1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dünyada Savunma İçin İnşa Edilmiş Duvarlar

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 12 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Dünyada Savunma İçin İnşa Edilmiş Duvarlar​

    Hadrianus Duvarı


    M.S. 2. yüzyılda Roma imparatorlarının aklına "dahiyane" bir fikir geldi. İmparatorluğun uygar bölgelerinin sınırını (limes) dev bir surla kapatarak savunacaklardı. Planın parçası olan Hadrianus Duvarı, Fırat'tan Atlantik'e uzanacak hattın parçası olacaktı. İnşaat 5 yıl sürdü. Berkitilmiş sur üç savunma hattından oluşuyordu ve 117 kilometre uzunluğundaydı. Tyne Irmağı'nın (İngiltere) ağzından Solway'e uzanıyordu. Surun önünde bir hendek ve her 500 metrede bir kule, 1.500 metrede ise bir kale vardı. Duvara paralel uzanan askeri yolun beri tarafı, asıl vallumu (kazık duvar) oluşturan yığma toprak setle korunuyordu. Böylelikle, askerler bir yerden bir yere güvenlik içinde geçiyorlar ve saldırıya müdahale ediyorlardı. Hendekli taş surun ardındaki bu ikinci hattın arkasında ise, 17 kazık duvarla sağlamlaştırılmış kampta, yedekler ve lojistik destek noktaları bulunuyordu. Aslında Hadrianus Duvarı bir kontrol noktasıydı. Gerçek bir saldırı anında kulelerde toplanarak ikinci hatta geçen askerler açık alanda çarpışıyorlardı.


    Hadrianus Duvarı


    Askeri açıdan ise duvar pek işe yaramadı. Çünkü, M.S. 4. yüzyılda asıl tehlike kuzeyden değil güneybatıdan geliyordu. İmparatorluğun düşmanları duvara değil, İngiltere'nin savunmasız kıyılarına saldırdılar. Böylece ordular duvardan çekildi, yapı da bir asırda bakımsızlığa yenik düştü.

    Ortaçağ'da, düzenli olarak muazzam surlar inşa edilmedi. Ancak 14. yüzyılda, nüfuzlu ailelerin topraklarını koruyan sabit savunma sistemleri yaygınlaştı. Mincio üstündeki Valeggio'da, Scaligeri ailesi görkemli Serraglio'yu inşa etti. 16 km. uzunluğundaki bu duvar, Montavani'yi saldırılardan koruyordu. Şatonun mazgallı duvarlarını andıran kademeli hendekler, kulelerle sağlamlaştırılmıştı. Nogarella Şatosu'nu Verona'daki Villafranca'ya bağlıyordu ve 1430-60 yıllarında inşa edilmişti.

    Milano Dükü Gian Galeazzo Visconti, inşaatın hiç de güvenilir olmadığını kanıtladı. 1387'de iç çekişmelerden dolayı zayıflayan, suru bakımsızlığa terk eden ve hantal orduyu az parayla çalışmaya mahkûm eden Scaligerilere saldırdı. Suru, bir tek adamını bile yitirmeden gece geçip işgal etti. Serraglio'yu, Mincio'yu koruyan dev bir hendekli köprü inşa ederek güçlendirdi. 525 metre uzunluğundaki eserin ikisi baş, ikisi orta tarafta, toplam dört kule kapısı vardı. Kule kapıları arasındaki kemerler demir parmaklıklarla kapatılıyordu. Çifte savunma kuleciklerinin savunduğu köprü parçaları, her iki tarafta karşılıklı iner kalkar birimlerden oluşuyordu. Böylece, düşman birinci kule kapısına kadar olan bölümü ele geçirse bile, iki iner kalkar köprü parçasını indirmeden köprünün ortasına ilerleyemezdi ve aynı işlemi ikinci kule kapısı için de tekrarlamak zorundaydı. Anlaşılan, tasarımın asıl amacı, Valeggio ile Peschiera'yı, iki yakasında bataklıklar uzanan bir savunma hattıyla bağlamaktı. Bu asla gerçekleştirilemedi.
    17. yüzyılda egemenliğini sağlamlaştıran büyük merkezi devletler, dev savunma hatları yaptırdılar.

    Topların icadıyla, orduları bombardımanla mahvedilebilecek surlardan uzak tutmak, gülleleri sektirmek için yuvarlak kuleler inşa etmek ve yıldız tabyalarla düşman birliklerini bölüp çapraz top ateşine tutmak gereği doğdu. Sonuçta, çok sayıda kale, kule, hendek inşa edildi. Toplar asıl surun yanı sıra, sağlamlaştırılmış tabyalara konulan bataryalarda toplanıp taktik konuşlandırıldı. En iyi korunan örneklerden biri, Piemonte'deki Finestrello berkitilmiş konum kompleksidir (Torino). Bu yapı, Orsiera Dağı'nın eteklerine kurulmuştu. İnşaata 1600'lerde Fransızlar başladı ve düşmanları Savoialılar devam etti. Ancak, bölge 1713 yılında, inşaat tamamlamadan ve askeri bir tehlike oluşturmadan işgal edildi.






    Berlin Duvarı


    3.386 basamaktan oluşan ve 2 kilometre uzunluğundaki kalın duvarlı merdiveni, ağır batarya tabyalarıyla dağı bekliyordu. Dört ayrı kaleyle bağlantılıydı: S. Carlo, Tre Denti, Elmo ve dalle Valli. Ama Exilles, Susa ve Brunetta adlı üç sağlam noktadan oluşan bu kompleks, Alpler'in savunma hattını oluşturuyordu. Fransızların akınlarını mı durduracaktı? Liguria ve Valle D'Aosta'dan dolan küçük akıncı birliklerine komuta eden Napolyon ve becerikli generalleri, 1796 ve 1800'de, İtalyanların oyununu bozdu.
    1. Dünya Savaşı'nda savaş sanatında kaydedilen yenilikler (uçaklar, arabalar, yüksek imha gücüne sahip patlayıcılar), açıkta kazılan siper hatları ve kalelerin yararsızlığını gösterdi. Böylece 20-60 kilometre uzunluğundaki berkitilmiş araziler kavramı ve yeraltı kaleleri, sığınaklar ve koruganlar gündeme geldi. Yeni kavramın ilk örneği Maginot Hattı'ydı. Büyük kaleler, küçük koruganlar, tabyalar, zırhlı koruganlar, gözetleme noktaları ve kulelerinden oluşuyordu. Anında su basılabilen hendekleri, taşıtsavar çukurları, mayın tarlaları vardı.




    Maginot Hattı


    Merkezileştirilmiş, hantal bir sur değil, esnek ve baskı noktalarına anında odaklanarak gücünü etkin ve etken olarak dağıtabilecek bir tasarımdı.

    Hattı 14 Ocak 1930'da yapmaya başladılar. Politik ve mali sorunlar yüzünden Fransa'nın kuzeyini kapsamıyordu. Alman mekanize piyadesi ve tank tümenleri, tam da bu savunmasız noktadan ve 1940 yılında sınırı geçtiler. Böylelikle, Maginot Hattı asla gerçek bir savunma cephesi oluşturamadı.

    Doğu Alman Demokratik Cumhuriyeti'nin komünist yetkilileri de, Berlin'in batı bölgesine sığınan kaçakları durdurmak için, 13-14 Ağustos 1961 aralığında bir duvar yaptırıp kenti ikiye böldüler. Ölüm tehlikesine karşın, 1989 yılına kadar duvarı 5.000 kişi aştı. Bunların 192'si öldürüldü (son kurban 6 Şubat 1989'da verildi). 1989 Kasım'ında yıkılan duvar Soğuk Savaş'ın sonunu belirledi.

    Özellikle merkezi devletlerin kurulması sonrasında, gerek istilacılara, gerekse istenmeyen halklara ya da göçmenlere karşı kurulan duvarlar ne kadar başarılı oldu? Sonuç: Tarih boyunca duvarlar kuruldu ve yine o duvarlar birilerince aşıldı...
     

Sayfayı Paylaş