1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Dünyayı dize getiren Türk elçiler

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 23 Ekim 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]


    Erhan AFYONCUnun yazısı

    Ah nerede eli sopalı o eski diplomatlarımız!
    Yabancı diplomatların Osmanlı Devletinin gururu ve onuruna karşı yaptıkları teşebbüsler, Osmanlı diplomatlarının tavizsiz tavırları karşısında başarılı olamamıştı.
    Üçüncü Selim dönemine kadar yurtdışında daimi Osmanlı elçilikleri yoktu. Herhangi bir mesele olduğunda Osmanlı elçileri ilgili devlete gider ve işleri bittikten sonra geri dönerlerdi.


    KILIÇLA SELAMLAMA
    Osmanlı elçileri, yabancı ülke topraklarına girdikten sonra belirlenen güzergâh üzerinden yollarına devam ederlerdi. Her ne kadar gittikleri ülke tarafından kendilerinin emniyeti için asker, mihmandar ve tercüman tayin olunmuşsa da davranışlarında son derece bağımsız idiler. Maiyetlerine verilen tercümanların nasıl davranacaklarından askerlerin nasıl selama durmaları gerektiğine kadar her şeyi kendi anlayışları doğrultusunda düzenlerler ve aksi davranışların zuhuru halinde derhal müdahale ederek gerekli tavırları sergilerlerdi. Osmanlı elçilerinin emniyetlerini temin için yabancı devlet tarafından refakatlerine verilen askerlerin kılıçlarını çekerek selama durmalarından rahatsız olup, derhal müdahale etmişlerdi. 1748de Viyanaya gönderilen Osmanlı elçisi Mustafa Hatti Efendinin ve 1739da Avusturya ile sınırın çizilmesine katılan Ebu Sehl Numan Efendi, böyle bir hadise yaşamış ve duruma müdahale edip sorunu çözmüşlerdi.
    Mehmet Emnî Paşa da 1740ta Rusya topraklarına girdikten sonra Rus askerlerinin yalınkılıç selam durmasından, çadırı etrafında nöbet tutmalarından, trampet ve boru çalmalarından hoşlanmamış ve bu uygulamaları kaldırtmıştı. Osmanlı elçisi o kadar etkiliydi ki çariçenin çocuğu olduğu haberini alan Ruslar, Mehmet Emnîden izin almadan bu durumu kutlamak için top bile atamamışlardı. Rus topraklarında bir süre yol alan Osmanlı elçilik heyeti Petersburga nehir yolundan gitmek için gemiye bindiği zaman bir sürprizle karşılaşmıştı. Gemide haçlı bayrakları asılıydı. Osmanlı elçisi, bunun üzerine bu duruma müdahale edip, gemideki haçlı bayraklarını indirtmişti.

    DEVLET GURURU
    Diplomasi ile alakalı eserler incelendiğinde, Osmanlı Devleti’nin muhatabı olan devlet diplomatları da her fırsatta diplomat muhatabını taciz etmeyi ve onun şahsında devletinin gururu ve onuru ile oynamayı denemek istemişler fakat hemen her defasında Osmanlı diplomatlarının tavizsiz tavırları karşısında niyetlerine nail olamamışlardı.
    Sınırlarda yapılan elçi mübadelelerinde dikkat edilen husus, ilk hareketi veya ziyareti yapmamak ve muhatabını ayağına getirmek ve böylece de devletini yabancı devletler nezdinde temsil ederken onurunu da korumaktı. Mesela, 1748de Avusturyaya elçi olarak giden Mustafa Hatti Efendi, Dalya isimli şehre geldiklerinde, kendisini karşılamaya gelmeyip konağına çağıran o bölgenin generali Gaudagni Ascanusun tüm ısrar ve tehditlerine rağmen yanına gitmemişti.
    1739dan sonra Rusya ile sınır çizimi görüşmelerine katılan Ahmet Meramî Efendi, Rus generali Repnin Vasilenin ilk ziyareti kimin yapacağı ve Azak kalesinin yıkımının ağırdan alınması gibi konulardaki tavırlarına çok kararlı cevaplar vermiş ve görüşmeyi istediği şekilde sonuçlandırmıştı.

    OSMANLI ELÇİLİKLERİ
    Osmanlı İmparatorluğu Üçüncü Selime kadar diğer devletlere daimi elçi göndermemişti. Avrupa devletleriyle ilişkileri bunların İstanbulda bulunan elçileri vasıtasıyla yürütülürdü. Ancak dışa*rıda elçi bulunmaması yüzünden Avrupa hakkında sağlıklı bilgi alınamıyordu.
    Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa, Avrupayı tanımak gerek*tiğini fark eden ilk Osmanlı sadrazamıydı. Avrupa devletlerinin İstanbuldaki elçileri ile düzenli ilişki kurdu. Ayrıca Osmanlı tari*hinde ilk kez Avrupa devletlerine elçi gönderdi. Elçiler sadece askeri ve ticari antlaşma yapmaya gitmemişlerdi. Avrupalı dev*letlerin askeri gücü ve devlet yapısı ile ilgili bilgi edineceklerdi. İbrahim Paşa Viyanaya (1719), Yirmisekiz Mehmed Çelebi Pa*rise (1720-1721), Nişli Mehmed Ağa Moskovaya (1722-1723) elçi olarak gittiler. Bu elçiler gittikleri yerde gördüklerini anlatan raporlar hazırlayarak sadrazama sundular.
    Üçüncü Selim döneminde Avrupadaki Osmanlı çıkarlarını korumak için Avrupa’nın önemli merkezlerinde devamlı kalacak ikametgâh elçilikleri açıldı. İlk ikametgâh elçiliği 1793te Londraya açıldı ve ilk elçi Yusuf Agâh Efendiydi.


    OSMANLI DİPLOMASİSİ
    Türklerin savaşta kazanıp ma*sada kaybettiği klişe haline gelmiş bir sözdür. Sanki Türkler hiç diplomasiden anlamıyor, saflıkları ve bilgisizlikleri yüzünden Avrupalı diplomatlar tarafından kandırılıyor gibi anlatılır. Os*manlı İmparatorluğunun son zamanlarında bazı savaşlarda galip gelinmesine rağmen yapılan antlaşma*lardan kayıpla çıkılmıştır. Ancak bunun sebebi Os*manlı diplo*matlarının maharetsizliği değil, İngiltere, Fransa ve Rusya gibi devletlerin baskılarıdır.
    Osmanlı tarihi boyunca yapılan antlaşmalar, görüşme sü*reçleri ve uygulamaları ile birlikte iyi incelenirse çok maharetli diplomatların olduğu ve birçok antlaşmanın Osmanlı lehine neticelendirildiği görülür.
    Rektör olduktan kısa bir süre sonra üniversitesini 15-20 yıl önce kurulmuş birçok üniversiteyle aynı seviyeye getiren Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Ali İbrahim Savaşın Osmanlı Diplomasisi, Mustafa Hattî Efendinin Viyana Sefaretnamesi ve Tedbirat-ı Pesendide isimli eserlerinde Osmanlı diplomasisinin bilmediğimiz birçok yönüne ve Osmanlı elçilerinin gittikleri ülkelerde Osmanlı devlet vakurunu nasıl koruduklarına dair birçok örnek vardır.

    OSMANLI ELÇİLERİNİN HATIRALARI​

    Osmanlı elçilerinin elçilik görevlerine dair yazdıkları eserlere “sefaretnâme adı verilir. Osmanlı elçilerinin yazdığı ilk elçilik raporu Fatih döneminde Avusturyaya elçi olarak giden Hacı Zağanosa aittir. Lale devrinden sonra Osmanlı elçilerinin çoğu elçiliklerine dair sefaretname hazırlamışlardır. Osmanlı elçilerinin yazdığı sefaretnâmeler arasında en fazla üzerinde durulan eser Yirmisekiz Mehmed Çelebinin 1720-1721 tarihli Fransa Sefaretnâmesidir. Eser edebî ve tarihî kıymetinin yanı sıra, Osmanlı toplum hayatına yaptığı tesir açısından da önemlidir. Bu sefaretnâme, Osmanlı İmparatorluğunun Batıya bakışının değişmesinde önemli rol oynamıştır
     

Sayfayı Paylaş