikler hâlâ bu şöhretten dehşet duymaktadırlar. Türklerle ancak savaşarak başa çıkılabilir … Bir Ermenistan kurma hülyası ölecektir ancak bu bir Kürdistan kurulması anlamını taşır. Müttefik kuvvetler Türk kuvvetlerini gözlerinde fazla büyütüyorlar, şimdi bizim 160 bin ve Türklerin 80 bin askeri var. Fransız, İngiliz, İtalyan ve Yunanlılardan oluşan, her iki asker bir Türk askerini yenemez ise Türklerin bütün isteklerini kabul edelim>…Mr. Cambon, < Türklerin hiçbir kaynakları yoktur derken yanılıyorsunuz. Şayet Türkler kızarlarsa, Yunanlıları İzmirden denize dökerler>… Aynı tolantıda alınan kararlardan:
    1. İstanbul resmen işgâl edilecek ve bahane olarak Türkiyedeki azınlıklara kötü davranıldığı ileri sürülecek.
    2. Türklere sulh şarlarını kabul ettirirken, çıkacak ayaklanmalara karşı koymak için İstanbuldaki milliyetçi liderler tevkif edilecek. İstanbul Hükümetine 24 saat süre verip Mustafa Kemali ve bütün kuvvetlerini dağıtması istenecek. Aksi halde, Yunanlıların bu işi yapacağı söylenecek.Mr. Churchill, < Biz bir taraftan Mustafa Kemale mektup gönderelim diğer taraftan da Yunanlılara fırsat verip Mustafa Kemalin adamlarını yakalatalım, böylelikle Türklerin prestijini sıfıra indiririz>.
    3. Tarihi ve artistik değeri olan mallar alıp götürülecek.
    Lord Curzon: < Türkler için askerlik mesleği tamamen kapanmıştır. Şüphesiz Türkler askerlik yapmak isterlerse başka bir yere gidebilirler. Fransız lejyonu onları kabul edecektir. Maafih İngiltere buna dahi itiraz eder. Çünkü, Türkler diğer düşmanlarımızdan çok farklıdır, başka bir yerde bile askeri eğitim görmeleri iyi değildir.

    *Sayfa No: 642-Belge No:71 2. Ek. -25.Mart.1920 (Gelecekteki Ermeni Devletinin kurulması hakkındaki rapor.)
    Ardahan, Batum ve İmer Vadisi verilecektir. Ermenistanın, Kürdistan ve Türkiye ile olan sınırlar şöyledir: Karadenizde Yanbatı Deresi… Erzurum ilinin batı sınırı, Bitlis suyu.
    *Sayfa No:93-Belge No:1/98-18-26. Nisan.1920 (Sanrema Konferansı)
    …Türkiyenin sınırları: Erzurum Ermenilere verilecektir. Böylece, büyük Ermeni Devleti teorisi yerine gelecektir. İtalyan Nitti, <…Erzurumda Türkler çoğunlukta olduğu için bir yolunu bulup Türkleri oradan atmalıyız. Erzurum, son zamanlarda milli hareketin merkezi olmuştur.> Mr. Berthelot, < Mustafa Kemal ve kuvvetleri rüşvet verilerek yada başka bir yoldan ortadan, kaldırılabilir.> … Mr. Aharonian, < Mustafa Kemalin ordusu, sizin sandığınızdan çok daha küçüktür ve başı boş bir ordudur. >
    …Lloyd George, < Eğer, Erzurumsuz Ermenistan olacaksa, bu hiçbirzaman bir Ermenistan olmayacaktır > dedi.
    … Azınlık gruplarının her türlü hakları korunacaktır. İleride hür Kürdistan kurulması sağlanacak, Güney-Anadoluda İtalyan, Diclenin batısında İngiliz çıkarları korunacaktır. Yunanlıların çıkarı olan bölgeler, Yunanlılara verilecektir. Türkiyenin herhangi bir yerinde özel çıkarları olan büyük devletler o bölgedeki azınlıkları da idaresi altına alacaktır.

    *Sayfa No:324-Belge No:33- 21. Haziran.1920 (Villa Belledeki toplantı)
    … Lloyd George, < Mustafa Kemalin başarısı Araplara da sıçrayabilir, bu nedenle mutlaka ezilmesi gerekir… Yunanlıların çarpışma yeteneğini büyüttük, Türklerinkini de küçülttük>.
    *Sayfa No:443-Belge No: 47-7. Temmuz.1920 ( Villa Franeusedeki toplantı)
    …İstanbul Hükümeti yanlı bizim için değil, bütün dünya için tehlikeli olan Türk milli hareketini bastırmakta bize yardımcı olabilir… Savaşın iki yıl uzamasına sebep olan Türklere hiçbir şekilde merhamet edemeyiz…Mr. Venizalos, < İmkânı olsa Türklere silahtan başka bir yol kullanabiliriz fakat Türkler silahtan başka bir şeyden anlamazlar.>
     
  2. gezzgin
    Dalgın

    gezzgin Üye

    Katılım:
    1 Aralık 2008
    Mesajlar:
    61
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    180
    Banka:
    0 ÇTL
    *Sayfa No:553-Belge No:62-11.Temmuz.1920
    …Türk Hükümetine verilen cevap: Türk Hükümetinin mesajını dikkatle inceledik. Türkler… savaşa girerek insanlığın kayıplarına ve sefaletine sebep oldular… milyonlarca insanın ölümüne ve milyarlarca sterlin kaybına sebep oldular. Dünyada özgürlüğün yeniden kurulması için Türkiyenin ödeyeceği bedel çok fazladır… Türklerden başka ırklar devlet haline getirilecektir. İzmir ve Trakya Türklerin elinden alınacak, Amerikan Cumhurbaşkanı(Wilson)nın karar vereceği sınırlar içerinde hür bir Ermenistan kurulacaktır… Türklerin uygar dünyaya bir daha ihanet etmemesi için sıkı tedbirler alınacaktır bu sebeple Türkiye küçük bir devlet haline getirilecektir… Türk halkının emperyalist arzuları silinecektir.
    Boğazların özerkliği konusuna gelince:

    1. Boğazlardaki bütün askeri tesisler tıkılacak, sahiller ve adalar silahsız hâle getirilecektir.
    2. Silahsızlanma masrafları Türkler yada Yunanlılar tarafından ödenecektir.
    3. Adalarda müttefik kuvvetler haricinde hiçbir asker bulunmayacaktır.
    Türk Jandarmaları bizim emrimiz altında olacak, Türk borçlarının hepsi Türkler tarafından ödenecektir. Eğer, anlaşmayı imzalamazsanız Avrupadan kesin olarak atılacaksınız. İncelemeniz için 10 gün müddet veriyoruz.

    *Sayfa No:846-Belge No: 98-22-23. Ağustos.1920 (İngiliz ve İtalyan Başbakanlarının görüşmesi)
    …Llyod George, < Türkler bize ihanet ettiler. Çanakkalede binlerce insanımız öldü. Şimdi Türklerin ölümüne kim bakar.>

    *Sayfa No:589 Belge No:533-11. Nisan.1920( Lord Curzondan Mr. Wardropa)
    …Ermeni Bogos Nubar Paşa ve Mr. Ahoromiyanı azarladım. Türkleri öldürmek için silahların Azerbaycanlılara karşı kullanılmasının aptallığını anlattım.
    *Sayfa No:629- Belge No:590- 4. Temmuz.1920 ( Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)

    … Mr. Khatissian, 25 bin tüfek aldıklarını, ayrıca Ermeni ordusunda 30 bin Rus yapısı tüfeğin ve bir milyon merminin bulunduğunu Yunan ilerlemesi başlayınca Ermenilerin de derhal saldırıya geçeceklerini bildirdi.

    *Sayfa No:4- Belge No:6-23.Şubat.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
    …Anadoludaki bütün hareketler Mustafa Kemal Paşa tarafından düzenlenen milli hareketin parçaları olarak düzenlenmektedir… Damat Ferit milliyetçi harekete karşı asker göndermek istiyor… Aldığımız kararlara saygı göstermeyen tek halk Türk halkıdır.
    *Sayfa No:17,26-Belge No:17,23-9.Mart.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Cırzona)
    … Türkler Yunan idaresi altına girmezler, özellikle Yunanlıların İzmirde yaptığı kepazelikten sonra İngiliz subayları ve bizim adamlarımız Türkleri öldürmekte, Yunanlılarla iş birliği yapıyorlar. Bizim Türklere gösterdiğimiz şiddet anlaşılır şey değildir… Türkler müthiş savaşçıdır, cephaneleri azdır, hiç ulaştırma araçları yoktur… Türklerle yapılacak sulh anlaşmasında Kürdistanda Türklerin hiçbir hakları kalmayacaktır. Kürdistanda durumdan emin olmalıyız, Kürtler bile ne istediklerini bilmiyorlar. Erzurum Türklerin en kuvvetli kalelerinden biridir, çok büyük bir Türk toprağının Ermenilere verilmesine göz yummazlar… İngiliz İmp.luğu bir zamanlar Türk İmp.luğunun olan bütün bölgeleri elde etmiştir.

    *Sayfa No:43-Belge No:27-18.Mart.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
    … Anadolu hareketinin nedeni Yunan işgali ve yaptığı dehşet verici eylemlerdir. Ayrıca büyük Ermenistan ve Pontus Devletlerinin kurulması bu hareketin sebebidir.

    *Sayfa No:49-Belge No: 33-26.Mart.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
    … Kürdistan Türkieden tamamen ayrılıp özerk olmalıdır. Ermenilerle Kürtlerin çıkarlarını bağdaştırabiliriz. İstanbuldaki Kürt Klübü başkanı Seyit Abdülkadir ve Paristeki Kürt delegesi Şerif Paşa emrinizdedir.

    *Sayfa No:51-Belge No:36-30.Mart.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
    ….Başbakandan (Sadrazam) Mustafa Kemali kötülüyen ve onları hükümetin emrine karşı gelen asiler olduklarını bildiren ve halkın hükümete bağlı olması gerektiğini anlatan bir yazı aldık.

    *Sayfa No:61,62-Belge No:48,50-11-15.Nisan.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
    … Damat Ferit(Başbakan) 7.Nisanda bana geldi, milli hareketi bastırmak için her çeşit moral baskıyı kullanacağını söyledi. Milli harekete karşı organize edilen Aznavur, hükümetin elinde ilk silahtır. Aznavur,Bandırmayı işgâl her türlü etti. Hükümet onu Balıkesir valisi tayin etti ve ayrıca İngilizlerden de yardım istedi. Ben, milliyetçileri ezmek için yine hükümete her türlü yardımı yapacağımı söyledim… Hükümet, milliyetçileri lânetleyen bir bildiri yayınladı, milli harekete karşı bir seri fetva ilan etti.

    *Sayfa No:108 -Belge No:103-28. Temmuz.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
    … Damat Ferit bana geldi, < Sulh anlaşmasına göre Kürtler ayrı bir devlet olacaklardır, Kürt liderleri Mustafa Kemali sevmez… Siz Mustafa Kemalden nefret ediyorsunuz çünkü o, sizin yaptığınız anlaşmayı kabul etmiyor. O halde Kürtleri Mustafa Kemale karşı birlikte kullanalım> dedi.

    *Sayfa No:113- Belge No:110- 1. Ağustos.1920 ( Amiral F.de. Robeckten Lord Curzona)
    … İstanbulda vaziyet karışık… Şeyhülislam ve Ticaret Bakanı <geçen yıl Konya valisi idi, milliyetçilerin baş düşmanı> ve Damat Ferit yerinde kalabilirse bize çok faydalı olabilirler. Fakat, halk çok muhalefet gösterirse, onları tutmanın yararı yoktur.

    *Sayfa No: 146 – Belge No:144- 23.Eylül.1920 (Mr. Raynın Anadolu Milli Hareketi hakkındaki notu: )
    … Türkler yapılan sulhu çok sert ve adaletsiz buldular. İstanbul hükümeti son derece zayıf ve iflas etmiş durumdadır. Milliyetçiler de zayıf, Yunanlılar ise zırhlar içinde pırıl pırıl ve hazır… İtalyanlar politik ve ekonomik bakımdan Türkiyeyi emmek istiyorlar. Kürtlerin, Türklerden ayrılmaları çok güç. Böyle olmakla beraber majestenin hükümeti Kürtleri Kemalistlere karşı kullanabilir. Anadoluyu milliyetçiler karşı cesaretlendirmeliyiz. Halkın milliyetçilerden bıkkın olduğu teorisini yaymalıyız. Ferit Paşa (Başbakan) Anadoluya bir grup gönderip kendi halkı kandırmaya çalışacak…

    *Sayfa No:151,154-Belge No:147,150-1-4.Ekim.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
    … Damat Ferit(Başbakan) şahsi emniyetinden, Sultanın emniyetinden ve kendi adamlarının emniyetindenkorkmaktadır. Eğer milliyetçiler Türkiyede idareyi ele geçirirlerse, kendisinin ve Sultanın hayatının himayemiz altında olduğunu söylememe izin verir misiniz?… Ferit <Sultana etki eden tek insan olduğunu veİngiliz dostluğunu kendisinin yarattığını > söylüyor. Damat Feritin istifası halinde Onun ve Sultanın yurt dışına şerefli bir şekilde çıkmasını sağlamalıyız… Sultan tahtını terk ederse, Ona Türkiyeden çıkması için gereken her türlü yardımı yaparım.

    *Sayfa No:157-Belge No:152- 5.Ekim.1920 (Venizelostan Llyod Georgea)
    … Türk hükümetinin Mustafa Kemali ortadan kaldıramayacağına kanaat getirdim… Mustafa Kemale karşı tedbir olarak: <Bütün Türkleri İstanbuldan atalım, Karadenizde Pontus Rum Devletini kuralım. Bunlar İslâmiyete karşıdır.>

    *Sayfa No:163-Belge No:161- 23. Ekim.1920 (Lord Curzondan Lord Derbye )
    … Damat Ferit istifa etti, şimdi yeni başbakanı ve Sultanı elde etmeliyiz.

    *Sayfa No:181-Belge No: 179-22.Kasım.1920 ( Sir H.Rumboltdan Lord Curzona)
    … İzmirden gelen askeri raporlar iyi değil. Yunanlılar bile askeri disiplinleri olmadığını itiraf ediyorlar. 3. birliğin komutanı Kondylis Salihliden kömür vagonlarının altına saklanarak kaçmış, öyle görünüyor ki Yunanlılar tek başlarına bu işi yürütemeyecekler.
     
  3. gezzgin
    Dalgın

    gezzgin Üye

    Katılım:
    1 Aralık 2008
    Mesajlar:
    61
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    180
    Banka:
    0 ÇTL
    DÜNÜ OKUYUP, BUGÜNÜ YAŞAMAK İÇİN
    Ülkemize karşı yıkıcı bölücü faaliyet gösteren iç tehdit unsurlarından biri olan irticai terör örgütleri ise Türk halkının dini duygularını istismar ederek hedeflerine ulaşmak için “dini” maske olarak kullanmaktadırlar. Dini semboller ile halkın karşısına çıkan ve devleti “din düşmanıymış” gibi gösteren bu örgütler bilinçsiz halk kitlesini devlete karşı kışkırtmaya çalışmaktadırlar. Türkiye’de din maskesi ile ortaya çıkan Hizbullah, İBDA/C, Tevhid-Selam, İslami Hareket gibi terör örgütleri laikliği dinsizlik olarak göstererek toplumu kamplara bölmeye çalışmaktadırlar. Bununla birlikte, bu terör örgütlerinin gerçek yüzleri medyaya yansıyan mezar evler ve katliamlar ile ortaya çıkmıştır.Türkiye’de rejimi değiştirip şer’i hükümlere dayalı bir devlet kurmayı hedefleyen başta Hizbullah terör örgütü olmak üzere İBDA/C, Tevhid-Selam, İslami Hareket, Hizb-Üt Tahrir, Acz-i Mendi gibi irticai örgütlerin üst düzey yöneticileri ve kilit noktalarındaki mensupları Ermeni ve Süryani asıllılardan oluşmaktadır. Yine bu örgütlerin üst düzey sorumlularının yanı sıra yapılan eylemlere karışan mensupları arasında da çok sayıda Ermeni ve Süryani asıllı provokatörler bulunduğu tespit edilmiştir
    Dini maske olarak kullanan terör örgütü Hizbullah’ın üst düzey yöneticileri ne bir bakalım

    * Hizbullah terör örgütünün lideri Hüseyin Velioğlu’nun eşi Hayriye Velioğlu’nun dedesi Favlus ve ninesi Saro Hıristiyan Süryani’sidir. Ayrıca, Hüseyin Velioğlu 1978 yılında Durmaz olan soyadını Velioğlu olarak değiştirmiştir. Velioğlu’nun ninesinin ismi olan Suse, Ermeni ve Süryani asıllılar tarafından kullanılmaktadır

    *Hizbullah terör örgütünün doğal lideri 1961 Batman-Gercüş doğumlu İsa Altsoy’un dedesi Melküm ve ninesi Mence Ermeni asıllıdır.

    *Hizbullah terör örgütünün para kasası 1961 Mardin-Mazıdağı doğumlu Sulhadin Ürük Ermeni asıllıdır. Sulhadin Ürük, Adana’nın Pozantı İlçesi’nde terör örgütü Hizbullah’a ait yayla evine düzenlenen baskında ölü ele geçirilmiştir.

    *Hizbullah terör örgütünün askeri kanat sorumlularından olan 1972 Diyarbakır-Silvan doğumlu Mahsum Barut‘un dedesi Astur ve ninesi Kute Ermeni asıllıdır.

    *Hizbullah terör örgütünün askeri kanat sorumlularından olan 1971 Van doğumlu Gürsel Aldemir’in dedesi Akup ve ninesi Sirpahi Ermeni asıllıdır.

    *Hizbullah terör örgütünün arşivcisi 1977 Mardin-Nusaybin doğumlu Abdulhalim Türe’nin büyük dedesi Birhu ve ninesi Delu Süryani asıllıdır.

    *Hizbullah terör örgütünün arşivcisi 1977 Mardin-Nusaybin doğumlu Abdulhalim Türe’nin büyük dedesi Birhu ve ninesi Delu Süryani asıllıdır.

    *Hizbullah terör örgütü lideri Hüseyin Velioğlu’nun kayınbiraderi ve İslami Hareket Örgütü Şura üyesi olan İhsan Deniz Süryani asıllıdır.
    Birinci Dünya Savaşı’nda İngiliz casus Lawrence’ın “şeyh” kılığında Müslüman Arapları Osmanlı’ya karşı kışkırttığı gibi, irticai terör örgütleri de dini kullanarak Türk halkı ile Cumhuriyet kurumlarını karşı karşıya getirmeye çalışmaktadırlar. Özellikle Türk halkı tarafından her zaman en güvenilir kurum seçilen Türk Silahlı Kuvvetlerimize karşı, bilinçsiz halk kitlesine yönelik “ordu dinsiz” şeklindeki propagandalarla bu güven yıpratılmaya çalışılmaktadır.
    A.Gaffar OKKAN suikastı zanlılarından Ermeni asıllı Hizbullah terör örgütü mensubu

    *Saim Bamidici (Ermeni asıllı): Seyfettin-Nafiye’den olma Saim Bamidici, 1977 Silvan doğumludur. Babasının dedesi Bedros ve ninesi Meryem Ermeni asıllıdır.
    24 Ocak 2001 günü gerçekleştirilen ve Emniyet Müdürü A.Gaffar OKKAN ile birlikte 5 polis memurunun şehit edilmesi, 5 polisin de yaralanması eylemi ile ilgili olarak 3 Şubat 2001 tarihinde yakalanarak gözaltına alınan ve 12 Şubat 2001 günü sevk edildiği Diyarbakır DGM Yedek Üyeliğince tutuklanan Saim Bamidici, Hizbullah terör örgütü mensubu olmak suçundan 22 Eylül 2003 tarihinde TCK 168. maddeden yargılanarak 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası almıştır.
    Ermeni ve Süryani asıllı Hizbullah terör örgütü mensupları
    *Mahmut Akyol (Süryani asıllı): Süleyman-Caziye’den olma Mahmut Akyol, 1972 Mardin- Dargeçit doğumludur. Ninesi Zefiri Akyol Hıristiyan Süryani’sidir. Hizbullah terör örgütü mensubu Mahmut Akyol, 03 Mayıs 2001 tarihinde TCK 168. maddeden yargılanarak 13 yıl 9 ay ağır hapis cezası almıştır.

    *Ramazan Akyol (Süryani asıllı): Hizbullah terör örgütü mensubu Mahmut Akyol’un kardeşi Ramazan Akyol da Hizbullah terör örgütünün faaliyetlerine katılmak, yardım ve yataklık yapmaktan ceza almıştır.

    *Aydın Akboğa (Ermeni asıllı): Salih-Saniyeden olma Aydın Akboğa, 1974 Lice doğumludur. Büyük dedesi Vahanis ve ninesi Vargik Ermeni asıllıdır. Hizbullah terör örgütü mensubu olmaktan 20 Haziran 1998 tarihinde tutuklanmıştır.

    *Şükrü Ayazgün (Ermeni asıllı): Muhittin-Havva’dan olma Şükrü Ayazgün, 1969 Diyarbakır doğumludur. Hizbullah terör örgütü mensubu Şükrü Ayazgün’ün büyük dedesi Bogus ve ninesi Suzan Ermeni asıllıdır.
    Hizbullah terör örgütüne müzahir Mustazaflar Derneği üyelerinden Ermeni ve Süryani asıllılardan bazıları

    *Aydın Kaysi (Süryani asıllı): 1965 Siirt doğumlu Aydın Kaysi Süryani asıllıdır. Büyük dedesi Görgis ve ninesi Şemuni Süryani asıllıdır. Hizbullah terör örgütüne müzahir Mustazaflar Derneği üyesidir.

    *Mustafa Bozkurt (Ermeni asıllı) : 1968 Kahta doğumlu Mustafa Bozkurt Ermeni asıllıdır. Babası Mehmet ve annesi Hatice Ermeni asıllıdır. Hizbullah terör örgütüne müzahir Mustazaflar Derneği Şanlıurfa şubesi üyesidir.

    *İsmail Güven (Karısı Ermeni asıllı): 1976 Adıyaman doğumlu İsmail Güven’in karısı Leyla Güven’in büyük dedesi Serkiz ve ninesi Varto Ermeni asıllıdır. İsmail Güven Hizbullah terör örgütüne müzahir Mustazaflar Derneği Şanlıurfa şubesi üyesidir.

    *Abdullah Akarsu (Ermeni asıllı): Halis-Rabia’dan olma Abdullah Akarsu, 1979 Muş doğumludur. Hizbullah terör örgütü mensubu olmaktan tutuklanan Abdullah Akarsu’nun büyük dedesi Kirkor ve ninesi Varte Ermeni asıllıdır.

    *Mehmet Boğuş (Ermeni asıllı): Süleyman-Behiye’den olma Mehmet Boğuş, 1975 Batman doğumludur. Hizbullah terör örgütü mensubu olmaktan tutuklanan Mehmet Boğuş’un büyük dedesi Karabet ve ninesi Maryem Ermeni asıllıdır.

    *Mehmet Yılter (Ermeni asıllı): Ömer-Zeliha’dan olma Mehmet Yılter, 1977 Kahta doğumludur. Büyük dedesi Ohanis ve ninesi Hatun Ermeni asıllıdır. Hizbullah terör örgütü mensubu olmaktan 20 Mayıs 2002 tarihinde yargılanarak 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası almıştır.

    *İrfan Fidancı (Ermeni asıllı): Ebubekir-Fahriye’den olma İrfan Fidancı, 1964 Silvan doğumludur. Annesinin dedesi Simo ve ninesi Oski Ermeni asıllıdır. Hizbullah terör örgütü mensubu olmaktan 12 Mart 2003 tarihinde TCK 168′nci maddesinden yargılanarak 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası almıştır.

    *Fırat Nart (Karısı Ermeni asıllı): Vehbi-Hanım’dan olma Fırat Nart, 1971 Diyarbakır doğumludur. Hizbullah terör örgüt mensubu olan Fırat Nart’ın karısı Ayten Nart’ın dedesi Abdülhamit Öztürk Ermeni asıllıdır.

    Sadece Hizbullah terör örgütünde değil, diğer irticai terör örgütlerinde de Ermeni ve Süryani asıllı örgüt yapılanması görülmektedir

    *Adil Aydın (Karısı Ermeni asıllı): Tevhid/Selam örgütü mensubu Adil Aydın Kadir-Perihan’dan olma 1963 Suşehri doğumludur. Gazeteci-yazar Uğur Mumcu ve Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Doç. Dr. Bahriye Üçok`un öldürülmesi gibi 22 suçu kapsayan “Umut Operasyonu” kapsamında yakalanan ve yargılanan Adil Aydın ‘’Türkiye’de mevcut Anayasal düzeni silah zoruyla yıkıp, yerine din kurallarına dayalı devlet kurmayı amaçlayan silahlı çetenin ferdi olmaktan’’ TCK 168′nci maddesinden yargılanarak 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası almıştır. Tevhid/Selam örgütü mensubu Adil Aydın’ın karısı Semiha Aydın’ın dedesi Kirkor ve ninesi Maryam Ermeni asıllıdır.

    *Hakkı Selçuk Şanlı (Karısı Rus asıllı): Tevhid/Selam örgütü mensubu Hakkı Selçuk Şanlı, Haydar Fehmi-Mahmure’den olma ve 1956 Adana doğumludur. Gazeteci-yazar Uğur Mumcu ve Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Doç. Dr. Bahriye Üçok`un öldürülmesi gibi 22 suçu kapsayan “Umut Operasyonu” kapsamında yakalanan ve yargılanan Hakkı Selçuk Şanlı ‘’Türkiye’de mevcut Anayasal düzeni silah zoruyla yıkıp, yerine din kurallarına dayalı devlet kurmayı amaçlayan silahlı çetenin ferdi olmaktan’’ TCK 168′nci maddesinden yargılanarak 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası almıştır. Hakkı Selçuk Şanlı’nın karısı Victoria Kourotchkına Şanlı Rus asıllıdır.

    *Yılmaz Yüksel (Karısı Bahai dini mensubu): İBDA/C terör örgütü seyyar timi mensubu Yılmaz Yüksel, Tahsin-Şaziye’den olma 1966 Bursa doğumludur. 12 Mayıs 2000 tarihinde 5816 SA 71: Atatürk aleyhinde işlenen suçlar kapsamında 2 yıl hapis cezası almıştır. İBDA/C terör örgütü mensubu Yüksel’in karısı Ümmügülsüm Yüksel, Bahai Dini mensubudur.

    *Mehmet Cavit Pehlivan (Ermeni asıllı): Ceyşullah/Selefi örgütü mensubu Mehmet Cavit Pehlivan’ın ninesi Viktorya ve dedesi Hacı Agop Ermeni asıllıdır.

    *Fatih Buldu (Ermeni asıllı): Acz-i Mendi örgütü mensubu olan 1980 Kayseri doğumlu Fatih Buldu’nun dedesi Avadik ve ninesi Zarman Ermeni asıllıdır.

    *Ahmet Taşkıran (Ermeni asıllı): Tebliğ Cemaati mensubu Ahmet Taşkıran’ın babası Hido Manas Hıristiyan Ermeni’sidir.

    *Halil İbrahim Göksüngür (Ermeni asıllı): Acz-i Mendi örgütü mensubu olan 1964 Erbaa doğumlu H.İbrahim Göksüngür ile dedesi Hanuk ve ninesi Üskuhu Ermeni asıllıdır.
    Aczimendi lideri Müslüm Gündüz

    *İrfan Adıyaman (Ermeni asıllı): Acz-i Mendi örgütü mensubu İrfan Adıyaman’ın dedesi Karabet ve ninesi Atina Ermeni asıllıdır. Yine İrfan Adıyaman’ın karısı Semra Adıyaman’ın dedesi Artin ve ninesi İhsabet de Ermeni asıllıdır.
    Hizb-üt Tahrir örgütü lideri Yılmaz Çelik
    *Ergün Yıldırım (Ermeni asıllı): Hizb-üt Tahrir mensubu Ergün Yıldırım’ın büyük dedesi Serkiz ve ninesi Bayzan Ermeni asıllıdır.

    İBDA/C terör örgütü lideri Salih Mirzabeyoğlu (Salih İzzet Erdiş)​

    *İrfan Adıyaman (Ermeni asıllı): Acz-i Mendi örgütü mensubu İrfan Adıyaman’ın dedesi Karabet ve ninesi Atina Ermeni asıllıdır. Yine İrfan Adıyaman’ın karısı Semra Adıyaman’ın dedesi Artin ve ninesi İhsabet de Ermeni asıllıdır

    *Belgin Gözübatık (Ermeni asıllı): İBDA/C terör örgütü mensubu Belgin Gözübatık’ın dedesi Girakos ve ninesi Martohi, Ermeni asıllıdır. 1994 yılında Bosna Hersek’te meydana gelen katliamları kınamak amacıyla 10 Nisan 1994 tarihinde Ankara/Kızılay’da toplanan topluluğu tahrik etmiştir. Sık sık tekbir getirip dini sloganlar atarak topluluğu TRT, DYP, BM, ABD büyükelçiliği ve Rus ticaret acenteliği binalarının camlarının kırılmasına yönlendirmiştir. Gösteriler sırasında yandaşlarına sık sık “Şeriat İçin Silahlı Mücadele İBDA-C” pankartını açtırmıştır.

    *Salih Taşkıran (Ermeni asıllı): Mescid-i Selam örgütü mensubu Salih Taşkıran’ın babası Hido Manas Hıristiyan Ermeni’sidir. Ayrıca, Salih Taşkıran’ın kardeşi Ahmet Taşkıran da Tebliğ Cemaati mensubudur.

    *Mehmet Can Oğuzsoy (Ermeni asıllı): Vahdet örgütü mensubu olan 1974 Silvan doğumlu Mehmet Can Oğuzsoy’un dedesi Kirkor ve ninesi Humar, Ermeni asıllıdır.

    *Zekeriye Bostan (Rus asıllı): Vahdet örgütü mensubu olan 1975 İstanbul doğumlu Zekeriya Bostan’ın dedesi Vasili ve ninesi Mariye Rus asıllıdır.
     
  4. gezzgin
    Dalgın

    gezzgin Üye

    Katılım:
    1 Aralık 2008
    Mesajlar:
    61
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    180
    Banka:
    0 ÇTL
    Karadenizde Pontus Devleti Kurma Çabaları
    Türkiye toprakları üzerinde ilk Pontus örgütlenmesi, İnebolu’da, halkın Manastır adını verdiği bir tepede, Rum asıllı ABDli papaz olan Klematios tarafından gerçekleştirilmişti. Pontus Derneği ise, 1904 yılında Merzifon Amerikan Koleji’nde gizli olarak kurulmuş ve onu, 1908′de Samsun’daki Yasal Savunma ve daha sonra Kutsal Anadolu Rum Dernekleri izlemiştir. Böylece Pontus örgütlenmesi genişlemiş ve Batum’dan İnebolu’ya kadar olan bütün Karadeniz Bölgesi’nde bir çok şubeler açılmıştır.Rum-Pontus Derneği; Birinci Dünya Savaşı ve ardındaki yıllarda Karadeniz Bölgesi’nde bir çok etkinlikte bulunacak ve geniş çapta Türk soykırımına neden olacaktır. Yasal Savunma Derneği, bütün Anadolu’yu içine alan silahlanmış bir örgüt meydana getirmekle görevliydi. Bu derneğin Samsun Metropolithanesi’nde elde edilen tüzüğüne göre: Ünye, Fatsa, Kırşehir, Kavak, İnebolu, Havza, Çarşamba, Bafra, Sinop, Kayseri, Ürgüp ve Tokat’ta şubeleri vardı. Yaşı 20′nin üstünde olan her erkeğe silah dağıtılmıştı. Kutsal Anadolu Rum Derneği, bu derneğe para toplamak, örgüte girmeyen veya yardım etmeyenleri korkutmak ve yurt dışı ile haberleşmede bulunmak amacıyla kurulmuştu. 1908 Devrimi’nin hemen ardından Amasya Metropoliti Germanos tarafından ilk silahlı milis örgütü kurulmuştur. Pontus Derneği 1909 yılında Trabzon Metropoliti aracılığıyla Atina’daki Küçük Asya Derneği’nin yönetimi altına girmiş ve bu dernek, yayınladığı Pontus adlı bir kitapçık ile programını belirlemiştir.
    Birinci Dünya Savaşı’na kadar Pontus-Rum Devleti’nin kurulması bir düşünce konumunda iken, savaşın çıkışıyla birlikte uygulamaya başlanmıştır. Daha savaş öncesinde İtilaf Devletleri, Trabzon’da Pontusçuların lideri Metropolid Hrisantos ile anlaşarak, Türkiye’nin içeriden çökertilmesi için anlaşmaya varmışlardı. Bu düşünce ile, Türk orduları cephelerde savaşırken, bir yandan düşmana casusluk yapmışlar, diğer yandan bölge Rumları’na silah dağıtmışlardır. Bunun için de, Kafkasya’daki Rum tüccarlar ve Batum’da oluşturulan bir komite aracılığı ile Trabzon ve Samsun’a gizlice gönderilmiştir.
    Savaş sırasında seferberlik emrine uymayan Rumlar, firar ederek Rum Çeteleri’ne katılmışlar ve Türk jandarması ile çatışmalara girmişlerdir. Türk ahaliye karşı çalışan bu çetelerin amaçları:
    1) Halkı korkutmak,
    2) Nüfusu azaltmak,
    3) Köyleri yakıp yıkmak,
    4) Hükümeti zayıf düşürmek,
    5) Orduyu zayıflatmak,
    6) Düşmana destek sağlamak,
    7) Bölgede Rum varlığını kanıtlamak,
    Pontus emellerini gerçekleştirmektir.
    Birinci Dünya Savaşı’nın ilk önemli Rum Çetesi Bafra’da ortaya çıkmıştır. Bu Rum çetesinin ilk faaliyeti, Kasnakçı Mermer köyünden iki Türk’ü diri diri yakmak suretiyle olmuştur. Bunun ardından bir Türk köyü olan Çağşur’u yakmışlar ve halkını da çocuk, yaşlı, kadın demeden öldürmüşlerdir. Rum çetelerin yardımıyla Ruslar, 1916′da Trabzon’u ve Doğu Karadeniz’i işgal ettiler. Ruslarla işbirliği yapan Rumlar, Belediye Meclisi’nin tamamen Rumlardan oluşmasını sağladılar. Rus işgali ile çevredeki Türk köylerine Pontusçuların baskını, artarak devam etmiştir.
    Pontus faaliyetleri, daha sonra Rusya, Yunanistan, Avrupa ve Amerika’da da hızlanmış ve uluslararası bir boyut kazanmıştır. Örneğin 5 Mayıs 1917′de Tiflis’te “Yunanistan Kafkaslar Kongresi” yapılmıştır. Bir başka konferans, Karadeniz kıyı şehirlerinde yaşayan Rumların temsilcileri ile 1917 Ekim ayı Ortalarında Atina’da yapılmıştır. Bundan amaç, Sovyetleri’nin desteği ile yaratılan olumlu havadan yararlanarak, Karadeniz kıyısında yaşayan bütün Rumları, bağımsız bir devlet altında birleştirmekti. Yine 1917′de Paris’te “Pontus Milli Merkezi” kurulmuş, ayrıca ABD’de aynı amaçla özel bir komite oluşturulmuştur. Eylül 1917 tarihinden itibaren de Paris’te Fransızca olarak “Journal, Des Hellenes” ve “Mediterranee Orientale”, Londra’da “Esperia” ve Atina’da yayınlanan çeşitli gazete ve bültenlerle, yoğun bir propaganda başlatılmıştır.
    Hatta bu sırada Batum’da, aslen Rum olan Rus subaylarından General Anonya’nın başkanlığında bir Rum tümeni kurulmuştur. Bu tümenin sayısı, 12.000 kişiye yükselmiş ve 50.000′e çıkarılması için hazırlıklar yapılmıştır.
    Fakat 1917 Bolşevik Devrimi üzerine bu tümen dağıtılmıştır. Yalnız arta kalanları Türkiye’ye geçerek, yurt içindeki çetelerin kumandasını üstlenmiştir. Batum’daki bu Pontus faaliyetleri daha sonra Pontus Milli Meclisi’nin kurulmasıyla sonuçlanmıştır.Pont Ökzen ve çevresi halkından oluşup; ABD, İsviçre, İngiltere, Yunanistan, Mısır ve diğer ülkelerdeki temsilcilerin katılmasıyla Marsilya’da bir kongre düzenlendi. Temmuz 1918′de Pontus’un bağımsızlığının ve Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkaslara giden Rumların eski vatanlarına dönme arzularının dile getirildiği bir başka Pontus Kongresi de Baku’de toplanmıştır. Sonunda Ekim 1918′de ve Batum’da, Pontus Ulusal Merkezi kurulmuştur. Sonuç olarak Mondros Antlaşması imzalandığı zaman, Türkiye dışındaki Pontus organizasyonu büyük oranda tamamlanmıştır. Mondros Antlaşması’ndan önce Pontus Sorunu ile ilgili en önemli kongre; 4 şubat 1918′de Konstantin Konstantinides tarafından Marsilya’da yapılmıştır. Konstantinides kongrede yaptığı konuşmada, Pontusçuların özgürlüklerine kavuşmak için çaba harcadığını belirtmiş ve onların faaliyetlerini, propaganda araçlarını, Pontus Devleti’nin sınırlarını, tarihsel geçmişini ve hatta, Pontus Bölgesi’nin Türk ve Hıristiyan halkının nüfusunu da vermiştir.1918 Kasım’ında Pontus’un ulusal istekleri konusunda büyük devletlere verilen notada, sınırlar böyle belirtiliyordu: “Doğuda Batum, güneyde Ermenistan ve batıda Sinop’un batısına kadar uzanan muhteşem Pontus Eyaleti. Bu eyalet, ulusların kendi geleceklerini belirleme ilkelerine dayanacak, müttefik kuvvetler ve ABD, eski Trabzon İmparatorluğu’nu yeniden kuracak ve özerk bir cumhuriyet konumuna getirilecektir.
    Paris Barış Konferansı’na Doğu Karadeniz bölgesi için verilen nüfus istatistiklerinin farklı ve abartılarak verildiği dikkati çekmektedir. Bunun en önemli nedeni, bölgede Rumların hiçbir yerde çoğunluğu teşkil edememeleridir. Bölgenin nüfus yapısı ile ilgili ileri sürülen rakamlar, birbirinden oldukça farklıdır. Örneğin Venizelos’un nüfus kaynağı 1912′de Fener Patrikhanesi tarafından yapılan istatistik bilgilerinden oluşmaktadır. Özellikle politik amaçlar taşıyan bu türlü rakamlar, gerçeği yansıtmaktan uzaktır. Hal böyle olunca, yine en çok güvenilir olan ve doğruyu yansıtan, Osmanlı Devleti’nin resmi istatistikleri olmaktadır.
    Bu konuda bir orantı vermek gerekirse, Türk nüfusu, Rum nüfusunun 10 katıdır. Buna karşın, Türkiye’den bağımsız bir Pontus Devleti için, olabildiğince büyük toprak koparmak ve Yunanistan’daki gönüllüleri buraya taşımak amaçlanıyordu. Bu konuda bir Pontus Ordusu kurulması ve bu ordunun, İngiliz makamlarının kontrolünde olması düşünülüyordu.
    PONTUSÇULUĞUN SONU
    1920 sonlarına doğru Karadeniz kıyılarında, Samsun, Çarşamba, Bafra, Erbaa, Zile’deki Rum köylerinde, Rumlar geniş çete faaliyetlerine giriştiler. Başlangıçta 6-7 bin silahlı kadar tahmin edilen Pontusçular, daha sonra 25 bin kadar silahlı kuvvete ulaştılar.
    Bu durumda Kurtuluş Savaşı’nın en çetin günlerinde Ankara Hükümeti, askeri önlemler almak zorunda kaldı. 1920 sonu ve 1921 başlarında III. ve XV. Kolordular, bu bölgelere önemli askerî birlikler gönderdiler. Daha sonra III. Kolordu, Birinci Merkez Ordusu şekline konuldu ve Pontus sorunu, bu orduya bırakıldı. 1921 yılı boyunca, yoğun bir faaliyet yaşandı.
    Bu hareketlerde Pontusçulara ait 117 büyük sığınak tahrip edildi. Resmî makamlara göre 3.877 Pontusçu öldürüldü. Bu arada Pontusçular da, 439 Türk köyünü yaktılar, asker ve halktan önemli kayıplara neden oldular. Pontusçulara karşı hareketlerde bir ara ve özellikle 1921 sonunda 20.000 kişilik bir askerî kuvvetin bu bölgede kullanılmasını gerekti. Cephelerde düşmanla savaşılan günkü koşullar içinde böyle bir kuvveti bu bölgede alıkoymak, Türk Genelkurmayı için gerçekten büyük bir külfetti. Fakat 1921 sonunda ve 1922 başlarında Karadeniz Bölgesi’ndeki Rum nüfusunun Yunanistan’a taşınmasına başlandı. Bu durum, Karadeniz Bölgesi’ndeki Rum nüfusun ortadan kalkmasına ve Türkiye’de ulusal birliğin sağlanması yönünde önemli bir etken oldu.
    Anadolu’nun bir Türk Yurdu olduğunu bütün dünyaya kanıtlayan ve dışarıdan planlanan senaryoların kabul edilmeyeceğini kanıtlayan Lozan Antlaşması, tüm sorunların çözüm belgesi oldu. İlginç ve önemlidir ki, Yunanistan’ın yıllardır dünya gündemine taşıdığı Pontus Sorunu ile ilgili olarak, Lozan Antlaşması’nda tek bir madde yer almadı.Sonuç olarak, konu ile ilgili saptamalarda bulunmak gerekirse:
    1) İ.Ö. 301-63 yılları arasında yaşayan Pontus Devleti’nin, Grekçe kullanmak dışında, Yunanistan ile bir ilgisi yoktur.

    2) Yunanlılar, Karadeniz de dahil olmak üzere, kurdukları koloni şehirlerine “vatan” gözüyle değil, “sömürge” olarak bakmışlardır.

    3) İ.S. 1207-1461 yılları arasında yaşayan Trabzon Rum Devleti’nin de, Yunanistan ile bir ilgisi yoktur. “Rum” tanımlaması, “Roma/Doğu Roma/Bizans”tan gelmektedir. Doğudan yaklaşan Türkler, Anadolu toprakları için, genel bir adlandırma olarak Rum kelimesini kullanmışlardır. Eğer böyle olmasaydı, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin de Yunanlı olduğunu söylemek gerekecekti.
    4) Karadeniz Bölgesi; hem Pontus Krallığı ve hem de Trabzon Rum İmparatorluğu’ndan daha uzun bir süredir, Türk egemenliğindedir ve onun da ötesinde “Türk Yurdu”dur. Bu durum, 540 yıl gibi uzun bir dönemde, Karadeniz Bölgesi’ne damgasını vuran tarihi eserlere bakılırsa, daha iyi anlaşılacaktır.

    5) Bu bölge; Kurtuluş Savaşı ile birlikte ülke bütünlüğünü sağlayan ve bunu, tüm dünyaya kanıtlayan Türkiye Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu durum, Karadeniz Bölgesi’nde yer alan şehirlerimizin sosyal, kültürel ve
    nüfus bakımından anlaşılmaktadır.

    6) 11 Eylül 2001 tarihinden sonra, dünyamızın her zamankinden daha çok barış ortamına ihtiyaç duyduğu açıkça görülmüştür. Yunanistan’ın, “Pontus” gibi, olmayacak hayallerin peşinden koşması, “dünya barışı” için son derece tehlikelidir.

    7) Eğer bu türlü politikaların peşinden koşulacaksa, Yunanistan’ın, tarihsel Makedonya’nın sınırları içerisinde bulunan Selanik şehrini, öncelikle Makedonya’ya vermesi gerekir..

    8) Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu günden beri “yurtta barış, dünyada barış” ilkesini benimsemiştir. Gün geçtikçe tüm dünya tarafından daha çok benimsenen bu ilke, Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ne denli ileri görüşlü bir lider olduğunu ortaya koymaktadır.

    9) Son olarak Yunanistan, bu yayılmacı tutumundan vazgeçmediği sürece, yanlış ve tehlikeli bir politikanın tüm sorumluluğunu, tüm dünyaya karşı açıklamak ve olası sonuçlarını kabullenmek zorundadır.

    10) Türkiye Cumhuriyeti, komşularıyla ve tüm dünya ülkeleriyle, barış ve kardeşlik içerisinde uygarlık ve esenlik dolu ilişkiler kurma çabasındadır. Bu düşünce ile de, hiçbir ülkenin toprağında gözü yoktur. Başka ülkelere de, verecek bir karış toprağı bulunmamaktadır.
     
  5. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    yazı biraz uzun ama ilgimi çekti bir ara mutlaka okuyacağım
     

Sayfayı Paylaş