1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Düşünce Düşmanları!

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 13 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Düşünce Düşmanları!

    Bir dizi düşünce düşmanı, teslim olduğumuz hayat akışı içinde bizi boğmaya çalışıyor.
    Onlarla ölümüne savaşmak zorundayız. Çünkü, varlığımızı onları yok ederek kurtarabiliriz:

    Sorunlara odaklanmak: Medeniyet korkunç bir iletişim ağıyla dünyanın her tarafında yaşayan sorunları gözlerimiz önüne seriyor. Her gün cinayetlerle, gasplarla, ihanetlerle sarsılıyoruz. Sorunları seyrettikçe çözümler üzerinde düşünmeye fırsatımız ve vaktimiz kalmıyor. Sorunlar o kadar büyüyor ki gözümüzde, onları çözmek haddimizin çok üzerinde görünüyor. Dolayısıyla düşünmeyi, çözüm aramayı boş bir çaba olarak değerlendiriyoruz.

    Bu genel durum bazılarında özel bir kişilik halini alıyor; bir defa yaşadıkları problemi hafızalarından çağırıp defalarca yaşıyorlar. Soruna çözüm aramak yerine, onun acısını ruhlarında tekrar etmeyi tercih ediyorlar. Bu durum stres üretiyor, stres düşünce akışını tahrip ediyor. Kısa süre sonra beyin düşünebilme kabiliyetini öldürüyor.

    Rutin işlere dalmak: Aynı yapı içinde tekrar edilen rutin işler zaman içinde düşünebilmenize engel olur. Çünkü aynı işi yaptıkça artık onun üzerinde düşünme ihtiyacınız kalmaz. İnsan beyni, uzun süre tekrar ettiğini düşünmeden yapabilir. Medeniyet hayatımıza çok miktarda rutinlik kattı. İşimize veya okulumuza her gün aynı biçimde gidiyoruz, aynı biçimde geri dönüyoruz.

    Her akşam aynı şekilde televizyon seyrediyoruz. Memursanız akşama kadar bir koltuk üzerinde oturtulursunuz, içinde çalıştığınız sistemi geliştirmeniz, yeni çözümler üretmeniz engellenir. Ya bu rutinliğe teslim olacaksanız, ya da isyankar ilan edilip dışlanacaksınız. Sıradan olmayı tercih ediyorsanız, hayatta büyük sıçramalar yapmamayı da göze almalısınız.
    Başka bir arayışı olmayanın, başka bir buluşu da olmayacaktır.

    Medeni meşguliyetler: Medeniyet her geçen gün yeni bir ilginçlik üretiyor. Zaman içinde tekniğin ve kültürün ürettiği her şeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Televizyon seyretmek zorunda olduğumuzu sanıyoruz. Spor müsabakaları, müzik yarışmaları, eğlence programları, piyangolar hayatımızın önemli bir köşesini işgal ediyor. Kendimize ömrümüzün hangi saniyelerinin kaldığını bakıyoruz.

    Üzgünüm; tüm hayatımız, hayatımızda kendimiz için kullanabileceğimiz tüm dakikalarımız işgal edilmiştir. Ne yazık ki medeniyetten kaçmak aslında daha medeni olmak anlamını kazanmıştır. Büyük bilinen insanların televizyon seyretmemeleri, spor meraklısı olmamaları, mesailerine sabah iki saat gazete okuyarak başlamamaları, magazin dedikodularının dışında kalmaları, onların eser üretebilmelerin en önemli sırrıdır.

    İdealsizlik: Niçin düşüneceksiniz? Bir gerekçeniz yoksa, Çarkıfelek seyretmek yerine kitap okumayı tercih etmezsiniz. Hayatınızın bir gerekçesi, tamamlanması gereken işleriniz olmalı ki çözümleri için düşünesiniz.

    Başkalarının size ideal kazandırmasını umarsanız kıyamete kadar beklersiniz.

    Hayatınız sizi düşünmekten uzaklaştırmışsa, kendiliğinden düşünceye geri dönemeyeceksiniz. Beyniniz tebelliğe alışkınsa özel bir çaba göstermeksizin çalışkanlığı geri getiremeyeceksiniz.

    Zevk saplantısı: Dünyanın tüm maddi ve psikolojik ihtiyaçlarımızı karşılayacağını sanmak büyük bir yanılgıdır. İnsan ruhu kainatı kuşatabilecek kadar engin bir sevgi çekirdeği taşır. Tüm kainatı gezip görmek ve ona sahip çıkmak ister. Vicdan milyonlarca yıl da sürse, bir gün sonlanacağını bildiği ömürle yetinemez, sonsuza dek yaşamak ister.

    Ruhsallığımızı ihmal ettiğimizde tüm zevk arayışımız maddi unsurlara odaklanır. Cinsellikte, yemekte, müzikte aradığımız tatmini bulamayız. Bu arayış geleceğimizi karartacak şekilde zihinsel yeteneklerimizin tahrip olmasına, başarı arayışlarını terk etmemize yol açar. Oysa toplum önünde çok başarılı olduklarını gördüğümüz insanların eğlencesiz, televizyon seyretmeden, hatta sakin bir ortamda yemek yiyemeden geçirdikleri telaşlı günleri ve geceleri olmuştur.
     

Sayfayı Paylaş