1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dünyadaki Gizli Azaplar , Ahirette Sonsuz Azaba Dönüşebilir

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve BeReNN tarafından 29 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL

    DÜNYADAKİ GİZLİ AZAPLAR AHİRETTE SONSUZ AZABA DÖNÜŞEBİLİR


    Sitenin başından bu yana kalplerindeki samimiyetsizlikleri tam anlamıyla terk etmedikçe insanların yaşadıkları mutsuz hayattan gizliden gizliye çektikleri gizli azaplardan kurtulamayacaklarını anlattık. Bu bölümde ise uyarılıp korkutuldukları halde samimiyetsizlikte direten ve gerçek imanı yaşamaya yanaşmayan insanların ahirette de mutsuz olabileceklerini hatırlatacağız. Unutulmamalıdır ki insan dünya hayatında denenmektedir; nefsiyle olan mücadelesinde Allah'ın beğendiği ahlakı ve imanı ne ölçüde yaşayabilirse ahirette de o ölçüde bir karşılık alacaktır. Nefislerini temizleyip arındıranlar cennetle onu günah vekötülüklerle örtüp saranlar da cehennemle karşılık görecektir.



    Dünyadayken dürüstlüğü samimiyeti yaşamayan tevazuyu teslimiyeti bilmeyen dik başlılığı isyanı ve ikiyüzlülüğü kendilerine ilke edinen insanlar ahirette bu ahlaklarına uygun bir karşılık alırlar. Allah cenneti tüm kötülüklerden eksikliklerden arındırmıştır. Cennetine kabul ettiği kimseler de dünya hayatında nefislerindeki tüm kötülükleri temizleyip arındırmaya çalışmış insanlardır. Ruhunda hala kötülükleri barındıran bir insanın cennetteki bu ortama kabul edilemeyeceği açıktır. Çünkü dünya hayatında kötülüklerini muhafaza eden bir insan ölüm ile birlikte bir anda bu özellikleri kazanmaz; güzel ahlakı yaşamayan sevmeyi sevilmeyi güzelliklerden zevk almayı bilmeyen bir kişi ahirette birdenbire bunlardan zevk alan bir insan haline gelmez. Dünya hayatı onun için bir eğitim yeridir; burada nefsine bu özellikleri kazandırdığı takdirde ahirette de bu özelliklere sahip olabilecektir. Aksinde dünyadaki ahlakının bir karşılığı olarak ahirette de aynı sıkıntıları azapları ve mutsuzlukları yaşamaya devam edecektir.

    İşte bu nedenle her insan kendisini bekleyen bu tehlikeden korkmalı buna karşı hazırlık yapmalı ve henüz vakit varken imanı tüm samimiyetiyle yaşayabilmek ve Allah'ın beğendiği ahlaka ulaşabilmek için elinden gelen tüm çabayı göstermelidir. İlerleyen satırlarda düşündürücü olması açısından dünya hayatında samimiyetsiz bir ahlak gösteren kimselerin ahirette alabilecekleri karşılıklara değineceğiz.

    Dünyada Büyüklenen Kimselerin Ahirette Alçaltılıp Küçük Düşürülecekleri Unutulmamalıdır:



    Nefislerindeki kibir ve enaniyet duygularından kurtulamayan kimseler insanlara büyüklük taslayabilmek her zaman her yerde herkesten daha iyi ve daha üstün bilinebilmek için büyük çaba harcarlar. Ne var ki bu çaba onların dünya hayatını mutsuzluk ve azap içerisinde yaşamalarına neden olur. Bu kimselerin ahirette alacakları karşılık da yine horlanma aşağılanma ve küçük düşürülmedir. Allah bu insanlar için Kuran'da şöyle buyurmaktadır:Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkarcıdır ve onlar müstekbir (büyüklenmekte) olanlardır. Şüphesiz Allah onların saklı tuttuklarını ve açığa vurduklarını bilir; gerçekten O müstekbirleri sevmez. Onlara "Rabbiniz ne indirdi?" dendiğinde "Eskilerin masalları" dediler. Kıyamet gününde kendi günahlarının tümünü ve bilgisizce saptırdıklarının günahlarının bir kısmını yüklenmeleri için. Bak ne kötü yük yükleniyorlar. Onlardan öncekiler hileli-düzenler kurmuşlardı da Allah(ın azab emri) onların kurdukları yapıların temellerine geldi böylece üstlerindeki tavan tepelerine çöktü; azab onlara şuurunda olmadıkları yerden gelmişti. Sonra (Allah) kıyamet günü onları aşağılık kılacak ve diyecek ki: "Haklarında (mü'minlere karşı) düşman kesildiğiniz ortaklarım hani nerede?" Kendilerine ilim verilenler dediler ki: "Bugün gerçekten aşağılanma ve kötülük kafirlerin üstünedir." Ki melekler kendi nefislerinin zalimleri olarak onların canlarını aldıklarında "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk" diye teslim olurlar. Hayır şüphesiz Allah sizin neler yaptığınızı bilendir. Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür. (Nahl Suresi 22-29)

    ... Sen bu zalimleri ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen... (Enam Suresi 93)
    Dünya hayatında büyüklük arzusuna kapılanlar ahirette 'küçültücü bir sürüklenme ile yüzükoyun bir halde cehenneme sürüklenerek' gösterdikleri ahlaklarının karşılığını alacaklardır:

    Cehennem ateşine 'küçültücü bir sürüklenme ile' sürüklenecekleri gün; (Tur Suresi 13)

    Doğrusu Biz kafirlere zincirler demir halkalar (tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık. (İnsan Suresi 4)

    ... başları üstünden de kaynar su dökülür. (Hac Suresi 19)
    O yüzükoyun cehenneme doğru sürülüp-toplanacak olanlar; işte onlar yer bakımından çok kötü yol bakımından sapmış olanlardır. (Furkan Suresi 34)

    Tartışmacı Bir Ahlak Gösteren Kimseler Cehennemin Sürekli Olarak Birbirleriyle Tartışan İnsanlarla Dolu Olduğunu Unutmamalıdırlar



    Müslümanların kendisine yaptığı çağrılara gereken önemi vermeyen bunları güzellikle karşılamayıp ters tavırlarla tartışmacı bir üslupla karşılık veren kimseler ahirette alabilecekleri karşılığı düşünmelidirler. Ahirette de aynı şekilde kendilerini sonsuza dek azap içerisinde tartışırken bulabileceklerini unutmamalıdırlar. Dünyada bu samimiyetsiz ahlakın kendilerine yaşattığı azabın ahirette sonsuz bir azaba dönüşebileceğini bilmelidirler. Bu ahlak bu kimselerin dünya hayatında kimseyle dost olamamalarına sevip sevilememelerine bu nimetlerden mahrum kalmanın azabını yaşamalarına neden olur. Allah dilerse aynı huzursuz ortamı bu kimseler için sonsuza dek yaratabilir. Zira Kuran'da cehennem ehlinin de sürekli olarak birbirleriyle tartışma halinde olduklarından ateşin acısının yanı sıra bir de bu huzursuz ortamın getirdiği manevi azabı da tattıklarından bahsedilmektedir:
    Bu cehennem halkının birbiriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. (Sad Suresi 64)

    Orada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki: "Andolsun Allah'a biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz" (Şuara Suresi 96-97)
    (Allah buyurur: ) "Benim huzurumda çekişip-durmayın. Ben size daha önce 'kesin bir uyarı' göndermiştim." (Kaf Suresi 28)

    Allah'ın ayetlerini okuyan ve bilen insanlar tartışmanın cehennem ehlinin özelliği olduğunu bilerek bu kötü ahlaktan şiddetle kaçınmaları gerekir.

    Dünya Hayatında Bedbaht ve Mutsuz Olanlar Cehennem Ehlinin de Mutsuz ve Bedbaht Olduklarını Unutmamalıdırlar



    İmanı kavradıkları halde dünya hayatını sürekli mutsuzluk içerisinde yaşamayı olağan karşılayan insanların mutsuzluğun ve bedbahtlığın cehenneme ait özellikler olduğunu unutmamaları gerekir. Allah bu gerçeği şu ayetiyle bildirmektedir:"Artık sizi 'alevleri kabardıkça kabaran' bir ateşle uyardım. Ona ancak en bedbaht olandan başkası yollanmaz; Ki o yalanlamış ve yüz çevirmişti. Sakınan ise ondan uzak tutulacaktır." (Leyl Suresi 14-17)

    Müminlerin Öğütlerini Dinlemeyenler Ahirette 'Keşke Dinleseydim" Diyerek Pişmanlığa Kapılabileceklerini Unutmamalıdırlar

    Dünya hayatında kendilerine verilen öğütleri dinlemeyenler mazeretler öne sürerek kendilerini temize çıkarmaya çalışanlar bu tavırlarından dolayı kendilerini kazançlı sanmamalıdırlar. Mazeretlerinin dünyada kabul görmüş olsa bile ahirette kurtuluşlarından yana kendilerine hiçbir fayda sağlamayacağını bilmelidirler. Allah ayetlerinde bu duruma karşı insanları şu şekilde uyarmaktadır:

    Artık o gün zulmedenlerin ne mazeretleri bir yarar sağlayacak ne (Allah'tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecektir. (Rum Suresi 57)
    Zalimlere kendi mazeretlerinin hiçbir yarar sağlamayacağı gün; lanet de onlarındır yurdun en kötüsü de. (Mümin Suresi 52)



    Mazeretleri kabul edilmeyen bu insanlar dünya hayatında kendilerine verilen öğütlere gereği gibi uyup Allah'ın beğeneceği ahlakı hakkıyla yaşamadıkları için sonsuza kadar sürecek derin bir pişmanlık yaşayacaklardır: Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık." (Mülk Suresi 10)

    Yüzlerinin ateşte evrilip çevrileceği gün derler ki: "Eyvahlar bize keşke Allah'a itaat etseydik ve Resûl'e itaat etseydik." (Ahzap Suresi 66)
    Allah dünyada iken kendilerine sayısız tevbe imkanı tanıdığı bu kimselerin pişmanlığını ahiret günü kabul etmeyeceğini bildirmektedir. Ayetlerde dünya hayatında kendilerine yapılan çağrılardan yüz çeviren bu kimselerin artık hiçbir yardımcılarının olmadığı ve sonsuza dek azapla karşılık görecekleri şöyle ifade edilmektedir: İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz bizi çıkar yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size orda (dünyada) öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur. (Fatır Suresi 37)

    Böyle bir pişmanlık yaşamamanın yolu ise son derece kolaydır. Bu yol karşılarındaki kişinin dünya ve ahiretteki kurtuluşunu hedefleyen kimselerden gelen öğütleri birer nimet olarak görmek daha güzel bir ahlaka ulaşabilmek için bunları teslimiyetle kabul etmektir.
    Bencillik Yapanlar Ahirette Azaptan Kurtulabilmek İçin Sahip Oldukları
    Herşeyi Fidye Olarak Vermek İsteyebileceklerini Unutmamalıdırlar
    Dünya hayatlarında nefislerini egoistlikten bencillikten arındırmayanlar fedakarlıkta çekingen davrananlar bu ahlaklarının ahirette kendilerini zarara uğratabileceğini düşünmelidirler. Mallarını canlarını vakitlerini emeklerini Allah'ın rızasına uygun şekilde kullanmayıp önce kendi rahatlarını ve kendi çıkarlarını gözetenler ahirette büyük bir pişmanlığa kapılacaklardır. Bu kimseler dünyada iken hırs yaptıkları kendilerinin olmasını istedikleri fedakarlık yapıp başkalarıyla paylaşmak istemedikleri her ne varsa bunların tümünü azaptan kurtulabilmek için fidye olarak vermek isteyeceklerdir:Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar o günün azabına karşılık olmak üzere oğullarını fidye olarak vermek ister; Kendi eşini ve kardeşini Ve onu barındıran aşiretini de; Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa. Hayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem) cayır cayır yanmakta olan ateştir. (Mearic Suresi 11-15)

    Zulmeden her nefis yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir. (Yunus Suresi 54)

    Ancak Allah değer verdikleri herşeyi verseler de yine de bu kimselerden fidye olarak hiçbir şeyin kabul edilmeyeceğini bildirmektedirinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinenleri ve dünya hayatı kendilerini mağrur kılanları bırak. Onunla (Kur'an'la) hatırlat ki bir nefis kendi kazandıklarıyla helake düşmesin; (böylesinin) Allah'tan başka ne bir velisi ne bir şefaatçisi vardır; her türlü fidyeyi verse de kabul olunmaz. İşte onlar kazandıkları nedeniyle helake uğrayanlardır; küfre saptıklarından dolayı onlar için çılgınca kaynar sular ve acıklı bir azab vardır. (Enam Suresi 70)
    Bu nedenle nefislerinde az da olsa egoistliğe yatkınlık hisseden kendi nefislerinin ihtiyaç ve isteklerini diğer müminlerinkinden üstün tutan kimseler bu ahlakı bile bile sürdüren insanların ahirette alacakları karşılığı düşünmelidirler.

    Dünya Hayatında Ümitsizliğe Kapılan Kimseler Ahirette Sonsuza Kadar Kurtuluştan Ümit Kesen İnsanlardan Olmaktan Korkmalıdırlar
    Allah'ın sonsuz gücünü rahmetini kullarına olan sevgisini bağışlayıcılığını gereği gibi takdir edemeyen insanlar karşılarına çıkan en küçük bir zorlukta dahi hemen ümitsizliğe kapılabilir ve Allah'ın rahmetinden umutlarını kesebilirler. Oysaki "...Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez." (Yusuf Suresi 87) ayetiyle Allah bunun inkar edenlere has bir özellik olduğunu bildirmiştir. Bu nedenle Kuran'ın bu hükmünü bildikleri halde ahlaklarındaki bu önemli eksiği gidermeye yanaşmayan insanlar sonsuza kadar bu sıkıntı içerisinde kalmaktan ahirette gerçekten ümitsiz bir duruma düşmekten çekinmelidirler. Allah Kuran'da cehennemdeki insanların ümitsizliklerini şöyle bildirir:

    Onlardan (azab) hafifletilmeyecek ve orada onlar umutlarını kaybetmiş kimselerdir. (Zuhruf Suresi 75)

    Kıyamet-saatinin kopacağı gün suçlu-günahkarlar umutsuzca yıkılırlar. (Rum Suresi 12)

    Sahip Oldukları Nimetlere Karşı Nankörlük Edenler Ahirette Tüm Nimetlerden Mahrum Kalabileceklerini Unutmamalıdırlar

    İçerisinde bulundukları güzelliklerden zevk alamayan ellerindeki nimetlere nankörlük eden Allah'ın lütfunu gereği gibi takdir edemeyen kimseler bu ahlaklarından dolayı dünya hayatını mutsuzlukla geçirirler. Bu kimseler Allah'ın kendilerine verdiği nimetlere nankörlükle karşılık vermelerinin karşılığını cehennem hayatı olarak alacaklardır. Allah ayetlerinde dünya hayatında nankörlük eden bu kimseler için azabın en şiddetlisi olduğunu şöyle bildirmektedir:Siz ikiniz (ey melekler) her inatçı nankörü atın cehennemin içine hayra engel olan saldırgan şüpheciyi ki o Allah'la beraber başka bir ilah edinmişti. Artık ikiniz onu en şiddetli olan azabın içine atın. (Kaf Suresi 24-26)

    Müminlere Karşı Samimi Davranmayan Kimseler Ahirette İnkar Edenlerle Birlikte Olmaktan Korkmalıdırlar

    Hayatlarını Allah'ın rızasını kazanmaya ve Kuran ahlakını en güzel şekilde yaşamaya adamış inananlara karşı olabildiğince candan tevazulu ve sevgi dolu bir ahlak sergileyen müminleri takdir edemeyen kimseler sonsuza dek bu üstün insanlardan uzakta yaşamaktan korkmalıdırlar. Allah'ın dostu olan ve O'nun rızası için çalışan insanlar olduklarını gördükleri halde müminlerle dost olamayan onlara karşı samimi davranamayan insanlar ahirette inkar edenlerle yaşamak durumunda kalabilirler.Dünya hayatında iken müminlerin yanında kasılan huzursuz ve tedirgin olan doğal davranamayan şevksiz ve soğuk tavırlar sergileyen onlardan gelen öğüt ve hatırlatmalara kötü gözle bakıp tavır alan insanlar ahirette onların yanındaki bu güvenli ortamı pişmanlıkla arayabileceklerini unutmamalıdırlar. Böyle bir ahlakın karşılığının yine aynı ahlakı gösteren insanlarla birlikte olmak olacağı açıktır. Bu gerçeği ahirette fark eden kimseler Allah'a kendilerini bu kimselerle birlikte haşretmemesi için son bir kez yalvaracaklardır. Ancak Allah ayetlerinde aynı ahlakı gösteren bu kimselerin cehennemde buluşup sonsuza kadar birlikte yaşamak durumunda kalacaklarını bildirmektedir:Ve hiç şüphe yok onların tümünün buluşma yeri cehennemdir. (Hicr Suresi 43)
    Artık hiçbir dostlarının olmadığını anlayan bu kimseler pişmanlıkla şu sözleri söyleyeceklerdir:

    Artık bizim için ne bir şefaatçi var ne de candan-yakın bir dost. Bizim bir kere daha (dünyaya dönüşümüz mümkün) olsaydı da iman edenlerden olabilseydik. (Şuara Suresi 100-102)

    İman eden bir insan dünyada ve ahirette insanların yegane dostunun önce Allah ardından da Allah'ın elçileri ve salih müminler olduğunu bilmeli kalbinde inananlara karşı en küçük bir kin dahi bırakmadan onları tüm samimiyetiyle sevmelidir. Ancak bu şekilde ahiretteki sonsuz hayatında da bu kimselerle birlikte olabileceğini unutmamalıdır.

    İspat Edilemeyen Samimiyetsizliklerle İnananları Aldattıklarını Sananlar Ahirette EllerininAyaklarının ve Derilerinin Tüm Bunları İtiraf Edeceklerini Bilmelidirler

    Kendisine öğüt veren güzel ahlaka çağıran insanları çeşitli mazeretler öne sürerek aldattıklarını düşünen kimseler bu samimiyetsizliklerinin ahirette karşılarına çıkacağını bilmelidirler. Dünyada iken gizlediklerini sandıkları olaylar ahirette açığa çıkacaktır. O gün insanın elleri ayakları ve derisi kendi aleyhine şahitlik edecek yaptığı tüm samimiyetsizlikleri anlatıp ortaya dökecektir. Bu da ikiyüzlü davranan insanların azaptan kaçamayacaklarının göstergesidir. Kuran'da bu gerçek şöyle bildirilmektedir:
    O gün kendi dilleri elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair şahitlikte bulunacaklardır. O gün Allah hak ettikleri cezayı eksiksiz verecektir ve onlar da Allah'ın hiç şüphesiz hak olduğunu bileceklerdir. (Nur Suresi 24-25)

    Sonunda oraya geldikleri zaman işitme görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir. Kendi derilerine dediler ki: "Niye aleyhimizde şahitlik ettiniz?" Dediler ki: "Herşeye nutku verip-konuşturan Allah bizi konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz. Siz işitme görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz. Aksine yaptıklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz. İşte bu sizin zannınız; Rabbiniz hakkında beslediğiniz-zannınız sizi bir yıkıma uğrattı böylelikle hüsrana uğrayan kimseler olarak sabahladınız. Şimdi eğer sabredebilirlerse artık onlar için konaklama yeri ateştir. Ve eğer onlar hoşnut olma (dünya)ya dönmek isterlerse artık hoşnut olacaklardan değildirler. (Fussilet Suresi 20-24)

    Müminlere Karşı Samimiyetsizliklerini Suskunluklarıyla İfade Eden Kimseler Allah'ın Cehennem Ehliyle Konuşmayacağını Bilmelidirler

    Genel olarak akla gelebilecek her konuda istedikleri gibi konuşabildikleri halde nefisleriyle çatışan bir durumda müminleri protesto etmek için suskunlaşan kimseler bu samimiyetsizliklerinin ahirette karşılarına çıkabileceğini düşünmelidirler. Allah ahirette cehennem ehlinin konuşmasına izin vermeyecek ve onlarla konuşmayacaktır. Ayetlerde cehennem ehlinin bu durumu şu sözlerle anlatılmaktadır:

    Der ki: "Onun içine sinin ve benimle söyleşmeyin." (Müminun Suresi 108)
    Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere karşılık satanlar... İşte onlar; onlar için ahirette hiçbir pay yoktur kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz onları gözetmez ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azab vardır. (Al-i İmran Suresi 77)

    Dünya hayatında küçük gibi görünen bir samimiyetsizlik dahi ahirette insanın karşısına mutlaka çıkacaktır. Burada müminler hoşgörü gösterebilir alttan alıp affedebilirler. Ancak bu durum insanları aldatmamalıdır; eğer kişilerin kalplerinde sakladıkları bir samimiyetsizlik varsa bunu Allah bilmektedir. Ve ahirette bunun karşılığını kesin olarak verecektir. Bu nedenle her insan eylem kastıyla yapılan bir suskunluğun Allah katında mutlaka karşılık göreceğini bilmeli ve böyle bir tavır içerisine girmekten korkup sakınmalıdır.

    Müminlere Karşı Samimiyetsiz Bakışlar Yöneltenler Ahirette Hiç Bakamayacak Hale Gelmekten Kör Olarak Haşredilmekten Korkmalıdırlar
    Müminlerin tüm hatırlatmalarına ve uyarılarına rağmen bakışlarını Allah'a olan imanlarını ve bağlılıklarını göstermek yerine samimiyetsizliklerini ifade etmek için kullanan kimseler bu tavırlarından dolayı ahirette hesaba çekilebileceklerini unutmamalıdırlar. Dünya hayatında samimiyetsizlikten sakınmayan kimseler ahirette isteseler de hiç bakamayacak hale gelmekten korkmalıdırlar. Çünkü bu durumda artık isteseler de bu insanların gözlerinde doğal bir ifade oluşamayacaktır; bakışlarını korku ve dehşet kaplayacak gözleri körleşecek yüzleri kaskatı kesilecektir. Allah kıyamet günü insanların bakışlarının alacağı şekli şöyle tarif etmektedirEy Muhammed) Allah'ı sakın zulmedenlerin yapmakta olduklarından habersiz sanma onları yalnızca gözlerin dehşetle belireceği bir güne ertelemektedir. (İbrahim Suresi 42)

    Sur'a üfürüleceği gün Biz suçlu-günahkarları o gün (yüzleri kara gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak' toplayacağız. (Taha Suresi 102)
    Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük' yüzlerini de bir zillet kaplamış; işte bu kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) günüdür. (Mearic Suresi 44)

    Böyle bir karşılık almayı elbette hiçbir insan istemez. Bu durumdan kurtulmanın tek yolu ise dünya hayatında tüm samimiyetsizliklerden arınıp Allah'a ve müminlere karşı dürüst bir ahlaka ulaşmaya çalışmaktır.
    Dilleriyle Söyleyemedikleri Samimiyetsiz Sözleri Yüz İfadeleri ve Mimikleriyle İfade Eden KimselerAhiretteYüzlerinin Alabileceği Halden Korkmalıdırlar

    Kuran ile yanlışlığı bildirilen tavırları açıkça yapamayıp gizliden gizliye bakışlarıyla yüz ifadeleriyle ya da mimikleriyle yaşamaya çalışan insanlar bunun ahiretteki karşılığını düşünmelidirler. Allah dilerse bu kimselerin yüzlerini bir daha isteseler de kullanamayacakları hale getirebilir. Artık isteseler de dürüst ve samimi bir yüzle baktıklarını gösteremeyecekleri bir şekil alabilirler. Unutulmamalıdır ki Allah Kuran ayetlerinde cehennem ehline vereceği karşılıklardan birinin de bu kimselerin yüzlerine isabet edecek bir azapla aşağılanma olduğuna dikkat çekmektedir:

    Bu dünya hayatında onların arkasına lanet düşürdük; kıyamet gününde ise onlar çirkinleştirilmiş olanlardır. (Kasas Suresi 42)

    O gün öyle yüzler vardır ki kararmış-ekşimiştir. (Kıyamet Suresi 24)
    Yakında Biz onun hortumu (burnu) üzerine damga vuracağız. (Kalem Suresi 16)

    (Her yanı yaygın olarak kuşatacak olan) Kıyametin haberi sana geldi mi? O gün öyle yüzler vardır ki 'zillet içinde aşağılanmıştır.' Çalışmış boşuna yorulmuştur. Kızgın bir ateşe yollanırlar. (Ğaşiye Suresi 1-4)

    Her insanın Allah'ın ayetlerde bildirdiği bu karşılığı düşünmesi ve samimiyetsizlikten bir an önce kurtulup salih müminlere has olan ihlaslı tavrı kazanmaya gayret etmesi gerekir. Ayrıca ahirette kişiye isabet edecek böyle bir azapla karşılık görmemek için dünyada iken mümin tavrı göstermek her insanın sorumluluğundadır.
    (alıntı harun yahya gizli azapların çözümü)
     

Sayfayı Paylaş