1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Duvağı açılmamış sözler bulmalıydım sana…

Konusu 'Aşk' forumundadır ve ~meLek~ tarafından 14 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. ~meLek~
    Cadı

    ~meLek~ GalataSaray'ım

    Katılım:
    15 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    3.052
    Beğenileri:
    188
    Ödül Puanları:
    3.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci (:
    Yer:
    Napcan geLcenmi ki?
    Banka:
    109 ÇTL
    Duvağı açılmamış sözler bulmalıydım sana… Rüzgâr şah damarımdan
    fısıltılar getirdi gönlüme… Usulca duydu kulağım… Kalbim dinledi
    emredileni… Bu söz damarlarıma girdi sevilen gülün dikenleri gibi…
    Sonrasında beynimde toplandı sivri uçları şaşkın tüm dikenler… Şimdi
    söylemeliyim bunu ama söyleyemiyorum… Tüm kâinat başıma toplanmış ama
    ölemiyorum… Gassalımı görüyorum… Güneşle birlikte ısıtıyor suyumu…
    Bağırıyorum gözlerimle… Görmüyor beni… Ah bir sesim çıksa… Söyleyip
    öleceğim…

    Huzurlu
    bir ses kâinatı susturuyor… Bu senin sesin… Haydi diyorsun… Birlikte
    söyleyip ölelim… Dilim çözülüyor bir anda ve tek bir ses çıkıyor ikimizden…
    …Gel!

    Almadan
    vermek için gel… Gafiller aldığını inkâr ederken gerdanında gelincik
    saklayan güvercinler gibi edebinden kanat çırpmadan gel…

    Acımasız
    insanlar anlamsız cümleler gibi canını yakınca gel… Harfler kıyamete
    çağırırken cümleleri sebepsiz öldürülen satırlar arasından gel…

    Semada
    ney susunca gel… Kalemine nefes versin ruhun… Bir kılıç gibi kuşan onu…
    Orduları dök kağıda… Mızraklara sahifeler takılınca gel…

    Gece
    gizlediklerimizi açarken gel… Sedefinden inciler saçılırken… Gönülden
    dualar mırıldanır teheccüt vakitlerinde kıyamın… sessizce… alaca karanlıkta
    zaman durunca gel…

    Bulutlar
    üşüyen kibirleriyle davetiye çıkarınca gel… Çerden çöpten bahaneler bulmasın
    yüreğin… Umutlar çağlayan gibi kaynarken ağlarım diye korkmadan gel…

    Var
    gücünle koşarak gel… Dönen dünyanın ufkuna yetişemesen de… Bıkıp dönme
    başladığın yeri beğenmezsin. Gölgeleri perişan edercesine severek gel…

    Kendine
    gidişlerinle gel… Neşesi alınmış caddelerden geçip… Gökyüzüne isyan eden
    betonlar arasından… Bir külçe ete dönsen de… Ağlayan şeytan gibi gel…

    Anlam
    zindanlarından kaçan duygularınla gel… Müebbede mahkûm suskunluğunla…
    Çaresiz… Bağdaş kurup oturmuşken dünyanın merkezine… Bu olanlar kader mi
    demeden gel…

    Dönüş
    yolu görünmeden gel… Başka çareler aramadan… Durmadan kaçarken cehennem…
    Cennet yıkılmadan gel…

    Bahane
    aramadan gel… Yonttuğun taşlar merhamet çalarken bağrından… Seni kendinden
    korkutan isyanlarınla… Günahın beyazında cesaretin bitmeden gel…

    Sana
    secde eden meleği severken gel tertemiz yüreğinle… İlk hissettiğin ten
    gibi… El değmemiş ellerinle gel…

    Bazen
    boğazına yapışır hayat insanın… Tüm verdiklerini söküp alırcasına… Tüm
    dünyayı kana boğacak kadar kin hissedersin damarlarında… Saygıyı bir hançer
    gibi sokarsın muhatabının yüreğine… Herkesi düşman bilince gel…

    Bu
    gidişle bela olacağım senin başına… Cehennemde odun bırakmaz taşırım
    ocağına… Yani tüm yolların sonunda… Hediye canım yanımda… Yüreğim sen
    yalnız git! Benim niyet yeni hayata…

    Özgürlük
    haline ağlarken gel… Sömürü çarkları durmadan nefsini bilerken… Sen
    düşüncesiz toprağın çamur olurken… ruhuna ada kendini İsmail gibi tereddüt
    etmeden gel…

    Öte
    dünya bir bebeğin gözlerinden bakınca gel… Merhamet kurşunu yüreğini param
    parça ederken… Geçmişten geleceğine gidince… Tüm fal oklarını zamana
    batırınca gel…

    Ağıtların
    rüyalarına kalınca gel… Farkına varmadığın gözyaşlarınla… Bir dünya… Bir
    söz bitmez… Dönüp durdukça âlem semada… Bir koku bir rüzgâr özletince
    gel… Mecnunun çöllerinden Ferhatın dağlarına… Bir türkü gibi dolaşırken
    aşk… Bir damla gözyaşı seni yaşatırken gel…

    Unuttuğun
    tövbelerinle gel… Canını yedeğine alırken… Gönül ölümden ölüm çıkarırken
    kalan hayatı yüklenip birden bir olmak için gel…

    Bitmeyen
    yangınlardan artakalanları toplayarak gel… Yapmadığın her şey için suçlu ilan
    edilirken… Tercih ettiğin hayatlar birer birer kayarken… Ya da umut gibi
    avucundan uçarken… Üstlendiğin tüm suçlarınla gel…

    Yokluğunla
    gel… Yoksunluğunla… Sürekli sessizlik bağrında ve güneşin çaresiz gölgesi
    yanında… Deliler ağlarken bayramlarda… Hasret ölüme can katarken gel…

    Kalabalık
    mezarlarda sinsi rüyalar büyürken gel… Tek kişilik yalnızlık olmaz…
    Yalnızlığın yalnızlık arayınca gel…

    Doğacak
    umutlarım uğruna soğuk bir merdiven basamağında bekliyorum ben sevdayı…
    Paylaşılacak bir hayatı… Kanatılan duayı ve yaşanması gereken tüm acıları…

    Dünyanın
    yüzü gülünce gel… Gece bulutları gibi mahzun dururken… Belirlenen vakitler
    sınırdan geçerken… Çemberde heyecan bitince gel…

    Göz
    arşı görmez olunca gel… Cenneti süsleyen meyveler yasaklanınca… Aşk
    acıyken… Ve sevgi zehirliyken… Varlığın sebebini bulunca gel… İşlediğin
    günahların hatırına dağları titreten benliğinle gel…

    İkiyüzlü
    yüzünle gel… Yaşamın her anınla… İsteyince küller de yanar bilirsin…
    Kabul etmekten bıktığın zincirlerinle gel…

    Süslü
    gözlerde sokak şarkıları duyunca gel… Tüm iyilikler bitince… Umuda çevir
    gülü… Üzülme deme… Yağmurdan mektup alınca gel… Zaman sensiz de dursun…
    Sen… Ne olursun gel…

    Aşk
    imkânsız olmadan gel… Zor umutların çoğalmadan… Maşuklar pervane olup
    sonsuza uçarken… Kalbindeki ateş sönmeden gel… Bağrın taşa dönmeden gel…

    Çağırdığın
    seni çağırınca gel… Aradığın seni ararken bulmaktan korkma… Ham meyveleri
    dalında bırak… Sözü kısa kesip dinlemeye gel… ​
     

Sayfayı Paylaş