1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dünyamız Nasıl Oluştu

Konusu 'Coğrafya' forumundadır ve Suskun tarafından 8 Nisan 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Kıtaların (Karaların) oluşumu
    1961 yılında plakaların teknonik teorisi ortaya atılmıştı.Bu teoriye göre Dünya'nın yüzeyi bir düzine sert plakaya bölünmüştü (bunların altısı çok büyüktü);yer yüzeyinin derinliklerinden ortaya çıkarılmıştı.1924 yılında Wegener tarafından ortaya atılan bu teori değişik biçimlerde doğrulanmıştı.Önce,bugün okyanuslarla birbirinden ayrılan parçaların bileşimini,oluşumunu ve benzerliklerini tanımladılar (mesela Afrika'dan G.Amerika'ya).Kayaların oluştuğu dönemde birbirine benzer mıknatıslı minaerallerin Kuzey Kutbu'na doğru yöneldiklerini buldular.Fosil araştırma-inceleme uzmanları da belli dönemlerde belirli yerlerdeki bitki örtüsü ile o bölgelerde yaşayan hayvanlar arasındaki benzerlikleri gösterdiler.Gerçekten de,bütün okyanusların dibine uzanan,okyanus sırtı denilen uzun sıradağlar zinciri kıtaların birbirinden ayrılmasını sağlamıştır.Böylece,Atlantik'in ortasında,bir yerden ayrılan parça Avrupa'yı doğuya doğru iterken,bir başka parça da aynı şekilde Kuzey Amerika'yı batıya itiyordu.Bu hareket 200.milyon yıl önce başlamıştı:
    Aradan geçen zaman içinde,okyanus sırtının iki yanında karalar birbirinden 3,000 kilometre uzaklaştı.

    Kıtaların birbirinden ayrılması devam ediyor..

    Uydular aracılığıyla yapılan gözlemler sayesinde kıtaların birbirinden uzaklaşma hızları ölçülebiliyor;yılda ortalama birkaç santimetre.Yeni okyanuslar doğmak üzere;Afrika ile Arap Yarımadası'nın arasındaki Kızıldeniz bunun bir örneğidir.

    [​IMG]
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 6 Mart 2014
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 6 Mart 2014
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Dünya’nın Oluşumu
    Dünya, Güneş Sistemi oluştuğunda kızgın bir gaz kütlesi halindeydi. Zamanla ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle, dıştan içe doğru soğumuş, böylece iç içe geçmiş farklı sıcaklıktaki katmanlar oluşmuştur. Günümüzde iç kısımlarda yüksek sıcaklık korunmaktadır. Dünya’nın oluşumundan bugüne kadar geçen zaman ve Dünya’nın yapısı jeolojik zamanlar yardımıyla belirlenir.

    [​IMG]

    Jeolojik Zamanlar

    Yaklaşık 4,5 milyar yaşında olan Dünya, günümüze kadar çeşitli evrelerden geçmiştir. Jeolojik zamanlar adı verilen bu evrelerin her birinde , değişik canlı türleri ve iklim koşulları görülmüştür.
    Dünya’nın yapısını inceleyen jeoloji bilimi, jeolojik zamanlar belirlenirken fosillerden ve tortul tabakaların özelliklerinden yararlanılır.
    Jeolojik zamanlar günümüze en yakın zaman en üstte olacak şekilde sıralanır.

    Dördüncü Zaman

    Üçüncü Zaman
    İkinci Zaman
    Birinci Zaman
    İlkel Zaman
    İlkel Zaman
    Günümüzden yaklaşık 600 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır.
    İlkel zamanın yaklaşık 4 milyar yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.

    Zamanın önemli olayları :

    Sularda tek hücreli canlıların ortaya çıkışı
    En eski kıta çekirdeklerinin oluşumu

    İlkel zamanı karakterize eden canlılar alg ve radiolariadır.

    Birinci Zaman (Paleozoik)


    Günümüzden yaklaşık 225 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. Birinci zamanın yaklaşık 375 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.

    Zamanın önemli olayları :

    Kaledonya ve Hersinya kıvrımlarının oluşumu
    Özellikle karbon devrinde kömür yataklarının oluşumu
    İlk kara bitkilerinin ortaya çıkışı
    Balığa benzer ilk organizmaların ortaya çıkışı
    Birinci zamanı karakterize eden canlılar graptolith ve trilobittir.

    İkinci Zaman (Mezozoik)

    Günümüzden yaklaşık 65 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. İkinci zamanın yaklaşık 160 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir. İkinci zamanı karakterize eden dinazor ve ammonitler bu zamanın sonunda yok olmuşlardır.

    Zamanın önemli olayları :

    Ekvatoral ve soğuk iklimlerin belirmesi
    Kimmeridge ve Avustrien kıvrımlarının oluşumu
    İkinci zamanı karakterize eden canlılar ammonit ve dinazordur.

    Üçüncü Zaman (Neozoik)

    Günümüzden yaklaşık 2 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. Üçüncü zamanın yaklaşık 63 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.

    Zamanın önemli olayları :

    § Kıtaların bugünkü görünümünü kazanmaya başlaması
    § Linyit havzalarının oluşumu
    § Bugünkü iklim bölgelerinin ve bitki topluluklarının belirmeye başlaması
    § Alp kıvrım sisteminin gelişmesi
    § Nümmilitler ve memelilerin ortaya çıkışı
    Üçüncü zamanı karakterize eden canlılar nummilit, hipparion, elephas ve mastadondur.

    Dördüncü Zaman (Kuaterner)

    Günümüzden 2 milyon yıl önce başladığı ve hala sürdüğü varsayılan jeolojik zamandır.
    Zamanın önemli olayları :
    İklimde büyük değişikliklerin ve dört buzul döneminin (Günz, Mindel, Riss, Würm) yaşanması

    İnsanın ortaya çıkışı

    Dördüncü zamanı karakterize eden canlılar mamut ve insandır.


    [​IMG]

    Dünya’nın İç Yapısı
    Dünya, kalınlık, yoğunluk ve sıcaklıkları farklı, iç içe geçmiş çeşitli katmanlardan oluşmuştur. Bu katmanların özellikleri hakkında bilgi edinilirken deprem dalgalarından yararlanılır.

    Çekirdek

    Manto
    Taşküre (Litosfer)

    Deprem Dalgaları
    Deprem dalgaları farklı dalga boylarını göstermektedir. Deprem dalgaları yoğun tabakalardan geçerken dalga boyları küçülür, titreşim sayısı artar. Yoğunluğu az olan tabakalarda ise dalga boyu uzar, titreşim sayısı azalır.

    Çekirdek

    Yoğunluk ve ağırlık bakımından en ağır elementlerin bulunduğu bölümdür. Dünya’nın en iç bölümünü oluşturan çekirdeğin, 5120-2890 km’ler arasındaki kısmına dış çekirdek, 6371-5150 km’ler arasındaki kısmına iç çekirdek denir. İç çekirdekte bulunan demir-nikel karışımı çok yüksek basınç ve sıcaklık etkisiyle kristal haldedir. Dış çekirdekte ise bu karışım ergimiş haldedir.

    Manto

    Litosfer ile çekirdek arasındaki katmandır. 100-2890 km’ler arasında bulunan mantonun yoğunluğu 3,3-5,5 g/cm3 sıcaklığı 1900-3700 °C arasında değişir. Manto, yer hacminin en büyük bölümünü oluşturur. Yapısında silisyum, magnezyum , nikel ve demir bulunmaktadır. Mantonun üst kesimi yüksek sıcaklık ve basınçtan dolayı plastiki özellik gösterir. Alt kesimleri ise sıvı halde bulunur. Bu nedenle mantoda sürekli olarak alçalıcı-yükselici hareketler görülür.

    Mantodaki Alçalıcı-Yükselici Hareketler

    Mantonun alt ve üst kısımlarındaki yoğunluk farkı nedeniyle magma adı verilen kızgın akıcı madde yerkabuğuna doğru yükselir. Yoğunluğun arttığı bölümlerde ise magma yerin içine doğru sokulur.

    Taşküre (Litosfer)

    Mantonun üstünde yer alan ve yeryüzüne kadar uzanan katmandır.
    Kalınlığı ortalama 100 km’dir.
    Taşküre’nin ortalama 35 km’lik üst bölümüne yerkabuğu denir.
    Daha çok silisyum ve alüminyum bileşimindeki taşlardan oluşması nedeniyle sial de denir.
    Yerkabuğunun altındaki bölüme ise silisyum ve magnezyumdan oluştuğu için sima denir.
    Sial, okyanus tabanlarında incelir yer yer kaybolur.
    Örneğin Büyük Okyanus tabanının bazı bölümlerinde sial görülmez.
    Yeryüzünden yerin derinliklerine inildikçe 33 m’de bir sıcaklık 1 °C artar. Buna jeoterm basamağı denir.

    [​IMG]

    Kıtalar ve Okyanuslar

    Yeryüzünün üst bölümü kara parçalarından ve su kütlelerinden oluşmuştur. Denizlerin ortasında çok büyük birer ada gibi duran kara kütlelerine kıta denir. Kuzey Yarım Küre’de karalar, Güney Yarım Küre’den daha geniş yer kaplar. Asya, Avrupa, Kuzey Amerika’nın tamamı ve Afrika’nın büyük bir bölümü Kuzey Yarım Küre’de yer alır. Güney Amerika’nın ve Afrika’nın büyük bir bölümü, Avustralya ve çevresindeki adalarla Antartika kıtası Güney Yarım Küre’de bulunur. Yeryüzünün yaklaşık ¾’ü sularla kaplıdır. Kıtaların birbirinden ayıran büyük su kütlelerine okyanus denir.

    Kara ve Denizlerin Farklı Dağılışının Sonuçları

    Karaların Kuzey Yarım Küre’de daha fazla yer kaplaması nedeniyle, Kuzey Yarım Küre’de;
    Yıllık sıcaklık ortalaması daha yüksektir.
    Sıcaklık farkları daha belirgindir.
    Eş sıcaklık eğrileri enlemlerden daha fazla sapma gösterir.
    Kıtalar arası ulaşım daha kolaydır.
    Nüfus daha kalabalıktır.
    Kültürlerin gelişmesi ve yayılması daha kolaydır.
    Ekonomi daha hızlı ve daha çok gelişmiştir.

    Hipsografik Eğri


    Yeryüzünün yükseklik ve derinlik basamaklarını gösteren eğridir.

    Kıta Platformu: Derin deniz platformundan sonra yüksek dağlar ile kıyı ovaları arasındaki en geniş bölümdür.

    Karaların Ortalama Yüksekliği: Karaların ortalama yüksekliği 1000 m dir. Dünya’nın en yüksek yeri deniz seviyesinden 8840 m yükseklikteki Everest Tepesi’dir.

    Kıta Sahanlığı: Deniz seviyesinin altında, kıyı çizgisinden -200 m derine kadar inen bölüme kıta sahanlığı (şelf) denir. Şelf kıtaların su altında kalmış bölümleri sayılır.

    Kıta Yamacı: Şelf ile derin deniz platformunu birbirine bağlayan bölümdür.

    Denizlerin Ortalama Derinliği: Denizlerin ortalama derinliği 4000 m dir. Dünya’nın en derin yeri olan Mariana Çukuru denzi seviyesinden 11.035 m derinliktedir.

    Derin Deniz Platformu: Kıta yamaçları ile çevrelenmiş, ortalama derinliği 6000 m olan yeryüzünün en geniş bölümüdür.

    Derin Deniz Çukurları: Sima üzerinde hareket eden kıtaların, birbirine çarptıkları yerlerde bulunur. Yeryüzünün en dar bölümüdür.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 6 Mart 2014

Sayfayı Paylaş