1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Duygular Ve Ergenlik

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve Suskun tarafından 22 Mart 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Duygu ve Ergen​


    “Belirli nesne, olay ya da kişilerin, bireyin iç dünyasında uyandırdığı izlenimler” olarak tanımlanan duygu; üzüntü, dehşet, acı, öfke, mutluluk, sevinç, şaşkınlık, pişmanlık vb… gibi çok çeşitli olmasına rağmen, insanın 4 temel duygusu vardır. Bunlar korku, sevinç, üzüntü ve öfke dir. Erkek ya da kadın, genç ya da yaşlı, dünyanın herhangi bir ülkesindeki tüm insanlar bu duyguları yaşarlar.

    Bazı toplumlarda cinsiyet farklılıklarına göre duyguların yaşanmasına izin verilmekte ya da verilmemektedir. Kızların gülmelerine ya da kızmalarına izin verilmezken ağlamaları normal karşılanabiliyor. Tam tersine de erkeklerin korkmalarına izin verilmezken öfkelenmeleri normal karşılanmaktadır.

    İnsan topluluklarında saf, tek başına duygular yaşanmaz. Duygularla ilgili düşünceler de vardır. Korku için kötü, sevinç için iyi gibi yakıştırmalar yapılır. Aslında duygunun iyisi kötüsü doğrusu yanlışı olmaz. Sadece duygu vardır... Hissetmek vardır…

    İnsanlarla anlaşabilmek için en önemli şartlardan biri de onların ne hissettiğini bilmektir. Karşınızda sizi anlamayan biri olduğunu düşünün... Düşüncelerinizi ifade etmek bir kenara sizin üzgün olduğunuzu bile anlamıyor… Bu konuşma ya da paylaşım nereye kadar devam eder... Siz ona “üzgünüm, canım yanıyor” derken; o size “yok ya bu karar üzgün olma, takma kafana” derse, ne hissedersiniz? O insanla ne kadar anlaşabilirsiniz?

    Ergenlik dönemi bilindiği üzere insan hayatındaki önemli dönemeçlerinden biridir. Biyolojik, sosyal, bilişsel açıdan büyük değişimler gösteren ergenler, duygusal anlamdaki değişikleri de yoğun yaşarlar. Özellikle de ana-babaları ve yakın çevreleriyle…

    Bu dönemde ana-babalar çocuklarının yaşadığı duyguları anlamakta zorlanmakta ve onları sinirli, gergin, laf dinlemez vb… olarak değerlendirmektedirler. Ana-babalar onların hangi duyguları yaşadıklarını göremiyor ya da görmezden geliyorlar. Ergenlerle sağlıklı ilişkiler kurabilmek için öncelikle ana-babanın kendi duygularını tanımaları gerekmektedir. Duygularını ifade edebilmeleri ve başkalarının duygularını kabul etmeleri gerekmektedir. Kendi içinde ve çevresinde yaşananlardan haberdar olmaları gerekmektedir.

    Üzüntü, dehşet, acı, öfke, mutluluk, sevinç, şaşkınlık, pişmanlık vb… gibi çok çeşitli duygular yaşanmasına rağmen, ergenin yaşadığı en temel duygu; korku ve hüzündür. Çocuklukla yetişkinlik arasında olmak ergenin bu duyguları hissetmesine neden olur. Ancak ergen korkularını yansıtmaz bunun yerine öfkeyi gösterir. Çoğu zaman öfkesinin altında yatan neden aranmadığından sürekli iletişim problemleri yaşanır.

    Duygusal açıdan ergeni etkileyen olumsuz ebeveyn yaklaşımları;

    Duyguları Göz Ardı Etmek:
    Bu yaklaşımda anne-babalar ergenin duygusal sıkıntılarını küçümser ve kendiliğinden geçmesini bekler. Duygusal anları ergene yakınlaşmak için fırsat olarak kullanamazlar.

    Duyguları Fazlasıyla Serbest Bırakmak:
    Bu tür anne-babalar ergenin ne hissettiğinin farkındadır ancak hiçbir şeye karışmazlar. Üzüntü ya da öfkesini anlamaya çalışmazlar hatta bunu gidermek için pazarlığa ya da rüşvete başvururlar.

    Duygulara Saygı Göstermemek:
    Bu yaklaşımda olan anne-babalar ergenin yaptığını onaylamaz hatta cezalandırır. En küçük bir huysuzluk belirtisinde bile ceza verilir. Ergene öfkeyle bağıran anne-babalardır.

    Bu olumsuz ebeveyn yaklaşımları kullanıldığı sürece, ergenin duyguları tam olarak anlaşılamaz ve iletişim sorunları yaşanır. Duygusal gelişimi devam eden ergeni desteklemek, kendisiyle barışık olmasını sağlamak, kendisiyle ilgili olumlu düşünceler geliştirmesini sağlamak ancak ve ancak onun yaşadığı duyguları anlamaktan geçmektedir. Mevlana’nın dediği gibi;

    Aynı dili konuşanlar değil,Aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir ...


    [​IMG]
    Şafak UZUN
    İzmir
    Psikolojik Danışman
    Çocuk, Ergen ve Yetişkin Danışmanı
     

Sayfayı Paylaş