1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dünyada Çay Kültürü

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 4 Temmuz 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Dünyada Çay Kültürü

    [​IMG]İlk çay biraz keyif biraz da tıbbi nedenlerle içilmişçay içerek zihni uyanık tutmak binbir derde deva özelliklerinden yararlanmak hep söz konusu edile gelmiş. İşin güzel ve şaşırtıcı yanı ise çayın sıcak bir içecek olmanın ötesine geçmesiyle başlıyor. Önce Çinliler daha sonra çayı onlardan altıncı yüzyılın sonuna doğru aldıkları söylenen Japonlar kendi dini ritüellerine ve eskiden beri törensel olan yemek adabına uygun düşen bir çay içme töresini geliştirmişler. Dünya üzerinde milyonlarca kişi gün boyu çay içerken bunu sıradan bir iş gibi yaparken Japonlar ve Çinliler buna derin bir anlam yüklüyor.
    Avrupa'da 17. yüzyıldan beri bir keyif maddesi olarak bilinen çay 19.yüzyılda tüm Kuzey Denizi civarında bir halk içeceği haline gelmiştir. Tüm dünyada toplumsal yaşamda oldukça önemli bir yer tutan çayı hintliler süt ve şekerle Kuzey Afrikalılar yeşil çayı taze nane ile lezzetlendirirler. Çay kültürü her ülkede farklı yorumlanmaktadır.

    Çin
    Çay içecek sayılmadan önce uzun zaman ilaç olarak kullanıldı. Çin'de ilaç dışında içecek olarak kullanılmaya başlandığı ilk dönemler 4. ve 5. yüzyıl olmuştur. O zamanki çay çayın hazırlanmasına baktığımızda büyük farklılıklar olduğunu görmekteyiz:

    Yapraklar buhardan geçirilip havanda ezildikten sonra bir kapta toplanır. İçine pirinç zencefil tuz portakal kabuğu baharat süt ve isteğe göre soğan katılıp kaynatılır.'
    Günümüzde bu adet Tibetliler ve bazı Moğol kabilelerinde devam etmektedir.
    8. yüzyıl kaynaklarında Çinlilerin iyi bir çay yaprağını şöyle tanımladıklarını görmekteyiz:
    'Tatar atlılarının çizmeleri gibi kara güçlü bir öküzün boynuzları gibi kıvrımlı tatlı bir meltemin dokunduğu göl kadar parlak'
    Çinlilere göre çay küçük fincanda soğumadan içilmeli ve hemen yenilenmelidir. Hem rahatça içebilmek hem de içerken içtiği çayı görerek manevi bir haza kavuşmak için fincanların geniş ağızlı olanları tercih edilir.
    Aynı yaprağı defalarca demleme olayı Çin'de yaygın olup bunu bir sanata dönüştürmüşlerdir.

    Japonya
    Çay birçok diğer şey gibi Çin'den Japonya'ya taşınmış ama Japonlar çay tarihini daha iyi belgelemiş törenselliği derinleştirmiş ve onu da törensel yemek kültürlerine uygun olarak kendilerine has bir çay içme töresi haline getirmişlerdir.
    Taoculuk Budizm ve Zen'in felsefi dini dünya anlayışıyla sıkı bir ilişki içinde olan Japon çay töresinin başka bir eşi yoktur. Haz almaya değil iç dünyaya ilişkin bir ritüel olan Japon çay töresinde Katolik ayinlerinde İsa'nın kanını simgeleyen şaraptan daha önemli bir yeri vardır. Özel çay evlerinde gerçekleştirilen bu törenin öncelikli görevi konukları en uygun ve en zarif bir biçimde ağırlamaktır.
    Mükemmel bir çay hazırlamak için tek bir yol yoktur. Bir sanat eseri olarak çay en ince niteliklerini ustasının elinde gösterir. İyi ya da kötü resim olduğu gibi iyi ya da kötü çay da vardır. Dünya da en kötü üç şeyden biri kötü hazırlanarak mahvolan mükemmel bir çaydır.
    Japonlar çaya bir sanat olarak bakarlar. Diğer sanatlarda olduğu gibi çay sanatının da dönemleri ve ekolleri olmuştur. Kaynatma Çırpma ve Demleme olmak üzere başlıca üç dönemden söz edilebilir. Günümüzde son ekolün ağırlığı hissedilmektedir.
    Günlük kullanımda demli çay kullanılmakla beraber çırpma metodu ile hazırlanan toz çay her zaman çayların efendisi olarak kabul edilir.

    İngiltere
    Çayla 17.yüzyılın sonunda sömürgesi Hindistan vasıtasıyla tanışan İngilizler zamanla çayı yaşamlarının ayrılmaz bir parçası haline getirdiler. Çayın ilk başlarda pahalı olması yaygın bir içecek olmasını engelledi. Bu da çayı üst düzey toplantılara özgü bir şölen prenslere ve asillere ayrılmış bir hediye haline getirdi.
    İngilizler Eraly Grey çayını tecih ederler. Bu yoğun kokulu çay bergamut esansı ile harmanlanarak hazırlanmaktadır. Bugün İngiltere de çat kapı gelen birine konukseverliğin işareti olarak bir fincan çay sunulur. İkindi vakti olan 'Beş Çayı' olarak adlandırılıp Dünya'ya da armağan edilen küçük çay daveti dostların bir araya gelmesi için düşünülmüş olup Kral Edward döneminden beri devam etmektedir.
    Bu arada İngiltere Kraliçesi'nin çayının suyunu bütün gezilerinde yanında taşıdığını biliyormuydunuz?


    Rusya
    Rusya'da her öğün çay içilmesi bir gelenektir. Ruslar çaylarını semaverde demlerler beyazlatılmamış şeker ve limon suyu ilave ederek içerler. Gerçek bir çay tiryakisi Rus çayına şeker atmaz şekeri ağzına alarak çayını içer. Eski kültürü yaşatanlar arasında çaya şeker yerine bir çay kaşığı kaymak koyanların yanısıra Anadolu'nun kimi yörelerinde olduğu gibi ve çayı bazen bardak altlığına dökerek içenlerde bulunmaktadır.
    Çay konuklara yanında marmelat ile sunulur. Konuk daha fazla çay gelmesini önlemek için bardağın altlığı bardağın üstüne konulur.


    Fransa
    Fransız entelektüellerinin özel bir çay sevgisi vardır. Yaygın çay salonlarının yanısıra romantik isimlerin takıldıkları çeşitli çayların satıldığı küçük çay dükkanı zincirleri vardır.
    Fransız kültüründe çay uzun süre demlenmeden ince porselen bir fincanda ikram edilir. Hafif içimli bir çayın yanında küçük bir çikolata krokan veya pralin ikram edilir.

    Moğolistan
    Moğolların çay içme biçimleri ise inanılır gibi değil. Çaya biraz yağ bir tutam tuz biraz un ya da darı ekliyorlar. Hadi bu neyse ama ya kuzu etli çaya ne dersiniz? Dilim dilim edilip bir hafta açık havada kurutulmuş kuzu etini çayın içine atıp içerek soğuk iklim koşullarına ve göçebe hayata karşı güç ve enerji kazanıyorlar.


    Türkiye
    5000 yıllık tarihe sahip çay her ne kadar Türklerin yaşamına geç girmişse de temiz girmiş. Gün boyunca çay içmemizin yanı sıra kendimize özgü demleme usulü ince belli cam bardaklar kıtlama çay gibi katkılarımızla çayın kültür tarihine eklediklerimiz gözardı edilemez. Bunlardan ilki iyi bir çay demlemenin olmazsa olmaz kurallarından biri olan demliğin sıcak olması şartını demliği çaydanlığın üstüne oturtularak ustaca ve güzelce çözümlememizdir.

    Buna karşın; çayın acıyıp tadının bozulmasını önlemek için; demledikten sonra çayı süzdürüp başka bir demliğe boşaltmıyoruz o da işin ayrı bir yanı.

    Peki Türk çay kültüründe olmayan; Amerikan icadı poşet çay, çay topları ve ağları fazla aromalı çaylar, çaya çok süt ve limon koymak çayı metal demlikte demlemek yani çaya karşı özensiz davranmak.

    Türkler Anadolu'ya gelmeden öncede çayı bilmelerine karşın; çayın Türkiye'ye gelmesi ancak birkaç yüz yıl önceye dayanmaktadır. Çay içiminin Anadolu'da yaygınlaşması 19. yüzyıldan itibaren olmuştur. Türklerde çayın yaygınlaşmasına ilişkin şöyle bir hikaye anlatılır:

    Hoca Ahmet Yesevi bir gün Hıtay sınırında Türkistan karyelerinden birine misafir olur. O gün hava çok sıcak olduğu için çok yorulmuştur. Evine misafir olduğu Türkmenin komşusunun zevcesi doğum yapmak üzeredir. Türkmen Hoca Ahmet Yesevi'den dua ister Ahmet Yesevi de dua eder. Allah'ın izniyle Türkmenin isteği hemen olur. Türkmen bu duruma çok memnun olur. O yörenin önemli bir ikramı olan çay kaynatıp getirir. Hoca Ahmet Yesevi çayı sıcak sıcak içince terler ve yorgunluğu gider. Sonra "Bu şifalı bir şey imiş hastalarınıza bundan içirin ki şifa bulsunlar. Allah kıyamete kadar buna revaç versin" diye dua etmiştir. İşte çay bundan sonra bütün Türkler arasında kullanılmaya başlamış ve şifa verici bir içecek olmuştur.

    Halk kültürü ve etnografyasında çay önemli bir yer tutar. Çay bugün sosyal hayatımızda yerini dolduramayacak derecede sağlamlaştırmış onun etrafında oluşan kültürüyle birlikte yaşamaktadır.

    Sabah kahvaltısından gecenin geç saatlerine kadar hayatımızın içinde bulunan çay değişik kültürel değerlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
    Çayla ilgili; tekerlemeler bilmeceler mani ve türküler ilahiler efsaneler fıkralar gelenek ve görenekler başlı başına kültürel değerlerdir. Hatta çay kelimesi Çince olduğu halde sözlüklerde ve deyimlerde yerini bulmuş geniş bir kelime ve deyim sayısına ulaşmıştır. Çay, Çay Bahçesi, Çay Bardağı, Çay Demlemek, Çay Fincanı, Çay Fidanı, Çay Fidesi, Çay Kaşığı, Çay Takımı, Çay Vermek, Çay Molası, Çaycı, Çaycılık, Çaydanlık, Çay Parası, Çayevi, Çaygiller, Çayhane, Çay Kazanı gibi kelimelerin yanında; Tavşan Kanı Çay, Çay İçmek, Kıtlama Çay, Çayı Höpürdetmek, Çay İkram Etmek, Paşa Çayı gibi deyimlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

    Yetiştirilmesinden hazırlanıp tüketilmesine varana kadar olan çay kültürü bir çay etnografyasını da ortaya çıkarmıştır. Çay kesilmesine yarayan makaslar sepetler kutular demlikler semaverler çay kazanları bardaklar fincanlar kaşıklar tepsiler vb. hepsi çay kültürünün etrafında oluşan etnografik maddelerdir.

    Bunlardan en önemlisi çayın kendisinden ayırd edemeyeceğimiz semaver kültürüdür. Semaver 19. yüzyıldan itibaren Orta Asya'da yaygın olarak kullanılmaya başlanılmıştır. Ahmet Yesevi'den gelen mirasla çayın şifalı olduğuna inanıldığı gibi semaverin de şifa dağıtıcısı olduğuna inanılır hale gelmiştir. İnsanlara bir hayat muhabbet verici dertlere deva olarak görülür. Semaverin şifa dağıttığına o kadar inanılırdı ki hamam çıkışında ve mevlitlerde insanları rahatlatmak için semaver kaynatılır ve çay içilirdi. Semaver edebiyatımızda da başlı başına bir yer tutmaktadır. Semaver şifahaneye benzetilmiştir.

    Daha düne kadar yurdumun kahve ve çay bahçeleri "cafe"lere özenerek cam bardağı ortadan kaldırmış porselen ya da cam fincanlarda servis yapmaya başlamıştı. Bir de tabii poşet çay girdi ki yaşamımıza "cafe"lerin dışında kimi evlerde de yüz yıllık çay demleme usullerimiz hemen rafa kaldırıp demlik poşeti çaylar fincanda sunulmaya başlandı. Allah'tan şimdilerde turistlere porselen/seramik fincanda poşet çay sunmanın pek de zekice bir şey olmadığı kavranmaya başlandı. Bunda "Yunanlılar ince belli cam bardakta çay veriyormuş" haberinin etkisi oldu mu bilmiyorum ama son zamanlarda "cafe"lerden başlayarak çay bahçelerinde de çay severlerin ısrarı üzerine ideal boyutta olmasa da cam bardaklar kullanılmaya başlandı. Hani şu nedense "Ajda Pekkan bardağı" denen iri bardaklar. Ama gerçek çay severlerin gönlünde yatan küçük ince belli bardaklar tabii ki.
    Gün boyunca çay içmemizin yanı sıra kendimize özgü demleme usulü ince belli cam bardaklar kıtlama çay gibi katkılarımızla çayın kültür tarihine eklediklerimiz yadsınamaz hele türkülerimize ilahilerimize manilerimize de girdiği hatırlanırsa...
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 15 Mayıs 2016
    katip, Kin tutmaz, _nehir_ ve diğer 2 kişi bunu beğendi.
  2. kAşİf
    Cesur

    kAşİf Düşünmek lazım.. Moderatör

    Katılım:
    15 Eylül 2014
    Mesajlar:
    4.495
    Beğenileri:
    6.750
    Ödül Puanları:
    9.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    kaşif
    Banka:
    2.463 ÇTL
    19.yüzyılda biz bunu çok daha yagın hale getirdik ve kahvehanelerde çey merkezli sunumlar yaptık,hatta iş merkezlerinde çay ocakları açtık gerçi şimdi avm ler var ve çay ocağı kültürü soakak aralarında kaldı ya neyse yinede yaşasın çay....
     
    katip ve ZeyNoO bunu beğendi.
  3. Sentinus
    No Mood

    Sentinus Tengri Biz Menen!.. Özel üye

    Katılım:
    11 Mart 2014
    Mesajlar:
    2.535
    Beğenileri:
    3.777
    Ödül Puanları:
    8.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    İstanbul
    Çay bir ritüeldir aslında :) Vaz geçilmesi imkansız bir şifa kaynağı. Yalnız fırsatını yakalarsanız ve samimi olduklarına inandığınız yerlerden Çin çayı içiniz. Çaya olan aşkım o zaman depreşti benim :D
     
    ZeyNoO bunu beğendi.
  4. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.296
    Beğenileri:
    7.485
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    215 ÇTL
    Çayın hikayesi 5000 yıl önceye dayaniyormuş. Antik Çin'e. Shen Nung diye bir adam, imparator, içeceği suyu kaynatmadan içmezmiş :D

    Bir yaz günü, başka bir krallığı ziyaret ederken dinlenmek için durmuş. Hizmetçileri onun için suyu kaynatırken, yakınlardaki bir çalılıktan suyun içine yapraklar düşmüş. Shen Nung denen adamımız da biraz içmiş bu kahverengi sudan ve çay icat edilmiş :P

    Bunu ben uydurmadım ha, ingilizce bi makaleden alıntıladım :P
     
    katip, ZeyNoO ve _nehir_ bunu beğendi.
  5. Kin tutmaz

    Kin tutmaz Uzman

    Katılım:
    31 Mart 2015
    Mesajlar:
    1.143
    Beğenileri:
    1.716
    Ödül Puanları:
    4.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Muhasebeci
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.338 ÇTL
    milli içeceğimizdir diye bilyorum...
    hatırlıyorum bi ara çay terk etmiştim...
    ama çaya karşı pek direnememiştim.


    [​IMG]

    Çay dediğinin usulü üçtür,
    Üç şeyden yapılır: çay, su, şeker.
    Üç şeyde yapılır: ateş, semaver, demlik.
    Üç şeyde ikram edilir: tepsi, tabak, bardak.
    Bir çok dilde çayın karşılığı üç harftir.
    Bir de çay üç'ün olduğu yerde içilir:
    Bir sen, bir seni Yaradan bir de seni seven...

    Kalbimiz her daim Yaradanla olsun..
    Sevdiğiniz, seveniniz çok olsun.. Çay demleyeniniz bol olsun..
    Çay hep bahane, muhabbetiniz bal olsun...
     
    katip, dderya ve ZeyNoO bunu beğendi.
  6. Katip
    Hoşgörülü

    Katip Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    31 Ağustos 2013
    Mesajlar:
    1.761
    Beğenileri:
    2.395
    Ödül Puanları:
    5.580
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    ?
    Yer:
    Uzaklarda ...
    Banka:
    91 ÇTL
    Çayı şekersiz içeceksinki gerçek tadına varasın.
     
    dderya bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş