1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

"Dünyadaki En Büyük Kıtlık 'Rağmen' Türü Sevginin Yeterince Olmayışıdır!.."

Konusu 'Aşk' forumundadır ve LoSt_LoVe tarafından 31 Ekim 2008 başlatılmıştır.

  1. LoSt_LoVe

    LoSt_LoVe Forum Onuru

    Katılım:
    12 Ekim 2008
    Mesajlar:
    4.011
    Beğenileri:
    29
    Ödül Puanları:
    2.880
    Yer:
    En sevdiğimin yanından :=)
    Banka:
    119 ÇTL
    Japon düsünür Masumi Toyotome'nin sevgi üzerine söyledikleri.

    "Dünyada sevilmek istemeyen kisi yok gibidir" diye basliyor Toyotome.
    "Ama sevgi nedir nerede bulunur biliyor muyuz?" diye soruyor.. Sonra anlatmaya basliyor..


    "Sevgi üç türlüdür!.."



    Birincinin adi "Eger" türü sevgi!..


    Belli beklentileri karsilarsak bize verilecek sevgiye bu adi takmis
    yazar..
    Örnekler veriyor: Eger iyi olursan baban annen seni sever. Eger
    basarili ve önemli kisi olursan seni severim. Eger es olarak benim
    beklentilerimi karsilarsan seni severim. Toyotome "En çok rastlanan
    sevgi türü budur" diyor. Bir sarta bagli sevgi.. Karsilik bekleyen
    sevgi.. "Sevenin istediği birseyin saglanmasi karsiligi olarak vaad
    edilen bir sevgi türüdür bu" diyor yazar..
    "Nedeni ve sekli bakimindan bencildir. Amaci sevgi karsiligi birsey
    kazanmaktir."
    Yazara göre evliliklerin pek çogu "Eger" türü sevgi üzerine kuruldugu
    için çabuk yikiliyor.
    Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine degilhayallerindeki
    abartilmis romantik görüntüsüne asik oluyor ve beklentilere giriyorlar.
    Beklentiler gerçeklesmediginde düs kirikliklari basliyor. Sevgi giderek
    nefrete dönüsüyor.
    En saf olmasi gereken anne baba sevgisinde bile "Eger" türüne
    rastlaniyor. Yazar bir örnek veriyor. Bir genç Tokyo Üniversitesi giris
    sinavlarini kazanarak babasini mutlu etmek içinçok çalisiyor. Okul
    disinda hazirlama kurslarina da gidiyor. Ama basarili olamiyor.
    Babasinin yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir
    haftaligina Hakone kaplicalarina gidiyor. Eve döndügünde babasi öfaaale
    "Sinavlari kazanamadin. Bir de utanmadan Hakone'ye gittin" diye
    bagiriyor. Delikanli "Ama baba vaktiyle sen de bir ara kendini iyi
    hissetmediginde Hakone kaplicalarina gittigini anlatmiştin" diyor. Baba
    daha çok kizarak delikanliyi tokatliyor. Çocuk da intihar ediyor.
    "Gazeteler intiharin anlik bir sinir krizi sonucu oldugunu söylediler
    yaniliyorlardi" diyor yazar.. "Delikanli babasinin kendisine olan
    sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bagli oldugunu anlamisti!.."

    Insanlar "Eger" türü sevginin üstünde bir sevgi arayisi içindeler
    aslinda.. "Bu sevginin varligini ve nerede aranmasi gerektigini bilmek
    bu genç adamin yaptigi gibi yasami sürdürmekle
    ondan vazgeçmek arasinda bir tercih yapmakla karsi karsiya
    kaldigimizda önemli rol oynayabilir" diyor Masumi Toyotome.. Ilginç degil mi?..
    ikinci türe geçiyoruz. "Çünkü" türü sevgi..

    Toyotome bu tür sevgiyi söyle tarif ediyor: "Bu tür sevgide kisi bir
    sey oldugu birseye sahip oldugu ya da birsey yaptigi için sevilir.
    Baska birinin onu sevmesi sahip olduğu bir nitelige ya da kosula
    baglidir."Örnek mi?.. "Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin.
    (Yakisiklisin!)" "Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler o kadar zengin
    o kadar ünlüsün ki.." "Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven
    veriyorsun ki.." "Seni seviyorum.Çünkü beni üstü açik arabanla o kadar
    romantik yerlere götürüyorsun ki.."

    Yazar Çünkü türü sevginin Eger türü sevgiye tercih edilecegini
    anlatiyor. Eger türü sevgi bir beklenti kosuluna bagli oldugundan büyük
    ve agir bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip oldugumuz bir nitelik
    yüzünden sevilmemiz hos birseydir egomuzu oksar. Bu tür oldugumuz
    gibi sevilmektir. Insanlar olduklari gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu
    tür sevgi onlara yük getirmedigi için rahatlaticidir. Ama derin
    düsünürseniz bu türün "Eger" türünden temelde pek farkli olmadigii
    görürsünüz. Kaldi ki bu tür sevgi de yükler getirir insana.. Insanlar
    hep daha çok insan tarafindan sevilmek isterler. Hayranlarina yenilerini
    eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri
    ortaya çiktigi zaman sevenlerinin artik ötekini sevmeye baslayacagindan korkarlar.
    Böylece yasama sonsuz sevgi kazanma gayretkesligi ve rekabet girer.
    Ailenin en küçük kizi yeni dogan bebege içerler.
    Sinifin en güzel kizi yeni gelen kiza içerler. Üstü açik BMW'si ile hava atan
    delikanli Ferrari ile gelene içerler. Evli kadin kocasınin genç ve güzel sekreterine içerler.
    "O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi?" diye soruyorToyotome..
    "Çünkü türü sevgi de gerçek ve saglam sevgi olamaz" diyor.
    Bu tür sevginin güven duygusu vermeyisinin iki ayri nedeni daha var..
    Birincisi.. "Acaba bizi seven kisinin düsündügü kisi miyiz?" korkusu..
    Tüm insanların iki yani vardir. Biri disa gösterdikleri..
    Öteki yalnizca kendilerinin bildigi..
    "Insanlar sandiklari kisi olmadigimizi anlar ve bizi terkederlerse" korkusu buradan dogar.
    Ikincisi de.. "Ya günün birinde degisirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa.." endisesidir.
    Japonya'da bir temizleyicide çalisan dünya güzeli kizin yüzü patlayan kazanla parçalanmis.
    Yüzü fena halde çirkinlesince nisanlisi nisani bozup onu terketmis. Daha acisi..
    Ayni kentte oturan anne ve babasi hastaneye ziyarete bile gelmemisler artik çirkin olan kizlarini..
    Sahip oldugu sevgi sahip oldugu güzellik temeli üstüne bina edilmis oldugundan bir günde yok olmuş.
    Güzellik kalmayinca sevgi de kalmamis. Kiz birkaç ay sonra kahrindan ölmüs..
    Japon yazar "Toplumlardaki sevgilerin çogu 'Çünkü' türündendir ve bu tür sevgi
    kaliciligi konusunda insani hep kuskuya düsürür" diyor..

    Peki o zaman gerçek sevgi güvenilecek sevgi ne?.." Ve iste sevgilerin
    en gerçegi!..

    "Üçüncü tür sevgi benim 'Ragmen' diye adlandirdigim türdür" diyor yazar.

    Bir kosula baglı olmadigi için ve karsiliginda birsey beklenmedigi için
    "Eger" türü sevgiden farkli bu.. Sevilen kisinin çekici bir niteligine dayanip böyle bir
    seyin varligini esas olarak almadigi için "Çünkü" türü sevgi de degil.
    Bu üçüncü tür sevgide insan "Birsey oldugu için" degil "Bir sey olmasina ragmen" sevilir.
    Güzellige bakar misiniz?..Ragmen sevgi..Esmeralda Qusimodo'yu dünyanin en çirkin
    en korkunç kamburu olmasina "ragmen" sever.
    Asil yakisikli zengin delikanli da Esmeralda'ya çingene olmasina "ragmen"
    tapar!.. "Kisi dünyanin en çirkin en zavalli en sefil insani olabilir. Bunlara
    'ragmen' sevilebilir. Tabii bu sevgiyle karsilasmasi sarti ile.."
    Burada insanin iyi çekici ya da zengin konum edinerek sevgiyi kazanmasi gerekmiyor.
    Kusurlarina cahilligine kötü huylarina ya da kötü geçmisine "ragmen" oldugu gibi
    o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok degersiz biri gibi görünebiliyor ama en degerli gibi sevilebiliyor.

    Japon yazar "Yüreklerin en çok susadigi sevgi budur" diyor.
    "Farkinda olsaniz da olmasaniz da bu tür sevgi sizin için yiyecek
    içecek giysi ev aile zenginlik basars ya da ünden daha önemlidir."
    Bunun böyle oldugundan nasil emin?..
    Hakli oldugunu kanitlamak için sizi bir teste davet ediyor..
    "Su soruma cevap verin" diyor. "Kalbinizin derinliklerinde dünyada kimsenin
    size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini düşünseydiniz yiyecek
    elbise ev aile zenginlik başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz?.. Kendi
    kendinize 'Yaşamamın ne yararı var' diye sormaz mıydınız?.."

    Devam ediyor Toyotome.. "Şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi
    çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün.. Dünya birden bire başınızın üstüne
    çökmezmiydi?. O an yaşam size anlamsız gelmez miydi?." "Diyelim sıradan bir yaşamınız var..
    Günlük yaşıyorsunuz. Günün birinde gerçek derin ve doyurucu bir sevgi bulacağınızdan
    umudunuz olmasa kalan hayatınızı nasıl yaşardınız?.." diye soruyor ve yanıtlıyor: "Böyleleri
    ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlar ya da iyice dağıtıp yaşayan ölü haline
    geliyorlar."
    Toyotome hem de nasıl iddialı savunuyor "Rağmen" sevgiyi.. "
    Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni 'Rağmen' türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da
    birgün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır." Son sözlerinde biraz umutsuz Toyotome..
    "Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin
    sevgiye ihtiyacı var.. Kimsede başkasına verecek fazlası yok" diye açıklıyor.. Anlatıyor..
    "Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da aynı şeyi
    başkasından beklemektedir." Peki bu dünyada sevgi ne kadar var?..
    Yazara göre açlığımızı biraz bastıracak kadar..
    Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi.. Bu minnacık tadım
    bizi daha müthiş bir sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım
    sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor.
    Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz..
    Hani nerede?.. Hepsi o.. Ve asıl çarpıcı cümle en sonda..

    "Dünyadaki en büyük kıtlık 'rağmen' türü sevginin yeterince olmayışıdır!.."
     
  2. corelia

    corelia Katılımcı

    Katılım:
    22 Ekim 2008
    Mesajlar:
    219
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    6 ÇTL
    paylaşım için teşekkürler zevkle okudum =)
     

Sayfayı Paylaş